Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Allah ve Resulünü çok sevmek

ibrahim fırat | Cumartesi, Ocak 09, 2016 | 2 yorum

Sual: Allah ve Resulünü ve İslam âlimlerini çok sevebilmek için ne yapmalıdır?

CEVAP

1- İmanı Ehl-i sünnet itikadına göre düzeltmelidir! İman doğru olmadıkça, Allahü teâlâ ve Onun sevdikleri sevilemez. Kur'an-ı kerimde mealen, (İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır) buyuruluyor. (Bekara 165)


Sevgi, imanın esaslarındandır. Hadis-i şerifte, (Bir kimse, Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe, iman etmiş sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)

Demek ki, hakiki imana kavuşanlar, Allah ve Resulünü çok severler, sevdiklerini de Allah rızası için severler, buğzettiklerine de Allah için buğzederler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [İ. Ahmed]

2- Haramlardan kaçıp bütün ibadetleri yapmaya çalışmalıdır! Bilhassa bid'at işlemekten çok sakınmalıdır!

Allahü teâlâyı seven, Onun emir ve yasaklarına riayet eder. Resulü Muhammed aleyhisselamı sever, onun sünnetine riayet eder. Böyle bir kimse de elbette Cennete gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, beni sevene Cehennem ateşini haram kılar.) [Ebu Nuaym]

3- İmam-ı Rabbani hazretlerinin (Mektubat Tercümesi) kitabını severek çok okumalıdır! Büyüklerin feyzleri sayesinde Allahü teâlâ ve Onun dostları sevilir. [www.hakikatkitabevi.com sitesinden okunabilir ve temin edilebilir.]

4- İstediğiniz sevgiye kavuşabilmek için dua etmeye devam etmelisiniz! Peygamber efendimiz şöyle dua ederdi:
(Ya Rabbi, bana kendi sevgini, seni sevenin sevgisini, beni sevgine yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle ve kendi sevgini, [susuzluktan yanan kimsenin şiddetle arzuladığı] soğuk sudan benim için daha sevgili kıl!) [Tirmizi]

Allah’ın sevgi ve rızasına kavuşmak için

Sual: Ne yaparsak Allah bizden razı olur?
CEVAP
İsrailoğulları benzer bir suali Musa aleyhisselama sual etmişlerdir. Allahü teâlâ, (Onlar benden razı olurlarsa, ben de onlardan razı olurum) buyurdu. Yani başına gelen belalara katlanmak, ona buna şikâyet etmemek, Allah’tan gelen her şeye razı olmaktır.

Musa aleyhisselam, (Ya Rabbi en çok buğzettiğin kimdir?) diye sual etti. Allahü teâlâ (Bir kul, benden hayırlısını isteyip Ben de ona hakkındaki hükmü gönderince ona rıza göstermeyendir) buyurdu. Allahü teâlânın takdirine razı olmalıdır! Hadis-i kudside buyuruldu ki:
(Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen, verdiğim nimetlere şükretmeyen benden başka rab arasın!) [Taberani]

Allah benden razı mı?
Sual: Allah benden razı mı değil mi, bilmem mümkün mü?
CEVAP
Mümkündür. İbadet etmek tatlı ve kolay, günah işlemek acı ve sıkıntılı geliyorsa, o kimseden Allahü teâlâ razıdır.

Sevilmenin iki alameti
Sual: Allahın, bir kulunu sevdiği nasıl anlaşılır?
CEVAP
Bunun iki alameti vardır:
1- Ona tam iman etmiş olmak, yani hiç şüphe etmeden, doğru bir şekilde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği gibi inanmak.

2- Onun kullarının dünyasına ve ahiretine hizmet etmek. Dünyasına hizmet etmek, mesela bir işini görmek, maddi yardımda bulunmak, çok sevab olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İnsanlar, Allah’ın ıyalidir [kullarıdır], Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, onun ıyaline iyilik edendir.) [Bezzar]

Bir kimseyi ateşte yanarken kurtarmak çok kıymetlidir; fakat bu, ebedi Cehennem ateşinden kurtarmak yanında hiç kalır. Bunun için, hizmetin en kıymetlisi, ahireti için yardımcı olmaktır. Yani Müslüman değilse Müslüman olması için, Müslümansa dinini doğru olarak öğrenmesine vesile olmak için çalışmaktır. Bugün için, bunun en kolay yolu da, uygun bir din kitabı hediye etmektir.

Allah sevgisine ulaştıran şeyler
Sual: Allah sevgisine kavuşmak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Önce temeli sağlam yapmak gerekir. Temel sağlam olmazsa, üstüne yapılan bina da çürük olur, kolay yıkılır. Önce doğru itikada sahip olmak gerekir. Doğru itikatla birlikte, hubb-i fillah ve buğd-i fillah [Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek] gerekir. Şartlarına uygun olarak kılınan beş vakit namaz da temeldir.

Bunlardan sonra, en önce, sünnete yapışıp bid’atlerden sakınmak şarttır. Çünkü Allahü teâlânın sevgisine ulaştıran yolun esası, bu ikisidir. İşlerimiz, sözlerimiz ve ahlakımız, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına uygun olmalıdır. Salihler gibi olmaya ve onları sevmeye çalışmalıyız. Uykuda, yemekte ve söylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalı. Gece seher vakti kalkmaya gayret etmeli. Bu vakitlerde istigfar etmeyi, ağlamayı, Allahü teâlâya yalvarmayı ganimet bilmeli. Salihlerle beraber olmaya çalışmalı. (İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) hadis-i şerifini unutmamalı! Cennetin yolu, dünyaya ve dünyadaki faydasız şeylere düşkün olmamaktır.

Allah kimi sever?
Sual: Allahü teâlâ kimleri sever?
CEVAP
Dinin emirlerini yapıp yasaklarından kaçan Müslümanları sever. Hubb-i fillah ve buğd-i fillah üzere olanları sever. Her işi ihlâsla yapan Müslümanları sever. Bir hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Benim için birbirlerini sevenleri, benim için oturup sohbet edenleri, benim için mal ve canını birbirlerine feda edenleri ve benim için birbirlerini ziyaret eden Müslümanları sevmemi vacib kıldım.) [Taberani]

Allah kimi sever?
Sual: Allah’ın sevdiği bir kul olmak için ne yapmak lazımdır?
CEVAP
İtikadı doğru olup, dinin emir ve yasaklarına riayet eden her Müslümanı Allahü teâlâ sever. Aşağıdaki vasıflarda olan Müslümanları da, o huylarından dolayı sever. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, güler yüzlü olanı sever.) [Beyhekî]

(Allah muhsindir, muhsinleri [iyilik edenleri] sever.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, güzeldir, güzeli [güzel işleri] sever. Cömerttir, cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.) [İ. Adiy]

(Allahü teâlâ, yumuşak davrananı sever.) [Müslim]

(Allahü teâlâ, çok affedicidir, affetmeyi sever.) [Hâkim]

(Allahü teâlâ, tektir, teke riayet edeni sever.) [İbni Nasr]

(Allahü teâlâ, yaptığı işi hakkıyla [temiz, güzel] yapanı sever.) [Beyhekî]

(Allahü teâlâ, tevbekâr genci sever.) [Ebu-ş-Şeyh]

(Allahü teâlâ, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever.) [Ebu Nuaym]

(Allahü teâlâ, meslek sahibi olan ve mesleğinde maharetli mümini sever.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, eski dostluğunu devam ettireni sever.) [Deylemî]

(Allahü teâlâ, mazlumun ve darda kalanın yardımına koşanı sever.) [Beyhekî]

(Allahü teâlâ, ısrarla dua edenleri sever.) [Beyhekî]

En büyük perde
Sual: Allah'ın rızasına kavuşmak için, iyi bir Müslüman nasıl olunur?
CEVAP
İyi Müslüman olmak için, Allahü teâlânın rızasına kavuşmaya mâni olan şeyi zararsız hâle getirmek gerekir. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (İnsan birden fazla şeyi sevemez. Sevdiği o bir şeyin sevgisini bırakmadıkça başka şeyleri sevemez. O bir şey, insanın nefsidir. Mal, mevki, evlat, övülmek gibi şeyleri severse de, o, bunları kendi nefsi için sever. Nefsini sevmezse onları da sevmez. Kul ile Rabbi arasındaki perde, kulun nefsidir. Kul, nefsini bırakmadıkça Rabbini sevemez) buyuruyor. İmam-ı Muhammed Masum-i Fârûkî hazretleri de, (Allah'ın rızasına kavuşmaya en büyük engel, kişinin kendi nefsidir. Nefsin zararından kurtulmak ancak büyük bir zatın sohbetiyle olur. Bu sohbet nasip olmazsa, fakat o zat çok sevilirse, ondan gelen feyzler, muhabbet miktarınca sevenin kalbine akıp, yine onu kemale kavuşturur) buyuruyor. (İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir) hadis-i şerifini bildiren İmam-ı Maverdî hazretleri, nefisle cihadın, riyazet ve mücahedeyle olacağını açıklıyor.

Riyazet, nefsin arzularını yapmamaktır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Nefis daima haramları ister. Bir âyet-i kerimede meali: (Cenab-ı Hak'tan korkup, nefsini kötü arzulardan uzaklaştıranların varacakları yer, muhakkak Cennettir.) [Naziat 40, 41]

Mücahede ise, nefsin istemediği şeyleri yapmaktır. Nefsimiz, ibadet etmeyi istemez. Günahlardan kaçmak nefse, ibadet etmekten daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevabdır. Nefsi her zaman aşağılamak gerekir. Çünkü bir hadis-i şerifte, (Nefsini zelil eden, dinini aziz etmiş, nefsini aziz eden de, dinini aşağılamış olur) buyuruluyor. (Ebu Nuaym)

Nefsini yani kendini seven, nefsini kendine dost bilen, kendi görüşünü beğenen, kendini üstün gören, bilmediğini soramayan, kibirlenmiş ve dinini aşağılamış olur. Öyle ise, nefse uymamak için riyazet ve mücahedeye çok önem vermeliyiz.

Allah güzeldir, güzeli sever

Sual: (Allah güzeldir, güzeli sever) hadis-i şerifinin açıklaması nasıldır?
CEVAP
Bahsettiğiniz hadis-i şerifin daha uygun tercümesi şöyledir:
(Allahü teâlâ cemildir. Cemal sahiplerini sever.) [Müslim]

Cemal, çirkinliği gidermek, vakar sahibi olmak ve şükretmek için, nimeti göstermek demektir. Gösteriş için, övünmek için, nimeti göstermek, cemal olmaz, kibir olur. Yukarıdaki hadis-i şerif, cemal sahibi olmayı övmektedir. Bu bakımdan her işte tertipli, düzenli olmak iyidir. Cemil güzel demektir, hasen de güzel demektir. İkisinin arasında fark vardır. Güzel bina ve güzel manzara ile güzel kız arasındaki fark gibi. Sevgi de, sevilen şeye göre değişir. Allah sevgisi ile evlat sevgisi, ana-baba sevgisi, hanım sevgisi, çiçek sevgisi farklıdır. Sevgi gibi, güzellikler de farklıdır. Kur’an-ı kerimde, (Allah, her şeyi güzel yaratmıştır) buyuruluyor. (Secde 7)

Allahü teâlânın yarattığı her şeyde muhakkak bir güzellik, bir sanat, bir tenasüp vardır. O yaratılıştan daha güzeli düşünülemez. Kur’an-ı kerimde, (Biz insanı, en güzel şekilde yarattık) buyuruluyor. (Tin 4)

İnsanın hiçbir organı ne fazladır, ne de eksiktir. Sindirim sistemi ve diğer sistemlerinden daha güzelini düşünmek bile mümkün değildir. Kulağımız tek olsaydı veya üç tane olsaydı daha iyi olmazdı. Diğer organların durumu da böyledir. Allahü teâlâ, kemal sıfatlarla muttasıf, noksan sıfatlardan münezzehtir. Yani her bakımdan güzeldir. İsimleri de güzeldir. Kur’an-ı kerimde; (En güzel isimler [esma-ül-hüsna] Allah’ındır. Ona o güzel isimlerle dua edin) buyuruluyor. (Araf 180)

Allahü teâlâ, Cennete de, Kur’an-ı kerime de hüsna [en güzel] demiştir:
(Rabbinizden size indirilenin en güzeline [Kur’an-ı kerime] tâbi olun!) [Zümer 55]

(Allah, [Eshab-ı kiramın] hepsine de en güzeli [Cenneti] va’detmiştir!) [Nisa 95]

([Eshab-ı kiramın] hepsine hüsnayı [Cenneti] va’dettik.) [Hadid 10]

Faizsiz ve sırf Allah rızası için verilen ödünç için de, güzel borç anlamında (Karz-ı hasen) denmiştir. (Maide 12)

Dine uygun sabra da sabr-ı cemil [güzel sabır] denmiştir. (Yusüf 18, Mearic 5)

Hatta Cennet kadınları da, huyu ve yüzü güzel olarak vasıflandırılmıştır. (Rahman 70)

Çok namaz kılmak, çok oruç tutmak yani çok ibadet etmek değil de, güzel ibadet etmek gerekir. Kur’an-ı kerimde, (Hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan için...) buyuruluyor. (Hud 7, Kehf 7, Mülk 2)

Güzel ve güzellik hakkında hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hayrı, iyiliği güzel yüzlü olanların yanında arayınız!) [Beyheki]

(Bana göndereceğiniz temsilcinin, yüzü ve ismi güzel olsun!) [Bezzar]

(Allahü teâlâ, birinin hilkati ile ahlakını güzel yaratmışsa, onu asla ateşe atmaz.) [İ. Adiy]

(Allahü teâlâ, kime güzel yüz ve isim verir, o da bunları küçültecek duruma düşürmezse, seçilmişlerden olur.) [Beyheki]

(Geceleri çok namaz kılanın yüzü güzel olur.) [Mevkufat]

(Güzelin güzeli güzel ahlaktır.) [İbni Asakir]

(İslam, ahlak güzelliğidir.) [Deylemi]

(Güzel saç, güzel ses, güzel yüz, fitneye düşürebilir.) [Deylemi]

Evliyadan bir zat, (Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurmuştur.

Güzel yüzlü
Sual: Bir yol sorarken veya herhangi bir yardım isterken, yüzü güzel olanları mı tercih etmeli?
CEVAP
Evet. Üç hadis-i şerif:
(İyiliği, güzel yüzlülerden talep edin!) [Beyhekî]

(Hayrı, iyiliği güzel yüzlü olanların yanında arayın!) [Buhârî]

(Bana bir temsilci gönderirken, yüzü ve ismi güzel olanı tercih edin!) [Bezzar]

Aşk, sevgi ve heves

Sual: Aşka geçici heves, sevgiye gerçek duygu denebilir mi?
CEVAP
Sevgiyle aşk aynı şeydir. Sevgi, gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi demektir. Kuvvetli sevgiye aşk denir. Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye tâbi olmak, Ona itaat etmek, Onun her işini güzel, her eziyetini, her iyilikten daha tatlı görmek ve Onun [Allah’ın] dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmektir. Buna, hubb-i fillah buğd-i fillah da denir. Allah için olan sevgi değerlidir.

Nefsin şehvani, hayvani arzularına, geçici hevese yanlış olarak sevgi veya aşk deniyor. Kavram karışıklığına sebebiyet veriliyor.

Heves rezalettir, sevgi fazilettir.
Heves uyutmaz, sevgi unutmaz.
Heves aklı mantığı altüst eder, sevgi akılla hedefe gider.
Heves tuzak kurar, sevgide işler aşikâr.
Heves gafilce işlere girişir, sevgi kutsal menzile erişir.
Heves sıkça oynaş değiştirir, sevgi ayırmaz, birleştirir.
Heves iffeti giderir, sevgi iffet içinde erir.
Heves uyuşturur, gizli buluşturur; sevgi şehveti yatıştırır.
Heves güveni sarsar ve kandırır, sevgi itimat kazandırır.
Heves çiçek koklar, doyar başka arar; sevgi çiçeği sular, büyütür, adam yapar.
Heves geçer yalan olur, sokar yılan olur; sevgi gerçek olur, arar bulur, tehlikeden korur.
Heves kısa sürer, sevgi ömür boyu gider.
Heves aldatır, bunaltır; sevgi rahatlatır.
Heves nefret saçar, sevgi kucak açar.
Heves doymaz bir açtır, sevgi derde ilaçtır.
Heves riyakârdır, pastır; sevgi ihlâstır.
Heves ezer geçer, yeni av seçer; sevgi onu muhafaza eder, onunla gider.
Heves kısa vade der, sevginin hedefi sonsuza gider.
Heves geçicidir, seçicidir; sevgi kalıcıdır, gönül alıcıdır.
Heves kudurur, vurur; sevgi akıllı durur.

Heves sultanı köle, sevgi ise köleyi sultan eder. Hazret-i Züleyha, sevgisi uğruna, bütün servetini feda etti. Yusuf’u gördüm diyene altınlar saçtı. Hazret-i Yusuf’la evlenince yanına gitmedi. (Rabbimin sevgisi bana yeter!) dedi. Gerçek aşka kavuşmuştu. Allahü teâlâ da Resulünü çok seviyor, yani ona âşık olmuş ve (Ey Resulüm, İbrahim peygamberi halil [dost], seni ise habib [sevilen, mâşuk] edindim) [Mevahib-i ledünniyye] demiş, Mevlitte de, (Habibim, sana âşık oldum) ifadesi geçiyor.

Bu aşk ne işe benzer?
Sönmez güneşe benzer,
Aşkı olmayan gönül,
Kırılmaz taşa benzer.

Sevdiğini söylemek
Sual: (Birini seven, ona sevdiğini bildirsin) hadisine uyarak bir kızı veya kadını seviyorsak ona söylememiz gerekir mi?
CEVAP
Burada bildirilen nefsanî sevgi değildir. Aynı cinsten birinin diğerine duyduğu Allah için olan sevgidir. Bu manadaki başka bir hadis-i şerif de şöyledir:
(Din kardeşini seven, onun evine gitsin ve “Seni Allah için seviyorum” desin!) [İ. Ahmed]

Bir erkek bir kadını veya bir kadın bir erkeği Allah rızası için sevse bile, yüzüne karşı söylemesi doğru değildir. Bu sevgi nefsanî sevgiye dönüşür. Onun için dinimiz, yabancı erkekle yabancı kadının birbirinin yüzüne karşı dua etmesini, selam vermesini bile yasaklıyor, çünkü selam da bir duadır. Karşı cinse dua edince, (Bu beni seviyor ki, bana dua ediyor) diye düşünebilir. Dinimiz, buna fırsat vermemek için namahrem kimselerle zaruretsiz konuşmayı, merhaba iyi günler demeyi, selamlaşmayı, yüzüne karşı dua etmeyi, mesela (Allah razı olsun) demeyi, teşekkür etmeyi de yasaklamıştır.

Elbette bunların istisnaları vardır. Telefonla veya dükkânımıza girince selam veren kadınların selamlarını almak, ihtiyaç kadar konuşmak günah değildir.


Yalnız Allah’tan korkmak

Sual: Kur’an-ı kerimdeki, (Yalnız Allah’tan korkun) ve (Yalnız senden yardım isteriz) mealindeki ayetlerden kasıt nedir?
CEVAP
Bizi Cennete koyacak olan da, Cehenneme atacak olan da Allahü teâlâdır. Bir başkası bu işi yapamaz. (Putların gazabına uğrarız da, bizi Cehenneme atar) gibi bir korku yanlış olur. Deccal veya başka zalimlerden, bizi Cehenneme sokar diye korkulmaz. Bu hususlarda yalnız Allahü teâlâdan korkulur. Yılandan, hırsızdan, caniden korkmalar, bununla ilgili değildir. Allahü teâlâ dilerse, bu korkulardan da bizi muhafaza eder.

(Yalnız senden yardım isteriz) mealindeki âyet-i kerimeden önce, (Yalnız sana ibadet ederiz) buyuruluyor. Demek ki, ibadet yalnız Allahü teâlâya olur. Putlara veya başkalarına olmaz. İbadetten sonra yardım istemek, bu ibadetin yapılmasında, kabul edilmesinde ve neticede Cennete girmemizde, yalnız senden yardım dileriz demektir. (İnsanlardan istenen yardımda da, yardımı yaratan sensin, başkasından bir yardım istesek bile, bu yardımı yaratan sensin, bize her türlü yardım senden gelir, yükümüzü biri kaldırsa buna o gücü veren sensin, senin emrin olmadan kimse kimseye yardım edemez) demektir.

Nitekim Abdülaziz Dehlevi hazretleri, Fatiha suresinin tefsirinde buyuruyor ki:
Birinden yardım istenirken, yalnız Allahü teâlâya güvenilip, o kulun Allah’ın yardımına mazhar olduğu, Allahü teâlânın her şeyi sebeple yarattığı, o kulun da bir sebep olduğu düşünerek ondan yardım istemek, Allahü teâlâdan istemek olur. (Tahkik-ul-hakkıl-mübin)

Kurtubi tefsirinde buyuruluyor ki:
(Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz) mealindeki âyet-i kerimeyi kabul edip söyleyen, Cebriye’den de, Mutezileden de uzak kalmış ve onlara gerekli cevap verilmiş olur.

Mutezile fırkası, (Allah bizim yaptığımız işlere karışmaz) diyor. Biz, (Ya Rabbi, senden yardım isteriz) demekle, işi yapanın Allahü teâlâ olduğu meydana çıkıyor ve Mutezile rezil oluyor.

Cebriye fırkası ise, (Her işi yapan Allah’tır, kulların hiçbir rolü olmaz, günahı, sevabı işleten de odur) diyor. Biz, (Ya Rabbi, sana ibadet eder ve senden yardım isteriz) demekle, kulların da iş yaptığı, ibadet ettiği ve yardım istediği meydana çıkıyor. İbadeti bizim yaptığımız, günahı bizim işlediğimiz, dolayısıyla günahtan mesul olduğumuz meydana çıkıyor. Cebriye’ye gereken cevap verilmiş oluyor ve Cebriyecilikten de kurtulmuş oluyoruz.

Lütfun da hoş, kahrın da...

Sual: Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, çeşitli âyetlerde Cehennemi çok kötü yer olarak vasıflandırıyor: Bekara 126, 206; Tevbe 73, 81; Rad 25, Tahrim 9, Nahl 29, Kehf 29
Cehennemin çok kötü olduğu, Allah’ın razı olmadıklarını oraya koyacağı, âyetle ve hadisle sabit olduğuna göre, Yunus Emre gibi bazı hak âşıklarının (Senin Cehennemin de hoş) demeleri küfür değil midir? Belki o aşk sarhoşluğuyla söylemiştir, sorumlu olmayabilir, ama onun şiirlerini benimseyerek okumak küfür olmaz mı? Çünkü Allah'ın kötü dediğine, (Hoştur, iyidir, güzeldir) deniyor. Kahır, Allah'ın azabı ve gazabı olduğuna göre, (Lütfun da hoş, kahrın da hoş) demek de aynı şekilde küfür değil midir? Kötü bir şey ki kötülere beddua ederken, (Allah kahretsin) deniyor. Allah'ın kahrı nasıl hoş olur?
CEVAP
Bu sözleri söyleyen evliya zatlardan üçünü bildirelim:
Gelse celâlinden cefa,
Yahut cemâlinden vefa,
İkisi de cana sefa,
Nârın da hoş, nurun da hoş,
Kahrın da hoş, lütfun da hoş. (Erzurumlu İbrahim Hakkı)

Ey lütfu hem kahrı güzel,
Senden hem ol hoş, hem bu hoş. (Eşrefoğlu Rumî)

Layık görür isen nârı,
Kahrın da hoş, lütfun da hoş. (Yunus Emre)

Bu sözler, Allahü teâlâya olan tam teslimiyete, Onun her yaptığının yerinde ve güzel olduğuna, yaptığı işlerin asla tartışılamayacağına güzel birer örnektir. Nâr, yani Cehennem elbette çok kötüdür. En kötü insanların cezalandırıldığı yerdir. Allahü teâlânın kötü dediği yere iyi demek elbette küfürdür. Fakat evliya zatlar, (Cehennem iyidir) demiyorlar. (Layık olanları Cehenneme atman iyidir) diyorlar. (Eğer bana nârını layık görmüşsen, elbette senin takdirin yerindedir, güzeldir) diyorlar. Zaten bunun aksini söylemek küfür olur.

Bir kimsenin çocukları gözü önünde öldürülse, ana babasının gözlerini çıkarsalar, kul bunun Allah tarafından olduğunu bilse ve (Rabbimden gelene razıyım) diyebiliyorsa, işte o, makbul bir kuldur.

Kahretmek kötü bir iştir. Ancak Allah'ın layık olanı kahretmesi çok güzeldir, yerindedir. Buna çirkin demek, Cehennemin lüzumsuz olduğunu söylemek gibi küfür olur.

Bir zamanlar zâlim bir devlet başkanı, ülkenin ileri gelenlerine ziyafet veriyor. Yemekte içkiler de vardır. Ama devlet başkanı, (Bu gece kandil gecesidir, ben içmem, içen içsin, karışmam) diyor. Sofradaki kötü bir kadın, hâşâ (Muhammed'in şerefine) diyerek içiyor. Orada bulunan bir zat, (Ya Rabbi, Cehennemin lüzumsuz olmadığını yakından gördüm) diyor. Ramazan, kandil demeyerek, ukalaca isyan edenlerin layık oldukları cezaları görmek elbette hoştur, güzeldir.

İbni Atâ hazretleri, on oğluyla sefere çıkar. Yolda eşkıyalar, çocuklarını öldürürken, bu zat hep gülümser. Sıra sonuncu çocuğa gelince, (Baba, sen ne kadar şefkatsizsin. Çocukların öldürülürken yüzün bile değişmiyor, üstelik gülüyorsun) der. Babası, (Oğlum, Allah görüyor, dilerse hepsini kurtarabilir. Ben Onun işine karışamam. Onun lütfu gibi, kahrı da güzeldir) dedi.

Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri de buyurdu ki:
Allahü teâlâ benim sağ gözüme, Cehennemin yedi tabakası ile azap etse razı olurum. Azabın birazını da öbür gözüme niye koymuyor demem. Çünkü Onun işine karışılmaz.

Allah demekte ölçü

Sual: Bir arkadaş, (Ben, sapık da olsa, Allah diyen herkesi severim. Çünkü 1950’lerden önce yaşamış meşhur bir şair, “El öpmeye uzanan ahmakları tepmeli/Allah diyen müminin ayağından öpmeli” diyor. Onun için Allah diyen kim olursa olsun herkesi seviyorum) diyor. Her Allah diyen sevilir mi?
CEVAP
Allah diyen herkesi sevmek çok yanlıştır. Dinimizde ölçü, Allah dostları sevilir, Allah düşmanları sevilmez.

O yıllarda, açıktan Allah veya Allahü ekber demek tehlikeliydi. Bu bakımdan, Allah diyenler dini istismar etmiyor, sırf Allah’a inandığı için söylüyordu. O zaman, Allah diyen makbuldü. O günleri hatırlıyorum. Köyde imam, Allahü ekber diye ezan okurken gözetleyici talebe, (Jandarmalar geliyor) dediği zaman, imam, korkusundan normal ezanı bırakıp, (Tanrı uludur) demeye başlardı. Biz mescitte Kur'an okurken, sırayla nöbet tutardık. Jandarmaların geldiğini nöbetçi bize haber verirdi. Hemen Mushafları saklardık. Çünkü Kur'an-ı kerim okumak yasaktı. O devrin siyasîlerinden biri, inanmadığı için, hiç Allah sözünü ağzına almazdı. Demokrasiye geçildikten sonra, birkaç Müslüman gazeteci, kendisine gidiyor. (Sizin hiç Allah dediğinizi işitmedik. Niçin Allah demiyorsunuz? Biz Müslüman olarak merak ediyoruz) demişler. O da, (İstediniz söylüyorum, Allah belanızı versin) demiş. Allah kelimesini Müslümanlara beddua ederek söyledi. Allah sözünü samimi olarak kullanmayan böyle kimseler nasıl sevilir?

Günümüzde dinden imandan habersiz, hattâ Allah'ın dinine düşman bazı politikacılar da, oy kaygısıyla hep Allah diyorlar. Mesela (Allah’ın izniyle sosyal etkinlikleri geliştireceğiz, içki yasaklarını kaldıracağız. İnşallah gece geç saatlerde de, her yerde, isteyen herkes içki bulabilecek ve 18 yaşın altındakiler de içki içebilecek) diyorlar. Konuşmalarında hep Allah diyorlar diye, bunlar sevilir mi hiç?

Namaz kılmayan, oruç tutmayan ve hattâ inanmayan böyle kimselerin Allah demesi, samimiyetten uzaktır, din istismarıdır, bir aldatmacadır.

Bir de samimi olarak Allah diyenler, bid’at ehli ise, onların da peşlerinden gidilmez.

Sonuç olarak, sadece Allah demek yetmiyor. Hem samimi olmak, hem de doğru iman sahibi olmak gerekiyor.

Kaynakça: dinimizislam.com



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

2 yorum:

  1. Hangi birimiz gerçekten Allah resulünün hayatının tamamını özenle okudu. Malesef ben de dahil çok kişi bu konuda eksik. Allah inş bu eksikliği en yakın zamanda gidermeyi nasip eder.

    YanıtlaSil
  2. Allah Resûlünü sevmenin ilk şartı itaattır. Zira seven sevdiğine itaat eder.

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if