Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Kuantum Biyolojisi

ibrahim fırat | Salı, Mayıs 17, 2016 | 1 yorum

Kuantum dendiğinde aklımıza ilk gelen, kuantum fiziği ve atomaltı parçacıklar dünyasıdır. “Biyolojiyle kuantumun nasıl bir münasebeti var.” diyebilirsiniz. Bunu ancak canlılığı incelediğimizde ve onda tecelli eden muhteşem ilim ve kudreti temaşa ettiğimizde anlayabiliriz.

Canlılar dünyasında, fotosentez ve kuşların göçü gibi hâdiselerin ortaya çıkışında kuantum mekaniğine verilen roller tanımlandıkça, kuantum gerçekliğinin (âleminin) izlerini, canlılar âleminde de görmek ve tefekkür etmek mümkün hâle gelmiştir. Fizik âlemiyle başlayan kuantum mekaniğinin dil ve üslûbu, bugün hayata dâir birçok hâdisenin açıklanmasında belli bir noktaya gelmiştir. Bunun en büyük sebebi; canlıların, enerji kullanarak düzen ve karmaşıklığın ortaya çıktığı girift bir makine metaforuna indirgenemeyeceğinin görülmesidir. Bu gelişmeler, materyalist felsefeyle boyanmış evrimci anlayışın getirdiği, ‘Cansızdan canlıya, kendi kendine ve yavaş yavaş geçilebilir.’ düşüncesinin çürüklüğünü gösterdiği gibi, canlı ve cansızlar arasında temelde daha farklı bir şeylerin olduğuna da işaret ediyor. Hayat ve canlılığın kuantum gerçekliğinin (zahiren ve bizim sınırlı aklımıza göre) belirsizlik ihtiva eden ve istatistikî olarak birçok durumu ve gerçekliği iç içe barındıran ihtimaller dünyasından, uygun olan durumların seçilerek ortaya çıktığı kanaatini doğrulayan deney verileri de elde edilmeye başlandı. Günlük hayatımızda yaşadığımız birçok hâdisede veya makroskobik seviyede vücudumuzun sağlık ve hastalık durumlarında, kuantum gerçekliğinin tesirleri kuantum mekaniğinin diliyle açıklanmaya başlandı.

“Hayat nedir; yahut canlıyı cansızdan ayıran kritik faktör nedir?” sorularına birçok açıdan cevap verilebilir. Fiziğin kavramlarıyla hayat ve canlılığın ne ölçüde tanımlanıp açıklanabileceği sorgulansa da, bilimin sınırlı ve dar penceresinden hayat, bir açıdan kimyevî reaksiyonların kompleks koleksiyonu olarak görülebilir. Gerçekten hayatın maddî ve kimyevî bir boyutu vardır. Ancak hayatın bu durumu, klâsik fizik ve kimyanın ölçülerini aşan bir mahiyet arz etmektedir.

Bütün kimyevî moleküller atomlardan müteşekkildir. Atomlar ise, kuantum fiziğinin kavram ve kurallarıyla tanımlanabilir. Kuantum biyolojisi, kuantum mekaniğinin dil ve üslûbuyla biyolojik hâdiseleri açıklamaya veya problemleri çözmeye çalışan oldukça yeni bir bilim dalıdır. Bir başka ifadeyle; biyolojik sistemlerdeki kuantum gerçekliğini yansıtan olgu ve durumları araştırma faaliyetidir. Hücre çekirdeğindeki atomların içine doğru girdiğinizde, kuantum fiziğinin kurallarıyla tanışır ve kesin olmayan nonlineer (tekdüze doğrusal olmayan) işleyen belirsizliğin hâkim olduğu ihtimalî durumlar dünyasıyla karşılaşırsınız. Bir başka ifadeyle; zıt durumların üst üste çakıştığı, varlık ve yokluğun, düzen ve düzensizliğin, canlı ve cansızlığın iç içe girmiş durumlar hâlinde olduğu, bir ara âleme (geçiş bölgesi) veya misâl âlemine adım atmış olursunuz.

Kuantum biyolojisi; tanecik fizikçilerini, kimyacıları ve biyologları bir araya getirip, atomaltı taneciklerin (kuantum mekaniği) tahmin edilemezliğini ve garip davranışlarının biyolojik problemleri çözmede nasıl kullanılabileceğini anlamaya çalışıyor. Klâsik fizik, gerçekliği kabaca tanımladığından, onun kavramlarıyla biyolojik işlem ve hâdiseler, tatmin edici seviyede açıklanamadığı gibi, varoluşun bütün boyutlarına da bir izah getirilemiyor. Bu sebeple tanecik fiziği veya kuantum mekaniğinin kavramlarına ve yaklaşımlarına ihtiyaç duyuluyor.
Kuantum fiziği ile biyolojik bilimler arasındaki karşılıklı münasebetlerin ara yüzünde yürütülen deney çalışmaları, iki sorunun cevabını bulmaya odaklanmıştı. Birincisi; biyomoleküller içinde, kuantum hâdiselerini yansıtan durum ve işlemler gözlenebilir mi? Proteinlerde fotonların homojen dağılımı (Photon antibunching), maddedalga interferometresinde* biyolojik boyaların kuantum ölçeğinde konum belirsizliği göstermesi, nükleotidlerde elementer kuantum algoritmaları uygulamaları, biyomoleküllerde gözlenen yeni kuantum hâdiseleridir. Kuantum konusu olan vakaların en iyi gözlendiği durumlar, çevrenin tesirlerinin en aza indirgendiği veya ultra soğuk sıcaklıkların elde edildiği şartlardır. Ancak bütün bunlar, makroskobik ölçekte gözlenen biyolojik hâdiseleri birebir ölçeğinde temsil etmez. İkincisi; makroskobik ölçekte ihmal edilebilir kuantum hâdiseleri, hayat için ne kadar önemlidir?

Kuantum fenomenlerinin gözlenebildiği biyolojik hâdiseler arasında; fotosentez, görme işlemi, koku algılama, kuş göçlerinde manyetik alanların kullanımı en çok araştırılan güncel konulardır. Canlıcansız herhangi bir varlıkta hareket varsa, bu bir enerjinin neticesidir. Hayatın olduğunu belirten birçok biyolojik işlemde gözlenen enerji, canlının kullanabileceği çeşitli formlara (kimyevî, elektrik, mekanik, ısı, ışık v.s.) dönüştürülür ve bu enerji dönüşüm işlemleri, tabiatı itibarıyla kuantum mekaniği kurallarına göre gerçekleşir. Meselâ hücrelerde gerçekleşen kimyevî reaksiyonlar, fotosentez ve hücre solunumunda ışığın klorofil tarafından tutulmasıyla başlayıp, molekülden elektron koparılması ve uyarılan bir molekülden enerji transferi yapılarak elektron ve protonların (hidrojen iyonları) taşınması gibi hâdiselerin tamamı kuantum mekaniği prensiplerine göre gerçekleştirilir. Kuantum mekaniğinin tesirleri ışığında kuantum biyolojisi, hayata dâir birçok biyolojik münasebetin karşılıklı tesirlerini, hesaplamalar yoluyla modeller. Fotosentez ve görme hâdisesinde, ışığın dalga boyuna ve şiddetine bağlı olarak radyasyonun tutulumu, kimyevî enerjinin harekete dönüştürülmesi, hayvanlarda manyetik algılama, DNA’da meydana gelen mutasyonlar, moleküler hareketler, kuantum temelli işlemlere örnektir.

Yalancı Bilim Ve Yalancı Mânevîyat Tuzakları

Kuantum üzerinde çalışanları bekleyen önemli bir tehlike, Allah’ın (celle celâluhu) esmasının tecellisi olarak gördüğümüz varlık âlemindeki bütün işleyiş ve yaratılışları, kuantuma atfedilen yeni bir mânevîyat kavramı şekline dönüştürüp, materyalizmin farklı bir görüntüsü olarak, hâşâ Allah’ın (celle celâluhu) yerine koymadır.

Bu hususu biraz açmak için kuantum teorisini tekrar gözden geçirdiğimizde; her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu, her şeyin özünün aynı olduğu, hem parçacık hem de dalga olma özelliğine sahip olan ışık hızının ötesindeki durumlarda, maddenin form değiştirerek ışıktan daha hızlı var ve yok olduğu düşüncesi vardır. Birbirlerinden tamamen ayrı ve uzakta olan iki parçacığın, birbirleriyle ışıktan hızlı bir şekilde irtibat ve yakınlık kurmasına kuantum dolanıklık denilmektedir. Bu düşünceye göre; birbirinden binlerce kilometre uzaktaki şeyler, aynı ânda etkileşime geçebilmektedir. Meselâ dünyanın bir ucunda kanat çırpan kelebeğin dünyanın diğer ucunda fırtınaya sebep olabilmesi (kelebek tesiri) ve Meksika’nın ücra bir köyünde yumurta kaynatan bir adamın tenceresinden çıkan buhar vesilesiyle havada hassas bir denge arz eden nemin çok az farkla değişmesi sebebiyle yağmayacak olan yağmurun yağması… Kuantum dolanıklık anlayışına göre, düşünce de bir kuantum durumlu parçacıktır. Aklınıza gelen birinin, sizi araması yahut ziyarete gelmesi bile kuantum dolanıklıkla irtibatlandırılmaktadır. Telepati, hissi kable’lvuku gibi hâdiseler de kuantumla irtibatlandırıldığında, aslında arkadaşınız siz düşündünüz diye aramıyor, sizi aramaya karar verdiğinde aklından geçiriyor. Bu kuantum durumunu, aranızdaki bağ sayesinde, farkında olmadan, ışıktan hızlı bir şekilde size iletiyor. Sizin de aklınıza durduk yerde, hiç düşünmezken arkadaşınız geliyor ve biraz sonra da sizi arıyor.

Bu düşüncelerdeki en büyük risk; kuantum parçacıklarını, Allah’ın (celle celâluhu) takdir, kudret ve ilminden ayrı görme veya Allah’ın (celle celâluhu) esmasının tecellilerini kuantum parçalarına indirgemedir. Meseleye böyle bakınca, önceki katı materyalistlerin maddeye; günümüzdekilerin ise, kuantum hâdiselerine ulûhiyet vermeleri söz konusudur. Unutulmamalıdır ki; Allah’ın (celle celâluhu) esması, kuantum dünyasından makroskobik âleme ve gök cisimlerine kadar varlığın bütün boyutlarında tecelli etmektedir. Bu hakikat unutulursa, kuantum mekaniği yalancı bir mâneviyâta zemin oluşturabilir.

Fotosentez sırasında, ışığın yakalanma basamağında, farklı pigmentlerin uyarılması (yükseltgenme) durumları arasında, kuantum eşzamanlılığının (uyuma dayalı birlikteliğin) ve çakışmanın (dolanıklık) gerçekleştiği gösterilmiştir. Hücrede mikrotübüller içinde gerçekleşen onlarca muhtemel durumlar arasından orkestravari şekilde uyumlu bir çakışmayla karakteristik dolaşıklık ve eş zamanlı birliktelikler ve düzen yaratılmaktadır. Bunda, hücre içi iskelet proteinlerinden olan mikrotübüllerde gözlenen kuantum tesirlerinin rol oynayabileceğine dâir görüşler ortaya atılmıştır. Ancak bütün bunlar, kâinatın her noktasında varlığını gösteren Allah’ın (celle celâluhu) takdirinin ve varlık âleminin kaderi olarak tecelli eden yaratmaların dışında değildir. DNA’yı teşkil eden nükleotid alfabesindeki bir harfin değişmesinin en atomik seviyesinde bile Allah’ın takdiri ve dilemesi vardır. Aksi bir durum, bir genin mutasyonu sebebiyle kanser olan ve ölen kişinin durumunu tesadüflerle izaha kalkışmaya benzer.

Anlaşılması zor iki konu olan kuantum fiziği ile şuurun, hakikatte birbiriyle bağlantılı olduğuna dâir hipotezlere, şu ân için şüpheyle bakılmaktadır. Ayrıca kuantum fiziği çıkarımları, her şeyi izah etmede yaygın şekilde kullanıldığından, ölçülü olunmadığında yalancı bilimin önemli bir dayanak noktası hâline gelmektedir.

Gerçek bilimle bağlantılı kuantum biyolojisi, yaşayan hücrelerde kimyevî moleküllerin nasıl çok hızlı ve doğru şekilde reaksiyona girdiğini anlamaya çalışır. Klâsik cevap; “Enzimler hücredeki kimyevî reaksiyonları hızlandırır.” şeklindedir. “Enzimler bunu nasıl başarır?” sorusunun cevabı, “Kuantum tünelleme** tesirini kullanarak, reaksiyon verimliliğini sağlar.” şeklindedir. Kuşların manyetik alanları keşfederek, bunları yön için kullanarak göç etmelerinin nasıl gerçekleştiğini kuantum mekaniği ile anlayabiliyoruz. Bakteri genetiğinde kuantum mekaniğinin rolleri deney verileriyle gösterilmeye başlandı. Göçmen kuşların manyetik alanları yön bulmada nasıl kullandıklarını açıklamada, kuantum fiziğinin elektron spin dolaşıklığı ve koherent spin transportu kullanılır. Kuantum fiziğinin tesiriyle genlerde mutasyonların meydana gelebileceği ve genlerin kuantum tesirlerle değiştiği gösterildi. Fakat yine de bütün bunlar hâdisenin sadece görünen yüzündeki sebeplerin atomaltı seviyede farklı bir versiyonu olmaktan öteye geçemez.

Netice olarak; hayatı ve hâdiseleri daha iyi anlamak için kuantum fiziğinin belirsizlik prensibine ihtiyacımız olduğu konusunda, araştırmacılar arasında genel bir mutabakat var. Çünkü mutlak deterministik bir kâinatta yaşamıyoruz. Varlık ve hâdiselerin işleyişinde, kuantum dünyasının (atomaltı parçacıklar) belirsizliğinden beslenen istatistikî determinizmin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu durum bize, hem maddî varlıklar dünyasını anlamada ilmin önemini, hem de Sonsuz İlim ve Kudret Sahibi’ne yönelmemiz gerektiğini bir kere daha göstermektedir.



* İnterferometre: İki dalganın aynı ânda, aynı yerde kavuşması yani iki dalganın birbiri üstüne binmesi hâdisesinden istifade ederek, çok küçük mesafelerin ve maddelerin kırılma indislerinin ölçümünde, şeffaf cisimlerin satıhlarının düzgünlüğünün kontrolünde, çok küçük hareketlerin ölçülmesinde ve yıldızların yarıçaplarının belirlenmesinde kullanılan bir ölçü âletidir.
**Kuantum Tünelleme: Bir parçacığın kendisinden daha yüksek enerjili bir bariyerden geçme ihtimali klâsik mekanikte sıfır iken, bu ihtimal kuantumda sıfır değildir. Bu geçiş hâdisesine tünelleme denir.

Kaynaklar:

Yazar: Prof. Dr. Selim AYDIN / Biyoloji - Şubat 2016

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/kuantum-biyolojisi-subat-2016.html



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

1 yorum:

  1. Aslında herşeyin temeli biyolojik olarak mevcuttur. Bir motor bile atpsentaz isimli dünyanın en küçük motoru bir biyolojik sistemdir.

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if