Bonzai ve Zararları Nedir? sinema

Derviş Bohçası

ibrahim fırat | Perşembe, Ekim 29, 2015 | 2 yorum

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in devri saadetinde Yemen'de yaşayan Veysel Karani k.s. hazretleri, Efendimiz (s.a.v.) ile zahiren görüşememiştir. Fakat Efendimiz'e derin bağlılığı ve sevgisinden ötürü manen veya rüya yoluyla O'nunla görüşmüş ve manevi terbiyesine girmiştir. Bu durumdan ötürü zahiren görüşemediği halde Hz. Peygamber (a.s.v.)'in ya da bir mürşidin ruhaniyetinden feyz alma yoluna tasavvufta "Üveyslik", böyle kişiler de "Üveysi" denir.


Derviş Bohçası


Bir kişinin Üveysi sayılabilmesi için Peygamber Efendimiz s.a.v.'den, Veysel Karani k.s. hazretlerinden, Hızır Aleyhisselam'dan ya da bir mürşid-i kamilin ruhaniyetinden manen feyz alması gerekir.

Tasavvuf tarihinde pek çok veli Üveysidir. Mesela İbrahim b. Edhem k.s. hazretleri Hızır Aleyhisselam'dan Bayezid-i Bistami k.s. hazretleri Cafer-i Sadık r.a.'ın ruhaniyetinden, Ebu'l Hasan Harakani k.s. hazretleri on iki yıl boyunca Beyazid-i Bistami k.s. hazretlerinin ruhaniyetinden, Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri ise Abdülhalik Gücdevani k.s. hazretlerinin ruhaniyetinden feyz almışlardır.

Rivayet edildiğine göre Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri Buhara'daki mezarları ziyareti esnasında, mezarların başında bulunan lambalarda yağ dolu olmasına rağmen fitil hareket ettirip yağa bulanmadığı için ışığın az olduğunu fark etti. Yüzü kıbleye dönük bir vaziyette otururken bir ara kendinden geçen Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri, büyük bir tahtın üzerinde yüzü peçeli bir zatın oturmuş olduğunu, tahtın etrafında da birçok kişinin bulunduğunu müşahede etti. Tahta oturan kişinin Abdülhalik Gücdevani k.s. olduğu kendisine bildirildi. Sonra Abdülhalik Gücdevani yüzündeki peçeyi kaldırıp Şah-ı Nakşibend hazretlerine seyr ü süluka dair şunları şöyledi:

"O gördüğün lambalar sana bir işarettir. Sende bu yol için kabiliyet var ama kabiliyet fitilinin hareket ettirilmesi lazım ki aydınlık olsun ve manevi sırlar zuhur etsin Daima dinin emir ve yasaklarına uymak, azimet ve Sünnet ile amel etmek, ruhsat ve bid'atlarından kaçınmak gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sözlerini rehber edinmek, sahabenin sözlerini öğrenmek gerekir."

Şah-ı Nakşibend hazretleri kendisinden yaklaşık 250 yıl önce yaşayan Abdülhalik Gücdevani hazretlerinin ruhaniyetinden feyz aldığı için Üveysidir.

Tasavvuf eğitimi, kısaca nefs terbiyesinden ibarettir. Bu sebeple mürşid-i kamiller müritlerini yetiştirirken öncelikle onların geçmişlerinden getirdikleri kötü alışkanlıklarını, önyargılarını yok ederler. nasıl ki kirli suyla dolu bir kap önce boşaltılır, sonra temizlenir ve yeniden temiz su ile doldurulursa, kalp de böyledir. Önce yıllardır biriktirilen kötü huy, alışkanlık ve düşüncelerin boşaltılması gerekir. Bu işlemin tabii bir unsuru olarak, tasavvuf yoluna giren kişi güzel bir niyet ile kendisini Hak'tan uzaklaştıracak arkadaşlarını da terk etmeli, görüldüğünde Allah'ı hatırlatacak yeni arkadaşlar edinmelidir. Yani iç dünyada gerçekleşen temizlik dış dünyada da yapılmalıdır.

Yirmi altı tarikattan el aldığı bildirilen Abdulvehhab eş-Şa'rani k.s. hazretleri (1493-1565) Kahire doğumlu olup ilk tahsilini babasının yanında almış ve daha sonra elinden fazla hocadan ilim okumuştur. Otuz iki yaşındayken adına yaptırılan medresede binlerce talebeye ilim okutmuş ve irşad faaliyetlerini yürütmüştür. İlimdeki liyakati ile meşhur olan Şa'rani hazretleri pek çok alanda eser vermiştir. Tabakatü'l Kübra adlı eserinde Sahabe Efendilerimizden başlayıp kendi dönemine kadar yaşamış olan alim ve velilerin hayat hikayelerini, sözleri ve hallerini nakletmiştir.

Abdülvehhab eş-Şa'rani k.s. söz konusu kitabu yazma sebebini şöyle anlatır:


"Bu eser Allah yolunda kendilerine uyulan evliya zümresinin menkıbelerini derlediğim ve hallerini anlattığım bir kitaptır. Sahabelerden ve Tabiinden başlayarak hicri dokuzuncu asırda ve onuncu asrın bir kısmında yaşayan zatları aldım. 

Bu eseri yazmamdaki gayem, tasavvuf deryasına dalan bu topluluğun yolunu tanıtmaktır. Bir de hal ve makamlarındaki edepleri bütün inceliği ile anlatabilmektir."

Yazar: Cihat Ceylan


{Semerkand} Aylık tasavvufi dergi - yıl 17 - sayı 201 - Eylül 2015



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

2 yorum:

  1. Tasavvufta gaflet en büyük musibetlerden biri olarak görülür. Devamını Oku: http://www.nasihatler.com/nasihatlerden/dervis-bohcasi.html

    YanıtlaSil
  2. samet kısa kaya30 Ekim 2015 13:04

    güzel bir tasvvuf yazısı olmuş, bende etkilendim en kısa zamanda bahsettiğin kitabı okuyacam...

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if