Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Görüyoruz Ama Bakıyor Muyuz?

ibrahim fırat | Salı, Ocak 19, 2016 | 2 yorum

Rabbimizin bize bahşettiği en büyük nimetlerden olan görmenin sadece göz ve beyin ilişkisi ile açıklanamayacağını biliyor muydunuz? Peki gördüğümüz renklerin kaynağının ne olduğu sorulsa nasıl verirsiniz? Gözümüz mü yoksa beynimiz mi farklı renkleri ortaya çıkarak organlarımız? Renklerin ibret alınması, dolayısı ile tefekkür edilmesi gereken bir husus olduğu Kur'an-ı Kerim' de Nahl Suresi 13. Ayetinde vurgulanmıştır. "Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle  yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan kimseler için bunda ibretler vardır."

Gözümüze gelen ışık, göz dibimizdeki retina tabakasındaki özel hücre alıcılarını uyarır. Buradaki antenler ile alınan bu sinyaller retinadaki hücrelerin bağlantıları aracılığı ile sinir hücrelerine  elektrik sinyalleri olarak aktarılır. Bu sinir hücreleri de sinyalleri beynimizin belli bölgelerine taşırlar. Bunun sonuncunda  da görme işlevi gerçekleşmiş olur. Biyoloji kitaplarında bu esnada olan olaylar ile ilgili çok daha fazla detay bulunabilir. İşin sadece fiziksel yönü dikkate alındığında görme fonksiyonunun ortaya çıkışı genelde bilim adamları tarafından bu şekilde özetlenir. Tabii materyalist  ve akıldan yoksun bir anlayış ile bakıldığında böyle özetlenen bu olayların arka planında akıl sahipleri için çok daha büyük ibretler olduğuna Kur'an-ı Kerim'de de işaret edilmektedir.


Görüyoruz Ama Bakıyor Muyuz?


İnsan gözü güneşten gelen elektromanyetik dalgaların çok az bir kısmını, sadece belirli dalga boyu aralığındaki bölümünü, 3870-780 nm arasını görebilir. Öysaki güneşten gelen elektromanyetin radyasyon dalga boyu 100-1,1,000,000 nm arasındadır. Yani güneşten gelen dalgaların çok dar bir dalga boyundaki kısmının tabiattaki yansımalarını görebiliriz aslında. Göremediğimiz kısımda  ise ultraviyole  ışık (100-400 nm), ve kızılötesi ışık (700-1, 1,000,000 nm) mevcuttur. Dolayısı ile güneşten gelen elektromanyetik dalgaların göremediğimiz kısmı görebildiğimizin çok daha fazlasıdır. Ama burada başka bir ilginç hsus da bu kadar geniş bir frekansın en yoğun olarak gelen kısmının da bizim görebildiğimiz  dalga boyu aralığı ile aynı olmaısdır. Yani görünür ışık kaynağının güneşten gelen yoğunluğu ya da gücü kızılötesi ve ultraviyole kaynaklarından çok daha fazladır. Peki güneş ışığının renkleri nereden gelmektedir.

Göz dibimizdeki retina tabakasında 3 çeşit renk görmeye hassas alıcılar vardır: kırmızı, yeşil ve mavi. Bunlar uyarılınca farklı renkleri görürüz ve bunlar farklı şekilde  beraber uyarılınca da farklı renkler ortaya çıkar. 430 nm civarındaki  dalgalar ile mavi, 570 nm civarındaki dalgalar ile de kırmızı alıcılar uyarılır. Aslında bunların adı mavi veya kırmızı alıcılar olsa da bu alıcıların rengi yoktur. Sadece bu frekanslardaki dalgalara hassas antenlerdir. 

Yapısal olarak birbirinden fazla farkları da yoktur. Retinadaki uyarıları beyne taşıyan sinirler de aslında benzer yapıdadır. Peki o zaman renkler nerede ortaya çıkmaktadır. Bir an için kırmızı ve mavi alıcıların hücrelerindeki yerini değiştirdiğimizi  düşünelim. O zaman gökyüzünü kıpkırmızı, kırmızı bir çiçeği de masmavi görürdük. Çünkü bütün mesele retinataki hangi alıcıların uyarıldığı ile ilgilidir.

Aslında minik bir iğne ile retinadaki alıcılara zayıf elektrik uyarıları versek de aynı renkleri görebiliriz. Yani tabiattan gelen ve güneş ışığının görebildiğimiz kısmının yansımalarının uyarılması ile ortaya çıkan renkler aslında tabiatın bir özelliği değildir.

Madem renkler tabiattaki varlıkların özelliği değil o zaman acaba beynimiz mi renklerin kaynağı? Retinadan beyne giden görme sinirlerini ve bunların beyinde ulaştığı bölgeleri bir an için hayal edin. Bütün bunlar sinirler, sinir uçları ve birbirinin yapısal olarak çok benzeri olan beyin hücreleri.

O zaman beynimizin renklerin kaynağı  olması iddiası da son derece yetersiz kalan bir izah oluyor. Bazen anestezisiz yapılan beyin ameliyatları buna güzel bir delil aslında. Cerrahlar hastanın beyninin dış kısmına iğne ucu ile dokununca hastalar farklı renkler görebiliyorlar. Peki o zaman bu kadar farklı renkler , şekil ve yapı olarak benzer hücrelerin uyarılması ile nasıl ortaya çıkıyor?

Aslında diğer duyuların durumu da görme duyusundan çok farklı değil. Sesleri beynimize ileten de yine benzer hücreler. İç kulakta belli frekanslardaki ses dalgaları ile uyarılan hücrelerin sinir yoluyla ilettiği uyarılar renkleri ileten sinirlerinkinden yapı olarak hiç de farklı değil. Hatta imkan olsa duyma sinir hücreleri ile görme hücreleri birbirine ters bağlasak, ses dalgaları kulağa geliince renk ve şekil görmek, göze güneş ışığı düşünce de ses duymak mümkün olabilirdi.

Aslında bunun ilginç bir örneği renk körlerinde var zaten. Renk körleri renkleri bizim gördüğümüz gibi görmezler. Çünkü tabiattan gelen güneş ışığı dalgaları onlarda farklı retina hücrelerini uyarır. Yani aslında mavi olan gökyüzü değildir. Göz dibimizdeki hücreler veya beynimizdeki hücrelerinde ürünü değildir mavi renk. Tüm bunlar mavi rengin ortaya çıkmasında  aracı olurlar. Tüm bu olaylar iyi tefekkür edildiğinde beynimizin duyuları ortaya çıkarmada sadece vesile olduğuna ve ancak bildiğimiz fiziksel yapının dışında  bir yapı ile bu duyuların ortaya çıkabileceğine, işaret eder, tabi akıl sahipleri için. 

Yazar: Prof. Dr. Volkan Tuzcu

Kaynakça: Lalegül - Aylık İlim- Kültür ve Fikir Dergisi: yıl,3 sayı:34, sayfa,72,73 Aralık 2015. 



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

2 yorum:

  1. Çok ilgi çekici bir konuya değinmişsiniz. Başlığı okuyunca zaten ilk aklıma gelen şey çoğu zaman gördüklerimize dikkat etmememiz oldu. Gördüğümüz çoğu şeyi aslında gördüğümüzü fark etmiyoruz bile yolumuza devam ediyoruz bunlar beynimizin bir kısmında depolanıyor fakat biz farkında bile değiliz.

    YanıtlaSil
  2. bu görmek ve bakmamak ile ilgili eskiden hocalarımız çok laf söylerdi ama cidden düşününce çoğumuz görüyoruz ama bakmıyoruz

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if