Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Prof. Dr. Şerif Mardin

ibrahim fırat | Perşembe, Mayıs 14, 2015 | 0 yorum

Prof. Dr. Şerif Mardin
Yaz mevsimi haziran ayının sonunda, İstanbul-Dedeman otelindeki "Gazeteciler ve yazarlar vakfı" ismi altında kurulan vatan-iman hizmetinin gününde bulunmak için Gaziantep İstanbul arasındaki binden fazla kilometreyi otobüsün koltuklarında adeta uçarcasına gelmiştim.

Davetiye aldıktan ve yollara koyulduktan sonra, hayal ettiğim, arzu ve iştiyak duyduğum rehber simayı temaşa etmekle bahtiyar olmuştum.

Dedeman'ın lobisindeki koltuklarda oturan doksan yaşındaki Kasım Gülek'in yanına hürmetle yaklaşmıştım. Adana'lı devlet adamı, tam dokuz sene genel sekreterlik yapmış olan bir kişiydi. Çocukluk ve gençlik günlerimin unutamadığım isimlerinden Kasım Gülek'e Nur Risaleleri ismindeki şaheserlerden ve bu eserlerin azizler azizi müellif ve yazarından bahsettiğim zaman bana:

"Said Nursi'nin namı zamanlar geçtikçe daha da artacaktır. O çok büyük bir insandır. Bugün vatanımızın bu büyük adamını bütün dünya okumaktadır!"

Gülek, ismimi ve mesleğimi sorunca, kendilerine ismimi söyleyerek, tam çeyrek yüz yıldır, Bediüzzaman'ın hayatı gayesi hatıraları eserleri üzerinde çalışan ve on taneyi aşan kitaplarımdan bahsedince, ihtiyar delikanlılardan olduğu belli olan Gülek, "çok çok enteresan, bu kadar mühim ve hemen dikkat çeken bir meseleyi nasıl buldun? Şimdi hatırlıyorum. Şerif Mardin'in kitabından isminizi hatırladımç Mardin'in eseri de çok kıymetli ve ciddi bir çalışmanın mahsulü. Şerif Mardin'le nasıl tanışıp da görüşmeler yapmıştınız?"

Yakın günlerimizin tanınmış siyaset adamına, 1978'lerde tanıştığımız Prof. Dr. Şerif Mardin'le on seneden fazla bir zaman uzantısı içinde Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Talebeleri bahsinde uzun uzun bir çok görüşmelerimiz olduğunu söylemiştim. Gülek telefonumu ve adresimi alarak, tekrar tekrar Ankara'daki ikametgahına ısrarla davet etmişti.

Şerif Mardin, 1989'da Amerika'nın New York şehrinde "Religon an Social Change in Modern Turkey. The Case of Bediüzzaman Said Nursi" ismindeki kitabıyla bütün dünyaya Nur Üstad Bediüzzaman'ı tanıtan gerçek bir ilim adamı olarak, bahtiyar bir şahsiyettir. Üç yıl snra bu değerli eser, İletişim yayınevi tarafından Türkçe'ye çevrilerek de neşredilmişti.

Yıldızlar gibi parlak Cemil Meriç bveyefendiyle 1975 senesinde İstanbul-Göztepedeki devlethanesinde tanışmıştım. Bu tanışmadan sonra, bu aziz mütefekkirin sanki hanesinin ve ailesinin bir ferdi olmuştum. Belki ebediyete göçtüğü günlere kadar on seneden fazla ilim-irfan-iman dolu yuvaya her zaman sanki bayrama gider gibi, gider gelirdim. Mert-Kahraman-ciddi, bir ilim-irfan abidesiydi sanki Cemil Meriç Hoca. Taşıdığı soy ismindeki nehir gibi, gürleyen bir şelale gibiydi Meriç.. Bin yıllık çok muhteşem geçmişimizin, çok çok müstesna bir temsilcisiydi. Dimetoka müftüsünün aziz torunu Reyhanlı'lı Cemil Meriç...

Şerif Mardin, ilk defa kendileriyle Said Nursi ve Nurculuk bahsini konuştuğu zaman, bir sosyolog olarak, bu meseleyi araştırmasını hatırlatmıştı merhum Meriç..

O yıllarda haftanın bir gününü zannediyorum perşembe günü biz nur talebelerine ayırmıştı. Cemil Meriç Hoca'ya Said Nursi meselesiyle alakalı olarak kitap yazan, bir çok yalancılardan- sahtekarlardan bahsetmiştim.

"Allah korusun hocam, bu yeni çalışma da mazidekiler gibi, bir iftiraname veya heyezanname olmasın! diye bir çıkış yaptığımda, aziz insan bana "Şerif Mardin namuslu bir sosyologtur" şeklinde dakikalarca anlatılacak bir tanıtmayı bir vecizeyle cevaplandırmıştı.

Rahmetli Meriç hocanın bu şahane vecizesini geçen yıllarda ayniyle görmüştüm. Mardin beyefendiyle gerek Boğaz'da, gerek Boğaziçi Üniversitesinde, Cihangirde, Cağaloğlu, Bağlarbaşı ve Beyazıt'taki Risale-i Nur medreselerindeki görüşmelerimizde, hakikati arayan, sorup, soruşturan namuslu, hem de çok ciddi bir ilim adamı olarak müşahede etmiştim.

Daha sonraki senelerde Şerif Mardin'in eserini Türkçe olarak yayınlayan iletişim yayınlarının müdürü fahri Aral beyefendi'de aynı ciddiyet ve namus faziletini görmüştüm.

Risale- Nur şaheserlerinin  ilk yazıldığı 1927 senesinden 1994'e kadar geçen günler içinde, geçen merhalelerden birisi de, bana göre Şerif Mardin beyefendinin New York'ta  yaptığı neşriyat olmuştur. Çünkü gerek edebiyatta, gerekse tarihte zaman, mekan ve mesafe çok mühim unsurlardır. Bir sözü kim demiş, kime demiş, ne zaman demiş? Bütün bunlar ehemmiyetlidir. Hep düşünürüm: Bugün altı-yedi yaşındaki bir çocuğun eline ay yıldızlı bayrağımızı versek, Topkapı'daki surların üzerine dikmesini söylesek, minin çocuk bu vazifeyi gayet rahat yapabilir. Yaptıktan sonra da hiç bir şey lazım gelmez.

Bahsini ettiğimiz bayrak dikme meselesinin, bir de 1453'ün 29 Mayıs günü dikilmesi vardır. Ulubatlı Hasan, bayrağı diktikten sonra, orada yediği oklarla şehit düşüyordu. O mutlu günde Ulu Fatih Hazretleri, orta çağı kapatıp, yeni yağı açıyordu. Efendimiz (s.a.v.) müjdeli mucizesini tahakkuk ettiriyordu. Kur'andaki "Beldetü'n-Tayyibetün" kudsi manası ve ebced hesabıyla 857 rumi tarih olarak çıkıyor ve Büyük Fatih tecelli ve tahakkuk ediyordu.

Nur Risaleleri elli sene polis takibinde; karakol, falaka, mahkeme ve hapishane çileleri olarak devam etti. Sonunda zafer Kur'an Nurlarının oldu. Çünkü Allah (c.c.) nurunu tamamlamayı İlahi bir vaad şeklinde ferman buyurmaktadır.

Şerif Mardin'in kitabının kapağı da çok nefis, çok manalı bir kompozisyondur. Eserin kapağında nazlı hilalimiz ve al renkli bayrağmız ve ümit yıldızı şeklinde parlayan yıldızımız. Türkün şerefli bayrağının sağ tarafında Cenab-ı Hakk'ın mukaddes ismi "Allah" İslam yazısıyla ve yeşil zemin üzerinde, beyaz, İslam Harfleriyle yazılmış.

Bizim ailemiz bundan tam yüz sene evvel, Mardin'den buraya yani İstanbul'a gelmiş.

Ailemiz yüz sene önce Mardin'in ulemalarından imişler. Kendileri hep Mardin'de okumuşlar. O zamanlar oraları büyük ilim merkeziymiş. Ama büyük babamın babası Mardinizade Arif beyin babası artık bundan sona başka yerde okumak gerekir, diyerek çocukların, yeni açılan mekteb-i hukuka göndermiş. Onlar da İstanbul Hukuk'ta okumuşlar. Bir kısmı profesör olmuş, bir kısmı ise idareci olmuşlar. Böylece babam da idareci olmuş. Aile; Mardin'deki Kasımiye Medresesinde 600 seneden beri müderrislik eden şahsiyetler yetiştirmiş olan ve içlerinde veliler de bulunan bir topluluktur. 



Yazar: Necmeddin Şahiner

Hatıralarda Bediüzzaman - Vural Yayıncılık



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

0 yorum

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if