Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Dini Levhalar Süs mü?

ibrahim fırat | Çarşamba, Ekim 28, 2015 | 0 yorum

İslam'i Levhalar Hakkında


Bir Mümin aslolan, Allah'ın Yüce ismini, ayetlerini, Peygamber aşkını gönlüne nakşetmektir. Bununla birlikte Allah'ı, Peygamberi'ni, ilahi buyruk ve ahlakı hatırlamak için dini levhalar satın alınması, bulundurması meşru ve normaldir. Fakat günümüzde dini levhalar hususunda bazı can yakıcı sorunlar da bulunmaktadır.

Tarih boyunca müminler sürekli Allah'ı zikretmek, O'nun emir ve yasaklarına göre hayatını tazim etmek istemişlerdir. Bunu gerçekleştirebilmek için Allah Teala ile irtibata vesile olan her şeyi yüksek bir tazim ve ihtiramla karşılamışlardır. Bunun güzel ve göze çarpan bir örneği olarak mescitleri, ev ve işyerlerini donattıkları tabloları görmek mümkündür.

Dini Levhalar Süs mü?


Bu tablolarda çoğu zaman Cenab-ı Hakk'ın İsm-i Celali, ayeti kerimeler, Esma-Hüsna, Efendimiz s.a.v.'in  ismi,, kelime-i tevhid gibi mukaddes isim ve kelimeler yer almaktadır. Müslüman sanatkarlar bu hususta, büyük özen göstererek en güzel nakışlarla, en ince işçilikle, her bir çizgisinden edep ve muhabbet süzülen sanat harikalarını meydana getirmişlerdir.

Diğer taraftan, günümüzde özellikle seri üretimle yapılan ve bir ticari ürün haline gelmeye başlayan dini tablo ve biblolar, üretilme, dağıtım ve pazarlanma hem de esas maksadına uygun kullanım bakımından yeninden üzerinde düşünülmesi gereken hususlardır. 

Niçin dini levha?

Önce, yüzyıllar boyunca neden bu tarz tablo ve levhalar yapılmış, camiler başta olmak üzere mekanları tezyin etmiş, buna bakalım.

Nefsinin dizginlerini tutmayı, şeytanın ayartmalarına kapılmamayı dileyenler için kainatta Rahman'ı hatırlatan, günahlardan sakındıran sayısız delil vardır. Bunlar bazen kişinin dara düştüğü, savrulmanın eşiğine geldiği zamanlarda imdada yetişen bir nevi ilahi yardımlardır.

Mesela Yusuf (a.s.)'ın Züleyha ile yaşadığı büyük imtihanda Cenab-ı Hak onu bir burhanla koruduğunu haber vermiştir. Ayet-i kerimede mealen şöyle buyrulmuştur: "Doğrusu hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de... Eğer Rabbinin burhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti.  Biz ondan kötülüğü ve fuhşu gidermek için böyle yaptık. Çünkü o ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı." (Yusuf,24)

Burhan ile ilgili alimlerimiz çeşitli tefsirler yapmışlardır. Özetle burhan, kişiyi uyaran, Hak ve hakikati hatırlatan maddi ve manevi deliller kanıtlardır. Dini tablolardaki mübarek isim, sıfat ve kelimeler de bir nevi burhanlardır.

Mesela duvarında "el-Emin: Tam güvenilir, tam dürüst" vasıflı Peygamberimiz'in pak ismi yazan bir esnafın, dürüst ticaret konusunda kendini uyarmak istediği düşünülür. Evine girerken kapının üstünde veya karşısında Besmele levhasıyla karşı karşıya gelen bir mümin hem Besmele okuyarak girmeyi, hem de Allah'ın adıyla girilen evde O'nun rızasına aykırı bir şey, mesela zulüm olmayacağını hatırlar.  Bu açıdan, ibret nazarıyla bakabilenler için dini tablolarda yer alan ifade, ibare ve isimler muhafaza edici bir tesire sahiptir. Maksat budur, böyle olmalıdır.

Cenab-ı Hak, Zariyat suresinde mealen "hatırlamak mümünlere fayda verir" buyurmaktadır. Burada öncelikle sözlü hatırlatma kastedilmekle birlikte, her türlü hatırlama ve hatırlatıcıların da fayda kapsamına dahil olduğunu söyleyebiliriz. Mesela cami girişlerinde yazan "Oraya emniyet ve selametle girin." (hicr, 46) ayeti celilesi, cennet ehline söylenen bir söz olması itibarıyla kişiye hem cennete götürecek bir mekana girdiğini hatırlatır hem de cennet misali bu mukaddes mekanın edeplerine riayet ederek mescitte bulunması gerektiğini tembihler. Böylece dünya işleriyle meşgul olduğu halde camiye yönelen müminin kalbini toparlamasına, dünyayı geride bırakmasına, huşu ile namaza ve Rabbine yönelmesine vesile olur. 

Kültürümüzde levhalar

Cami içinde de Kur'an-ı Kerim'den sure ve ayetler yine aynı  maksatla naşedilmiş veya tablo halinde yerleştirilmiştir. Mesela ihlas suresi ve Ayete'l-Kürsi hemen hemen her camimizde bulunur. İhlas suresi Allah'ın bir olduğunu, hiçbir şeye muhtaç olmadığını, her şeyin O'na muhtaç bulunduğunu, doğmayıp, doğrulmadığını, hiçbir şeyin O2nun dengi olmadığını bildirir. Ayete'l-Kursi de Allah'ın birçok sıfat ve esmasını ihtiva eder. Dolayısı ile müminler camiye her girdiklerinde Allah'ın azametini, isim ve sıfatlarını hatırlarlar. Böylece akidelerini sürekli tashih eder, tevhid üzere bulunmaya özen gösterirler.

İslami kültürümüz, tarih ve ahlak kitaplarımız dini levhaların kullanılmasını dolaylı olarak teşvik eder. Mesela peygamberler tarihi kitaplarında anlatıldığına göre Hz. Adem a.s. yeryüzüne indirildikten sonra Cenab-ı Hak'tan Efendimiz (s.a.v.)'in hatırına affolunmayı talep etmiştir. Allah Teala "Muhammed'i nereden biliyorsun?" diye sual ettiğinde, cennetin kapısındaki "La ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah" levhasını gördüğünü söylemiştir.

Sohbet geleneğimiz içinde defalarca dinlediğimiz bu kıssa, Efendimiz (a.s.v.)'in Cenab-ı Hak katındaki yüksek mertebesini anlattığı gibi, ibret almak kaydıyla bu tür levhaların vesile olabileceğini hayırlara da işaret eder. Hz. Adem (a.s.)'ın tövbesinin kabul edilmesi de Cenab-ı Hakk'a bu ilticası neticesinde gerçekleştirmiştir.

Zühd yolunun önderlerinden büyük sufi Bişr-i Hafi k.s.'nin hidayet ve velayetine  de Besmele yazılı bir kağıdın vesile olduğu anlatılır. Tezkirelerde zikredildiği üzere Bişr, sarhoş bir halde evine dönerken üstünde Besmele yazılı bir kağıt bulur. Allah'ın isminin yerde olmasını yakıştırmaz. Kaldırır. Öper temizler, güzel kokular sürer ve yüksek bir yere asar. O gece salihlerden bir zata rüyasında Bişr'i bulup şunları söylemesi istenir: "İsmimi temizleyip arındırdın, biz de seni temizledik arındırdık. İsmimi yücelttin, biz de seni yücelttik. İsmime güzel kokular sürdün, biz de seni güzel kokulu hale getirdik. İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyada da ahirette de temiz ve güzel bir hale getireceğim."

Bu zat Bişr-i bulur, rüyasını anlatır. Bişr tövbe eder. Kendisini ilme ve zikre verir. Kısa zamanda öyle bir manevi hale kavuşur ki, ömrünün sonuna kadar hem halk hem seçkin kişiler hayır duasını almaya, onun irfan sofrasından nasipdar almaya çalışır. Evet; Bişr-i Hafi k.s. yerdeki Besmele'ye hürmet ederek, kıyamete kadar menkıbe ve nasihatleriyle yaşayacak, ismi anılacak ulu bir veli olmuştur. 

Hürmetin sebebi


Din gayretli ve ilahi muhabbet sebebiyle ecdadımız hat sanatına büyük önem vermiş, mekanlarını her biri muhabbet ve zarafet abidesi hatlarla, levhalarla tezyin etmiştir. Elbette bunu yaparken son derece hürmetkar davranmıştır. Hat sanatkarlarının meşk etmeye başlamadan önce ve meşk esnasında titizlikle riayet ettiği edepler vardır. Konuyla ilgili kitaplarda bu edepler uzun uzun anlatılır. Günümüzün seri üretim işlemlerinde en başta bu edep ve hürmetin zayi edildiğini biliyoruz. Belki de üzerinde ayet-i kerime ve mübarek isimlerin yazılı olduğu levhaların tesirsizliği, üretimde başlayan, dağıtım ve satışta devam eden bu hürmetsizlikle ilişkilidir.

Ayet ve mukaddes isim levhalarına hürmet elbette temelsiz değildir. Allah Teala'nın bir ismi de"el-Kuddüs"tür. Bu isim mucibince Cenab-ı Hakk'ın zatı mukaddes olduğu gibi, Allah ismi ve diğer güzel isimleri de mukaddestir. Kitapları, ayetleri, peygamberleri, Salih kulları da Allah'a olan nispetleri nedeniyle mukaddes ve mübarektir. Bütün bunlar "şeair-i İslam'dandır. Hürmete ve saygıya layıktır. Lafzatullah'ın, Esma-i Hüsna'nın, ayrıca ayet ve İsm-i Nebi yazılı levhaların baş köşelerinde, cami ve başka binalarının en önemli yerlerinde bulunması bu sebepledir.

Allah'ın ayetlerini, isimlerini O'nun Peygamberi'ni ve sahabilerini sevmek ve hürmet etmek, Allah için sevme amelini işlemektir. Bu sevgi ve hürmet elbette karşılıksız kalmaz ve Mevla'nın ihsanını celbeder. Bişr-i hafi k.s.'nin kıssası bunun güzel bir örneğidir. Osmanlı tarihçisi Mehmed Neşri de "Cihannüma"da ecdadımızın mukaddesata hürmetine dair çarpıcı bir önrek anlatır. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin Mushaf-ı Şerif'e karşı şu ihtiramı tam bir gönül işidir ve edebin kemali olsa gerektir:

Osman Gazi bir gece gönül sultanlarından Şeyh Edebali'nin evinde misafir kalır. kaldığı odada, duvarda bir Mushaf-ı Şerif asılıdır.  Osman Gazi hane halkı istirahate geçtikten sonra abdest alır, Mushaf-ı şerif'den yana dönüp huşu ve huzurla sabaha kadar el kavuşturup bekler. Bir ara uyku ve uyanıklık arasında Şeyh hazretlerinin koynundan bir ayın doğduğunu, ardından kendi karnından büyük bir ağacın çıkıp alemi tuttuğunu, gölgesinde nice dağların bulunduğunu, nehirlerin aktığını ve pek çok insanın kaynaştığını görür.

Osman Gazi bu rüyasını Şeyh Edebali'ye anlattığında; "Müjdeler olsun! Hak Teala sana ve evlatlarına saltanat verecek. Bütün dünya evladının himayesinde olacak inşallah. Kızım Mal Hatun da sana eş olacak." demiştir. İrfan sahipleri adaletle 600 sene hüküm süren Osmanlı devletini Osman Gazi'nin Allah'ın kitabı'na gösterdiği o saygının bir bereketi olarak yorumlamışlardır.

Günümüzde dini levhalar

Günümüz dini tablolarına gelince, başta dile getirdiğimiz gibi burada bir takım problemler bulunmaktadır. İş sanayi eliyle yürümeye başlamış ve bu sahada bir sektör oluşmuştur. Her işin başı olan niyet, belki de günümüzde bu meselenin  en büyük problemini teşkil etmektedir. Müslümanların yönelim ve talebini gören şirketler, üretim, dağıtım ve pazarlama aşamalarında herhangi bir hassasiyet göstermeden tamamen ticari maksatlarla hareket etmektedir. 

Matbaa veya dijital baskı ortamlarında yerlerde ayak altında kalan, çöpe giden, satıcılarda en uygunsuz tablolarla bir arada tutulan ayet ve isim levhaları bu hürmetsizliğin sadece bir kısmı. Diğer taraftan sadece bir aksesuar olarak görülerek ev ve iş yerlerine asılan, hatta haram işlerin icra edildiği mekanların ve yatak odalarının duvarlarını süsleyen ayet levhaları nerelere savrulduğumuzu da yüzümüze çarpıyor.

Diğer taraftan, Lafzatullah, Esma-i Hüsna, İsm-i Nebi bibloları raflarda satılan sıradan birer nesne haline gelmişse, dil alışkanlığı ile o bibloda ki ismi anarak "Şu kadara olmaz mı?" diye alıcı ile satıcı pazarlık vaki oluyorsa, hatta böyle bir ihtimal dahi varsa ne alıp ne sattığımızı bir kez daha düşünmemiz gerekir. Asırlardır ümmetin bu konulara nasıl yaklaştığı, neleri yapmaktan kaçındığı bize rehber olmalıdır. Ecdadımızın kubbelere ve minare külahlarına dahi neden Lafzatullah takmadığı, hilal veya lale motifini tercih ettiğini düşünmemiz gerekir. 

Kısaca, dini tablolar birer hatırlatma, ibret ve intibah vesilesi olması bakımından güzel ve iyidir. Fakat bu ihtiyacın gerekli hassasiyet ve hürmetin gösterilerek karşılanması, üreticinin ve kullanıcının sadece ticari bir mal yada aksesuar olarak görmemesi, yazıların muhtevasını dikkate alması son derece önemlidir. 

Ne Yapalım?

* Aldığımız ve astığımız levhaların manasını öğrenmeye çalışmalıyız.
* Levhada yazılanı duvara değil, kalbimize yamanın esas olduğunu bilmeliyiz.
* Dini levha asmak diye bir ibadet yoktur. Faydası tefekküre ve zikre vesile olmasındandır. İslami levhaların yalnızca tefekkür ve hatırlatma vasıtası olduğunu unutmamalıyız.
* Levhaları yalnızca duvarlarımızı süslemek için asmamalıyız.
* Levhaları gösteriş yapmak için bulundurmamalıyız.
* Edebe riayet edilmeyen, yatıp uzanılan, verdiği mesajla çelişen ortamlara dini levha asmamalıyız.
* Dini levhaları mümkünse özensiz hazırlanan/basılan ya da sadece ticari meta olarak görülen yerlerden almamalıyız.

Yazar: Selim Uğur

{Semerkand} Aylık tasavvufi dergi - yıl 17 - sayı 201 - Eylül 2015



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

0 yorum

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if