Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Allah’ı sevmenin sebepleri

ibrahim fırat | Cumartesi, Ocak 02, 2016 | 1 yorum

Sual: Allah’ı niye sevmek gerekir?

CEVAP

Allahü teâlâyı sevmenin beş sebebi vardır:

1- Herkes, kendisinin olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu anlar. Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez.

O halde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli nimetler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehaletindendir. Çünkü sevgi, marifetin [bilmenin, anlamanın] meyvesidir.

Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Yani marifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi marifete göredir. Marifet ne nispette ise, sevgi de o nispette olur.

Rabbini bilen Onu sever. Çünkü kendisini seven bir kimsenin, kendisini yaratıp çeşitli nimetler vereni sevmemesi düşünülemez.

Güneşin yakıcı sıcağına maruz kalan, gölgeyi sever. Gölgeyi seven de ister istemez, gölge veren ağaçları sever. Kâinatta ne varsa, Allah’a nispetle, gölgenin ağaca nispeti gibidir. Gölgenin varlığı ağacın varlığına bağlı olduğu gibi, her şey Allah’ın eseri olup, hepsinin varlığı, Onun varlığına bağlıdır.

2- Bir kimse, kendine iyilik edeni sever.
Bir zengin, bütün mallarını sana verse, Bunların hepsi senindir. Dilediğin gibi tasarruf et dese, bu ihsanı zenginden bilmek yanlış olur. Zengini ve o malı yaratan, seni zengine sevdiren, sana mal vermesinin, zengin için hayır olduğu düşüncesini veren kimdir?

Eğer zengin, seni sevmeseydi, malı sana vermekle, dünya ve ahirette hiçbir kazancının olmayacağını bilseydi, sana malının zerresini verir miydi?

Şu halde, cenab-ı Allah bu sebepleri yarattı. Demek ki, sana asıl ihsanda bulunan, bu işe zengini vasıta edendir. Zengin, o malı sana vermekle peşin veya ilerisi için bir menfaat düşünmüştür. Seni minnet altına almak, kendini övdürmek, cömertlikle meşhur olmak, gönülleri kendine bağlamak, herkesi kendine sevdirmek ve saydırmak gibi peşin menfaati vardır. Ayrıca, ahirette çok sevap kazanmak üzere ilerisi için yatırım yapmaktadır. Yoksa hiç kimse, malını boşu boşuna vermez, bir maksat için verir. Maksadı sen değilsin. Sen onun maksadını yerine getirmek için bir vasıtasın.

Demek ki, sana iyilik eden, sana değil, kendine iyilik etmiş olur. Sonra o, verdiğinden fazlasını beklemektedir. Çünkü o, Allah’ın en az bire on veya bire yediyüz, hatta daha fazla vereceğini biliyor. Böyle bir ümidi olmasa sana bütün malını verir miydi?

3- İnsan, kendine faydası dokunmasa bile, iyilik edenleri sever. Kendine zararı dokunmasa bile kötülük edenlerden de nefret eder. O halde, bütün mahlûkatı yaratıp, onlara çeşitli nimetler ihsan eden yalnız Allahü teâlâdır. Herkese iyilik eden de sevilir.

4- Kendine hiçbir faydası olmasa da insan, güzeli, güzelliğinden dolayı sever. Beş duyu ile de anlaşılmayan; fakat kalb gözü ile görülen güzellikler de vardır. Güzel ahlak böyledir. İmam-ı a’zam hazretlerini güzel vasıflarından dolayı severiz.

Demek ki güzel sevilir. Mutlak güzel, ortağı eşi, benzeri olmayan, dilediğini yapan yalnız Allahü teâlâdır.

5- İnsan, benzediği şeye meyleder. Çocuk çocukla, büyük büyükle arkadaşlık kurar. Âlim âlimi, bir sanatkârdan daha çok sever. İlim sahibi olan da, her şeyi bilen Allah’ı sever. Basiret sahipleri gerçek sevgiye layık olanın yalnız Allah olduğunu bildirmişlerdir.

Allah’ı sevmek ve tanımak nasıl olur?


Sual: Allahü teâlâyı sevmek nasıl olur?

CEVAP
Allahü teâlâyı sevmek ikiye ayrılır:
1- Farz olan sevmek,
2- Farz olmayan sevmek.

Farz olan sevmek, Allahü teâlânın emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, kaza ve kaderine razı olmaktır. Haram işlemek ve farzları yapmamak, bu sevginin gevşek olduğunu gösterir.

Farz olmayan sevgi, nafileleri de yapmaktır. Şüphelilerden sakınmaya sebep olur. Hadis-i kudside Allahü teâlâ buyuruyor ki:

(Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında bana en sevgili olanlar, ona farz kıldığım şeyleri yapmasıdır. Kulum nafile ibadetleri yapmakla bana o kadar yaklaşır ki, onu çok severim. Onu sevince, onun duyan kulağı, gören gözü ve tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Her istediğini veririm. Benden yardım isteyince, imdadına yetişirim.) [Buhari]

Şu halde, Allahü teâlânın en çok sevdiği ibadet, farzları yapmaktır. Burada bildirilen nafile ibadetler, farzlarla birlikte yapılanlardır.

Ömer bin Ali Fakihani hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i kudsi gösteriyor ki, farzlarla birlikte nafile ibadetleri yapan, Allahü teâlânın sevgisini kazanır.

Ebu Süleyman Hattabi hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i kudsi gösteriyor ki, bunların duaları kabul olduğu gibi dua ettikleri kimseler de, muratlarına kavuşur. (Mevahib)

Marifetullah
Sual: Marifetullah ne demektir?
CEVAP
Marifetullah, Allahü teâlânın zatını ve sıfatlarını tanımak demektir. Zatını tanımak, anlaşılamayacağını anlamaktır. Sıfatlarını tanımak ise, mahlûkların sıfatlarına benzemediklerini anlamaktır...


Allah sevgisinin alameti


Sual: Allah sevgisinin alameti nedir, Allah sevgisini kimler anlayamaz?
CEVAP
Allah sevgisinin alameti yedi şeyde belli olur:

1- Allahü teâlâyı seven, ölümden korkmaz. Seven, daima ölüme hazır bekler. Çünkü ölümle, aşık maşuka, garip öz yurduna kavuşmuş olur. Dinimize bir müddet daha hizmet edeyim düşüncesiyle, ölümün hemen gelmesini istememek Allah sevgisine zıt değildir.

2- Seven, sevdiğinin sevdiklerini, kendi sevdiklerine tercih eder.

3- Seven, her an sevdiğini düşünür, onu anar.

4- Seven, sevgilisinin sevdiği her şeyi sever.

5- Seven, bütün engellerden sıyrılır, sevdiğini çok anar. Uykusundan fedakârlık eder. Allahü teâlâ, Hazret-i Davud’a buyurdu ki:
(Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar yatan, yalancıdır. Zira dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur.) [M. Name]

6- Sevene, bütün ibadetler kolay gelir. İbadetlere zevkle sarılır.

7- Seven, sevgilisinin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İmanın en sağlam temeli, Allah için sevmek Allah için buğzetmektir.) [Ebu Davud]

İman eden ve imanın tadını bulan, Allahü teâlâyı çok sever. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır.) [Bekara 165]

Allahü teâlâya tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye gevşeklik sığmaz.

Âşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde bulunamaz. iki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir.

İnsan sevgisi, hayvanlarda olduğu gibi beş duyuya bağlı değildir. Altıncı hissi inkâr eden, insanı hayvan derecesine indirmiş olur. İnsan, akıl, nur, kalb gibi özellikleriyle hayvandan ayrılır. İnsanın kalb gözü, baştaki gözden daha kuvvetlidir. Aklın anladığı güzellik, gözün gördüğünden daha büyüktür. İşte bunun için, beş duyu ile anlaşılamayan ve ancak kalb ile idrak edilen, şerefli şeylerin zevki daha büyüktür. Beş duyudan başka şey olmadığını sanıp, insanı hayvan derecesine düşürenler, Allah sevgisini anlayamaz.

Peygamber efendimizin, (Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak işlerin sevgisini nasip et ve sevgini susuzluktan yanan kimsenin arzuladığı soğuk sudan benim için daha kıymetli kıl!) duası, Allah sevgisinin önemini bildirmektedir. Allah’ı seven, bilmediği bir aşk ile şaşkın haldedir. Uykusu kaçar, gözyaşları dinmez. Her işinde Allah’tan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sevgi kuvvetli ise buna aşk denir. Allah’ı aşkla sevmek gerekir.

Bu konuda Yunus Emre diyor ki:

Bilmeyenler bilsin ki aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer.

Taş gönülden ne biter dilinde ağı tüter
Çok yumuşak söylese sözü savaşa benzer.

Aşk dolu gönül yanar yumuşar muma döner
Kararır taş gönüller sarp katı kışa benzer.

Sevmenin alameti
Hazret-i Sehle, Allah’ı sevmenin alameti nedir diye sorduklarında buyurur ki:

Allahü teâlâyı sevmenin alameti, Kur'an-ı kerimi sevmektir. Kur'an-ı kerimi sevmenin alameti Peygamberi sevmektir. Peygamberi sevmenin alameti, sünnete uymaktır. Sünnete uymanın alameti, ahireti sevmektir.

Ahireti sevmenin alameti, dünya sevgisini kalbden çıkarmak, dünyaya buğzetmektir. Dünyaya buğzetmenin alameti de, kendisini ahirete götürecek kadar mal ile yetinmek ve ahirete hazırlanmaktır....


Allah korkusunun alameti


Sual: Allah korkusunun alametleri nelerdir?
CEVAP
Allah korkusunun sebebi, ilim ve marifettir. İlim ve marifet sahipleri, kendi ayıplarını, günahlarını ve ibadetteki kusurlarını görerek, bunun yanında Allahü teâlânın kendisine verdiği sayısız nimetleri düşününce, yaptıklarından utanıp, kalbinde korku başlar. Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Her hikmetin başı Allah korkusudur.) [Taberani]

Hikmetin birçok manası vardır. Faydalı ilim, fen ve sanat, manevi ilim gibi manalara gelir. Şu halde Allah’tan korkup haramlardan kaçan ve ibadetleri yapan kimsenin hikmet sahibi, akıllı biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte, (En akıllınız, Allah’tan en çok korkandır) buyuruldu. (İbni Muhber)

Allah korkusu, sevileni kaybetmekten meydana gelen bir korku olduğu gibi, Ona isyan ederek tehlikelere maruz kalmaktan da meydana gelen bir korkudur. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:
(Ancak âlimler Allah’tan korkar.) [Fatır 28]

Allah’tan korkmanın alameti şu yedi şeyde, [dilde, kalbde, gözde, midede, elde, ayakta ve ibadette] belli olur.

1- Dilde: Yalan söylemez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı günaha götürür.Günah da Cehenneme sürükler.) [Buhari]

(Münafıklık alametinden biri de yalan söylemektir.) [Buhari]

(Müminde, her huy bulunabilir. Fakat yalancı ve hain olamaz.) [Bezzar]

Allah’tan korkanın dili yalan söylemediği gibi, gıybet de etmez. Gıybet, insanın sevaplarının azalmasına, başkasının günahlarının kendine verilmesine sebep olur. Gıybet büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Gıybet, kişinin imanını zayıflatarak yok eder.) [İsfehani]

(Gıybet, etmek leş yemekten daha kötüdür.) [İ.Hibban]

(Biri için söylenen kusur, onda varsa, bu söz gıybet olur. Yoksa iftira olur.) [Müslim]

(Kıyamette, bir kimse sevap defterine bakar, "Şu ibadetleri yapmıştım. Bunlar yazılı değil" der. "Onlar, silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı" denir.) [İsfehani]

(Gıybet eden kimsenin duası kabul olmaz.) [Şir’a]

Allah’tan korkan, boş da konuşmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette günahı en çok olan boş konuşandır.) [Ebu Nasr]

(Birinin boş konuşması, boş vakit geçirmesi, Allahü teâlânın onu sevmediğini gösterir.) [M. Rabbani]

Şehit olan bir gencin annesi, (Oğlum sana Cennet müjde olsun!) dedi. Resulullah efendimiz, o kadına, (Ne biliyorsun, belki boş şey konuşurdu) buyurdu. (Tirmizi)

2- Kalbde: Kalbi, kin, haset gibi kötü huylardan temizlenmiştir.

3- Gözde: Harama bakmaz. Hadis-i şerifte, (Harama bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Allah korkusu ile harama bakmayana, Allahü teâlâ öyle bir iman verir ki, tadını kalbinde hisseder) buyuruldu. (Hâkim)

Kâinattaki her şeye ibretle bakar. Hazret-i İsa, (Sözü zikir, sükûtu fikir, bakışı ibret olanlar, bana benzemiş olur) buyurdu.

4- Midede: Haram lokmadan uzaktır. Hadis-i şerifte, (Bir lokma haram yiyenin kırk günlük güzel ameli kabul olmaz) buyuruldu. (Taberani)

5- Elde: Harama uzanmaz.

6- Ayakta: Günah işlenen yere gitmez.

7- İbadette: İhlâsı [Allah rızasını] esas alır, riyadan kaçınır.

Allahü teâlâdan korkan kimse, Onun emir ve yasaklarına riayet eder. Hiç kimseye kötülük etmez. Kendine edilen kötülüğe sabreder. Kusurlarına tevbe eder. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. İlim ve ahlak sahiplerine saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kimseyi çekiştirmez, kimseye sert davranmaz. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an, gördüğünü ve bildiğini düşünür, hiç kötülük etmez. Kısaca, Allah’tan korkan, vatanına, milletine faydalı olur.

Allah'tan korkmanın önemi
Sual: Çok günahkâr biri, çocuklarına, (Allah'ın bana vereceği cezalardan çok korkuyorum. Ben ölünce, cesedimi yakın. Küllerimi her yere savurun!) diye vasiyet eder. Ölünce bunu yakarlar. Âhirette, Allahü teâlâ, çürüyüp toprak olmuş kimseleri dirilttiği gibi onu da diriltip sorguya çeker. (Niye cesedinin yakılmasını istedin?) diye sorar. O da, (Ya Rabbi, “Azabım çok çetindir” buyurdun. Ben de senden çok korktuğum için böyle yaptım) der. Allahü teâlâ da, (Benden korkanı affederim) buyurarak onu affeder. Bu olay doğru mu? Doğruysa, (Beni yakın!) diye vasiyet etmek caiz midir?
CEVAP
Bahsettiğiniz olay, (Buhari, Müslim, Nesai, Muvatta) gibi hadis kitaplarında bildirilmektedir. Yani hadis-i şerif sahihtir, doğrudur. (Beni yakın!) diye vasiyet etmek asla caiz değildir. Vasiyet etse de, dine aykırı vasiyet yerine getirilmez. Kâfirin ölüsü de yakılmaz. Bu kişi, eski ümmetlerden idi. Çok günahkâr olduğu için, öyle yapmakla yok olup, Allah'ın çetin azabından kurtulacağını sanmış. Elbette öyle sanması çok yanlıştır. Burada bildirilen husus, Allah korkusunun önemidir. İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.) [Âl-i İmran 200, Maide 100]

(En şerefliniz, Allah’tan en çok korkanınızdır.) [Hücurat 13]

İki kudsi hadis şu mealdedir:
(Bir kuluma iki korku, iki eminlik vermem. Dünyada benden emin olan, âhirette korkar. Dünyada korkan, âhirette emin olur.) [Ebu Nuaym]

(Dünyada benden korkan, Kıyamette korkulardan emin olur.) [İ. Ahmed]

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ömründe bir kere Allah'tan korkan, Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

(İnsanları Cennete koyan Allah korkusudur.) [Hâkim]

Allah'tan korkmak, doğru iman sahibi olmak şartıyla, Allah'ın yasak ettiklerinden sakınıp, emrettiklerini yapmak, yani haramlardan uzaklaşıp, ibadetleri yapmak demektir.

Allah'tan korkmanın alameti nedir?

Sual: Dine ve dindarlara düşmanlığıyla tanınan biri, (Ben içkimi içerim, meyhaneye de giderim, namaz kılmam, oruç tutmam, dinin emirlerini yerine getirmem, ama gösteriş için namaz kılanlardan ve oruç tutanlardan daha çok Allah'tan korkarım, Allah'ı da herkesten çok severim) diyor. Günaha, hattâ küfre girenin Allah’tan korktuğu yalan değil mi?
CEVAP
Elbette yalandır. Sevginin, itaatin, korkunun bir ölçüsü vardır. Bir kimse, (Ben anayasadan ve kanunlardan yanayım) dediği hâlde, kırmızı ışıkta geçer, vergi kaçırır, rüşvet yerse, çevreye zarar verirse, devleti içeriden yıkmaya çalışırsa, sözünde samimi olmadığı, yalan söylediği anlaşılmaz mı? Bir kimse de, (Ben Allah'ı çok severim) dediği hâlde, Onun emirlerine ve yasaklarına riayet etmezse, mesela, namaz kılmaz, içki içer ve zina ederse, Allah'ı çok sevdiği yalan olmaz mı? Onun için namaz kılmayan ve Allah’tan korkmayan insandan her türlü kötülük beklenir.

Namaz kılmayan, oruç tutmayan ve içki içen kimse, yalan söylemekten, ona buna iftira etmekten veya provokatörlük yapmaktan niye çekinecek ki? Aslında böyle kişilerin imanları ya çok zayıf veya hiç yoktur. Başkalarını kandırmak için, (Biz de Müslümanız) diyorlar. Müslüman olmanın, bir alameti olur. Bir yerde minare görülürse orada cami olduğu anlaşılır. Namaz kılanın da Müslüman olduğu anlaşılır. Kâfir namaz kılmaz. Onun için Peygamber efendimiz, (Müslümanla kâfiri ayıran fark namazdır) buyuruyor. Kâfirlerin safında değil, Müslümanların safında olmaya çalışmalıyız.

Tabiînin büyüklerinden olan Hasan-i Basrî hazretleri buyuruyor ki:
İçinde yılan bulunduğu bilinen bir deliğe kimse elini sokmaz. Eğer sokarsa, içinde yılan bulunduğuna inanmamış demektir. Bunun gibi, Allahü teâlâya ve Cehenneme inananın, İslamiyet’in yasak ettiği şeyleri yapmaması lazımdır. Günah işleyenlerin, (Biz Allah’tan korkuyoruz) demeleri, (Yılan beni sokmaz) diyerek elini yılan deliğine sokmasına benzer. (F. Bilgiler)

Hâlbuki yılan sokar, ateş yakar. Cenab-ı Hak sözünde durur. Azabı da çok şiddetlidir. Allahü teâlâ, (Azabım çok şiddetlidir) buyuruyor. (Hicr 50)

İmam-ı Gazâlî hazretleri de buyuruyor ki: Akıllı olanın, aslandan korkmaması düşünülemez. Cenab-ı Hak, Davud aleyhisselama, (Yırtıcı hayvandan, kükremiş aslandan nasıl korkuyorsan, benden de öyle kork!) buyurdu. (Berîka)

Çünkü aslan, kimseden korkmaz, öldürmemek için bir sebep aramaz. Yani aslanın öldürmesi, onun bir suçundan dolayı değildir. Böyle düşünenin Allah'tan korkmaması, ibadetlere sarılmaması mümkün değildir. Yine Allahü teâlâ, (Benden korkarak ibadet etmek, diğer ibadetlerden üstündür) buyurmuştur. (Taberânî)

İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:
(Allah'tan kork) denilen kimsenin, (Sen işine bak, ben ne yapılacağını bilirim) demesi çok kötüdür. Çünkü Allahü teâlâ, (“Allah'tan kork” denilen kimse, cahillik gururuna kapılarak, günah işlerse, artık ona Cehennem kâfidir) buyuruyor. (Bakara 206)

Hazret-i Ömer’e (Allah'tan kork) denildiğinde, (Ömer kim oluyor da, hâşâ, Allah’tan korkmasın) diyerek yüzünü toprağa sürdü. (Şir’a)

Sevgi ve korku nasıl olur?

Sual: Allah sevgisi ile Allah korkusu nasıl olur?
CEVAP
Sevgi gibi, korku da çeşitlidir. Allah sevgisi, Ana baba sevgisinden, evlat sevgisinden, hanım sevgisinden, tabiat (doğa) sevgisinden farklıdır. Allah korkusu ile düşman korkusu da çok farklıdır. Kur’an-ı kerimde, (Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa, öyle korkun) buyuruluyor. (Âl-i İmran 102)

Allahü teâlânın istediği gibi, Allah’tan korkmaya takva denir. Takva, Allah’a iman edip, Onu sevmek, Ona kulluk etmek, yani Onun emir ve yasaklarına riayet etmektir. Düşmandan korkmak takva değildir. Düşmana iman edilmez. Düşmanın Cennete ve Cehenneme koyma yetkisi de yoktur. Düşmanın sadece zarar vermesinden korkulur. Şu halde iki korku arasında çok fark vardır. Yine, (Eğer iman etmişseniz, onlardan [düşmanlardan] değil benden korkun) buyuruluyor. (Âl-i İmran 175)

İnsan, sevdiği kimseyi, herhangi bir şekilde üzmekten korkar. Bizleri yoktan var eden ve çeşitli nimetler ihsan eden Rabbimizi elbette çok sevmemiz gerektiği gibi, bu sevgiyi kaybetmekten de çok korkmamız gerekir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’tan korkun! Biliniz ki Allah’ın azabı çok çetindir.) [Bekara 196]

(Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.) [Maide 100]

Allah’tan korkmak, bir zalimden korkmak gibi değildir! Bu korku, saygı ve sevgi ile karışık olan bir korkudur. Âşıkların, mâşuklarına [sevdiklerine] karşı yazdıkları şiirlerde, böyle korku içinde olduklarını bildiren şiirleri az değildir. Maşukunu [sevgilisini] kendinden pek yüksek bilen bir âşık, kendini o sevgiye layık görmeyerek, hislerini böyle korku ile anlatmaktadır.

İman etmeyen için, Allah korkusu bahis konusu olamaz. İman edenin de, imanın tadını bulması için, Allahü teâlâyı çok sevmesi ve kâfir olmaktan çok korkması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Allah’ı ve Resulünü her şeyden çok seven, yalnız Allah’ın sevdiklerini seven ve küfre düşme korkusu, ateşte yanma korkusundan çok olan kimse imanın tadını bulur.) [Buhari]

Dünyadaki pek çok rezaletler, cinayetler, iffetsizlik yüzünden meydana gelmektedir. İnsanların pek çoğu, iffetsizliğin kötülüklerini bildikleri halde, kendilerini bu kötü yollara sapmaktan alıkoyamaz. Bu kuvvetli duygu karşısında, onları selamet yoluna çıkaracak çare, terbiye ve ahlak meselesidir. Din, ahlak demektir. Allahü teâlâdan korkan bir insan iffetsiz olamaz. O halde, çocuklarımıza Allah korkusunu öğretmeye çalışmak, bizim için en başta gelen vazifedir.

Allah’tan korkmak için, Allahü teâlâyı iyi bilmek gerekir. Allahü teâlâyı bilmek için, Onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek mecburiyetindeyiz. Durup dururken, Allah korkusu meydana gelmez. Allah’tan korkmak da, bir bilgi, bir çalışma ve bir gayret işidir.

Huzura uçuran kanat
Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları seadet ve huzura kavuşturan iki kanat gibidir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Allah’tan korkandan her şey korkar. Allah’tan korkmayan ise her şeyden korkar.) [Ebuşşeyh]

(En akıllınız, Allah’tan en çok korkan, emre ve yasaklara en iyi riayet edendir.) [İbni Muhber]

(Aklın çokluğu, Allah korkusunun çokluğu ile belli olur.) [İ.Maverdi]

Allahü teâlânın emrine riayet eden mümin Rabbini çok sever. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin öyledir ki, Allah’ın ismi söylenince kalbine korku düşer.) [Enfal 2, Hac 35]

Kişinin, bilmediği şeyi sevmesi ve korkması mümkün değildir. Allah’ı çok seven ve Onu iyi tanıyan, Allah’tan çok korkar. Allahü teâlâyı en iyi tanıyan da Peygamber efendimiz olduğuna göre, en çok korkan da elbette Odur. Nitekim buyuruyor ki:
(İçinizde Allah’tan en çok korkan benim.) [Buhari]

Peygamberlerden sonra Allahü teâlâyı en iyi tanıyan, onların vârisi olan âlimler ve onlara yakın olanlardır. Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:

(Allah’tan, kulları içinde, ancak âlimler korkar.) [Fatır 28]

(Allah’a ve Resulüne itaat edip Allah’tan korkan ve sakınanlar; Kıyamette kurtulan işte bunlardır.) [Nur 52]

Müminun suresinin, (Rablerinin huzuruna çıkacaklarından kalbleri korku ile çarpar) mealindeki 60. âyet-i kerimesindeki kimselerin, hırsız mı, zani mi olduğu sorulunca, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bunlar, namaz kılan, oruç tutan, zekât veren kimse olup, acaba ibadetlerimiz kabul olmadı mı diye korkarlar.) [Tirmizi]

Allah korkusu, rızık için de çok faydalıdır. Peygamber efendimiz, (Allah korkusunu kendine sermaye edinenin rızkı, ticaretsiz ve sermayesiz gelir) buyurup, [Talak suresinin] (Allah’tan korkana, Allah bir çıkış yolu ihsan eder, ummadığı yerden rızkını gönderir) [mealindeki 2.ve 3.] âyetlerini okudu. (Taberani)

Allah korkusu, ebedi saadete kavuşturucu büyük nimettir. Âyet-i kerimelerde mealen buyuruldu ki:

(Rabbinden korkan kimseye iki Cennet vardır.) [Rahman 46]

(Allah’tan korkan kimse, öğüt kabul eder.) [A'lâ 10]

(Yalnız benden korkun.) [Bekara 40]

(İnsanlardan korkmayın, benden korkun.) [Maide 44]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allah korkusu ile kalbi ürperenin, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Beyheki]

(Günahlarını hatırlayıp ağlayan, hesap görmeden Cennete girer.) [İ.Gazali]

(Allah korkusundan ağlayan, Cehenneme girmez.) [Nesai]

(Allah’tan hakkıyla korksaydınız, cehilsiz ilme kavuşurdunuz.) [İbni Sünni]

Allah sevgisi imanın şartlarındandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İman, Allah’ı ve Resulünü her şeyden çok sevmektir.) [İ.Ahmed]

(Allah ve Resulü her şeyden daha sevgili olmadıkça iman edilmiş olmaz.) [Buhari]


Gözyaşı rahmettir....

Sual: Ağlayıp gözyaşı dökmenin Allah korkusu ile bir ilgisi var mıdır?
CEVAP
Her ağlamanın Allah korkusu ile ilgisi yoktur. Rol icabı da olsa ağlayıp gözyaşı dökenler çoktur. Ancak, Allah korkusu ile ağlamanın fazileti büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’ı anarken, Allah korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.) [Hâkim]

(Allah korkusuyla ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır.) [Nesai]

(Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada Allah korkusuyla, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır.) [İsfehani]

(Allah korkusuyla, gözünden yaş akan mümini, Hak teâlâ ateşten koruduğu gibi, ateşi de onun nurundan korur.) [İbni Mace]

(Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Bir damla gözyaşı ile yanağı ıslanan kimsenin yüzü, hiçbir zaman darlığa düşmez. Kıyamette her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir.) [Beyheki]

(Vücudu Allah korkusu ile ürperen kimsenin günahları, ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi dökülür.) [Beyheki]

(Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki: "Benden korkup ağlayarak yapılan ibadet, diğer ibadetlerden üstündür.") [Taberani]

(Cenab-ı Hak, yemin ile buyuruyor ki: "Dünyada benden korkarak ağlayanı, Cennette ebedi güldürürüm.") [Beyheki]

(Sağılan süt, tekrar memeye girmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan da ateşe girmez.) [Tirmizi]

(Allahü teâlânın, himayesinden başka hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamette, himayesine aldığı yedi kimseden biri de, yalnız iken Allah’ı anıp gözünden yaş akan kimsedir.) [Buhari]

(Allah korkusu ile gözden akan bir damla gözyaşından veya Allah yolunda akıtılan bir damla kan damlasından daha kıymetli, Allah indinde bir damla yoktur.) [Tirmizi]

(Ağlayın, ağlayamazsanız, kendinizi zorlayın, hüzünlenin! Kıyametteki azabın dehşetini bilseniz, ayakta duramayacak hale gelinceye kadar namaz kılar, sesiniz kısılıncaya kadar ağlarsınız.) [Buhari]

(Her mümin dağlar kadar günah ile mescidimizde bulunsa, ağlayan şu kişinin hürmetine oradakilerin hepsinin günahları affolur. Çünkü melekler "Ey Rabbimiz, ağlayanları, ağlamayanlara şefaatçi kıl!" derler.) [Beyheki]

Kork Allah’tan korkmayandan

Sual: Seyyid Emir Gilal hazretleri, (Hiçbir ibadet, Allah korkusundan daha tesirli değildir. Allah'tan korkandan korkun. Allah’tan korkmayandan korkmayın) buyuruyor. Hâlbuki biz, (Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan) diye biliyoruz. Bizim bildiğimiz mi yanlış acaba?
CEVAP
İkisi de doğrudur. Allah adamlarını, yani Allah’tan korkan salihleri üzmekten, onların sevgisini kaybetmekten çok korkmak lazımdır. Allah’tan korkmayan bizi sevse ne çıkar, sevmese ne kaybetmiş oluruz? Yani onu kaybedeceğiz diye fazla bir endişemiz olmaz.

(Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan) sözü de, çok kıymetlidir. Allah’tan korkmayandan her türlü kötülük beklenebilir, onun bir zararı dokunmasın diye böyle kimselerden korkmak gerekir. Allah’tan korkandan ise ne bize ne başkalarına zarar gelir. Ondan bir zarar gelecek diye asla korkmayız. Malımızı çalmaz, hakkımızı yemez, ırzımıza göz dikmez, çünkü Allah’tan korkar.

Görüldüğü gibi iki söz birbirine zıt değildir. Yani Allah’tan korkan salih Müslümanları üzmekten korkacağız, Allah’tan korkmayan fâsık ve zalimlerden ise, bize zararları dokunur diye korkacağız. Allah’tan korkanların bize zararları dokunmayacağı için onlardan korkmayız. Allah’tan korkmayanların ise sevgilerini kaybedeceğiz diye bir korkumuz olmaz.

Yalnız Allah’tan korkun
Sual: Kur’an-ı kerimde, (Yalnızca Allah’tan korkun) buyuruluyor. Bu ne demektir?
CEVAP
(Yalnız bana ibadet edin, ilah olarak yalnız beni tanıyın benim bildirdiklerime uyun) demektir. Yoksa köpekten, casuslardan korkmayın demek değildir. Tehlikelerden korkmak lazımdır. Allah’tan korkmayanlardan korkmak gerekir.

Allah’ın gazabından korkmak
Sual: Allah’ın gazabından korkmak nasıl olur?
CEVAP
Allahü teâlâ, ilmi, zulmetin temizlenmesine, cehli de günah işlenmesine sebep yaptı. İlimden iman ve taat doğmakta, cahillikten de küfür ve günah hâsıl olmaktadır. Taat, çok küçük olsa da kaçırmamalı, günah, pek küçük görülse de yaklaşmamalıdır!

Üç şey, üç şeye sebeptir:
Taat, Allahü teâlânın rızasını kazanmaya sebeptir.
Günah işlemek, Allahü teâlânın gazabına sebeptir.
İman etmek, şerefli ve kıymetli olmaya sebeptir.

Bunun için, küçük günah işlemekten de çok sakınmalıdır! Allahü teâlânın gadabı, bu günahta olabilir.

Kaynakça: dinimizislam.com



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

1 yorum:

  1. sitenizdeki yazıları ve konu seçiminizi beğenerek takip ediyorum hocam. Allah sizden razı olsun böyle faydalı bilgiler ve konular ile bilmeyenleri aydınlatıyorsunuz...

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if