By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 0Genel
Evlerden eksik olmayan herkeste de olmayan bu dikiş makinesi çok işe yarardı. Birçok iş yapılabiliyordu. Ama herkeste olmadığı için ayrı bir yeri vardı bu makinenin.
By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 0Genel
Televizyonlar şimdiki gibi cam gibi göstermiyordu. Hatta siyah beyaz televizyonlar bile vardı. Genel olarak sürekli en güzel anda, en ilginç bir şey izlerken veya yağmur, kar, fırtına nedeniyle antenler yön değiştirirdi. Çünkü şimdiki gibi gene antenler çatıdaydı ama onun ayarlanması çok zordu. Aşağıdaki resim o anı anlatmaya yeterli olacaktır.
By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 0Genel
O zamanlarda 3'ü bir arada kahveler yoktu. Bizim zamanlarımızda 3'ü bir arada sakızlar vardı. Bunlardan alırdık ama gerçekten üçünü bir arada çiğnemeden bir şey anlamazdık. Belki şimdiki üçü bir arada olan gıdalar bunlardan örnek alınmış olabilir.
ha birde sulugöz sakızlar vardı. Ama bu onunla karıştırılmamalı. Sulugöz sakızlar, geçekten insanın gözlerini yaşartan öyle bir ekşi tadı vardı ki ama bir dakika içinde çiğnedikce tatlanıyordu. Eskiler çok iyi bilir.
Şehit olan kişi neden yıkanmaz?, şehitlik mertebesine eren kişinin yıkanmaması, cenaze namazı kılınırmı? şehitlerin cenaze namazı kılınmaz mı? Şehitler neden ölmez?
Değerli ziyaretçiler bu konumuzda şehitlerin neden yıkanmadığına ait bazı bilgileri sizlerle paylaşacağız. Bildiğiniz gibi Allah (c.c.) Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz." (Bakara/154). Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhud şehitleri için şöyle buyurdu: “Onları kanlarıyla defnedin, şüphesiz Allah yolunda meydana gelen hiç bir yara yoktur ki, kıyamet günü geldiğinde rengi kan rengi, kokusu ise misk kokusu olmasın.” (Nesai, Cenaiz, 82) Allah yolunda ölenler şehit olduğu gibi sadece savaş esnasında ölen değil Allah için İslam dinini yaymak için uğraşan, insanları kötülükten men edip, iyiliğe teşvik etmek vbç gibi yollarda Allah yolu olduğu için bu yolda ölenlere de şehit denir. Ancak biz burada savaş esnasında şehit olan bu mertebeye ulaşmış Allah'ın sevgili kulları için neden yıkanmadığını kısaca özetleyelim. O esnada şehit düşen kişinin kanlı olan elbiseleri kefeni sayılmaktadır. Bundan dolayı kanlı, yaralı olan şehidin bu durumu ibadet eseri olarak sayılmakla birlikte bu lekelerin giderilmemesi gerekir. Ancak temiz olmayan bazı kirler giderilebilir. Harp zamanında Allah için cihat eden kişi şehit düştüğü anda üzerinde veya etrafında kendine ait kama, süngü, silah, kılıç vb. gibi eşyalar bulunuyorsa bunların alınması gerekir. Bunun yanı sıra üzerinde bulunan eşyalarından çeket, palto ve benzeri giyecekler varsa bunlar çıkarılır ve kefene elverişsiz olduğundan, kefene elverişli olan elbisesi ile sünnete uygun şekilde onunla kefenlenir. Elbisenin yetmediği durumda sünnete en uygun biçim ayarlanarak tamamlanır. Bazı mezheplere göre şehitlerin cenaze namazları kılınmasında ayrı görüşler vardır. Bildiğiniz gibi 4 hak mezhep vardır. Bunlar Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki mezhebleridir. * Hanefi mezhebine göre şehitlerin cenaze namazları kılınmaktadır. * Hanbeli mezhebine göre farz değil ancak müstehaptır. * Maliki ve Şafii mezheplerine göre şehitlerin cenaze namazları kılınmadan öylece defin işlemleri yapılır. Şafii ve Maliki mezheplerine göre namazlarının kılınmasının nedenleri arasında, Ayet-i Kerimede ve Hadis-i Şeriflerde geçen şehitlerin ölmediğine dair ifade ile diri sayılmaktadır. Biraz daha açık hale getirecek olursak Uhud savaşında şehit olan sahabelerin namazlarının kılınmadan "kanlarıyla" defnedilmesini Alemlere Rahmet olarak gönderilen Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.) emretmiştir. Bununla birlikte cenaze namazları insanların günahlarının affedilmesi için kılınmaktadır. Fakat şehit olan kişinin kanı yere düştüğü andan itibaren tüm günahları affedilmektedir. (Kul hakkı hariç). Şehitlerin günahları tamamen silindiği için buna binaen cenaze namazı kılınması gerekmediği bilinmektedir. Hanefi ve Hanbeli mezheplerine göre şehitlerin cenaze namazı kılınması gerektiğinin sebepleri aşağıda belirtilmiştir. Peygamber Efendimiz (a.s.v.)'in şehitler için cenaze namazı kıldığına dair hadisler vardır. Bununla birlikte şehitlerin diri sayılması nedeni ahiret hükümleri arasında yer alıp ve ölü olarak dünya hükümleri arasında yer almasıdır. Günahları her ne kadar günahlarından tertemiz olsa bile şehitlerin Müslümanların dualarına ihtiyaçları vardır. İbn Hazm, şehitler için hem namaz kılındığına hem de kılınmadığına dair rivayetleri sahih kabul ettiğinden her iki uygulamanın caiz olduğunu söylemektedir. Allah yolunda şehit olmak her insana nasip olmak şehitlik çok yüksek mertebedir. Ve o anda kul hakkı hariç tüm günahları silinir ve bizim sezemediğimiz gibi şehitler ölü değillerdir. Ve Allah tarafından rızıklandırılmaktadır. Cennetlik şekilde hayatını kaybeden ve ölmeden önce gideceği yeri gösterildiğinden bu insanlar dünyaya bir daha dönmek istemezler, şehitler hariç. Şehitler dünyaya dönmek ister, tekrar, tekrar, binlerce, on binlerce kez Allah yolunda şehit olmak için. Bilindiği gibi şehitler ölüm anında hiçbir acı çekmezler, çekseler bile bir pirenin ısırması kadar dahi ölüm acısı onlardan uzak olur. Ve belkide bu yüzdendir ki şehitler belki de öldüklerini bile bilmemekte ve Allah o mertebeye ulaşan güzel müminleri kendi katında rızıklandırmaktadır. Konumuzun bitiminde şunu da belirtmek istiyorum, dikkat ettiyseniz şehitler genel olarak gülümseyerek giderler. Ve sanki canlı halinden daha canlı bir görünümleri vardır. Allah hepimize Allah yolunda şehit olmayı nasip etsin Amin. "Şehitleri yıkamayınız. Çünkü her yara ve her kan damlası kıyamet günü etrafa misk kokusu yayar." Her şeyin en iyisini Allah (c.c.) bilir.
By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 1Genel
Aslında bu tabiri ben kullandım evin içine ev yapmak. Genel olarak buna çadır kurmak denir. Aslında en ilginç olanı da biz sadece aile bireyleri olarak bunu sadece kendimiz yapıyormuş gibi sanardık ta ki bugüne kadar. Fakat neredeyse o zamanların çocukları resimden de görüldüğü bu gibi eylemleri yaparlarmış.
Bu tür çadırları evde ne varsa toplardık, battaniye, yastık, çekyatlarda bulunan yaslanmalıklar ve evde ne varsa işte...
Ancak sadece biz yaptığımızı düşünürdük. Ve çok eğlenceli olurdu. Evin içine çadır kurup içinde oynamak, durmak, güzel anılardı. hatırlayanlara benden selam olsun.
By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 0Genel
Resimdeki füzelerde bizim oyuncaklarımızdı. Bayramlarda yoğun olarak ateşler ve kaçardık. Sonrasında havalanmasını beklerdik. Bu zamanda ise roket olarak adlandırılmaktadır. Zaten roketti ama biz füze olarak bilirdik.
By: İbrahim Fıraton Perşembe, Ekim 01, 2015/yorum : 0Genel
Hep eskiye özlem duyuyoruz nedendir bilinmez. Belki o zamanlar her şey daha gerçekçi, daha doğal ve insanlar yapmacık değil ve gerçek bir hayat olduğundandır mıdır? bilinmez. Bilirsiniz o zamanlarda ağaçlar, yeşil alanlar çok fazlaydı. Bu kadar beton yığını yoktu. Güzeldi etraf, çiçekler ekilirdi, kelebekler uçardı, böcekleri seyrederdik ve en önemlisi uğur böcekleri idi.
Uğur böceklerini nazik şekilde elimizin üstüne koyar ve ona şu şekilde "Uç Uç böceğim annem sana terlik papuç alacak" diyerek uçmasını sağlardık. Ne ilginçtir ki bu sözleri bir veya bir kaç kez söyledikten sonra uğur böceği uçar giderdi. Neden uçurmak isterdik o zamanlar onuda bilmiş değiliz.
By: İbrahim Fıraton Çarşamba, Eylül 30, 2015/yorum : 1Televizyon
Bir Deniz Hikayesi 3. Bölüm Kanal D
Kanal D ekranlarında yayınlanan yeni dizi "Bir Deniz Hikayesi" 3. bölümü 29 Eylül 2015 Salı akşamı kanal d televizyonunda yayınlandı. Yeni dizi kısa zamanda büyük izleyici kitlesine ulaşmayı başardı özellikle 3. bölümünde izleyiciyi ekrana kitlemeyi başardı.
Bir Deniz Hikayesi dizisinin 3. son bölümünde Zeynep'in planları doğru şekilde ilerledi. Ancak bazı aksaklıklar meydana geldi. Geçmişinde yaşanan bazı olaylardan ötürü aile içi karışıklık oluştu.
Bir Deniz Hikayesi Dizisinde Neler Yaşandı?
Hakan, Zeynep'in planından habersiz ancak Zeynep'in planı çok iyi biçimde işlemektedir. İstanbul'a doğru Deniz ile gelmeye karar verirler. Bunun nedeni Deniz için daha iyi bir karar olacağı için okul ile görüşmeye gelirler. Hakan'ın verdiği bu karar ile Deniz yaşadığı yerden ayrılınca sevenleri derin üzüntüye kapılmışlardır.
Deniz yeni okuluna kendini alıştırmak için elinden geleni yapsa bile neticede hakandan bir türlü ayrı kalamadığı için deniz düşündüğü gibi yapamayacak ve zor durumlara düşecektir.
Zeynep yıllar sonrasında Deniz ile karşılaşması büyük sevinç meydana çıkarak ve artık daha yakın ilişkiler içinde olmaya karar vereceklerdir.
Bir Deniz Hikayesi 3. bölümü izlemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanın
Deniz ile Zeynep tekrar bir araya geldiklerinde değişik bir hisse kapılarak annesinin resmine benzetir. Bu durum karşısında şaşkınlığını Deniz gizleyemez. Zeynep ise Deniz'in kim olduğunu çözmeye çalışırken zamanla gelişen olaylar ile şaşkınlık daha da artar.
Bir deniz hikyesi'nin son bölümünde Reyhan ise kendini ansızın yalanların ortasında bulur. Aynı zamanda Hakan, Reyhan'ın kalbini kırmamak için çaba gösterirken diğer yandan ise Zeynep şokunu yaşamaktadır. Birçok şeyden habersiz olan Deniz, Reyhan'a ne zaman anne diyeceğini bekler.
Bir önceki konumuzda "Kurtlar vadisi pusu" dizisinin son bölümü ile ilgili detayları inceleyebilirsiniz.
Bonzai : bon (tabak), sai (ağaç) kelimelerinden oluşan bonsai kelimesi, tabak ya da taş üzerinde yetiştirilen, minyatürilize edilmiş ağaçla...
Tüm Hakları Saklıdır - !BR@H!M F!R@T - Skype: live:iletisim_1269 - Tema Düzenleme | Set by NarKo |
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ibo.firat@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Sitede yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur. Site yönetimine ulaşmadan yapılan hukuki işlemlerden site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Bu siteye giren her kullanıcı bu duyurudan haberdar olmuş sayılır. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemiz harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Comments