Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Tasavvuf Klasikleri

ibrahim fırat | Perşembe, Ekim 01, 2015 | 4 yorum

Sufiler ittifak etmişlerdir ki: Allah Vahid, Ahad, Ferd, Samed, Kadim, Alim, Kadir, Hayy, Semi, Basir, Aziz, Azim, Celil, Kebir, Cevad, Rauf, Mütekebbir, Cebbar, Baki, Evvel, İlah, Seyyid, Malik, Rabb, Rahman, Rahim, Mürid, Hakim, Mütekellim, Halık ve Razık'tır. (Allah; bir, tek, ikincisi olmayan, kimseye ihtiyacı bulunmayan, ezeli, bilici, kudret ve hayat sahibi, işitici, görücü, izzetli, ulu, yüce, büyük, cömert, şefkatli, cebredici, ebedi, başlangıcı olmayan, ilah, sahip, malik, hakim, rahmetli, merhametli, irade, hikmet ve kelam sahibi, yaratıcı ve rızk vericidir).

Tasavvuf Klasikleri


Hak Teala kendisini hangi sıfatlarla vasıflandırmışsa o sıfatlara, hangi isimlerle adlandırmışsa o isimlere sahiptir. O, isim ve sıfatlarıyla kadimdir, ezelidir. Hiçbir yönden yaratıklara benzemez. Zatı diğer zatlara; sıfatları öbür sıfatlara benzetilemez. Mahluk olan varlıkların sonradan meydana geldiklerini gösteren emare ve işaretlerin hiçbiri O'nda mevcut değildir. Sonradan olan şeylerden evveldir, öncedir. O'ndan başka ezeli bir varlık ve O'ndan gayri ilah yoktur. O'nun varlığı, var edilen her şeyden evvel mevcuttur.

O, cisim, made, şekil, şahıs veya cevher değildir. O'nda birleşme ayrılma, hareket, sükun, fazlalık, eksiklik yoktur. Bölümlere ve parçalara sahip, alet ve organlara malik değildir. Yön ve mekandan münezzehtir. Afet ve musibetler O'na isabet etmez. Uyuklama O'nu tutmaz. Vaktin hükmüne tabi olamaz. İŞaretler O'nu belirgin hale getirmez. Mekan O'nu içermez. Zaman O'na tesir etmez. Bir şeye dokunmak, bir köşeye çekilmek, bir kimseye hulul etmek veya bir yere girmek O'nun hakkında söz konusu olamaz. O'nu fikirler kuşatmaz, perdeler örtmez, gözler idrak etmez.

Büyük sufilerden biri bu konuda şöyle demiştir:

"O'ndan evvel bir 'önce' fikri veya sözü yoktur. 'Sonra' sözü O'nun varlığını kesintiye uğratmaz. '-den (zaman ve mekandan beri) sözü O'nu sınırlamaz. '-e, -a' (ismin e, a hali ile) bir şey O'na yapışmaz. '-de' ile söylenen O'nda sözüyle bir şey O'na dahil olamaz. Ne O bir şeydedir, ne de bir şey O'ndadır. Zaman belirten '-ince, - ınca' ifadesi (gelince gibi) O'nu durdurmaz. Zaman O'nu değil; O zamanı kuşatmıştır. 'Eğer' kelimesi O'na işinde ortak olmaz. 'Üst' sözü O'nu gölgelendirmez. 'Alt' sözü O'nu taşımaz. O'nun karşısında bir hiza bulunmaz. 'Yanında' sözü O'nu sıkıştırmaz. 'Arka' sözü O'nu çevrelemez. 'Önünde' özü O'nu sınırlamaz. 'Önce' sözü O'nu açığa çıkarmaz. Çünkü O önceden evveldir. 'Sonra' sözü O'nu yok etmez. 'Hepsi' sözü O'nu toplamaz. 'Oldu'sözü O'nu icat etmez. 'Olmadı' sözü O'nu yok etmez. Gizlilik O'nu örtmez. O'nun ezeliyeti sonra olandan, varlığı yokluktan ve evveliyatı her gayeden öncedir."

"Ne zaman" dersen bil ki, O'nun varlığı zamandan evveldir. "Önce" dersen bil ki, "önce" O'ndan sonradır. "O (hüve)" dersen bil ki, "O" (he ve vav) harfini O yaratmıştır. "Nasıl" dersen bil ki, zatı gizlidir, keyfiyetle nitelenemez. "Nerede" dersen bil ki, O'nun mevcudiyeti mekandan öncedir. "O nedir" dersen bil ki, O'nun hüviyeti ve mahiyeti her şeye zıttır. O'ndan başkası için belli bir zamanda iki zıt sıfat düşünmek mutlaka bir çelişki meydana getirir. Fakat O böyle değildir. O, açıklığı içinde gizli, gizliliği içinde açıktır. Hem Zahir, hem Batın; hem yakın, hem uzaktır. Bu özelliği ile yaratıkların O'na benzemeleri imkansız olmuştur.

Yaptığını doğrudan doğruya ve bir şeye dokunmadan yapar. Görüşme olmadan ve karşı karşıya gelmeden peygamberlerine dilediği şeyi anlatır. İma ve işarette bulunmadan doğru yolu gösterir. Hiçbir fikir O'na ulaşamaz. Zatı için bir nitelik, fiili için bir teklif yoktur."


Sufilere göre Arifin sıfatı

Faris k.s. şöyle der: Arifin ilmi halidir, hareketlerinde ilmi galiptir. Yani arifin ameli ilmine uygun olduğu için hali ve gidişatı ilimdir.

"Arif kimdir?" sorusuna Cüneyd-i Bağdadi k.s.: "Suyun rengi kabının rengidir." diye cevap vermiştir. Bu sözü ile şu manayı kastetmiştir: Arif bir vakitte, o vakit için en uygun olan hareket tarzına icra eden kişidir. Bu sebeple hali değişir. Bu yüzden "Sufi ibn-i vakttır" (vaktinin oğludur) denilmiştir.

Zunnun k..s. hazretlerine, "Arif nedir?" diye sorulunca: "Burada idi şimdi gitti." demiştir. Yani arifi iki vakitte bir halde göremezsin. Çünkü onu sevk ve idare eden başkasıdır.

Sehl b. Abdullah k.s. şöyle der:

"Marifette iki makam şudur: Kulun kalbine bir yakin verilir, bununla bedeni sükuna kavuşur. Azalarına tahammül ve tevekkül verilir, bununla dünyada selamete erişir. Gönlüne bir hayat veya hayret verilir ki, bununla ahirette kurtuluşa ulaşır."

Derler ki, arif bütün gayretini Allah için harcar. Sahip olduğu marifetin Allah'ın bir lütfu olarak kendisinde gerçekleştiğini bilir. Her şeyi terk ederek sıhhatli bir şekilde Allah'a döner.

Allah Teala: "Hakk'ı tanımalarının bir sonucu olarak gözlerinden yaşlar akıttıklarını görürsün," (Maide, 83) buyurmuştur. Mümkün dür ki onlar Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanla yöneldiğini, akranları arasında inayetin kendilerine tahsis edildiğini görmüşler ve onun için ağlamışlardır.

Nitekim Resulallah (s.a.v.) "Ey Übey, Allah Kur'an'ı sana okumamı emretti." dediği zaman Übey b. Ka'b r.a. "Ya Rasulallah, orada ben zikredildim mi?, diye sormuş, "Evet, orada anıldın!" cevabını alınca ağlamış, bu lütfa nasıl karşılık vereceğini, bu nimete ne şekilde şükredeceğini, onu hakkı olan biçimde nasıl zikredeceğini bilememişti. (Müslim, Buhari, Menakıbü'l-Ensar,16; Tirmizi..)

Rasulallah (s.a.v.) Harise r.a.'a "Sahip olduğun marifete sıkı sarıl!" demiş, onu marifete nisbet ederek bunda devam etmesini kendisine tavsiye etmiş ve bunun için de ameli tavsiye etmişti.

Zunnun k.s. bir seferinde de arifi şöyle tarif etmiştir: "Arif halkla beraber bulunan fakat onlardan ayrı olan kimsedir"

Yazar: Ali Kaya

{Semerkand} Aylık tasavvufi dergi - yıl 17 - sayı 201 - Eylül 2015



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

4 yorum:

  1. çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir yazı olmuş, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. güzel bi yazı elinize saglık

    YanıtlaSil
  4. bahdır ateş3 Ekim 2015 14:26

    tasavvuf ehli ola her kişi, dünya ve ahiretini kurtarmaya yeter bu işi...

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if