Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Mi'rac'tan Gelen Hediye; (Namaz)

ibrahim fırat | Cuma, Ekim 09, 2015 | 8 yorum

Allah-u Teala, farz olan ibadetleri, Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e bildirmiştir. Ancak "Namaz" Mirac Gecesi, bizzar Cenab-ı Hak tarafından vasıtasız olarak Alemlerin Efendisi'ne hediye olarak verilmiştir.


Mi'rac'tan Gelen Hediye; "Namaz"


Kul, günde beş defa Rabbinin huzuruna çıkarak, arada hiçbir vasıta olmadan her türlü dert ve sıkıntısını O'na arzeder. Böylece Peygamberimizin Mirac'da gerçekleşen Allah ile tekellüm buyurması hadisesi, namaz vesilesiyle sembolik olarak yaşanmış olur.

Riyavet edilir ki:

Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mirac Gecesi, şekilden şemalden münezzeh, keyfiyetten ari olarak Rabbisiyle görüşüp konuşunca, o makamdan ayrılmak ve geri dönmek istemedi. Zira dostun dostan ayrılması, aşıkın maşukundan, habibin mabudundan ayrılması kolay mı? Ama Din-i Mübini İslam'ın tamamlanması için Mevla Teala, Habibinin geri dönmesini ve ümmetini davet etmesini emretti. 

Efendimiz mi'racdan döndüğünde burada o lezzeti bulamadı. Sıkıldı, daraldı ama ne zaman ki namaza durdu, o vakit rahatladı, ferahladı ve o manevi lezzeti aldı. Ve:

"Namaz Mü'minin Mir'racıdır." buyurdu.

İşte Miac'dan hediye olarak gelen namaz, kendisini kılanları tekrar Miraca taşır. Müminler ancak namazla Miracın manevi faziletlerinden ve  ruhani zevklerinden faydalanır. Namaza durunca, maddenin de ötesine geçip Allah-u Teala'nın huzuruna  yükselirler. 

Namaza başlarken "İftitah Tekbiri" alınır. İftitah; fethetmek, açmak, balamak demektir. Dolayısıyla bir kul namaza duracağı zaman İftitah Tekbiri aldığında, ona madde ötesinin, melekut aleminin kapıları açılır ve ruhani mirac böylece başlamış olur. 

Allah-u Teala Namazı imana denk tutmuştur.

Namaz, bir Müslümanın olmazsa olmazıdır. Mevla Teala Namazı imana denk tutmuş, hatta "Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir." (Bakara:143) buyurarak, namaza "iman" ismini vermiştir. Bu ayeti kerimenin nüzulü hakkında rivayet edilir ki:

Efendimiz (a.s.v.) bir zaman Mescidi Aksa'ya doğru namaz kıldı. Medine'ye hicretten sonra da bu durum devam etti. Daha sonra kıblenin tahviliyle alakalı olarak:

"...Namazda yüzünü Mescid-i Haram tarafına çebir..." (Bakara: 149) ayeti gelince, tekrar Beytullah'a doğru namaz kılmaya başladı.

Kıblenin değiştirilmesinden önce ashabı kiramdan bazı kimseler vefat etmişler  veya şehit olmuşlardı. Bu ayetin gelmes üzerine sahabe-i kiram sordular:

- Ya Resulellah! Beyt-i Makdise doğru namaz kılarken ölenlerin durumu ne olacak?

(Çünkü onlar, namazlarını Mescid-i Aksa'ya yönelerek kılmışlardı. Şimdi kıble değiştiğine göre, onların namazı ne olacaktı. Acaba boşa mı gitti, zayi mi oldu? )

Bunun üzerine Allah-u Teala şu ayeti kerimeyi inzal buyurdu:

"Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir." (Bakara: 143)

Mevla Teala ayet-i kerimede: "Allah namazınızı zayi etmez" buyurmuyor da, "İmanınızı zayi etmez" buyuruyor. Böylece namazın imandan olduğun beyan ediyor.

"Ne acı şeydir ki Müslüman ama namaz kıl diyoruz."

Allah Teala önemine binaen, namazı imana denk tutmuşken, maalesef genelde insanlar namaz konsuunda gerektii kadar hassasiyet göstermiyorlar. Bu konuda bir gevşeklik, tembellik var. Namazın ehemmiyetini bilmemek var. % 99'u Müslüman olduğunu söyleyen bu memlekette, maalesef namaz kılmayanların sayısı çok fazla.

Efendi Hazretlerimizin bir sözü var, buyuruyor ki:

"Ne acı şeydir ki Müslüman adama ' namaz kıl' diyoruz."

Gerçekten de ne acı bir şey.... Hem "Müslümanım" diyeceksin, hem de Dinin direği olan namazı kılmayacaksın. 

Biri demiş ki:

- Otuz senedir namaz kılmıyorum başıma hiç bela gelmedi!

Diğeri cevap vermiş:

- Bundan büyük bela mı arıyorsun ki, Allah seni otuz senedir bir kere bile huzuruna kabul etmemiş!

Rabi-atü'l-Adeviyye'nin şöyle dediği rivayet edilir:

"Koskoca kainatın Rabbi benim gibi pis bir sudan yaratılan insanoğlunu muhatap alıyor ve tenezzül buyurup "Namaz kıl" diye emrederek huzuruna davet ediyor da; ben kim oluyorum da bu davete icabet etmeyip namaz kılmayacağım."

İmandan sonra en büyük amel namazdır. İslam binasının temelinde önce iman vardır. İmanın hemen ardından namaz gelir. Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

"Namaz dinin direğidir Kim namazı terk ederse dinini yıkmış olur."

Namazı ayakta tutan dinini ayakta tutar. Namazı yıkan dinini yıkmış olur. İnsanın evi yıkılsa, işi bozulsa bu kadar önemli değildir.

Zira evi olmayan biri cennete gidebilir ama  namazı olmayan bir adamın işi çok zordur. Çünkü namaz kılmayanlar  hakkında ağır tehditler vardır. Nitekim Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Günahkarlara: 'Sizi sakara, (cehenneme)  sokan sebep nedir? (diye sorduklarında) Derler ki 'Biz namaz kılanlardan değildik." (Müddessir: 42,43)

"Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine, nefislerine azgın arzularına uydular; onlar (Cehennemdeki bir kuyu olan) Gayy'a kavuşacaklardır." (Meryem: 59)

İşte namazı terk edenlerin varacağı yer; Cehennemdeki "Gayya" vadisi... Cehennemin en alt katındaki bulunan bir kuyudur. Diğer üst tabakalarda bulunan azap çeken günahkarların vücudundan çıkan tüm pislikler, kan ve irinler akıp burada toplanır. Öyle ki, Cehennemin diğer vadileri, oranın dehşetinden korkup Allah'a sığınırlar. İşte burası, namazı terk edenlerin varacağı yerdir. Rabbim cümlemizi oraya atılmaktan muhafaza buyursun!



Namazını kılana  Allah'ın va'di var

Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdu:

"Beş vakit namazı Allah Teala kullarına farz kıldı. Her kim onların abdestlerini güzel alırsa ve onları vakitlerinde kılarsa, rükunlarını ve huşularını tamam ederse, Allah'ın o kişiyi af edeceğine dair va'di vardır. Namaz kılmayan Allah nezdinde herhangi bir va'd yoktur. Dilerse af eder dilerse azap eder."

Bu hadis-i şeriften ne anlıyoruz? Abdestini güzelce alıp, namazını düzgün kılan bir mümin kendini kurtarır. Zira bu konuda Allah'ın vadi var.  Ama namaz kılmayanlara Allah'ın va'di yok, onların işi çok zor.

Namaz kılmıyorum ama kalbim temiz

Bu sözü çok sık duyarız; "Namaz kılmıyorum ama kalbim temiz."

Kalbi kim yaratmışsa onun "temiz mi, pis mi?" olduğu hükmünü de ancak O verir. Eğer kişi, Allah-u Teala'nın koyduğu kurallara uyuyorsa kalbi temizdir. Uymuyorsa değildir. Yusuf (a.s.) bile:

"Ben nefsimi temize çıkaramıyorum. Çünkü nefis ziyadesiyle kötülüğü emreder." (Yusuf: 53) buyuruyor. Yani "Benim kalbim temiz" iddiasında bulunmuyor da, adamın namazı yok, ibadeti yok, harama-helale dikkat etmez ama "kalbim temiz" diyerek kendini avutur.

Kime sorarsan kalbim temiz der, "kalbim pis" diyene rastlamak mümkün değildir. Yani herkes temiz,, herkes pir-u pak.... Madem herkesin kalbi böylesine hijyenij, deterjanla temizlenmişcesine tertemiz; o zaman toplumdaki bu kadar pislik, kirlilik niye?.. Cinayetler, tacizler, gasplar.... Lafla peynir gemisi yürümez. Dolayısıyla bir kabın içinde ne varsa dışarıya o sızar. Eğer bal varsa o kaptan bal sızar. Sirke varsa sirke sızar. 

Şu sözü de çok duyarız. "Namaz kılmıyorum ama çok yardımseverim. Namazım yok ama hayrım çok" Bu söz neye benzer? Kendisine "ehliyet-ruhsat" soran trafik memuruna; "ehliyetim yok ama sigorta kartım var" demek gibi bir şeydir.

Mevla Teala Kur'an-ı Kerim'de:

"Temizlenip, arınan kurtuluşa erdi" ayetinin hemen ardından:

"Rabbinin ismini zikrdip, namaz kıldı." (Ala Suresi: 14-15) buyuruyor. Demek ki, esas temizlik, zikirden ve namazdan geçiyor.

Hazreti Osman (Radıyallahü anh):

"Kalp temizliğinin alameti çok Kuran okumaktır" buyurmuştur.

Namaz kılanların kalbi pis mi?

Nice Allah dostları, bu yolun büyükleri  hiç namazlarını bırakmamışlar, namazı öyle sevmişler ki, geceleri yatakta değil kıyamda-rükuda-secdede geçirmişler.

Büyüklerden bir zat diyor ki:

"Hiçbir şey zoruma gitmiyor da, ölünce ben kabirde öyle yatarken millet namaz kılacak. Buna nasıl dayanacağım?"

Bu mübarek zatların hiç biri kalp temizliğini bahane edip namazlarını terk etmemişler. Efendimiz (s.a.v.) de sabahlara kadar namaz kılardı, hatta namaz kılmaktan mübarek ayakları şişerdi. Onun kalbinden daha temiz, daha berrak, daha saf, daha pak bir kalp var mı?!

Şayet Efendimiz (s.a.v.) "Benim kalbim temiz" deyip namazı terk etmediyse, hç kimse bu bahaneyle namazı terk edemez.


Yazar: Mustafa Özşimşekler

Lalegül - Aylık ilim, kültür ve fikir dergisi yıl: 3 sayı 27 Mayıs 2015



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

8 yorum:

  1. Guzel bir yazi olmus eline saglik

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel yazı teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. kişinin boşluğa düşmesini engelleyen, kim olduğunu, ne olduğunu hatırlatandır.

    YanıtlaSil
  4. Allah kılınan namazları kabul etsin.

    YanıtlaSil
  5. Guzel bir konuya deginmissin eline saglik

    YanıtlaSil
  6. Hem gun boyu egzersiz,hem temizlik hem manevi doygunluk..

    YanıtlaSil
  7. süper yazı olmuş

    YanıtlaSil
  8. Şayet Efendimiz (s.a.v.) "Benim kalbim temiz" deyip namazı terk etmediyse, hç kimse bu bahaneyle namazı terk edemez. namazın ne kadar önemli olduğu buradanda anlaşılabiliyor.

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if