Bonzai ve Zararları Nedir? sinema

Nebi ve Resul nedir?

ibrahim fırat | Pazartesi, Mart 14, 2016 | 1 yorum

Sual: Bazıları hocalarını Resul yani Peygamber olarak gösterebilmek için, “Kitap gönderilen peygambere Nebi, Kitap gönderilmeyen peygambere Resul denir” diyorlar. Peygamberlik son bulmadı mı? Bizim Peygamberimiz son Peygamber değil mi?

CEVAP

Müslümanlıkla ilgisi olmayan böyle iddialar, dinimizi içten yıkmak isteyen din düşmanlarının taktik ve hilelerindendir. Bunlar, Yalnız Kur’an diyerek, âyetleri kendi kafalarına göre yorumlayıp, Resulullahın açıklamalarına hiç itibar etmezler. Hadis-i şeriflerin hepsine de uydurma derler.


Kitap gönderilen peygambere Resul denir. Nebi, kendinden önce gelen Resulün dinini tebliğ eden peygamberdir. Yeni din getirmeyip, önceki dine davet eden peygamberlere Nebi denir. Her resul, nebidir; fakat her nebi resul değildir. Peygamber Fars’çadır, resul veya nebi anlamında kullanılır. Kur’an-ı kerimin bir çok yerinde Peygamber efendimize Resul deniyor, bazen Nebi diye de geçiyor. Nebi denmesi Resul olmasına mani değildir. Yani bir resule nebi denmesi onun resul olmadığını göstermez. Genel kurmay başkanına bazen general, subay veya asker denmesine benzer.

Emirleri tebliğ etmekte ve insanları, Allahü teâlânın dinine çağırmakta, Resul ile Nebi arasında bir ayrılık yoktur. Ankebut suresinin, (Ona [İbrahim’e İsmail’den sonra] İshak ve Yakub’u da bağışladık. Nebiliği ve kitapları [Tevrat’ı, İncil’i, Zebur’u, Kur'anı], onun soyundan gelenlere verdik) mealindeki 27. âyetinde, İbrahim aleyhisselamın soyundan gelenlere nebilik verildiği gibi kitap verilen resuller de vardır. (Beydavi, Medarik, Celaleyn)

Kitap sahibi resullerden örnek verelim. Hazret-i Musa resul idi. İşte âyet-i kerime mealleri:
(Musa, «Ey Firavun, elbette ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir resulüm» dedi.) [Araf 104] (Sırf bu âyet bile, onların yalanını çıkarmaya yeter. Hazret-i Musa’ya Tevrat indi, yani kitap gönderildi. Bunun için kendisine resul deniyor. Peygamber efendimize de kitap gönderildiği için bir çok âyette resul deniyor. Resul denilince nebi de içine girdiği için daha çok resul tabiri geçiyor. Kelime-i şehadette de Resul deniyor. Nebilik daha yüksek olsa idi o geçer idi.

(Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve topluluğuna gönderdik. Musa, "Ben âlemlerin Rabbinin resulüyüm" dedi.) [Zuhruf 46] (Bu âyette de, Hazret-i Musa’nın resul olduğunu açıkça bildiriyor.)

Hazret-i Musa da, Peygamber efendimiz gibi, hem resul, hem de nebi idi. İşte âyet-i kerime meali:
(Kitapta Musa'yı da an; elbette o, muhlis bir kul ve resul olan nebi idi.) [Meryem 51]

Hazret-i İsa da, kendisine kitap gönderilen resul idi. İşte âyet-i kerime meali:
(Meryem'in oğlu Mesih [İsa] ancak bir Resuldür.) [Maide 75]

(“Biz, Allah'ın Resulü olan Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri sebebiyle onları [Yahudileri] lanetledik, rahmetimizden kovduk.) [Nisa 157]

Kitap sahibi resul olan Musa aleyhisselam, kardeşi Harun’un da kendisine vezir yani yardımcı olmasını istedi. İşte âyet-i kerime meali:
(Ya rabbi, ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl!) [Taha 29-32]

Allahü teâlâ, onun bu duasını kabul ederek buyuruyor ki:
(Allah, “Ey Musa! İstediğin sana verildi” dedi.) [Taha 36]

(Biz, Musa‘ya Kitab verdik, kardeşi Harun’u da ona vezir [yardımcı] yaptık.) [Furkan 35]

Kitap verilen resul olan Hazret-i Musa’dır. Hazret-i Harun ise onun veziri, yani yardımcısıdır. Yardımcısı daha üstün olur mu hiç? Hazret-i Musa Resul iken, Hazret-i Harun da nebi oldu. İşte âyet-i kerime meali:
(Rahmetimizden, kardeşi Harun’u bir nebi olarak ona bağışladık.) [Meryem 53]

Hazret-i Harun, Musa aleyhisselamın getirdiği dini, yani Museviliği tebliğ eden bir nebi idi.
(Zekeriyya mihrabda namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, Kelimetullahı [İsa’yı] doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir nebi olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.) [Al-i İmran 39] (Hazret-i İsa’nın kitap gönderilen bir resul olduğu yukarıdaki âyetlerde bildirildi. Hazret-i Yahya ise, Hazret-i İsa’nın getirdiği dini, yani İseviliği tebliğ eden bir nebi idi.)

Bu örneklerde de açıkça görüldüğü gibi kendisine kitap verilen peygamberlere Resul denir. Resullerin getirdiği dini tebliğ edenlere de Nebi denir. Her resul aynı zamanda nebidir. Peygamber efendimizden sonra, nebi gelmeyecektir. Bir âyet meali şöyledir:
(O, Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur.) [Ahzab 40]

Nebi gelmeyince, Resul hiç gelmez. Çünkü resullük makamı, nebilikten daha özel ve yüksektir. Bu âyetlerden sonra, bu konudaki hadis-i şerifleri bildirelim:
(Resullerin ilki Âdem ve sonuncusu Muhammed’dir.) [Hakim, Taberani]

(Övünmek için söylemiyorum [hakikati bildiriyorum], ben mürsellerin [Nebi ve resul olarak gönderilen peygamberlerin] efendisiyim. Hepsinin sonuncusu ve şefaat edicilerin ilkiyim.) [Darimi]

(Diğer nebilere göre benim durumum şu misale benzer. Bir kimse, güzel bir ev yapar, fakat bir kerpici noksandır. Ziyarete gelen halk, evi beğenir. Yalnız "Şu boşluğa da bir kerpiç konsaydı" derler. İşte ben o kerpicim. "Hatem-ün-nebiyyin" yani nebilerin sonuncusu, tamamlayıcısıyım.) [Buhari, Müslim]

(Ya Ali, Musa’nın yanında Harun nasıl idiyse, sen de, benim yanımda öylesin. Ancak, benden sonra nebi gelmeyecektir.) [Buhari, Müslim,Tirmizi, İbni Mace, İmam-ı Ahmed, Taberani]

Peygamber efendimiz, sadece zamanının ve Arabistan’ın değil, kıyamete kadar bütün insanların, bütün dünyanın resulüdür. Bir âyet meali şöyledir:
(Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmez.) [Sebe 28]

Bir hadis-i şerif meali: (Ben bütün insanlara gönderildim.) [Müslim]

(Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151] (Bu âyet de kitabın nebiye değil, resule geldiğini göstermektedir.)

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nebiler 124 bin, resuller ise 313 tür.) [Hakim]
Bu hadis-i şerif de, kitap getiren resullerin nebilere göre daha az olduğunu göstermektedir. Nebilerin çok olması, resullerin dinlerini yaymalarından dolayıdır.

Diğer Peygamberler şefaat etmeyecek mi?

Sual: Kıyamet ve Ahiret kitabında şöyle bir hadis-i şerif var:
“İnsanlar, kıyamette Âdem aleyhisselama gidip, derler ki:
(Sen aziz ve şerif bir Peygambersin ki, Allahü teâlâ seni yarattı. Melekleri sana secde ettirdi. Sana kendi ruhundan üfledi. Kaza ve hesaba başlaması için bize şefaat eyle ki, Allahü teâlâ ne murat ederse, onunla mahkûm olalım. Ve nereye emrederse, herkes oraya gitsin. Her şeyin hâkimi ve Maliki olan Allahü teâlâ, mahlûklarına dilediğini yapsın) diye yalvarırlar.
Âdem aleyhisselam buyurur ki:
(Ben Allahü teâlânın yasak ettiği ağacın meyvesinden yedim. Bu zamanda Allahü teâlâdan utanırım. Siz, Nuh aleyhisselama gidin.)
Bunun üzerine bin sene aralarında meşveret ederek dururlar. Sonra Nuh aleyhisselama gidip yalvararak derler ki:
(Biz hiç dayanılmayacak bir haldeyiz. Hesabımızın tez görülmesi için bize şefaat eyle! Şu mahşer cezasından kurtulalım.)
Nuh aleyhisselam onlara der ki:
(Ben Allahü teâlâya dua eyledim. Yeryüzünde ne kadar insan varsa, o dua sebebiyle boğuldu. Bunun için, Allahü teâlâdan utanırım. Siz, İbrahim aleyhisselama gidin ki, o Halilullahtır. Belki o size şefaat eder.)
Yine aralarında bin sene daha konuşurlar. Sonra, İbrahim aleyhisselama gelip derler ki:
(Ey Müslümanların babası! Sen o zatsın ki, Allahü teâlâ, seni kendine halil, dost eyledi. Bize şefaat eyle! Allahü teâlâ, mahlukat arasında, hükmünü versin.)
İbrahim aleyhisselam onlara der ki:
(Ben dünyada üç kere kinaye söyledim. Bunları söyleyerek din yolunda mücadele ettim. Şimdi Allahü teâlâdan bu makamda şefaat izni istemekten utanırım. Siz Musa aleyhisselama gidin. Zira Allahü teâlâ onunla konuştu ve kendisine manevi yakınlık gösterdi. O, sizin için şefaat eder.)
Yine bin sene birbirleriyle istişare ederler. Fakat bu zamanda halleri gayet güçleşir. Mahşer yeri ise, çok daralır. Sonra Musa aleyhisselama gelip, derler ki:
(Sen o zatsın ki, Allahü teâlâ seninle konuştu. Sana Tevrat’ı indirdi. Hesabın başlaması için bize şefaat eyle! Zira burada durmamız çok uzadı. İzdiham pek ziyadeleşti. Ayaklar birbirleri üzerine birikti).
Musa aleyhisselam onlara der ki:
(Ben, Allahü teâlâya, Firavun ailesinin senelerce hoşlanmayacakları şeylerle cezalandırılması için dua ettim. Sonra gelenlere ibret olmalarını rica eyledim. Şimdi şefaat etmeye utanırım. Siz İsa aleyhisselama gidin. Size O şefaat eder.)
Yine aralarında bin sene müşavere ederler. Gittikçe sıkıntıları daha çoğalır. Sonra İsa aleyhisselama gelip derler ki:
(Sen Allahü teâlânın ruhu ve kelimesisin, Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette kıymetli bir zat olduğunu bildirdi. Bize Rabbinden şefaat eyle!)
İsa aleyhisselam buyurur ki:
(Benim kavmim, beni ve annemi Allah’tan başka ilah ittihaz eylediler. Nasıl şefaat ederim ki, bana da ibadet ettiler. Ve bana oğul ve Allahü teâlâya baba ismini verdiler. Fakat, siz gördünüz mü ki, birinizin kesesi olsun da, içinde nafakası olmasın. Ve ağzı da mühürlü olsun. O mührü bozmadan o nafakaya vasıl olsun. Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusu Muhammed aleyhisselama gidin. Zira O, davetini ve şefaatini ümmeti için hazırladı.)
İsa aleyhisselam, Peygamberimizin daha birçok faziletini anlatır, hepsi Muhammed aleyhisselama bir an önce kavuşmak ister. Hemen Muhammed aleyhisselama gelip, derler ki:
(Sen Habibullahsın! Habib ise, vasıtaların en faydalısıdır. Bize Rabbinden şefaat eyle! Zira Peygamberlerin birincisi olan Âdem aleyhisselama gittik. Bizi Nuh aleyhisselama gönderdi. Nuh aleyhisselama gittik. İbrahim aleyhisselama gönderdi. İbrahim aleyhisselama gittik. Musa aleyhisselama gönderdi. Musa aleyhisselama gittik. İsa aleyhisselama gönderdi. İsa aleyhisselam ise, size gönderdi. Ya Resulallah, senden sonra gidecek bir yerimiz kalmadı.)
Resulullah efendimiz, (Allahü teâlâ izin verir ve razı olursa, şefaat ederim) buyurup, Allahü teâlânın izni ile şefaat eder.”
Bu duruma göre, Peygamberimiz hariç, diğer Peygamberler şefaat edemeyecek mi?
CEVAP
Peygamberlerin hepsi şefaat edecektir. Yukarıda bildirilen ilk şefaat etme durumuyla ilgilidir. Peygamber efendimizden önce hiçbir Peygamber şefaat etmeyecektir, bu bildiriliyor. Peygamber efendimizin şefaatinden sonra bütün Peygamberler şefaat edecektir. Peygamberlerden başka, melekler, Kur’an-ı kerim, mezhep imamları, âlimler, salihler, evliya, şehitler, akrabalar, din kardeşlerimiz, hacılar ve daha başkaları şefaat edecektir.

Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak:
1- Mahşerde bekleme azabından kurtaracaktır. (Makam-ı Mahmud şefaati)
2- Çok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır.
3- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.
4- Sevabı ve günahı eşit olup, A’raf’ta bekleyenleri Cennete koyacaktır.
5- Cennettekilerin derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir. (İtikadname, Berika, Şir’a şerhi)

Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bütün Peygamberler şefaat edecektir.) [Buhari]

(Kıyamette Peygamberler, sonra âlimler ve şehitler şefaat eder.) [İbni Mace, Deylemi]

(Kıyamette Âdem aleyhisselam bir milyar insana şefaat eder.) [Taberani]

(Akraba, emanete riayet eden, Peygamberiniz ve din kardeşleriniz şefaat eder.) [Deylemi]

(Yemin ederim ki, [Hazret-i] Osman, 70 bin kişiye şefaat edip, Cehenneme gitmekten kurtarır.) [İ. Asakir]

(Kıyamette abid Cennete girer, âlim ise halka şefaat için bekler.) [İ Maverdi]

(İmamlarınız şefaatçilerinizdir.) [Dare kutni]

(Hacı, yakınlarından 400 kişiye şefaat eder.) [Ramuz]

(Allah indinde Kur’andan daha üstün şefaatçi yoktur. Ne Peygamber, ne melek, ne de başkası.) [Taberani]

(Kur'an okuyun! Çünkü kıyamette şefaat eder.) [Müslim]

(Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buhari]

Görüldüğü gibi Peygamberler de şefaat edecektir. Ancak şefaatler farklıdır. Akrabamızın veya bir hacının şefaati Peygamberlerinki gibi şümullü olmaz. Peygamberlerin şefaati de Peygamber efendimizin şefaati gibi olmaz. Hepsi derece derecedir. Bu bakımdan bahsettiğiniz hadis-i şerif, yukarıdakilere zıt değildir.

Ülülazm Peygamberler

Sual: Kelimullah ile kelimetullah aynı mıdır? Hazret-i İsa’ya niçin ruhullah denmiştir? Âdem safiyullah deniyor? Bunlar ne anlama geliyor?
CEVAP
Önce Ülülazm Peygamberlere verilen unvanları bildirelim:
Muhammed aleyhisselama Habibullah denir.
İbrahim aleyhisselama Halilullah denir.
Musa aleyhisselama Kelimullah denir.
İsa aleyhisselama Ruhullah denir. Kelimetullah da denir.
Âdem aleyhisselama Safiyullah denir.
Nuh aleyhisselama Neciyullah denir.

Bu altı Peygamber, diğer Peygamberlerden daha üstündür. Bunlara Ülülazm denir. Hepsinin üstünü Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamdır.

Habibullah, Allahü teâlânın sevgilisi demektir. Çünkü en çok Onu seviyordu. Kâinatı Onun için yarattı.

Kelimullah, Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse demektir. Kelim, kendisine söz söylenen, kendisiyle konuşulan demektir.

Kelimetullah, Allahü teâlânın kelimesi demektir. Kelime, burada ruh anlamındadır, bir de hikmetli söz anlamındadır. İsa aleyhisselam için kullanılan ruhullah veya kelimetullah, Allah’ın ruhundan üfleyerek babasız meydana getirdiği kimse anlamındadır. Bir de Allah’ın hikmetli sözlerini bildiren, anlatan anlamındadır. Kelime ile kelim ifadesini karıştırmamalıdır.

Halilullah, Allahü teâlânın dostu demektir. Çünkü bunun kalbinde, Allahü teâlânın sevgisinden başka, hiçbir mahlukun sevgisi yoktu.

Safiyullah, Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş olarak yaratılmış temiz kimse demektir.

Neciyullah, hep Allahü teâlâ ile meşgul olan, ilahi feyizlerle sevinç bulan kimse demektir.

Peygamber efendimiz hariç diğerleri bir kavme bir millete gönderildi. Peygamber efendimiz ise bütün âlemlere gönderildi. Diğer peygamberlerin hepsi, Muhammed aleyhisselamın geleceğini, kendi ümmetlerine müjdelediler. Miracda hepsine imam olup namaz kıldırdı.

İlk insan ve ilk Peygamber

Sual: (Âdem ve Havva ilk insan değildir. Biz, başka mahlûklardan türedik) diyenler çıkıyor. Bu sözün ilmi bir değeri var mıdır?
CEVAP
Bu söz; akılla, mantıkla, ilimle bağdaşmaz. Herkes Hazret-i Âdem’in neslinden gelmiştir. Kur’an-ı kerimde, Allahü teâlâ, insanlara hitap ederken, (Ya beni Âdem’e = Ey Âdemoğulları) buyuruyor. [Araf 26, 27, 31, 35, Yasin 60]

Bu husustaki âyet-i kerime mealleri şöyledir:
(Rabbin, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği zaman, melekler, “Yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek kimseler mi yaratacaksın?" dediler. “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu. Âdem’e bütün eşyaların isimlerini [neye yaradıklarını, ilmini, sanatını] öğretti, sonra meleklere, “Siz de biliyorsanız söyleyin” buyurdu. Melekler, “Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur”dediler. Âdem’e, “Her şeyin ismini [ne işe yaradığını] söyle buyurdu. Âdem de, hepsini söyleyince, Rabbin, “Ben göklerde ve yerde, görülmeyen, gizli açık her şeyi bilirim demedim mi” buyurdu.) [Bekara 30-33]

(Sizi bir tek nefisten, candan [Âdem aleyhisselamdan], ondan da eşini [Havva validemizi] yaratan Allah’tır.) [Araf 189, Zümer 6]

İnsanlar bir kişiden, Hazret-i Âdem’den yaratılmıştır. (Nisa 1, Enam 98)

İlk insan topraktan, nesli nutfeden yaratıldı. (Fatır 11, Hac 5, Kehf 37, Mümin 67)

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı yeryüzünün her tarafından alınan topraklardan yarattı. Bu sebeple neslinden, siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bu renkler arasında bulunanlar da oldu. Kimi yumuşak, kimi sert, kimi de temiz oldu.) [Ebu Davud]

(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı yarattıktan sonra, “Git şu meleklere selam ver. İşte senin ve neslinin selamlaşması böyle olacaktır” buyurdu.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, Cehennemdeki azabı en hafif olana "Dünyadaki her şey senin olsaydı, Cehennemden kurtulmak için onları feda eder miydin?" buyurur. O da "Evet" der. "Sen Âdem’in sulbünde iken, çok az şey istedim, şirk etme dedim. Ama sen şirk ettin” buyurur.) [Hâkim]

(Hazret-i Âdem’e kadar olan soyumda, zina eden hiç kimse yoktur. Hepsi temizdir.) [İbni Sa’d]

(Hazret-i Âdem’den babama kadar hep nikâhlı ana-babadan geldim.) [Deylemi]

(Yecüc ve Mecüc de, Âdem aleyhisselamın neslindendir.) [Beyheki]

(Hepiniz Âdem aleyhisselamın çocuklarısınız.) [Bezzar]

Bu delillerden sonra, (Biz Âdem’den değil, maymundan, başka mahlûktan geldik) diyerek insanlığı hazmedemeyene, gözü hayvanlıkta olana, kim, ne anlatabilir ki?

Sual: Âdem, İdris ve Şit aleyhimüsselamın peygamberliklerinde şüphe var mı?
CEVAP
Hayır yoktur. İdris aleyhisselam, Şit aleyhisselamın torunlarındandır. Hazret-i Şit, Hazret-i Âdem’in oğludur. Şit aleyhisselamın Peygamber olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Diğer ikisinin Kur’an-ı kerimde Peygamber olarak isimleri geçmektedir. Bunları inkâr, Kur’an-ı kerimi inkâr olur. Kur’an-ı kerim tevili imkansız bir şekilde şöyle bildiriyor:
(İdris de sadık [özü sözü doğru] bir nebi idi.) [Meryem 56]

Her âyeti inkâr gibi, bu âyeti de inkâr küfürdür. Hazret-i İdris’in Peygamber olduğu hadis-i şerif ile de sabittir. Bu husustaki iki hadis-i şerif meali:
(Miracta, ikinci göğe vardık. Cibril, bekçisine “Kapıyı aç” dedi. Melek Ona dünya semasının bekçisininkine benzer sorular sordu. Hazret-i İdris’e uğradığımda bana şöyle dedi: “Merhaba ey salih Peygamber ve salih kardeş.” Ben “Bu kim?” diye sordum. Cebrail, “Bu İdris Peygamberdir” dedi.) [Buhari, Müslim, İ. Ahmed]

(Resullerin ilki Âdem, sonuncusu ise Muhammed’dir. İsrail oğullarının nebilerinin ilki Musa ve sonuncusu İsa’dır. Kalem ile yazan ilk Peygamber ise İdris’tir.) [Hakim-i Tirmizi]

Âdem aleyhisselamın ilk insan ve ilk Peygamber olduğu da bütün kitaplarda yazılıdır. Kur’an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
(İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği Peygamberlerden Âdem’in soyundan, Nuh ile birlikte [gemide] taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir.) [Meryem 58]

Âdem aleyhisselamın ilk Peygamber olduğunu bildiren bir hadis-i şerif de şöyledir:
(Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselamdır.) [Taberani]

İmam-ı a’zam hazretleri de buyuruyor ki:
Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. (Fıkh-ı ekber)

Hazret-i Âdem’in üstünlüğü
Sual: İki âyet meali şöyledir:
(Nebilerden [Yalnız Allah’a kulluk ve ümmetlerini buna davet edeceklerine dair] söz almıştık. Senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan misak [sözüne sâdık olan o resullerden, ahitlerinde duracaklarına dair sağlam söz] aldık.) [Ahzab 7]

(O, Dîni doğru tutun [Allah’ı bir tanıyın, ona itaat edin, peygamberlerine, kitaplarına, âhiret gününe inanın, mümin ve Müslüman olun], ayrılığa düşmeyin diye dinden [iman esaslarından] Nuh’a emrettiğini sana da [senin ümmetine de] din olarak emretti. İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vahyedilenleri, sizin için de din kıldı.) [Şura 13]

Bu âyetler, bu beş peygambere gelen dinin aynı olduğunu ve ülülazm peygamberlerin beş olduğunu, Hazret-i Âdem’in ülülazm peygamber olmadığını göstermiyor mu?
CEVAP
Hayır. Sadece iki âyet alınmaz. Bir âyet, başka âyetlerle açıklanabilir. Bu âyetler, her peygamberin getirdiği dinin, iman esasları yönünden aynı olduğunu gösteriyor. Yani, diğer dinler kötü insanlar tarafından bozulmadan önce Âmentü’nün esasları bütün dinlerde aynı idi. Seçilmişlerden olan Hazret-i Âdem ile ilgili iki âyet-i kerime meali:
(Âdem’e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. “Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin” dedi.) [Bekara 31]

(Sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, “Âdem’e secde edin” dedik; İblis’ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.) [Araf 11]

Bu âyetlerde, Hazret-i Âdem’in âlemlere tercih edilenler arasında, meleklerden daha üstün olduğu, Meleklerin kendisine secde ettiği ve eşyanın mahiyetini bildiği açıklanıyor. Kur’an-ı kerimde, Peygamber gönderilmeyen kavme azap yapılmayacağı ve Hazret-i Âdem’in oğlu Kabil’in cehennemlik olduğu bildiriliyor. Bu âyetler de Hazret-i Âdem’in peygamber olduğunu göstermektedir.

Hazret-i Âdem ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali:
(Âdem, Allahü teâlâ ile konuşan bir nebidir.) [Hâkim, Beyheki]

(Allahü teâlâ, Âdem’i kudret eliyle Cuma günü yaratıp ruhundan nefhetti.) [Müslim]

(Allahü teâlânın indinde günlerin seyyidi Cumadır, kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Cuma gününün beş hasletinden biri; Allah, Âdem’i Cuma günü yarattı. Dünyaya o gün indirildi, o gün vefat etti.) [Buhari, İ. Ahmed]

(Musa, “Ya Rabbi, Âdem sana nasıl şükretti?” dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: “Başına gelenin benden olduğunu bildi. Bu onun şükrü oldu.”) [Hakîm-i Tirmizi]

(Allahü teâlâ Âdem’e her şeyin sanatını öğretti. Cennet meyvelerinden ona rızk verdi. Dünya meyveleri bozulur, Cennet meyveleri bozulmaz.) [Taberani]

(Her gün üç kere, “Selâvatullahi alâ Âdeme” diyenin bütün günahları affolur ve Cennette Âdem aleyhisselama arkadaş olur.) [Deylemi]

(Âdem ile Musa Rableri nezdinde münazara etti, Âdem Musa’ya galip geldi.) [Buhari, Müslim]

Hazret-i Âdem ülülazm bir peygamberdir. (İtikadname, Ahlak-i alai)

İlk peygamberi inkâr
Sual: Bazıları Hazret-i Âdem’in ilk peygamber olduğunu inkâr ediyorlar. Oğlu Kabil’in cehennemlik olması, Hazret-i Âdem’in ilk Resul olduğunun başka bir delili değil midir?
CEVAP
Elbette öyledir. Allah’ın emrini kabul etmeyen Kabil’in, cehennemlik olması, babasının peygamber olduğunu göstermektedir. Çünkü Allahü teâlâ bir peygamber gönderip, dinini bildirmeden insanları mesul tutup, yaptıklarından dolayı cehenneme atmaz. Bir âyet meali:
(Biz, [helal ve haramları bildiren] bir resul göndermeden önce azap etmeyiz.) [İsra 15]

Hazret-i Âdem gibi, İdris aleyhisselamın da peygamberliğini inkâr edenler var. Hazret-i İdris, Şit peygamberin torunlarından, kendisine 30 suhuf indirilen bir peygamberdir:
(İdris de sadık [özü sözü doğru] bir nebi idi.) [Meryem 56]

Üç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Miracda, ikinci gökte iken Cebrail, “Bu İdris Peygamberdir” dedi.) [Buhari, Müslim]

(Resullerin ilki Âdem, sonuncusu Muhammed’dir. Kalemle yazan ilk nebi İdris’tir.) [Hakîm]

(Nebilerin ilki Âdem aleyhisselamdır.) [Taberani]

Hazret-i Âdem, ilk peygamberdir. İki âyet meali:
(Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmran ailesini [peygamber] seçip âlemlere üstün kıldı.) [Al-i İmran 33]

(İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği nebilerden Âdem’in soyundan, Nuh ile birlikte [gemide] taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir.) [Meryem 58]

Resullerin ilki Âdem, sonuncusu Muhammed’dir [aleyhimesselam] (İmam-ı a’zam - Fıkh-ı ekber)

Kabil’in katil olması
Sual: Hazret-i Âdem’in oğlu Kabil, niçin, kardeşi Habil’i öldürdü?
CEVAP
Hazret-i Havva bir kız, bir erkek doğururdu. Kabil ile doğan kız [Eklima] çok güzeldi. Kabil bu kardeşi ile evlenmek istedi. Hazret-i Âdem, (Allah’ın emri böyle. Sen kardeşin Eklima ile evlenemezsin. Eğer bana inanmazsan, Habil ile Allah’a birer kurban kesin, hanginizin kurbanı kabul olursa Eklima ile o evlenir.) dedi.

Sürü sahibi Habil, bir koç, çiftçi olan Kabil de, bir demet buğday başağı ortaya koydu. Kabul olan kurbanı gökten bir ateş inip yakardı. Gökten inen ateş, Habil’in kurbanını yaktı. Başak demetine bir şey olmadı. Kabil, buna kızıp, Habil’i öldürdü.

Bu olay Kur’an-ı kerimde mealen şöyle bildiriliyor:
(Onlara, Âdem’in iki oğlunun gerçek olan haberini anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de, birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. [Kurbanı kabul edilmeyen Kabil, kıskançlık yüzünden, kardeşi Habil’e], “Andolsun seni öldüreceğim” dedi. Diğeri de dedi ki: “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder. Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan da ben öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah‘tan korkarım. Sen, hem benim günahımı hem de [beni öldürmek, Allahü teâlâya ve babamıza isyan ederek işlediğin] kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olursun, zalimlerin cezası işte budur.” Bunun üzerine, [Kabil, bir insan nasıl öldürülür bilmiyordu, ilk insan öldürülecekti. İblisin, bir kuşun başına taş vurarak öldürdüğünü görüp] nefsine uyup kardeşini [başına taş ile] öldürerek, hüsrana [cehenneme giderek büyük zarara] uğrayanlardan oldu. [Kabil, ölünün gömüleceğini bilmiyordu.] Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona [ölü kargayı gömmek için] yeri eşeleyen bir karga gönderdi. [Kabil] “Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım” dedi.) [Maide 27-31]

Eski devirler
Sual: Eski devirdeki insanlara ne olmuş? Dinozorlar gibi güçlü ve dayanıklı hayvanların bile kurtulamadığı buzul çağından kurtulup nasıl nesillerini devam ettirmişler?
CEVAP
Herkes Âdem aleyhisselamdan geldiğine göre, demek ki kurtulup gelmiştir. Allah için bu zor değildir. Yoktan var eden, var olanı koruyamaz mı?

Korkunç kertenkele anlamına gelen dinozorlar hakkında kesin bilgiler yoktur. Neden nesillerinin tükendiği kesin bilinmemektedir. İnsanlar yaşayabilir de, hayvanların yaşayamayacağı bir ortam olabilir. Tahminler üzerine, yani hayali zemin üzerine bina kurulmaz.

NOT: İlk insanlar vahşi miydi, diller ve ırklar nasıl meydana çıktı? Bu konularda bilgi için buraya tıklayınız.

Rabbiniz değil miyim?
Sual: (Allah bütün insanlara, ben sizin Rabbiniz değil miyim diye sorduğu zaman, kâfir olanlar evet demedi) deniyor. O zaman, hepsi evet dememiş miydi?
CEVAP
Evet, hepsi evet demişti. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kıyamette, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye, Rabbin Âdemoğullarının sulbünden soyunu çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” [Onlar da,] “Evet, [buna] şahit olduk” dediler.) [Araf 172]

İmam-ı Gazali hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, onlara, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) buyurdu. Hepsi, (Rabbimizsin, biz buna şahidiz) dediler. Allahü teâlâ, melekleri ve Âdem aleyhisselamı da şahit tuttu ki, onlar Allahü teâlânın Rab olduğunu ikrar ettiler. (Kıyamet ve Ahiret)

Hazret-i Havva
Sual: Bazı Hristiyanlar, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Havva’dan önce başka bir eşi daha olduğunu söylüyorlar. Böyle bir şey olabilir mi?
CEVAP
Bu, evrimci Hristiyanların uydurmasıdır. Tahrif edilmiş olan İncillerde bile, böyle uydurma şey yazılı değildir. Bazı evrimciler de, hiçbir vesikaya dayanmadan, maymun veya ayıdan türediklerini söylüyorlar. Hâlbuki Allahü teâlâ, bütün insanları Hazret-i Âdem’le eşi Hazret-i Havva’dan meydana getirdi. Kur'an-ı kerimde, bu husus açıkça bildirildi. Üç âyet-i kerime meali:
(Sizi bir tek candan yaratan, ondan da eşini var eden, ikisinden de, birçok erkek ve kadın yaratan Rabbinizden korkun.) [Nisa 1]

(Sizi bir tek candan [Âdem’den], ondan da eşini [Havva’yı] yaratan Allah’tır.) [Araf 189]

(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık.) [Hucurat 13]

Hazret-i Âdem ve kan grupları

Sual: Bir yazar, (Kur'anda bütün insanların Âdem ile Havva'dan yaratıldığı şeklinde bir söylem yoktur. Allah, ilk hücreyi yaratıp bütün canlıları bu hücreden yaratmıştır. Değişik kıtalarda insanların evrimleşerek yaratılış aşamalarına gelindiğinde Allah, kudreti ile çeşitli insanlar yaratmış olabilir. Bir tek ana babadan gelindi denirse, kan gruplarının ve deri renklerinin farklılığı izah edilemez. Hiç iki kişiden dört kan grubu meydana çıkar mı? İki insandan siyah, beyaz, sarı renkli çocuklar olur mu? Âyetlerde, insanın aşamalardan geçip evrimleşerek yaratıldığı bildirilmektedir) diyerek hem insanoğlunun Hazret-i Âdem’den geldiğini inkâr etmekte, hem de evrimden söz etmektedir. Bu iddiaya nasıl bir cevap verilebilir?
CEVAP
Bu kimselere göre, sanki Peygamber efendimiz hiç dünyaya gelmedi, hiçbir âyeti açıklamadı. Kasten Resulullahın açıklamalarına hiç yer verilmemektedir. Sanki bu dinin sahibi, peygamberi yok. Her kafadan bir sesin çıkması normal mi? Ne diye Resulullahın açıklaması ve vârisleri olan müfessir âlimlerin nakli alınmaz ki? Şimdi Kur’an-ı kerime bakalım:
(Allah, birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ve İmran ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.) [Âl-i İmran 33]

(Ey Âdemoğulları, şeytan, ana-babanızı, Cennetten çıkardığı gibi, sizi de aldatmasın.) [Araf 27]

Allahü teâlâ, insanlara hitap ederken buyuruyor ki: (Ya benî Âdem’e = Ey Âdemoğulları) [Araf 26, 27, 31, 35, 172] (Bu âyetler de herkesin Hazret-i Âdem’in neslinden geldiğini göstermektedir.)

(Velekad keremnâ benî Âdem’e = Âdemoğullarını şerefli kıldık) [İsra 70] Bu âyet de, insanların Hazret-i Âdem’den geldiğini göstermektedir.

İlk insan çamurdan, nesli, nutfeden yaratıldı; nutfe, çeşitli devrelerden sonra et, kemik ve insan haline geldi. (Müminun 12-14, Secde 7-9, Hac 5, Mümin 67) Yazar, bu devrelere, evrim aşaması diyor.

Şimdi de kan gruplarına gelelim:
Yazar biyoloji bilmeyebilir. Ama bilen birine soramaz mıydı? Sordu da kasten mi yanlış yazıyor? Biyologlar diyor ki:

Çocuğun kan grubu ana-babasına benzemeyebilir: Çocuğun kan grubu, baba veya anasınınkine benzer. Bazen her ikisine de benzer veya her ikisine de benzemez. Eğer çocuğun kan grubu, ana-babasının kan grubundan başka türlü olmasaydı, yeryüzünde yalnız iki çeşit kan grubu bulunurdu. Çünkü bütün insanlar, bir erkekle bir kadından meydana gelmişlerdir.

Âdem aleyhisselamın kan grubu (A), Hazret-i Havva validemizin kan grubu (B) veya tersi ise; (A) grubunda, (B) grubunda ve (AB) grubunda çocukları olacağı gibi, 0 (Sıfır) grubunda da çocukları olabilir. Çünkü A ve B kan grupları ya saf (homozigot-AA veya BB) veya melez (heterozigot-A0 veya B0) olur.

Saf A ve saf B kan gruplu anne babanın çocukları her zaman saf A ve saf B şeklinde olur. Hazret-i Âdem aleyhisselam ve Hazret-i Havva validemizin kan grupları saf A ve saf B olsaydı bütün insanların kan grupları yalnız A, B veya AB şeklinde olurdu. Fakat kan grupları melez (A0 ve B0) olduğu takdirde şimdiki gibi her çeşit (A, B, AB, 0) kan gruplu insanlar olurdu. Çünkü heterozigot (melez) A ve B kan gruplarının genotip yapısının yarısı 0 (Sıfır) geni taşır. Yani A’nın genetik yapısı A0 ve B’nin ki B0 şeklindedir. Rh faktörüne göre de (Rh+) ve (Rh-) olmak üzere iki tip kan grubu mevcuttur. (Rh+) de saf (RhRh) veya melez (Rhrh) şeklindedir. (Rh-) ise daima saf (rhrh) halde bulunur.

Melez (Rh+) anne babanın çocukları hem (Rh+) hem de (Rh-) doğabilir. O halde melez (Rh+) ve melez (A) ve melez (B) kan gruplu anne babadan; (Rh+), (Rh-), (A), (B), (AB), (0) kan gruplu çocuklar doğabilir. Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva validemizin kan grupları (Rh+), (A), (B) olduğu takdirde de günümüzdeki gibi her çeşit kan grubu ortaya çıkabilir. Yani birinin (Rh+), diğerinin (Rh-) olmasına lüzum yoktur.

Önceki yıllarda ÖSS Biyoloji sorularından birinde hangi anne-babanın kan grubundan her çeşit kan grubu çocukları doğabilir şeklinde bir soru çıkmıştı. Bugün adli tıpta da, babalık tespitinde de kan grupları önemli rol oynamaktadır.

Hamilelik, lohusalık, narkoz, radyoterapi ve arsenikli ilaçlar bazen kan grubunu değiştirir. Bir insanın kan grubu değişince anasının da, babasının da kan grubuna benzemeyebilir. Bu bakımdan da aynı anne-babadan meydana gelen çocukların kan grupları iki çeşit değildir. Kan grupları sistemler şeklinde incelenmektedir. Mesela, AB0, Rh sistemi gibi başka kan grubu sistemleri de bilinmektedir. Daha başka bilinmeyenlerin de bulunduğu söylenmektedir. Her kan grubu sistemi, diğer sistemlerden müstakil olarak çalışmaktadır. Tıbbi tatbikatta, yani hastalık ve tedaviyi ilgilendiren kan grubu uyuşmazlıklarında herkesin bildiği yukarıdaki AB0 ve Rh sistemleri önemlidir.

Dört çeşit kan grubu
AB0 sisteminde dört çeşit kan grubu vardır:

1- Sıfır (0) grubunda, kişiler 0 ve 0 genlerini (00) taşır ve homozigottur. (İki geni aynı).

2- A grubundakinin genleri, A ve 0’dır (A0) (Heterozigot = iki geni farklı = melez), veya A ve A’dır (AA) (Homozigot = saf).

3- B grubundakiler, ya B ve B’dir (BB) (Homozigot) veya B ve 0’dır (B0) (Heterozigot).

4- AB grubundakinin genleri ise, A ve B’dir (AB) (Heterozigot).

Mesela, A grubundaki heterozigot (A0) bir erkeğin toplam sperm sayısının yarısı A, yarısı da 0 genini taşır. Mesela 500 adet sperminin 250 adeti (A), diğer 250 adeti ise (0) genini taşır. B grubundaki heterozigot (B0) bir dişinin toplam yumurta sayısının yarısı B, yarısı da 0 genini taşır. Bu vasfa hâiz kimseler, evlendiklerinde, AB0 sisteminin dört grubunda da, yani A, B, AB, 0 gruplarında da çocukları olabilir.

Bunu açıklayalım:
1- Birinin A genini taşıyan yumurta veya sperm, diğerinin 0 genini taşıyan üreme elemanı ile bir embriyon yaparsa bundan A grubunda (A0) çocuk olur.

2- B geni 0 ile birleşince B grubunda (B0),

3- A geni B geni ile birleşince AB grubunda,

4- 0 geni 0 geni ile birleşince 0 grubunda (00) çocuk veya çocuklar olur.

Rh sisteminde de Rh (+) olan bir kimse, heterozigot ise, yani genlerinden biri (+), diğeri (-) ise, kan grubu Rh (-) olan biri ile evlenince, çocukların kan grubu Rh (+) da olabilir, Rh (-) de olabilir. Heterozigot Rh (+) iki birey evlendiklerinde de hem Rh (+) hem de Rh (-) çocukları olabilir.

Yukarıdaki sistemde genlerin A, B ve (+) genleri, 0 ve (-) genlere karşı baskın (dominant) olup, onların özelliklerini örter (yani gizler).

Diğer kan grubu sistemlerinde de durum böyledir.

Hazret-i Nuh ve tufan

Sual: Nuh aleyhisselama ikinci baba denilmesinin sebebi nedir?
CEVAP
Nuh aleyhisselam zamanında Tufan olup, bütün dünyayı su kapladı. Yeryüzünde bulunan insanların ve hayvanların hepsi boğuldu. Fakat, Nuh aleyhisselam ile gemide bulunan müminler kurtuldu. Nuh aleyhisselam gemiye binerken, her hayvandan birer çift almış olduğundan, hayvanlar da, bunlardan üredi.

Nuh aleyhisselamın gemide üç oğlu vardı: Sam, Yafes ve Ham. Şimdi yer yüzünde bulunan insanlar, bu üçünün soyundandır. Bunun için, Nuh aleyhisselama ikinci baba denir.

Sual: Nuh aleyhisselamın kıssasını anlatır mısınız?
CEVAP
Hud suresindeki Hazret-i Nuh’un kıssasının özeti şöyle:
Hazret-i Nuh kavmine dedi ki :
- Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!

İnkârcıların ileri gelenleri dediler ki:
- Sen de bizim gibi bir insansın. Senin bizden bir üstünlüğün yoktur. Sen yalan söylüyorsun. Sonra sana uyanlar alt tabaka insanlardır.
- Ey kavmim! Rabbim bana Peygamberlik vermişse, ne diyeceksiniz?

- Hayır yâ Nuh, sen, bizimle mücadelede çok ileri gittin. Peygamber isen, sözün doğru ise, artık tehdit ettiğin azabı getir!
- Allah dilerse bela getirir. O, bela göndermekten aciz değildir.

Allahü teâlâ, Hazret-i Nuh’a, bir gemi yapmasını emredip, (Sana inananlardan başkası suda boğulacaktır) buyurdu. Denizden uzak, kırsal bir yerde, gemiyi yaparken, inkârcıların ileri gelenleri, yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. Gemi üç kat olarak yapıldı. Üst kata inananlar, ikinci kata evcil hayvanlar, alt kata ise vahşi hayvanlar kondu.

Allah’ın emri geldi. Buharlı gemi çalışmaya başlayınca, yarısı erkek, yarısı kadın olmak üzere 72 mümin ile, her cinsten birer çift hayvan gemiye alındı. Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Hazret-i Nuh, dağa tırmanan oğlu Kenan’a dedi ki:
- Ey oğulcuğum, bizimle beraber gel, kâfirlerden olma!
- Dağa çıkar, sudan kurtulurum.
- Bugün mümin olmayan kurtulamaz.

Aralarına dalga girdi, oğlu da boğuldu.
Altı ay kadar su üstünde kaldıktan sonra, yere, “Suyunu yut”, göğe de, “Suyunu tut” denildi. Sular çekildi; gemi de Cudi dağının üzerine yerleşti. [Nuh aleyhisselam, 40 yaşında peygamber oldu. 950 yıl kavmine nasihat etti. Tufandan sonra da 50 yıl yaşadı.]

Hazret-i Nuh dedi ki:
- Ya Rabbi, benim ailemden olanları kurtaracaktın. Senin vaadin haktır. Vaadinden dönmezsin. Benim oğlum suda boğuldu.
- Ey Nuh! O oğlun, kötü bir iş işlediği için, senin ailenden sayılmaz. Ailenden olanları kurtardım.

Görüldüğü gibi, bir müslümanın dinsiz oğlu, onun ailesinden sayılmıyor. Dinsize miras da düşmez. Müslüman evladı olduğu halde, farzlara, mesela namaza önem vermeyen, günah işleyince pişman olmayan mürted olur, müslümandan miras alamaz. Babası sahip çıkmayan veled-i zina, babasına vâris olamaz. (Redd-ül-muhtar)

Hazret-i Nuh’un gemisi
Sual: Nuh’un gemisine, 6 milyon hayvan türü, her türden de birer çift nasıl sığdı?
CEVAP
Bu hayvan türleri içinde, bit, pire, sinek gibi küçük hayvanlar çoğunluktaydı. Büyük hayvanlar bildiğimiz hayvanlardır. Onların sayısı da yüzü geçmez. Gemi çok büyüktü, aylarca, hatta yıllarca imal edildi. 6 değil, 12 milyon hayvan türünü bile içine alacak kapasitedeydi. Allahü teâlânın kudretinden şüphe edilemez.

Sual: Tufandan sonra, bütün insanlar sadece Hazret-i Nuh’un çocuklarından mı meydana geldi?
CEVAP
Evet, sadece Hazret-i Nuh’un çocuklarından meydana geldi.

Kaynak: dinimizislam



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

1 yorum:

  1. resul dinî literatürde, allah tarafından yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir topluma veya bütün insanlığa gönderilen kimsedir.

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if