Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Laboratuvarda Sıra Dışı Bir Gün

ibrahim fırat | Çarşamba, Kasım 11, 2015 | 3 yorum

Okul laboratuvarının duvarındaki beyaz fayansların verdiği gerilim hissi hiçbir şeyde yok. Alet edevatın çıkardığı ses beyaz fayanslarda yankılanırken basit bir deney bile büyük bir buluş gerçekleştiriyorsun hissi verir. Hele de yaptığınız deney amacından sapmaya başlamışsa soğuk terler dökersin. Ya patlarsa? Gerilim, bilim-kurgu, aksiyon... Bütün bu kategorilerde film çekmek laboratuvarda pekala mümkündür.


Laboratuvarda Sıra Dışı Bir Gün


İşte böyle bir okul gününde ben, hayatımın en iyi yardımcı ürkek oyuncu rolünü oynatacak bir maceraya atıldım. Laboratuvarcılık tarihine adımı altın harflerle yazdırmakla yazdırmamak arasında bir yerlerdeydim. Kimyacı elindeki deney tüpünü namlu gibi üzerime tutmuş, adeta "Seni seçtim pikaçu!" der gibiydi. Bilen bilir, listeden kaldırmaktan daha kötü bir şey varsa o da öğretmenin sorgulayıcı gözlerle direkt seni seçmesidir. 


Peki, bundan sonra ne oldu?

İlk ihtimal: Başımıza ne geldiyse bilmediğimiz konularda ahkam kesmekten geldi zaten. Deney tüpünü elime aldığımda, iki gün önceki kimya dersinde öğretmene artist artist laf yetiştirme terbiyesizliğim geldi aklıma. Kimyacı belli ki deneyi elime yüzüme bulaştırmamı keyifle izleyerek bana ceza vereceğini düşünmüştü. Haklı da sayılırdı. Çünkü halihazırda kimya ilmine dair en ufak bir bilgim ve ilgim yoktu. Yani okulumuz büyük bir patlamaya sahne olabilirdi. Öğretmene, önceki gün yaptığım artistlik için üzgün olduğumu belirterek bu deneyi yapamayacağımı söyledim. Böylece kendim için büyük, insanlık için daha büyük bir yükün altında kalmaktan kurtuldum.

İkinci ihtimal: Ayıptır söylemesi, elimden her iş gelir. Bir deney yapmaktan aciz olacak değilim herhalde! Her ne kadar hiçbir şey bilmesem de, kervan yolda dizilir diyerekten illa birkaç deneme sonrasında insanlığı kurtaracak harika iksiri bulabileceğime dair öz güvene sahiptim.

Hemen elementler kutusunu karıştırarak işime yarayacak elementleri seçtim. Şaka şaka, hangisinin rengi hoşuma gittiyse onu seçtim. Kimyacı verdiği ödeve çalışmadığımı anlamış olacak ki hemen müdahale etme ihtiyacı hissetti. "Ama hocam bilim deneye deneye ilerlemez mi, ne olurdu ağır patlayıcı Zottirojen'le kuvvetli yanıcı özelikteki Kavlizippus maddesini karıştırsaydım." demeye kalmadan sıfır alıp oturdum yerime..

Üçüncü ihtimal: İçgüdülerime her zaman güvenirim. Hoca kesin deney sözlüsüne beni kaldırır diye bir önceki akşam verdiği bütün elementleri atom numarasına kadar ezberlemiştim. Hangi element hangisiyle birleşince ne tepki verir, hepsini attım hafızama. Nitekim yanılmadım. Kimyacı derste beni gözüne kestirmişti ve bu deneyi rahatlıkla yapacağıma dair inancım tazeydi. Aldım elime deney tüpünü, sanat yaptım. Döktürdüm resmen! Yapılabilecek bütün deneyleri yaptım ve lise hayatımın ilk yıldızlı pekiyisini adlım. Her ne kadar çıkış noktam "hoca kesin beni kaldırır" olsa da bir şey başardığım için mutlu oldum. Ne yapalım, bizde derslere motivasyon anca bu kadar oluyor.

Hikaye 1. ihtimalle bitmeli diyorsan:

Bazı insanlar maalesef kincidirler. İşini kin güderek yapan insanlar ne kadar yanlış yoldaysa, bilmediği konularda ahkam keserek büyüklerine terbiyesizlik yapanlar da o kadar yanlış yoldadır. Bu biraz da etki tepki meselesidir. Bazen işiyle duygularını birbirine  karıştıran insanlar görebilirsin. Yetkilerini keyfi, kişisel hırslarına göre kullanan insanlar illaki vardır. Bu yanlış bir durum olsa da öğretmene yapılan terbiyesizliği hafifletmez. Yapılan hata için özür dilemek, erdemli davranmak da her babayiğidin harcı değildir. Tebrik ediyoruz seni.

Hikaye 2. ihtimalle bitmeli diyorsan: 

Bilmemek ayıp değil, biliyormuş gibi günü kurtarmaya çalışırken bir çuval inciri berbat etmek ayıptır arkadaş! Madem bilmiyorsun, ne diye okula tabiri caizse -terör saldırısı düzenlemeye çalışıyorsun? hadi kendimi düşünmüyorsun, arkadaşlarının ne kabahati vardı? İyi ki öğretmen doğru zamanda müdahale etmiş de kötü sonuçların ortaya çıkması engellenmiş. Madem bilmiyorsun, bilmiyorum de! Ne diye kendini gülünç duruma düşürüyorsun? Otur Sıfır!

Hikaye 3. ihtimalle bitmeli diyorsan:

Okul hayatında bizi motive eden şeylerin başında nedense "iyi not" almak geliyor. Bu durumun pek çok etkeni olabilir. Şimdi onları anlatarak başını ağrıtmak istemem! Ama kısaca bunun öyle pek de yararlı bir öğrenme biçimi olmadığını belirtmek isterim. Ezberleyerek öğrenilen bilgiler ileri ki zamanlarda tekrarlanmadığında çok çabuk unutuluyor. Bunun ilacı da günü gününe çalışmak, öğrenileni hayata geçirmek ve sürekli tekrar yapmaktır.  Hem dersten iyi not alırız, hem de dersini bilen bir insan oluruz. Gerçi sen öğrendiklerinle şov yaptığına göre, bu bilgileri unutmazsın artık!


Yazar: İhtimalcan

Kaynak >> genç okur aylık ilkgençlik dergisi "Semerkand



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

3 yorum:

  1. Biz ihtimali olmayan adamlariz. O an kafamiza ne esiyorsa onu yapariz.

    YanıtlaSil
  2. ilginç ve farklı bir yazı olmuş gerçekten merak uyandırıcı

    YanıtlaSil
  3. ilginç bir yazı olmuş insana verdiği gerilim bu kadar iyi anlatılamazdı sanırım....

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if