Bonzai ve Zararları Nedir? sinema

Kavşak Noktalarındaki Kararlar

ibrahim fırat | Çarşamba, Mayıs 18, 2016 | 1 yorum

Canlılık hâdiselerinin en girift ve akılları durduracak yönlerinden birisi, hücrelerin çoğalma ve farklılaşma süreçlerinde, yeni bir gelişme yoluna nasıl girdikleri ve farklı bir mâhiyete, yeni özelliklere nasıl sahip olduklarıdır. Bütün çok hücreli canlılar, hayata tek bir döllenmiş yumurta hücresi (zigot) olarak başlamaktadır. Bu isterse, 100 trilyon hücreye sahip bir insan olsun, isterse çok daha az sayıda hücreden inşa edilmiş, daha küçük bir canlı olsun… Hepsi de çok çeşitli hücre tiplerine ve bu hücrelerin bir araya getirilmesiyle farklı vazifeler için hazırlanmış özel dokulara sahiptirler.

Kavşak Noktalarındaki Kararlar


Moleküler biyoloji ve genetik biliminin büyük gelişmeler kaydetmesiyle, canlıların gelişmesindeki süreçlerin anlaşılmasında ciddi adımlar atılmıştır. Fakat bütün bunlara rağmen, "gelişme biyolojisi"nde emeklemenin çok ötesine geçemedik. Gelişme biyolojisi (developmental biology) ve hücre farklılaşması (cell differentiation), son 30 yıldır tıbbî araştırmalarda en çok çalışılan konulardandır. Bunun en önemli sebebi; doğum anomalileri olarak kendini gösteren organ eksiklik ve arızalarının, dokulardaki fonksiyon bozukluğunun nasıl ve niçin oluştuğunu, kanser hücrelerinin nasıl farklılaştığını anlama gayretidir. Bir hücre olarak hayata başlayan insan embriyosu, doğuma kadar geçirdiği 280 gün boyunca, her saniye, her dakika ve her saat devamlı hareket hâlinde olan ve gelişen hücreler topluluğunun, çok kompleks bir sistemidir. Gelişen bir embriyonun bir saniye öncesi ve sonrası birbirinden farklıdır. Her saniye aksamadan bölünen binlerce hücreden, hangilerinin aynı hücre olarak yoluna devam edeceği veya hangilerinin yeni bir hücre tipine dönüşüp kilitlenerek, farklı bir yola gireceği genetik bilgi olarak baştan bellidir. Fakat yol boyunca sürecek gelişme ve farklılaşmalar sırasında, her ân hesapta olmayan iç veya dış faktörlerle bu hücrenin varacağı hedef şaşabilir ve hücre istenmeyen farklı bir noktaya gelerek bir anomali olarak karşımıza çıkabilir. Buna rağmen her gün milyonlarca doğum olmakta ve milyonlarca normal insan dünyaya gelmektedir. Hücrelerin farklılaşma süreçlerinde çeşitli sebeplerle ortaya çıkan arızalar tamamen Kaderî bir plânla bizim irademiz dışında, ya hemen tamir edilmekte veya bir müddet sonra devreye sokulan başka bir faktörle telâfi edilmektedir. Nadir olarak da arızalı bir doku ve organa sebep olacak şekilde neticelenmektedir.

Gelişme biyologlarının bir kısmı, bu arızalı doku ve organa sebep olacak yanlış bölünme ve hücre farklılaşmasına tesir eden iç veya dış faktörleri incelemektedir. Hamilelik boyunca annenin aldığı gıda ve ilâçların içindeki hangi maddeler, havadaki hangi ışınlar bu hücre bölünmelerindeki yanlışlıklara ve kalıcı arızalara sebep olmaktadır? Bu sorular gerçekten cevaplandırılabilirse, hamilelik boyunca daha özel tedbirler alınarak embriyoların gelişme bozukluklarının önüne ne kadar geçilebilirse tabii ki, o kadar iyi olacak ve birçok sakat doğum önlenebilecektir. Ancak henüz çok başlardayız. Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem): "Allah derdi de çareyi de verdiği gibi her dert için bir ilâç yaratmıştır. Bu sebeple tedaviye devam ediniz." (Ebu Davud, Tıb 11) mealindeki hadîsi şerîfi gelişme bozukluklarına bağlı organ anomalileri de bir nevi hastalık olduğuna göre gelecek yıllarda bu tür arızaların henüz ortaya çıkmadan alınacak bazı tedbirlerle önüne geçilebileceğinin bir müjdecisi olarak düşünülebilir.

Gelişme biyolojisindeki araştırmalarda, üzerinde yoğunlaşılan en önemli husus şudur: Yeni dokulara ait yeni hücrelerin gelişeceği herhangi bir embriyonik kök hücrenin bölünerek, birbirinden farklı iki yeni hücre meydana getirilmesi sürecinde, kavşak noktadaki hücreyi yönlendirme nasıl olmaktadır ve yavru hücrelerin hangi özelliklere sahip olacağını kim belirlemektedir? Meselâ embriyonik hücre tabakalarından birisi olan mezoderme ait çok potansiyelli bir kök hücresi bölünerek; kas, kemik, kan, bağ dokusu gibi çok farklı özelliklere sahip hücrelerin gelişmesine sebep olmaktadır. Belli bir müddet içinde ve aksamadan yürütülen bu gelişme sürecinde, bir hücrenin bölünmesindeki bir arıza veya birkaç saniyelik gecikme, bir grup hücrenin veya bir dokunun gelişmesinde anomaliye sebep olabilecektir.

Burada çözülmesi gereken iki problem vardır. Birincisi; bölünecek bir kök hücrenin meydana getireceği iki hücreden biri diyelim ki kemik gelişmesini başlatacak osteoblasta dönüşecekken, diğerinin bunun üzerini kaplayacak kas hücresine dönüşebilecek myoblast olması gerekmektedir. İki yavru hücrenin birisini kemik, diğerini kas hücresi olmaya sevk eden sonsuz ilim ve kudret sahibi Allah (celle celâluhu) olduğundan hiçbirimizin şüphesi yoktur. Fakat bilim insanları bunun maddî sebeplerini de araştırmaktadır. İşte hücrelerin farklılaşmasında iş gördürülen maddî sebepler de yine hücrenin bir önceki hâline ait süreçlerle ortaya çıkmakta ve tıpkı domino taşları gibi her bir süreç, bir sonraki süreci tetiklemektedir. Tetiklemeyi yapan özel proteinlerin sentezinin de, bu proteinlerin tesir edeceği hücredeki alıcı moleküllerin de Sonsuz Bir İlim ve Kudret'le sıraya dizilmiş taşlar gibi ardı ardına harekete geçirilmesi, her yeni meydana gelecek hücrede yeni özelliklerin ortaya çıkarılması, kodlanmış bir genetik bilgi çerçevesinde yürütülmektedir. İşte bu genetik bilginin arızasız okunarak kuvveden fiile geçirilmesi hayatî bir önem arz etmektedir. Bütün bu süreçler tamamen İlâhî Kudret'in takdiri ile yürütülmektedir.

Bu konudaki ikinci husus ise; çoğalan hücrelerin tam olması gereken miktar ve yoğunluğa ulaştığında, bölünmenin nerede duracağının belirlenmesi ve hücrelerin belli hareketlerle bir organın şeklini oluşturmak üzere yönlenmeler ve dizilmeler yapabilecek komutlara nasıl muhatap olacaklarıdır? Hücre bölünmesi durması gereken yerde durmadığı takdirde, şekillenmesi gereken organın bir tarafında aşırı büyüme ve anomali oluşacaktır. Bir otomobilin gaz pedalını dengeleyen bir de fren mekanizması olması gerektiği gibi, hücrenin de gaza basılmış biçimde çoğalmasını, yeri ve zamanı geldiğinde durduracak bir fren mekanizması mevcuttur. Şekillenmesi gereken doku ve organ istenen büyüklüğe geldiğinde bölünmeyi durduracak süreçlerin de maddî temelinde özel reseptör proteinler, enzimler ve hormonlar sentezlenmektedir. Fakat bütün bu moleküler ve genetik süreçlerin arka plânında sonsuz bir ilim ve kudret çok açık kendini göstermektedir.

Tek hücre olarak başladığımız embriyolojik hayatımız boyunca bütün organlarımız eksiksiz olarak hassas bir plânlamayla tam zamanında ve olması gereken şekilde yaratılmaktadır. Şu ân bilindiği kadarıyla vücudumuzda 210 çeşit hücre mevcuttur. Kabaca kemik, kıkırdak, kas, kan, bağ dokusu, epitel, deri ve sinir hücreleri gibi ayırdığımız her bir tipin içinde, onlarca daha alt sınıflar hâlinde hücre çeşitleri vardır. Bu hücrelerin her biri, yapısında yer aldıkları organın fonksiyonuna göre, belli bir miktarda olmalı ve tam bulunması gereken yere yerleştirilmeli, bulunduğu yerde vazifesini yaparken yanına gelecek yeni dokuya ait hücrelerle çelişmemeli, birbirlerinin vazifesini aksatmak bir yana, birbirlerine çok iyi destek olmalıdır. Her dokuya beslenmesi için kılcal damarlar bir ağ gibi yayılmalı, bunların arasına da sinir hücrelinin dalları girerek, bütün vücutta olan bitenler ile alâkalı bilgileri taşımalıdır. Sinirlerin ve kan damarlarının, gelişen diğer dokular içinde kendine yol bulması ve sıkışıklık meydana getirmeden, dokuya ait hiçbir hücrenin de beslenmeden mahrum kalmaması için dengeli bir dağılımının yapılması gerekmektedir. Bütün bunlar aciz, zayıf ve hiçbir şeyden haberi olmadan geliştirilen embriyonun vücudunda herhangi bir anomali oluşturmadan yürütülmelidir.

Gelişme süreçlerini birlikte değerlendirdiğimizde, bir canlı her hâliyle, her yanıyla bir mu'cizedir. Bir hücre olarak başladığımız hayat yolunun başından itibaren, binlerce özel molekülün, çok hassas miktarlarda sentezlenerek, sırasını ve gideceği yeri şaşırmadan bulması bir ilim ve kudret gerektirmektedir. Bir hücrenin bölünmesi sırasında, yavru hücreleri tam kavşak noktasında birbirinden ayırarak ilerlemesi, onları gelişmesi gereken yöne doğru yönlendirmesi, ihtiyacı olan yeni özelliklerin kazandırılması gibi süreçler, her canlının kendine has (Ferd ismi) tedbirlerinin alınmasını (Müdebbir ismi), hikmetlerle donatılmasını (Hakîm ismi), meydana gelen yapıların korunarak yürütülmesini (Kayyum ismi) iktiza etmektedir. Tabii ki Rezzâk isminin tecellisi ile her hücrenin beslenmesi gerektiğini de unutmamak gerekir. Bunlar sadece ilk bakışta gözümüze çarpan, Rahmân'ın bazı isimleridir. Biraz daha dikkat edilirse, hayatın yaratılmasında (Hayy ismi) belki elliden fazla ismin tecellisi okunabilir.

Kaynaklar:

Yazar: Prof.Dr. Arif SARSILMAZ / Biyoloji - Şubat 2016

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/kavsak-noktalarindaki-kararlar-subat-2016.html



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

1 yorum:

  1. Daha önce bilmediğim bilgilere yer verilmiş. Bence herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir makale. başarılı buldum.

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if