Bonzai ve Zararları Nedir? sinema

Sınır Muhafızları

ibrahim fırat | Pazar, Kasım 01, 2015 | 0 yorum

Arapça bir kelime olan "ribat" sözcüğü bağlamak, iyileştirmek, sağlamlaştırmak, nizam vermek, vazifeye sarılmak, önemli bir yerde nöbet tutmak gibi manalara gelir.

Kur'an-ı Kerim'de "ribat" kelimesi, "cihad için hazırlıklı bulunan atların bağlandığı yer" anlamında zikredilmiştir:

"Onlara (düşmanlarına) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman olan) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız." (Enfal, 60)

Tarihçiler Hazreti Ömer (r.a.) Efendimiz'in hilafeti döneminde sekiz eyaletin her birinde cihad için 40 bin atın bağlı bulunduğunu, Urve b. Ebu'l Cadel r.a. gibi sahabilerin ayet-i kerimede buyrulduğu üzere cihad için atlar beslediğini kaydetmişlerdir.


Sınır Muhafızları


Bir başka ayet-i kerimede İslam ülkesinin hudutlarının muhafazası ile ilgili mealen şöyle buyrulur:

"Ey iman edenler! Sabredin, sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (cihad için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz." (al-i İmran, 200)

Ayet-i kerimelerde ribat sözcüğünün ifade ettiği mana ve teşvik, hadis-i şeriflerde de beyan buyrulmuştur:

"Allah için ribatta (sınır boyunda hazır olarak) geçirilen bir gün, dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha üstün ve daha hayırlıdır.

Ribatta bir gün kalıp nöbet beklemek, bir ay oruç tutup ibadet etmekten daha hayırlıdır." (Buhari, Cihad, 73)

Bu temelde İslam ülkesinin sınır boylarını koruyan, Müslümanları düşman saldırılarına karşı himaye eden "murabıt" adlı gönüllü askerlerin yerleştiği birer ileri karakol olarak ribatlar ortaya çıkmıştır.


İleri karakollar

Başlangıçta bir çadır etrafında yerleşen askeri karakol konumundaki ribatlar, Hazreti Ömer (r.a.) döneminden itibaren müstahkem birer yapıya dönüşmeye başlamıştır. İslam fatihlerinin Suriye ve Kuzey Afrika topraklarında Bizans'a galip gelerek aldıkları kaleler, bölgeyi korumak için yeni inşa edilecek ribatların sağlamlaştırılmasına ilham vermiştir.

Bulunduğu mevkiye göre büyüklü küçüklü inşa edilen ribatlar bir savunma duvarı ile çevriliydi. İçinde askerler için inşa edilen barınaklarla beraber ahırlar, ambarlar, çevresinde gözetleme ve işaret kuleleri, hamam ve mecid gibi yapılar yer alırdı. Bu yapıların her biri İslam askerlerinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kurulmasının yanında, yüksek duvarları ve sağlam teçhizatıyla düşmana karşı caydırıcı nitelikte inşa edilmişti. 

Kara sınırlarında olduğu gibi, sahillerde hakim tepeler üzerine inşa edilen ribatlar da aynı şekilde istihkam edilirdi. Arap tarihçiler, sahil boyunda inşa edilen ribatların kulelerinden, esir alınmış Müslümanları taşıyan gemilerin gözetlendiğini, civardaki yerleşim yerlerine bir işaret feneriyle haber verildiğini bildirir. Ribattan gelen işaret üzerine, Müslüman halkın kısa sürede gemi ile taşınan esirlerin fidyelerini ödeyerek serbest kalmalarını sağladığı anlatılmıştır.

Müslümanlar arasındaki bu dayanışma ahlakı şüphesiz ki gayrimüslimler tarafından hayret ve gıptayla karşılanmış, İslam ülkesine kastedecek düşmanlara karşı bir nevi gözdağı olmuştur diyebiliriz. Ribatların bir devlet kurumu olarak bu ahlakın ortaya konmasında ön ayak olması, devlet kurumlarının halkıyla ne derece bütünleştiğini de gösterir.

Ayrıca kıyılarda inşa edilen karakollardan Tunus'da kurulan Suse ribatlarının Akdeniz'in kontrolünü sağlamada önemli rol oynadığını biliyoruz. 9'uncu asırda Sicilya'yı fethedecek Müslümanlar bu bölgeden hareket etmiştir. Ağlebi Emirlerinden Ziyadetullah tarafından 822'de inşa edilen Suse ribatı en eski ribat örneklerinden biridir ve hala ayaktadır.


Ribatlar dönüşürken

İslam fetihlerine hız katan ve kafire karşı caydırıcı bir unsur olan ribatların inşası, Hulefa-i Raşidin döneminden sonra İslam devlet sisteminin bir unsuru olarak şekillendi. Zengin Müslümanlar da cihada mallarıyla destek olmak için ribatlar kuruyor, gelirleri ribatlara ayırmak üzere topraklar bağışlıyordu. Hatta bazı devlet adamları kurdukları ribatların sayısı ile meşhur olmuştu.

14'üncü asrın meşhur tarihçi ve mütefekkiri İbn Haldun, iskenderiye'den Atlas Okyanusu'na kadar uzanan bölgede Ağlebi Emiri bin Muhammed'in 10 bin askeri bina inşa ettirdiğini anlatır. Demir kapıları ve güçlü surları olan bu yapılar birer ribattır.

Sınırların korunması ve merkeze bağlanmasında etkili birer askeri kurum olan ribatlar, verdiği güvenle ticaret kervanlarının da uğrak yeri olmuştur. Bu vesileyle ribatlarda zamanla canlı bir sosyal hayat oluşmuş, her bir ribat askeri kimliğinin yanında birer ilim ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Tarihçi İstahri, 10'uncu asırda Semerkand bölgesinde bir ribata çok defa yüz-iki yüz yolcunun birden hayvanlarıyla birlikte gelip, yiyip, içip yattıklarını ve hiç ücret ödemeden ayrıldıklarını bildirmektedir.

Coğrafyacı Makdisi, yine 10'uncu asırda Türkistan'daki Karatekin ribatın vakıflarından gelen aylık gelirin 7000 dirhem olduğunu, bunun fakirlere yiyecek parası olarak tahsis edildiğini yazmaktadır.

Bu bağlamda gayrimüslim tüccarların ribat çevresinde yaşayan Müslümanlarla temas etmesi de İslam'ın yayılmasında son derece etkili olmuştur. Yeni bir din ile tanışan gayrimüslim halk İslam'ın sosyal hayattaki uygulamalarına şahit olmuş, bir kısmı bu vesileyle İslam'ı benimsemiştir. Ribat merkezli sosyal hayat, bazı coğrafyalarda ise gayrimüslim halkın bir veya birkaç nesil sonra İslam'ı tamamen kabul etmesiyle meyvesini vermiştir.

Fetih hareketlerinin Türkistan'dan Endülüs'e Anadolu'dan Kuzey Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılması, ribatların işlevini her bir dönem ve her bir coğrafya için farklı kılmaktadır. Genel bir ifadeyle ribatların askeri kimliği, ilmi ve ticari faaliyetlerin eklenmesiyle zenginleşmiştir. Sonraki asırlarda ribatlar hankah, medrese, kervansaray gibi isimlerle anılmış, üstlendiği işleve göre yeni bir isimle zikredilmiştir.

İslam fütuhatının yeni sınırlara ulaşmasıyla iç bölgelerde kalan ribatların askeri işlevi tamamen ortadan kalkmamıştır. İslam memleketlerinde olası bir isyan hareketine ve Müslümanlara zarar verecek bir kargaşaya karşı iç güvenliği ve nizamı sağlayan bir unsur olarak varlığını sürdürmüştür.

Bu fonksiyonla ribatların Veda Hutbesi'nde Müslüman canının, malının ve ırzının mukaddes olduğunu, her türlü kötülükten korunduğunu beyan buyuran Efendimiz (s.a.v.)'in işaret ettiği maksada hizmet ettiği açıktır.

İdareciler ve ribatlar

İslam topraklarının dışarıdan veya içeriden gelecek bir saldırıya karşı müdafaa edilmesi, bütün İslam devletleri için önemli bir görevdir. Bu amaçla inşa edilen ribatların çokluğu, güvenlik konusunda Müslüman idarecilerin hassasiyetini göstermektedir. Seyahatnamelerde ve tarihçilerin anlatımlarında yer alan bilgiler ve bu hassasiyete dair fikir verecek niteliktedir.

Mesela Emeviler döneminde (661-750) Kuzey Afrika'nın kıyılarından Suriye-Irak sınırına kadar ribatlar inşa ettirildiği bilinmektedir.

Abbasiler döneminde (750-1517) vali Abdullah bin Tahir, bugün ki İran ve Türkmenistan sınırlarını içine alan Horosan'dan çok sayıda ribat inşa etmiştir. Köylere kadar yayılan bu yapıların masrafları halk tarafından karşılanmıştır. Yerel hanedanlıklar döneminde 1000'den fazla ribatın bölgede sükuneti sağladığı kayıtlıdır.

12'ci asır alimlerinden Semani, Orta Asya'ya açılan bir kapı niteliğinde olan Beykent civarında, Saffari hükümdarı Amr bin Leys'in 1000 kadar ribat inşa ettirdiğini, bu binalarla bu sahadaki karakol sayısının 3000'e yaklaştığını söyler.

10'uncu asrın ünlü coğrafyacı ve tarihçisi İbn Havkal, Semerkand ve Buhara şehirlerini içine alan Maveraünnehir bölgesinde 10.000 kadar ribatın bulunduğunu rivayet eder. 

Ribat inşa ettirme geleneği Emevi ve Abbasilerin yanı sıra Samaniler, Gazneliler, Karahanlılar ve Selçuklular tarafından devlet eliyle sistemli bir şekilde sürdürülmüş, asırlar boyu Müslümanların mal ve can güvenliğini sağlamıştır. 

Yazar: Mümin Munis


{Semerkand} Aylık tasavvufi dergi - yıl 17 - sayı 201 - Eylül 2015



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

0 yorum

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if