FarmVille 2: Köy Kaçamağı v5.8.1062 oyunu indir.

FarmVille 2: Köy Kaçamağı v5.8.1062 android cep telefonu oyunu tanıtımı:


En sevilen çiftlik oyunlarından biridir. Bu oyun Zynga tarafından en üst seviyede geliştirilmiş oyun türüdür. Çiftlik geliştirme oyunu olarak bilinir. Son zamanlarda en popüler oyunlar arasındadır.

Android cihazlarının en çok tercih edilen klasikleşmiş oyunu olan "FarmVille" çiftlik geliştirme oyununu isterseniz çevrim içi oynayabilirsiniz isterseniz İnternetsiz oynayabilirsiniz. Bunun dahilinde en önemli özelliği ise çevrimdışı olarak oynarsanız o anda yaptığınız tüm değişikler online olduğunuzda otomatik olarak değişiklikler oyuna eklenir.

Bu en çok bilinen android cep telefonu oyununda köy hayatını öğrenmeniz, tarla ekmeniz, meyve veya sebze türü bitkiler yetiştirmenize olanak tanır. Bununla birlikte el emeği ile yetiştirmiş olduğunuz bu gıdaların ticaretini de yapabilirsiniz.

FarmVille 2: Köy Kaçamağı v5.8.1062


Aynı zamanda çiftlikte hayvan yetiştirebilir ve bakımını yapabilirsiniz. Köy hayatı denilince hayvancılık olmazsa olmazlardandır. Bu sayede oyun daha eğlenceli bir hal almış olacaktır. Bu oyun "FarmVille 2: Köy Kaçamağı v5.8.1062" en güncel versiyonu ile karşınızdadır.

Google Play Store üzerinden indirebilir veya aşağıda aynı bağlantıyı verdik dilerseniz bağlantı üzerinden ilgili adrese gidebilirsiniz.

FarmVille 2 indirmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanın.


https://play.google.com/store/apps/details?id=com.zynga.FarmVille2CountryEscape


Bir önceki android cep telefonu oyunun tanıtımı için "PES Club Manager" isimli konumuza göz atabilirsiniz.


Peygamber efendimiz ve medeniyet hakkında


Sual: Peygamberimizi gayrimüslimlerden övenler de var mıdır?

CEVAP

Evet. Resulullah efendimiz günümüzde de bütün dünya milletlerinin, ilim adamlarının, devlet, siyaset ve fikir adamlarının, ediplerin, tarihçi ve askeri şahsiyetlerin ilgisini çekmekte, bunların her biri Onu biraz inceledikten sonra hayranlık ve şaşkınlıklarını, dile getirmektedirler.


Müslüman olmayanlar, Resulullah efendimizin sadece idareciliği, dehası, askeri, sosyal ve diğer taraflarını görmekte, yalnız bunlara bakarak Onu tanımaya çalışmaktadırlar. Gördükleri olağanüstü ve hiçbir insanda görülmemiş üstünlükler karşısında acze düşmekle beraber, Ona peygamber gözüyle bakmadıkları için, Onu tanımaktan ve anlamaktan çok uzak kalmaktadırlar.

Dünyanın medeniyete kavuşması
Sual: Dünyanın medeniyete kavuşması Resulullah efendimiz sayesinde olmadı mı?
CEVAP
Elbette. Bakın, üstelik Müslüman olmakla şereflenemeyen yabancıların da itiraf etmeye mecbur kaldıkları gibi, dünya medeniyete nasıl kavuşuyor:

İslamiyet’ten evvel Arabistan bir çöl ve orada oturan insanlar da yarı vahşi bedevilerdi. Putperest idiler. Birçok putlara taparlardı. İptidai bir hayat sürerlerdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek gibi korkunç âdetleri vardı. Bu yarımada, bir yol üzerinde olmadığı için, ne büyük İskenderler, ne Persler, ne Romalılar, Araplarla hiç uğraşmamış, birçok kavimlerle savaştıkları halde, Arapların yanından geçmemişlerdi. Bu sebepten, İranlıların, Romalıların ahlaksızlıkları, zulümleri, hilekârlıkları Araplara bulaşmadı.

İşte böyle aciz, zavallı, yarı vahşi olan bir kavim, onlara rehberlik eden Muhammed aleyhisselam sayesinde birdenbire değişmiş, tam bir medeniyete kavuşmuş, olağanüstü bir gayret ile 30 sene içinde, doğuda Türkistan ve Hindistan, batıda İspanya olmak üzere akla hayret veren çok kudretli bir İslam devleti meydana getirmiştir. İlimde, fende ve medeniyette son derece ilerlemişler, o zamana kadar bilinmeyen birçok şeyler keşf etmişlerdir. İlim, fen, tıp ve edebiyatta en yüksek mertebeye varmışlardır. İlimde o kadar ileri gitmişlerdi ki, Papalar bile Endülüs Üniversitelerinde okuyor, dünyanın her tarafından koşup gelenler, bu üniversitelerde fen ve tıp tahsil ediyorlardı.

O zamanın Avrupa’sından bahseden John W. Drapper gibi tarafsız bir tarihçi, (Avrupa’nın manevi inkişafı) ismindeki eserinde şöyle demektedir:
“O zamanki Avrupalılar, tamamen barbardı. Hristiyanlık onları barbarlıktan kurtaramamıştı. Hristiyan dininin başaramadığını, İslam dini başardı. İspanya’ya gelen Araplar, evvela onlara yıkanmasını öğrettiler. Sonra, onların üzerindeki parça parça olmuş, bitlenmiş hayvan postlarını çıkararak, temiz, güzel elbiseler giydirdiler. Evler, konaklar, saraylar yaptılar. Onları okuttular. Üniversiteler kurdular. Hristiyan tarihçiler, İslam’a karşı olan kinlerinden ötürü, bu hakikati gizlemeye çalışmakta, Avrupa’nın medeniyette Müslümanlara ne kadar borçlu olduğunu bir türlü itiraf edememektedirler.”

Tarihe dünyanın en büyük askeri dehalarından biri, aynı zamanda kıymetli bir devlet adamı olarak geçen Fransız İmparatoru Napoléon şöyle diyor:
“Allah’ın varlığını ve birliğini, Musa [aleyhisselam] kendi milletine, İsa [aleyhisselam] Romalılara, fakat Muhammed [aleyhisselam] bütün eski dünyaya bildirdi. Arabistan tamamiyle putperest olmuştu. İsa [aleyhisselam]’dan altı asır sonra Muhammed [aleyhisselam] kendisinden evvel gelmiş olan İbrahim, İsmail, Musa ve İsa’nın [aleyhimüsselam] Allah’ını Araplara tanıttı. Arapların yanına sokulan Aryenler, hakiki İsa dinini bozarak onlara Allah, Allah’ın oğlu, Ruhulkudüs gibi, kimsenin anlayamayacağı inançları yaymaya çalışıyor, doğunun barış ve huzurunu tamamen bozuyorlardı. Muhammed [aleyhisselam] onlara doğru yolu gösterdi. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu, Onun ne babası ne de oğlu bulunmadığını, böyle birkaç Allah’a tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir âdet olduğunu anlattı.”

Dünyanın tanıdığı en büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Carlyle diyor ki:
“Muhammed [aleyhisselam] gelmeden evvel Arapların bulundukları yerlere kocaman bir ateş parçası sıçramış olsaydı kuru kum üzerinde kaybolup gidecek ve hiç iz bırakmayacaktı. Fakat Muhammed [aleyhisselam] gelince bu kuru kum dolu çöl, sanki bir barut fıçısına döndü. Delhi’den Granada’ya kadar her taraf birdenbire semaya yükselen alevler hâline geldi. Bu büyük zat sanki bir şimşekti. Onun etrafındaki bütün insanlar, Ondan ateş alan parlayıcı maddeler hâline dönüştüler.”

Hindistan’ı İngiliz sömürgesi olmaktan kurtaran Hintli lider Mahatma Gandhi, İslam dinini ve Kur’an-ı kerimi inceledikten sonra şunları söylemiştir:
“İslam dini yalancı bir din değildir. Hintlilerin bu dini saygı ile incelemelerini isterim. Onlar da İslamiyet’i benim gibi seveceklerdir. Ben, İslam dininin Peygamberinin ve Onun yakınında bulunanların nasıl hayat sürdüklerini bildiren kitapları okudum. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki, kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. Ben şu kanaate vardım ki, İslamiyet’in süratle yayılması, kılıç yüzünden olmamıştır. Aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıki olması ve Peygamberinin büyük tevazuu [alçak gönüllülüğü], sözünü daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlılığı yüzünden İslam dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.”

Dünyaca tanınmış büyük Fransız edibi ve devlet adamı Lamartine ise, Türkiye Tarihi adlı eserinde şöyle diyor:
“Hazret-i Muhammed [aleyhisselam] bir yalancı peygamber miydi? Onun eserlerini ve tarihini inceledikten sonra bunu düşünemeyiz. Çünkü yalancı peygamberlik iki yüzlülüktür. İki yüzlülükte inandırma kuvveti yoktur; nasıl ki, yalanda da doğruluğun kudreti bulunmaz.

Mekanikte bir cisim atıldığı zaman onun varabileceği yer, fırlatma gücü ile orantılıdır. Bir manevi ilhamın gücü de onun meydana getirdiği eser ile orantılıdır. Bu kadar çok şey taşıyan, bu kadar uzaklara kadar yayılan ve bu kadar uzun zaman aynı kudrette devam eden bir “fikir” yani İslamiyet yalan olamaz. Bunun çok samimi ve çok inandırıcı olması gerekir. Onun hayatı, uğraşmaları, memleketinin hurafelerine ve putlarına kahramanca saldırıp onları parçalaması, puta tapan çoğunluğun hiddetlerine karşı koymak ataklığı, kendine saldırdıkları halde, 13 sene Mekke’de buna dayanması, hemşerileri arasında türlü hadiseler çıkartmak ve kendini adeta kurban yerine koymak gibi hallere tahammül etmesi, Medine’ye hicreti, durmadan yaptığı teşvikler ve verdiği vaazlar, çok üstün düşman kuvvetleriyle yaptığı savaşlar, kazanacağına olan güveni, en büyük felaket zamanında bile duyduğu insanüstü güvence, zaferde bile gösterdiği sabır ve tevekkül, dini tebliğ etme azmi, sonsuz ibadeti, Allah ile mukaddes konuşmaları, ölümü, ölümünden sonra da devam eden şân ve şerefi, zaferleri Onun hiçbir zaman bir yalancı peygamber olmadığını, tam aksine büyük bir imana sahip bulunduğunu gösterir.

Filozof, hatip, peygamber, kanun koyucu, cenkçi, insan düşüncelerini etkileyici, yeni iman esasları koyan ve yirmi büyük dünya imparatorluğu ile bir büyük İslam devleti kuran kişi: İşte Muhammed [sallallahü aleyhi ve sellem] budur! İnsanların büyüklüğü ölçmek için kullandıkları bütün mikyaslarla [ölçülerle] ölçülsün; acaba Ondan daha büyük bir şahıs var mıdır? Olamaz!”

Almanya’da Stuttgart şehrinde 1888 [h. 1305] senesinde, yayınlanmış olan Kürschner ansiklopedisinin (Muhammed ve İslam dini) hakkındaki yazısından bir bölümü şöyle:
“Muhammed [aleyhisselam], gayet güzel huylu, güler yüzlü, kibar tavırlı ve çok dürüst bir zat idi. Daima hiddet ve şiddetten kaçmış, hiçbir zaman zulüm yapmamıştır. Müslümanların daima iyi huylu, güler yüzlü olmasını istemiş, Cennete iyi huy ve sabır ile gidileceğini bildirmiştir. Doğru sözlülüğü, merhameti, fakirlere yardımı, misafirperverliği, şefkati, daima Müslümanlığın esas temelleri olduğunu beyan etmişti. Daima kanaat ile yaşamış, debdebe ve gösterişten kaçınmıştır. Müslümanlar arasında hiçbir sınıf farkı tanımamış, en fakir bir Müslümanın bile hatırını gözetmiştir. Büyük bir zaruret olmayınca, zora başvurmamış, bütün meseleleri tatlılık ile, anlaşma ile, nasihat ve izah ile hâl etmeye uğraşmış ve çok kereler bunda muvaffak olmuştur. 630 tarihinde tekrar Mekke’ye dönerek, bu şehri kolayca feth etmiş ve çok kısa zaman içinde, yarı vahşi Arapları, dünyanın en medeni insanları hâline getirmiştir.)”

Başka bir batılının itirafı
Bayan Carly Fiorina, dünyanın en büyük şirketlerinden HP'nin yönetim kurulu başkanı. Bu şirket, Microsoft gibi, Linux gibi dünya devlerinden biri olup esas iştigal alanı Bilişim Teknolojileri. Bayan Fiorina Temmuz 1999'dan beri bu şirkette. Bundan önce 20 yıl ABD'nin telefon şirketi AT&T 'de üst düzey görevlerde bulunmuş ve AT&T ile ilgili bir firmada başkan olarak çalışmış. Stanford Üniversitesi'nin "Ortaçağ tarihi ve felsefesi" bölümünü bitirmiş ve çeşitli dallarda master yapmış.

Minneapolis, Minnesota'da 26 Eylül 2001 "Teknoloji, piyasalar ve hayat tarzımız: Gelecekte neler olacak?" konulu bir konferansa, Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildi. Konuşmasının son dakikalarında tarihten örnekler vererek değerlendirmeler yapıp şöyle dedi:

"Konuşmamı tarihten bir örnek ile bitirmek istiyorum:

Bir zamanlar tarihte öyle bir medeniyet vardı ki, o dönemin en büyük medeniyeti idi. Bu medeniyet birçok kıtalara yayılmış, sınırları okyanustan okyanusa, kuzey iklimlerinden tropik iklimlere ve çöllere kadar uzanmıştı. O medeniyetin tebaası olarak, farklı ırklardan, farklı dillerden, farklı kültürlerden yüz milyonlarca insan yaşamıştı.

Bu medeniyette konuşulan dillerden bir dil, dünyada çok konuşulan bir dil haline gelmiş ve farklı kıtalardan insanlar arasında köprü olmuştu. Bu medeniyetin ordusundaki farklı milletlerden olan askerler, dünyanın belki de hiçbir zaman görmediği bir barış sundu, tebaasına ve dünyaya. Bu medeniyetin tacirleri, Latin Amerika'dan Çin'e ve arada kalan bütün ülkelere ulaşmışlardı.

Yeni buluşlar bu medeniyetin temel taşlarından biri olmuştu. Bu medeniyetin mimarları, yerçekimi hesaplarına dayanan binalar yapmışlar, matematik bilginleri, bilgisayarın temel algoritması olan algebrayı (cebiri) bulmuşlar ve kodlamayı keşfetmişlerdi. Doktorları, hastalıklara yeni ilaçlar bulmuşlar, uzay bilginleri gökyüzündeki yıldızları incelemişler ve onları isimlendirerek, bugünkü uzay çalışmalarının temellerini atmışlardı. Edipleri, binlerce romantik ve sihirli hikâyeler yazmışlar ve şairleri kendilerinden öncekilerin yazmadığı şekilde sevgi üstüne şiirler yazmışlardı.

Öteki medeniyetler yeni fikirlerden korkarken ve sansür uygularken, bu medeniyet devamlı yeni fikirlere açık olmuş ve bilgiyi, kültürü devamlı canlı tutmuştu.

Günümüz Batı medeniyeti de bu özelliklerin bir çoğuna sahip, fakat benim sözünü ettiğim medeniyet, 800'den 1600 yılına kadar uzanan ve Osmanlı İmparatorluğu'nu da içine alan, Kanuni Sultan Süleyman'lar gibi hükümdarlar yetiştiren İslam medeniyetidir.

Bu medeniyetin bize sunduğu miras, bugünkü Batı medeniyetinin temelini oluşturmaktadır. Bugünkü teknoloji İslam matematikçilerinin sayesinde vardır. Sufî yazar Mevlana gibi yazarlardan çok şeyler aldık. Kanuni Sultan Süleyman gibi hükümdarlardan tolerans göstermeyi ve liderliği öğrendik.

Bu medeniyetten dersler çıkarmalıyız. Bu medeniyetin sunduğu liderlik mirasa değil, yeniliklere dayanmış, Hristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik gibi farklı farklı din ve kültürler mozaiğini esas almıştı. Zaten bu şekilde de 800 yıl ayakta kaldı.

Şu anki gibi kritik zamanlarda, biz de tarihteki bu medeniyetten ders almalı ve onun gibi sosyal yapı ve liderler yetiştirmeliyiz. Özetle, bu konuya, liderlik mevzuundaki tartışmaya ve fikir teatisine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. "

Amerikan astronomi mütehassısı Michael H. Hart, Âdem aleyhisselamdan bugüne kadar gelen bütün büyük insanları birer birer tetkik ederek, bunların içinden yalnız 100 tanesini ayırmakta, bu 100 kişi arasında en büyüğü olarak, Muhammed aleyhisselamı göstermektedir. (Onun kudreti, kendisine Allah tarafından vahiy edildiğine inandığı, muazzam eser Kur’an-ı kerimden gelmektedir) demiştir.

Amerika Chicago Üniversitesi profesörlerinden meşhur ruhiyat mütehassısı yahudi Jules Massermann, 1974 senesinin 15 Temmuzunda yayınlanan Time mecmuasının hususi nüshasında (Büyük liderler nerede?) başlığı altında, tarihte şimdiye kadar gelip geçmiş olan rehberleri tetkik etmekte, bunların hayatlarını tahlil etmekte ve (Bunların en büyüğü Muhammed aleyhisselamdır) demekte ve şu neticeye varmaktadır: (Muhammed aleyhisselamdan sonra, Musa aleyhisselam gelir. İsa [aleyhisselam] ve Buda lider olmaya layık kimseler değildi.) Halbuki kendisi, yahudi olduğu için, Musa aleyhisselamı Muhammed aleyhisselama tercih etmesi beklenirdi. O, bunu yapmamış, hakikatten ayrılmamıştır.

30 sene içinde bir vahşi kavmi, hem de küçük bir insan topluluğunu, dünyanın en muazzam, en medeni, en yüksek ahlaklı, en yüksek seciyeli, en kahraman, en bilgili bir millet hâline getirmek, her hangi bir insanın, bir liderin, bir kumandanın yapacağı iş değildir. Bu, ancak Allahü teâlânın resulünün, yani Muhammed aleyhisselamın bir mucizesidir.

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki:
(Her Peygamber, kendi zamanında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden, her bakımdan üstündür. Muhammed aleyhisselam ise, her zamanda, her memlekette, yani dünya yaratıldığı günden, kıyamet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek, bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür. Hiç kimse, hiçbir bakımdan Onun üstünde değildir. Bu güç bir şey değildir. Dilediğini yapan, her istediğini yaratan, Onu böyle yaratmıştır. Hiçbir insanın Onu methedecek gücü yoktur. Hiçbir insanın, Onu tenkit edecek iktidarı yoktur.)..

Salevat getirmek

Sual: Peygamber efendimizin ismi geçince salevat getirmek lazım mıdır?
CEVAP
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellemin ismini işitenin ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacip, tekrarında müstehaptır. (Redd-ül-muhtar)

Resul-i ekrem efendimizin ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken Ona salevat getirmek hürmete ve sevap kazanmaya sebep olmaktadır.

Salevat, salat kelimesinin çoğuludur. Salat, dua demektir. Peygamber efendimiz için yapılan dualara salevat getirmek denir. Kur'an-ı kerimde, (Allah ve melekleri, Resule salat ediyor. Ey iman edenler, siz de salat edin) buyuruluyor. (Ahzab 56) Hadis-i şerifte de, (Bana bir salat getirene, Allah ve melekleri 70 salat getirir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

Allah’ın salat etmesi rahmet, meleklerinki dua, müminlerinki ise Onun şefaatini taleptir.

Salevat kısaca, Allahümme salli ala Muhammed ve ala âli Muhammed demektir. Peygamber efendimizin ismi anılınca, aleyhisselam veya aleyhissalatü vesselam yahut sallallahü aleyhi ve sellem demekle de Peygamber efendimize dua edilmiş, salevat getirilmiş olur.

Namazda Ettehiyyatüden sonra okuduğumuz Salli Barikler de salevattır. Salevat-ı şerife okumanın fazileti büyüktür.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.) [Tirmizi]

(Sabah-akşam on salevat getiren, kıyamette şefaatime kavuşur.) [Taberani]

(Cuma günleri bana 80 salevat okuyanın 80 yıllık günahı affolur.) [Şir’a]

(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehidlerle beraber olur.) [Taberani]

(Günde bin salevat okuyan, Cennetteki yerini görmeden ölmez.) [İbni Şahin]

(Bana bir salevat getirene Allahü teâlâ, on rahmet ihsan eder, on günahını yok eder ve derecesini on kat yükseltir.) [Nesai]

(Salevat sizin için zekattır.) [I.Hibban] [Burada zekat, temizlik, günahların affıdır.]

Peygamber efendimiz, (Cuma günleri bana çok salevat okuyun! Bunlar, bana bildirilir) buyurdu. Öldükten sonra da bildirilir mi denilince buyurdu ki: (Toprak, Peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace]

(Bana salevat okuyana, melekler salat okur. Salevata devam edene, melekler de ona salat okumaya devam eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat okusun!) [I. Mace]

Bir kitap yazmaya veya vaaza başlarken Allahü teâlâya hamd ve Resulüne salevat getirmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim, kitabına ismimi yazdıktan sonra, bana salat ve selam da yazarsa, ismim o kitapta kaldığı müddetçe, melaike, o kimse için istigfar eder.) [Taberani]

(Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın!) [I. Neccar]

(Cebrail aleyhisselam, bana dedi ki: Ya Resulallah, senin ismin anılınca, sana salevat getirmeyen azabı hak eder, Cehenneme gider.) [İ. Ahmed]

Demek ki Resulullah efendimize ömürde bir defa salevat getirmek farz, bir oturumda, bir yazıda bir defa salevat getirmek vaciptir. Bu vacibi kasten terk eden azabı hak eder.

Razı etmek için
Sual: Allahü teala ile onun sevdiklerini razı etmek için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Önce Ehl-i sünnet itikadını öğrenip, dinimizin emir ve yasaklarına uymalı, özellikle kalb kırmamaya ve kul hakkına dikkat etmeli. Şu hadis-i şerifte bildirilen duaları da okumaya çalışmalı:
(Ya Aişe, bir kere “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ cemî’il Enbiyâi velmürselîn” de, bütün peygamberler senden razı olsun. Bir kere “Allahümmağfirlî ve li vâlideyye [ve li-meşâyıhiyye] ve lil mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti el ahyâi minhüm vel emvât” de, bütün müminler senden razı olur. Bir kere de “Sübhânellahi vel hamdü lillahi ve lâilahe illallahü vellahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” de ki, Allahü teala senden razı olsun.) [Ey Oğul İlmihali]

Salevat getirmek
Sual: Salevat olarak ne okumalıdır?
CEVAP
Salevatın en kısası, (Allahümme salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed) demektir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
Bir gün dört büyük melek geldi.
Cebrail aleyhisselam dedi ki:
(Ya Resulallah, sana her gün on salevat getirenin elinden tutar, sıratı kuş gibi geçiririm.)
Mikail aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, ona, Kevser havuzundan kana kana içiririm.)
İsrafil aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, onun affı için başımı secdeye koyarım. Allahü teâlâ onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.)
Azrail aleyhisselam da dedi ki:
(Ben de, onun ruhunu, Peygamberler gibi kabzederim.)
Peygamber efendimiz de, (Bu ne büyük lütuf ve ne büyük bir ihsandır ya Rabbi) dedi.

İki hadis-i şerif meali daha şöyledir:
(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]

(Bir kimse, bana salevat getirdiği sürece, melekler de, onun için istigfar eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat getirsin.) [İ. Ahmed]

Hazret-i Ebu Talha anlatır:
Bir gün Resulullah, sevinçli olarak gelip buyurdu ki:
(Cebrail bana gelip, şu müjdeyi verdi: Ya Resulallah! Rabbin, "Sana bir defa salevat okuyana, ben on salat okurum. On defa rahmette bulunur, on günahını affeder, on derece yükseltirim. Sana bir defa selam veren herkesin selamına da, ben on defa selam ile karşılık veririm, Bu sana ikram olarak yetmez mi, razı olmaz mısın?" dedi. Ben de, razı olurum dedim.) [Nesai]

Sual: (Peygambere salât okunmaz, salevat getirilmez. Salât, Allah’a getirilir) diyenler oluyor. Bu doğru mudur?
CEVAP
Salât, dua demektir. Salevat ise, salât kelimesinin çoğuludur, dualar demektir. İkisi de aynıdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah ve melekleri, Resule salât ediyor. Ey iman edenler, siz de gönülden, teslimiyetle, ona salât edin, salevat getirin.) [Ahzab 56] (Allah’ın salât etmesi rahmet etmek, meleklerinki dua etmek, müminlerinkiyse Onun şefaatini talep etmektir.)

Görüldüğü gibi, Resulullaha salât yani salevat getirilmesini, bizzat Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde emretmektedir. Bunun için, Resulullah efendimize ömürde bir defa salevat getirmek farz, ismi geçtiği zaman, bir oturumda, bir yazıda bir defa salevat getirmek vacib, sonrakilerde müstehabdır. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bana bir salât getirene, Allah ve melekleri yetmiş salât getirir.) [İ. Ahmed]

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salât okuyandır.) [Tirmizi]

(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahları affolur.) [Tirmizi]

Resulullahın ismi söylenince veya işitilince, aleyhisselam, aleyhissalâtü vesselâm veya sallallahü aleyhi ve sellem demekle de, ona salât getirilmiş olur.

Salevat okunan yerler
Sual: Salevat getirmenin müstehab olduğu yerler nelerdir?
CEVAP
İbni Âbidin hazretleri, salevat getirmenin müstehab olduğu yerlerden bazılarını şöyle bildiriyor:
1- Cuma günü ve gecesi,
2- Sabah akşam,
3- Peygamberimizin kabrini ziyaret ederken,
4- Safa ile Merve’de,
5- Ezan okunurken,
6- İkamet edilirken,
7- Duanın başında, ortasında ve sonunda,
8- Telbiyeyi bitirdikten sonra,
9- Bir yere toplanırken ve oradan dağılırken,
10- Abdest alırken,
11- Abdestten sonra,
12- Bir şey unutulduğu vakit,
13- Vaaz ederken,
14- Hadis okumaya başlarken,
15- Hadis okumayı bitirince,
16- Kulak çınlarken,
17- Dînî sual sorarken,
18- Fetva yazarken,
19- Kitap yazarken,
20- Hoca derse başlarken,
21- Talebe derse girince,
22- Kız istemeye gidilince,
23- Evlenirken ve evlendirirken,
24- Mühim işlerin başında,
25- Zikre başlarken,
26- Cenaze namazında ve namazda teşehhüdden sonra salevat okumak sünnettir.
27- Gül koklarken, [Resulullah’ın mübarek teri, gül gibi kokardı.]
28- Müsafeha ederken,
29- Pilav yerken,
30- Mescide girip çıkarken.
31- Resulullah'ın "sallallahü aleyhi ve sellem" ismini işitenin, ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacib, tekrarında müstehabdır. (Redd-ül-muhtar)

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.) [Beyhekî]

(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]

(Ezanı işitince tekrar edip bana salevat getirin! ) [Buhari]

(Dua perdelidir. Salevat getirilince, perdeler yırtılır, dua kabul olur.) [Taberanî]

(Allahü teâlâyı zikretmeden ve Resulüne salevat getirmeden toplanıp dağılmak, leşten dağılmak gibidir.) [İ. Ahmed]

(Bir toplulukta Allahü teâlâ anılmaz ve Resulüne salevat getirilmezse, o topluluk, Kıyamette, hasret ve pişmanlık çekerler.) [Tirmizî]

(Abdestten sonra, on defa salevat getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]

(Söyleyeceğini unutan, hatırlamak için salevat getirsin!) [İbni Sünnî]

(Meclislerinizi bana salât-ü selam getirmekle süsleyin!) [Deylemi]

(Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]

(Kulağı çınlayan beni hatırlasın, bana salevat-ı şerife getirsin. Sonra da “Beni hayırla anana Allah rahmet etsin!” desin!) [Müslim]

(İsmim anılınca salevat okumayan, cimrilerin cimrisidir.) [Tirmizî]

(Yanında anıldığım halde bana salevat getirmeyenin burnu sürtülsün!) [Tirmizi]

(İsmim anılınca salevat getirmeyen, zelil olsun!) [Tirmizî]

(Gül koklayıp da bana salevat getirmeyen, bana eziyet etmiş olur.) [Şir’a]

(İki müslüman, selamlaşıp müsafeha eder ve bir de bana salevat-ı şerife okursa, yeni doğmuş gibi bütün günahları temizlenir.) [R.Nasıhin]

Salevat okunmayan yerler
Sual: (İstisnasız Peygamber efendimize her yerde salât, salevat okunur. Cenazeyi duyurmak için okumakta da mahzur yok) deniyor. Her yerde salevat okunur mu?
CEVAP
Salevat-ı şerife okunmayan yerler de vardır. Birkaçını bildirelim. Şu yerlerde Resulullaha salevat getirmek caiz değildir:
1- Cima esnasında, [Sadece yatağa girerken besmele çekilir.]

2- Tuvalette def-i hacette, [Tuvalete girerken dua okunur.]

3- Satılan malı överken, [Malın kıymetli olduğunu bildirmek için okumak, ticareti dine alet etmek olur.]

4- Uygunsuz iş yaparken, [Harama bakarken, mekruh işlerken.]

5- Bir şeye hayret edince, [Vay anasını dedirten, şaşırtıcı bir olay karşısında.]

6- Hayvan keserken, [Yalnız Besmele çekilir.]

7- Aksırınca, [Yalnız Elhamdülillah denir.]

8- Yemeğe Besmeleyle başlarken. (Besmele çekilir, salevat okunmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Şu üç yerde ismimi söylemeyin: Yemeğe besmele çekerken, hayvanı besmeleyle keserken ve aksırınca.) [Beyheki])

9- Kur’an okurken, [Peygamber efendimizin ismi geçse de salevat okunmaz.]

10- Hutbe dinlerken, [Peygamber efendimizin ismi geçse de salevat okunmaz.]

11- Farz namazların ve müekked sünnet namazların ilk teşehhüdünde,

12- Cenaze olduğunu bildirmek için. [“Bir kimse ölünce peygambere salevat getirilir” intibaını uyandırıcı bir bid’attır.]

İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
Ölen kimse âlim, zahit veya mübarek bir zat ise sonradan gelen bazı âlimler, cenazesi için sokaklarda ilan yapılmasını iyi görmüşlerdir. (Redd-ül-muhtar)

İlan yolları çeşitlidir. Mesela, davul zurna çalarak duyurmak caiz olmaz. Mevlit okutmak, salâ [salât] okumak caiz olmaz. Belediye hoparlöründen ilan etmek veya gazetelere ilan vermek caiz olur...

Hazret-i İsa’nın müjdesi

Sual: İncil’de Peygamber efendimizin geleceği bildirilmiş midir?
CEVAP
İsa aleyhisselamdan sonra, bir son Peygamber (aleyhissalatü vesselam) geleceği İncil’de bildirilmişti. Bu haber, bütün tahriflere rağmen bugünkü bozuk İncillerde bile vardır. Yuhanna İncilinin 14.babının 16.âyetinde İsa aleyhisselam;
(Allah size, sizinle beraber kalacak bir teselli edici gönderecektir) demektedir.

26. âyetinde ise, (Bu hakiki tesellici size her şeyi öğretecek ve size benim öğrettiklerimi de hatırlatacaktır) demektedir.

16.babın 13.âyetinde ise, (O, size her hakikate yol gösterecektir. Zira O, size kendiliğinden bir şey söylemeyecek, fakat Allah’ın söylediklerini size bildirecektir) demektedir. [Hristiyanlar (Tesellici) kelimesini (Ruh) diye tercümede ısrar ederler.]

Bundan başka, Kitab-ı mukaddesin Eski Ahd (Tevrat) kısmında Arap ırkından bir Peygamber geleceği yazılıdır. Tesniyenin 18.babının 15.âyetinde, Musa aleyhisselamın İsraillilere, (Rab sizin için aranızdan, kardeşlerinizden benim gibi bir Peygamber “aleyhissalatü vesselam” çıkaracaktır) dediği yazılıdır. Burada bahis konusu olan İsraillilerin kardeşleri, İsmaililer yani Araplardır. İşte İncil’de ve Tevrat’ta yazılı olan ve Arap ırkından geleceği müjdelenen bu son Peygamber, Muhammed aleyhisselamdır.

1886 yılında İstanbul’da Boyacıyan Agob matbaasında basılan Kitab-ı Mukaddesin Türkçe tercümesinin s.885’de, (O, gelince dünyayı günah, salah ve hüküm hususlarında ilzam edecektir) deniyor. Buradaki "O" nun Latince aslında, Paraclet yazılıdır. Bu kelime, teselli edici demektir. Papazlar her şeye rağmen, (benden sonra bir teselli edici gelecektir) ibaresini İncil’den kaldıramadı.

Pavlos’un yazdığı ve Hristiyanların Kitab-ı mukaddesten kabul ettikleri mektuplardan "Korintoslulara 1.mektubun, 13/ 8 de, (Peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak [Latince gibi], ilim iptal olacak [Ortaçağ ilmi gibi], ama O kâmil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır) deniliyor. [Bu yazı Türkçe Kitab-ı Mukaddeste de vardır.]

Barnabas İncilinde, Hazret-i İsa’nın, son Peygamberin geleceğini, isminin [Muhammed ile aynı manadaki] Ahmed olacağını) bildirdiği açıkça yazılıdır.
Bu İncilde Hazret-i İsa diyor ki:
Ben günah affedemem, günahları ancak Allah affeder. (71. bab),

Ben, Allah’ın resulünün yolunu hazırlamak için geldim. Bu Resul, sizden birkaç yıl sonra, İncil tahrif edilip hakiki inananların 30 kişi kadar kalacağı bir zamanda gelecektir. O zaman, Cenab-ı Hak, elçisini gönderecektir. Onun başının üzerinde beyaz bir bulut bulunur. O, putları kırar. Onun sayesinde, insanlar Allah’ı tanır ve ben de hakiki olarak tanınırım. (72. bab),

O resul güneyden gelecektir. (96. bab),
O resulün adı Ahmed’dir. (97. bab)

Bu husus, Kur'an-ı kerimde de bildirilmektedir:
(Meryem oğlu İsa "Ey İsrailoğulları, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı tasdik eden, benden sonra gelecek ve ismi Ahmed olan bir Peygamberi müjdeleyen, size gönderilmiş bir Peygamberim" demişti. Ancak, o kendilerine apaçık delillerle [mucizelerle] gelince, bu apaçık bir sihirdir dediler.) [Saf 6]

Gayrimüslimler, Peygamber efendimizin mucizelerine sihir dedikleri gibi, Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa’nın mucizelerine de sihir demişlerdi.

Hazret-i İsa, son peygamber Muhammed aleyhisselamı müjdeleyince, havariler, Onun ümmetinin nasıl olacağını sual ettiler. Hazret-i İsa da (Bizden sonra gelecek ümmet, âlim, hakim, takva ehli iyi insanlardır. Allahü teâlâdan gelen az rızka razı olacaklar. Allahü teâlâ da, onların az ameline razı olacaktır) buyurdu. Bu vasıfların hepsi Eshab-ı kiramda var idi. (Tibyan)

Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın peygamberidir, Onunla birlikte bulunanların [Eshabın] hepsi, kâfirlere karşı çetin ve birbirlerine karşı merhametlidir. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah, inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükafat vaad etmiştir.) [Feth 29]..

Sakal-ı şerifin kıymeti

Sual: Peygamber efendimizin sakal-ı şerifi, hırkası veya başka bir eşyası ile bereketlenmeye putçuluk diyenler var. Onu methetmeye, Onu vesile ederek yardım istemeye şirk diyenler var.
Bu konuyu açıklar mısınız?
CEVAP
Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderdiği, (Habibim) buyurduğu O sevgili Peygamberi övmek, (Her istediğini vereceğim) müjdesi ile şereflenmiş olan o en yüksek Peygamberi vesile etmek, hiç şirk olur mu? Sakal-ı şerife hürmet hiç putçuluk olur mu?

Resulullahı, Allahü teâlâ övmüştür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsan etmiş olduğu nimetleri saymıştır. Bunları hakikati bildirmek için söylediğini, yoksa peygamberlik vazifesini yapmamış olacağını defalarca bildirmiştir.

Resulullah efendimizi övmek ibadettir. Eshab-ı kiramın hepsi övmüştür. Bunlardan Hassan bin Sabit ve Kab bin Züheyrin uzun methiyeleri meşhurdur. Kab, kasidesinde çok övmüştü. Resulullah efendimiz, bunu beğenip, Kab’ın kusurunu af buyurup, mübarek hırkasını ona hediye etmişti. Bu hırka-i saadet, şimdi Topkapı sarayındadır.

Uzun zaman Resulullah efendimize hizmetle şereflenen Enes bin Malik, kendisi ile beraber bir sakal-ı şerifin defnolunmasını vasiyet etti. Allahü teâlânın huzuruna sakal-ı şerif ile birlikte çıkmak istedi. (Buhari)

Peygamber efendimizin, sakal-ı şerifinin mübarek kıllarını, bereketlenmeleri için insanlara verdiği, Kütüb-i sittede yazılıdır. Kadı İyad, diyor ki: Resulullah efendimizin faziletlerinden biri de şudur ki, Halid bin Velid, başında, sarığı arasında bir sakal-ı şerif taşırdı. Bunu taşıdığı her savaşta zafer kazanırdı. Hâlid, mübarek bir kılı sebebi ile muradına kavuşuyor da, Resulullah efendimizin mübarek zat-ı şerifini vesile ederek Allahü teâlâdan dilekte bulunanlar kavuşmaz olur mu? (Şif’a)

Çok kıymetli bir itikad kitabı olan Nur-ül-İslam’da aynen şöyle buyuruluyor:
Peygamber efendimizin eşyaları ile bereketlenmek, Onun mübarek gözleri önünde yapılmış, sabit bir iştir. Resulullah efendimiz de, bu işi beğenip kabul buyurmuştur. Onun vefatından sonra da bu iş devam etmiştir. Çünkü Allahü teâlâ, Onun kendi eşyalarına, dokunduğu şeylere ve mübarek tenine dokunan şeylere birçok meziyetler vermiştir ki, bunlarla bereketlenilir ve faydalanılır.

Hazret-i Ebu Bekir’in kızı Hazret-i Esma, Peygamber efendimiz hayatta iken giydiği bir cübbe çıkarıp, (Şifa bulmaları için, biz bunu yıkayıp hastalara veriyoruz) dedi.

Abdülkasım bin Me’mun hazretlerinin yanında, Peygamber efendimizin bir çanağı vardı. Bundan su verdiği hastalar şifa bulurlardı. Peygamber efendimiz abdest aldığı zaman, Eshab-ı kiram, Onun abdest suyuna dokunmak ve düşen bir kılını almak için yarışırlar ve bununla bereketlenirlerdi. O da bu hareketlerini kabul buyururdu. Hatta, mübarek başını tıraş ettiği zaman, bereketlenmek için, mübarek saçını, Eshabı arasında paylaştırmasını Ebu Talha hazretlerine emrederdi. (Buhari)

Hazret-i Ebu Cuheyfe diyor ki:
(Resulullah efendimiz, öğle sıcağında çıkıp abdest aldı. Oradakiler kalkıp, Onun ellerini tutup, yüzlerine sürdüler. Bir de ben, onun mübarek ellerini tutup yüzümün üstüne koydum. O sıcakta mübarek elleri, kardan daha soğuktu ve miskten daha güzel kokuyordu.) [Buhari]
(Ellerini tutup yüzlerine sürdüler) ifadesi, faziletli ve salih kimselere dokunarak bereketlenmenin meşru olduğunu gösteriyor.

Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullah bir yarası olan kimseyi tedavi ederken, işaret parmağını yere koyar ve kaldırıp, “Bismillahi türbetü erdina biriki ba’dina liyüşfa bihi sekimüna biizni Rabbina” derdi.) [Müslim]

İmam-ı Nevevi buyuruyor ki:
(Hadis-i şerifin manası şöyledir: İşaret parmağını mübarek ağız suyu ile ıslatıp, sonra toprağın yapışması için yere koyar, sonra illetli ve yara olan yere sürer ve bu elini sürerken, Allahü teâlânın ism-i şerifiyle bereketlenmek için bu duayı okurdu.)

Hadis-i şerif kitaplarında, Eshab-ı kiramın Peygamber efendimizin eşya ve eserleriyle; teri, gözyaşı ve ağız suyu ile bereketlendiklerine dair misaller çoktur.

Resulullah efendimizin sakal-ı şerifinin bazı telleri, halifeler, müslüman hükümdarlar tarafından korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Bir kısmı Osmanlı Sultanlarının hazinelerindedir. Allahü teâlâ, onlara rahmet eylesin.

Bu mübarek tellerden birkaçı, Kuzey Irak’ta Süleymaniye’ye bağlı Halepçe kazasının Beyare nahiyesindedir. Benim gözlerim önünde bunlar vesile edilerek kıtlığın bitmesi ve yağmurun yağması için dua edildi ve hemen bol bol yağmur yağdı.

Düşmanların hücumu esnasında bunlar vesile edilerek dua edilmiş ve müslümanlar, düşmanın şerrinden korunmuşlardır. Bu anlattıklarımız, buralarda yaşayan müslümanlarca malumdur. Bunlarda şüphe etmenin yeri yoktur. Bunlarda şüphe edenler, Yusuf suresinin 93-96. âyet-i kerimelerine baksınlar: ([Yusuf aleyhisselam,] şu gömleğimi götürün de, babamın yüzüne koyun, [gözleri] görecek duruma gelir ve bütün ailenizi bana getirin, dedi. Kafile ayrılınca, babaları: “Eğer bana bunamış demezseniz, inanın ben Yusuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Çevresindekiler: “Allah’a yemin ederiz ki, sen, hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne sürünce, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub, “Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.) [Nur-ül-İslam s.122-125]

Nur-ül-İslam’dan aldığımız bu yazıdan da anlaşılacağı gibi, mübarek eşyalarla bereketlenmek çok güzel bir iştir, putçulukla hiçbir ilgisi yoktur.

Bir misal daha verelim:
Resulullah efendimiz aleyhisselam çarşıya çıkıp, bir entari satın aldı. Giderken gördü ki, bir a’ma oturmuş, (Allah rızası için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için, bana kim bir gömlek verir) diyordu. Almış olduğu entariyi buna verdi. A’ma, entariyi eline alınca, misk gibi güzel koku duydu. Bunun, Resulullah efendimizin mübarek elinden geldiğini anladı. Çünkü, Resulullahın bir kere giydiği her şey, eskiyip dağılsa bile, parçaları da misk gibi güzel kokardı. A’ma dua ederek, (Ya Rabbi, bu gömlek hürmetine, benim gözlerimi aç) dedi. İki gözü hemen açıldı. (Zad-ül Mukvin)..

Kaynak: dinimizislam
Haber portalı web sitemiz günlük hayata dair ne varsa ziyaretçileriyle buluşturmaktadır. Gündem, siyaset, spor, teknoloji, yaşam, hava durumu, son dakika haberleri gibi her alanda her kategoride haberlere ulaşmak artık mümkündür. Tek yapmanız gereken işlem Google, yandex vb. arama motorlarına ‘’Aktif Haber’’ yazarak aratmandır. Aratma yaptığınızda karşınıza çıkacak olan haber siteleri içerisinden www.aktifhaber.biz isimli web sitesine giriş yaparak sizlerde paylaştığımız haberleri takip edebilirsiniz. 

Üstelik haber portalımızda yayınlanan haberler, yalansız, tarafsız ve doğru içeriklerle bilgilendirilmiş haber konuları olduğunu göreceksiniz. Yazarlarımızın kalitesi ile buluşmak için sizde giriş yapabilir gerektiğinde yazarlarımız ile tanışabilirsiniz. Yazarlarımız, haber hakkında yazılan makaleleri ve köşe yazarlarıyla tanınmış kişilerden oluşmaktadır. Ülkemizden ve dünyadan haberlerin paylaşıldığı sitemizde politika, magazin, gündem, spor haberleri objektif ve yalansız bir şekilde sizlere sunulmaktadır.

AktifHaber.Biz İle En Güncel Haberleri Okuyun



Aktifhaber.biz web sitesine ister web tarayıcıları üzerinden giriş yapabilir, isterseniz akıllı telefon ya da tabletlerinizden mobil uygulama sayesinde rahatça dolaşabileceğiniz, sayfamızda kayma gibi sorunlara kesinlikle karşılaşmamanız için geliştirilmiş mobil uygulamamız bulunmaktadır. Sitemizi diğer sitelerden ayıran özelliklerden birisi de tasarım harikası olmasıdır. Gerek manşetlerin geçiş süresi, gerek manşetlerin boyutları ve geçiş efektleri oldukça şık görünüm kazandırmaktadır. Ayrıca sitemizin en sol, en üst kısmında logo civarında bulunan son dakika haberleri ile şıklığına şıklık katan bir platformdur. 

Ek olarak haber sitelerinin en çok galeri özelliğini seven kişiler için, birbirinden güzel galeri resimlerini de takip edebilirsiniz. Sayfa geçişlerinin hızlı olması ve sayfamızda birden fazla görsele yer verilmesi ile galeri kategorimize göz atmanızı tavsiye etmekteyiz.  Haber sitemizde dikkat çeken önemli bir ayrıntı da web TV’nin olmasıdır. Bu özelliğimiz ile tüm TV kanallarını izleyebileceksiniz. Bu özelliğimiz şuan için aktif olmasa da uzman yazılımcılarımız üzerinde çalışmasını sürdürmekte ve sizlerle buluşturmak için yoğun çaba sarf etmektedirler. Komik videolar, şaka programlarını da rahatça izleyebilir hale getirilecek olan Web TV ile sitemizi çok sevecek ve eğleneceksiniz. Haber okuma alışkanlığınız var ise tüm tarafsız haberlerimiz ile sizlere hizmet verdiğimizi bilmenizi isteriz.
Bahçeli bir ev sahibi olmak günümüzde özellikle büyük şehirlerde neredeyse bir hayal kadar uzak. Bunula birlikte bazı kişilerin daha şanslı olduklarını ve gerek müstakil evlerinin bahçelerinde, gerekse de hobi bahçesi türü yerlerde bahçelere sahip olduklarını görüyoruz. Diğer kişilerse evlerinin balkonlarındaki alanı veya apartman önü – arkası alanları, sebze veya çiçek dikmek için değerlendirebiliyorlar. Bu noktada ev ve arasa sahiplerinin en çok ihtiyaç duyduğu aletler ise bahçe aletleri oluyor. Bu aletler sayesinde evlerinizin balkonlarını, geniş bahçelerinizi veya hobi bahçelerinizi doğayla iç içe bir çevreye dönüştürebilirsiniz. Bahçe aletleri fiyatları o kadar da pahalı değildir ve hırdavat ürünleri satan mağazalarda kolayca bulabilirsiniz. Bu yazımızda sizlere bu süreçte en çok ihtiyaç duyacağınız 5 aletten bahsetmeye çalışacağız.

Tırmıklar ve Kürekler

Tırmık ve kürek türü bahçelerde kullanılan pratik aletler sayesinde bahçelerimizin temel bakımlarını yapabiliyoruz. Bu aletler gerek bahçe içerisine dikilecek ağaçları veya fidanları yerleştirmek için kullanılabilirken, gerekse de sonbaharın bahçelerinizde oluşturduğu kirli görünümü temizlemek için de kullanılabilirler. Sonbaharda bahçelere dökülen çiçek ve ağaç yapraklarını temizlemede tırmıkları kullanabilirsiniz. Küreklerse bahçelerin vazgeçilmez elemanlarından birisidir. Onlar olmadan hemen hemen bahçe içerisinde hiçbir şey yapamazsınız diyebiliriz. Pratik şekilde bahçe aletleri dolabı içerisine yerleştirebileceğiniz boyutlarında bu iki tür bahçe elemanını da mutlaka satın alın.

Makaslar

Bahçenizde eğer çiçek olarak gülü tercih edecekseniz, mutlaka bir gül makasına ihtiyacınız vardır. Gül makası ile hemen hemen tüm çiçek tiplerinde budama yapmanız mümkündür. Eğer bir ağaçta budamaya ihtiyacınız olursa bu durumda makas yerine testere kullanmanız gerekebilir. Gül makası haricinde bahçede herhangi bir makas ihtiyacınızın olmayacağını da söyleyebiliriz. Bu tür makası bahçenize gül dikmeseniz de bulundurmanızda fayda var. Çünkü diğer çiçeklerde de bu makası kullanmanız gerekebilir. Sebzelerin bakımlarında da zaman zaman faydası dokunabilmektedir diyebiliriz.

Testere Balta

Bahçelerde kullanılan en temel aletler testere ve balta türü aletlerdir. Ağaçların budanması işlemlerinde ikisi de aktif olarak kullanılabilir. Eğer bahçeniz çok küçükse bu elemanlara her zaman ihtiyacınız olmayabilir. Fakat genelde uygun ücretli elemanlar olmaları nedeniyle bulundurmanızı tavsiye ediyoruz.

Eldivenler ve Dikici Sökücü Aletler

Bahçeleriniz içerisinde en çok ihtiyaç duyacağınız aletler bu aletlerdir diyebiliriz. Öncelikle eldivensiz bahçeye inmemeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Aksi takdirde ellerinize zarar gelmesi ve bahçe temizleme sürecinizin daha başlamadan bitmesi söz konusudur. Dikici aletlere çiçek veya ağaç dikeceğiniz zaman ihtiyacınız olacak. Her sezon yeni sebze veya çiçek dikmeniz gerektiği düşünülecek olursa düzenli bir ihtiyaçtır diyebiliriz.

5 Bahçe Aletiyle Kendi Bahçenizi Yaratın


Bahçe aletleri nelerdir sorusuna verilebilecek diğer bir cevap ise: sökücü aletler cevabıdır. Sökücü aletlere de bahçelerinizde düzenli olarak ihtiyaç duyarsınız. Bu aletler sayesinde bahçelerinizde ilkbahar ve yaz dönemlerinde düzenli olarak aktivite gösteren zararlı otları toplayabilirsiniz. Bu işlem el ile de yapılabilir fakat sökücü aletlerle yapılması hem daha kolay hem de daha güvenlidir. Bu tür aletler fiyat olarak da oldukça uygundur.

Çim ve Çit Makasları


Son bahçe aletlerimiz ise çim ve çit makaslarıdır. Bu makaslar sayesinde, çitlerinize pratik bir şekilde şekil verebilirsiniz. Çimlerinizi keserken de bu pratik aletlerden faydalanmanız söz konusudur. Bahçe aletleri markaları arasından yapacağınız araştırmalar sonucunda kaliteli ürünleri bulmanız da söz konusu.  Bahçe aletleri hakkında daha fazlasını e-hirdavat .com sitesinde bulabilirsiniz.
Günümüzde pek çok ihtiyaç türünden dolayı kişiler eşyalarını depolama yoluna gidiyorlar. İş yerlerinin geçici olarak boşaltılması, yeni iş yerine taşınma sürecinde eşyaların belirli yerlerde muhafaza edilmesine yönelik ihtiyaç, bir şehirden diğerine taşınan kişilerin ev eşyalarını belirli yerlerde muhafaza etme gereksinimleri, https://www.edepola.com/esya-deposu.html sayfasındaki gibi eşya depolama hizmetlerinin geniş çevreler tarafından rağbet görmesini sağlıyor. Bu hizmetin iki farklı şekilde kişilere sunulduklarını söyleyebiliriz. Bunlardan birisi genelde kısa süreli olarak çözüm üreten nakliye firmalarının alanlarının kullanıldığı depolamadır. İkincisinde ise daha uzun süreli çözümler verilmektedir. İkinci çözümde kişilere kiralanan alan genelde doğrudan kişilere veya firmalara özgü olmaktadır diyebiliriz. Bu yazımızda sizlere bu farklı tür depolama seçeneklerinden bahsedeceğiz.

Nakliye Firmalarının Depolama Hizmetleri

Nakliye firmaları, nakliye hizmetlerinin yanı sıra depolama konusunda da hizmetler sunuyorlar. Özellikle eğer 2-3 ay gibi sürelerle eşyalarınızın bir yerde güvenle tutulmasına ihtiyaç duyuyorsanız, bu durumda nakliye firmalarının verdiği bu hizmetten faydalanabiliyorsunuz. Kiralık eşya depolama firması olarak hizmet verene nakliye firmalarının, eşyalarınızı sadece depolama anlamında değil nakliye anlamında hizmet verdiklerini söyleyebiliriz. Yani firmalar doğrudan eşyalarınızı alarak depolama alanlarına aktarıyorlar.

Nakliye firmalarının depo alanları genelde ortak alanlar oluyorlar diyebiliriz. Bu noktada eşyalarınızın muhtemelen firmanın malları ile veya diğer kişilerin eşyalarıyla aynı alanda tutulacağını varsayabilirsiniz. Tabi farklı firmalarda farklı seçenekler mevcuttur, lakin genel olarak nakliye firmalarının depolamada kullandığı yöntemin bu şekilde yürüdüğünü söyleyebiliriz. Bu firmaların eşyalarınızı tuttuğu yerler genelde herhangi bir haşere ve nem kontrolünden geçmediği için bu tür yerlerde eşyalarınızı 1 yıl 2 yıl gibi sürelerle saklamayı tercih etmeniz pek mantıklı olmayacaktır. Çünkü 2-3 ay gibi süreler içerisine eşyalarınıza nem konusunda zarar gelmesi söz konusudur. Her ne kadar bu konuda avantajsız gibi görünseler de, bu firmaların sundukları alanlar kısa sürede fiyat açısından da avantajlıdır. Farklı nakliye firmaları sizlere farklı çözümler de sunabilirler.

Diğer Depolama Hizmetleri

Eşya depolama alanı sunan şirketlerin de varlığından bahsedebiliriz. Bu firmaların sizlere sunduğu alanlar genelde doğrudan sizin ihtiyaçlarınıza yönelik sunulurlar. Yani bu alanları diğer firmaların alanlarıyla paylaşmak zorunda kalmazsınız. Ek olarak bu tip depolama seçeneklerinde nem ve haşere kontrollerinin yapılması sebebiyle, daha  uzun vadede muhafaza mümkün hale gelir. 2 yıla kadar böylesi depolarda eşyalarınızı muhafaza edebilirsiniz.

Eşya Depolama Hizmetlerinde Seçenekler


Bu tip alanlar şüphesiz fiyatlar açısından diğer depolama seçeneğine göre daha pahalı olabilmektedir. Fakat eşyalarınıza zarar gelmesini önlemesi bakımından daha idealdir de diyebiliriz. Bu alanda fiyatlar depolanacak alanın genişliğine ve büyüklüğüne göre değişim gösterir. Kiraladığınız alanın ne kadarlık bir bölümünü kullandığınızdan bağımsız olmak üzere kira ücretlerini ödersiniz. Bununla birlikte nakliye firmalarının size sundukları hizmetlerde ise, kullanılan alana göre fiyatlandırmaların gerçekleştirilmesi de mümkündür. Ortak alanlar paylaşılabilir.


Bu gibi alanlarda eşyalarınızı konumlandırmadan önce mutlaka onların iyi şekilde ambalajlama işlemlerini gerçekleştirmenizi tavsiye ederiz. Nakliye firmaları gerek ambalajlama, gerek nakliye, gerekse de depolama konusunda sizlere aradığınız hizmetleri sunarlar. Eşya depolama fiyatları konusunda detaylı bir araştırma yaptıktan sonra size en uygun depolama seçeneklerini ve sürelerini de belirlemenizin mümkün olduğunu söyleyebiliriz. 
Hosting neredeyse bir çoğunun en büyük sorunlarından bir tanesi olmuştur. Çünkü web sitesi kurmak isteyen herkes bu konuda büyük bir araştırma yapar ancak yine de aradığı net bir cevabı bulamaz genelde herkes çalıştığı hosting firmasından memnunmuş gibi davranır ve hiçbir şey yokmuş gibi yoluna da devam eder ancak günün birinde hosting firmasını değiştirdiğinde işte o an aslında nasıl bir düzensizlik içerisinde ve sorunlu bir şekilde karşılaştığının farkına varır. İşte biz de bu yazımızda henüz işin başında olanların bilgilenmesi adına böyle bir yazıyı kaleme aldık çünkü gerçekten de biliyoruz ki hosting firması seçmek büyük bir yetenek isteyen konu. Hatta konuydu çünkü uzun süreden beridir hosting.com.tr ile çalışıyoruz ve bizde kesinlikle ne istediğini bilen bir firma izlenimini çoktan yarattı bile. Öncelikli olarak yapmış oldukları işin bilincinin çok farkındalar yani onlarla çalıştığınız da kesinlikle hiçbir konuda eksik kalamıyorsunuz hatta firma size domain sorgulamada dahi yardımcı olabiliyor.

Domain bir markanın en önemli yüzüdür kesinlikle onsuz olmaz. Siz domaininizi ne kadar etkili olandan seçerseniz elde edeceğiniz başarının da bir sınırı asla yoktur. İşte bu iki önemli konu tek bir firma altında birleştiğinde ise temelinizi kesinlikle sağlam yere atmış olursunuz. Bugüne kadar bir çok hosting firmasıyla çalıştık ve diyebilirim ki bugüne kadar çalıştıklarımızın arasında en profesyonel olanı.

Türkiye’nin En İyi Hosting Firması


Üstelik hosting firmasının bir çok yeniliği ve kampanyası oluyor bu kampanyalar döneminde hosting hizmeti aldığınız da ise mutlaka karlı çıkıyorsunuz. Hostingin önemi sitenizin 7/24 destek sağlamasından geliyor eğer ki çalıştığınız firmaya istediğiniz zaman ulaşamıyor ve anlık olarak destek alamıyorsanız o zaman onu bırakın gitsin. Çünkü sizin için sitenizin bir dakika bile teknik destekten yoksun ve de kapalı kalması demek sizin hem itibarınızın hem de nakdinizin eksilmesi demektir.

Arkadaşlar dilerseniz bir web sitesi kurmak isteyenlerin dikkat etmeleri gereken noktaları maddeler halinde yazalım.

·         Öncelikli bir şekilde çalışmanız gereken hosting firmasının merdiven altı hosting sağlayıcısı olmadığından emin olmalısınız. Bu iş için yıllarını vermiş firmalar varken neden paranızı sokağa atasınız ki.

·         Kuracağınız sitenin ne büyüklükte bir hostinge ihtiyacı olduğunu proje öncesinde belirleyin ve de hosting paketinizi ona göre seçin.

·         İnternet üzerinde ucuz hosting gibi satış yapan bir çok sanal hostingler vardır onlardan uzak durmaya gayret edin. Önce başlayacağınız projenize kendiniz önem vermelisiniz ki karşı taraf sizden alacağı parayı hak etsin.

·         Sitenizi oluştururken eğer ki kodlamasını siz yapıyorsanız kodlama hatalarına dikkat edin.
·         Veritabanınızı nasıl optimize edeceğinizi çok iyi öğrenin bunu hafta da ya da ayda bir kez mutlaka yapmalısınız.


Bu yukarıdaki şartları uyguladığınız da kesinlikle bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyorum.

Öne Çıkan Yazılar

Linux Gnome Desktop Kurulumu Merhaba İF Takipçileri Bugünkü yazımda sizlere linux centos sunucularda gnome desktop yani serverlarımıza masaüstü erişimi anlatacağım. [...]

Avşa Adası Avşa adası marmara denizinde yer almaktadır. Turizm de önemli yeri olan avşa adasında bulunan kumsallar çok iyi ve kusursuz bile diyebiliriz. Sahil kesiminde bulunan yapılanma bu durumdan dolayı konaklama yerleri de sahile sıfır kesimde bulunmaktadır. [...]

Meme Kanseri Erkekte de Oluşabilir! Meme kanseri özellikle kadınlara has bir hastalık olduğunu çoğunuz bilmektesiniz. Ancak meme kanseri hastalığı çok az da olsa erkek bireylerde de görebileceğini uzmanlar bildirmektedir. [...]

Farklı Halı Çeşitlerine Özel Yıkama Teknikleri Sürekli olarak gelişmekte olan modern dünyamızda özellikle kent yaşantısının getirdiği olumsuz etkiler, insanların pek çok konuda yeni nesil ihtiyaçlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu noktada da özellikle büyük bir hız ile gelişmekte olan teknolojinin sağladığı olanaklar ile kent yaşamı içerisinde kendine vakit ayırmakta oldukça zorlanan bayanlar için modern çözümler sunmaktadır.[...]

Bilgisayar virüsleri Bilgisayar virüsleri", gerçek virüslerden ilham alınarak ortaya atılan bir tabirdir. Bazıları onların "canlı" olduğunu zannederler, halbuki bu virüsler sadece ve sadece bir tür programdır; ortalığı karıştıran bir program. Gerçek virüsler nasıl hücrelerin yapısını bozuyorlarsa, bilgisayar virüsleri de benzer şekilde hafızada mevcut olan programların yapısını bozarlar. Birkaç yıl öncesine kadar, [...]

webmaster
if