Bonzai ve Zararları Nedir? yangın kapısı eskişehir vinç renkli saç boyası sinema

Kabul Olmayacak Duaya Amin Demek.

ibrahim fırat | Perşembe, Ağustos 18, 2016 | 0 yorum

Kabul olmayacak duaya Amin Demek Hakkında: Ve detaylı bilgiler.


Sual: Kabul olmayacak duaya amin denmez demek, küfrü gerektirir mi?

CEVAP

Önce kabul olmayacak dua olur mu, olmaz mı ona bakalım! Mesela, (Ya Rabbi, beni peygamber yap) demek kabul olmayacak bir duadır. Böyle dua etmek Allah’ın emrine aykırıdır ve böyle duaya amin denmez.


Ayrıca Allahü teâlânın âdetine zıt olan dualara da amin denmez. Mesela, (Beni öldürme, beni melek yap, beni kadın yap) demek böyledir. Ayrıca ibadet yapmadan Cennete girmek için dua etmek de günahtır. (İslam Ahlakı)

Haramdan sadaka verse, alan fakir de haramdan olduğunu bilerek, verene, Allah razı olsun dese veya Allah kabul etsin dese ve veren de, amin dese, ikisi de imanlarını kaybeder. Başka biri de amin dese, o da kâfir olur. (Birgivi şerhi)

Haram olduğu bilinen belli mal ile cami veya başka hayır yaptırmak ve bunlara karşılık sevap beklemek küfürdür. (Redd-ül-muhtar)

Demek ki kabul olmayacak ve amin denmeyecek dualar vardır. Bu bakımdan, (Kabul olmayacak duaya amin denmez) demek küfrü gerektirmez. Fakat böyle sözler söylememek iyi olur....

Arap olayım demek


Sual: Anladıysam Arap olayım demek küfür olur mu?
CEVAP
Bu sözü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah, zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.

Peygamber efendimiz Arap idi. Araplar beyaz, buğday benizli olur. Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi. Günümüzde de bu mübarek soydan gelen seyyidler var, hiçbiri zenci değildir. Peygamberimizin vefatında, Eshab-ı kiramın hepsi, sonra da evlatları, İslamiyet’i dünyaya yaymak için, Arabistan’dan çıktı. Asya’nın ötelerine, Afrika’ya, Kıbrıs’a, İstanbul’a, her yere dağıldı. Allah’ın dinini, Onun kullarına tanıtmak için canlarını feda ettiler. Bu geniş topraklar, o mübarek şehitlerle doludur. Sultan II. Abdülhamit Han’ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, Mirat-ül-haremeyn kitabında, Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.

Bugün kendilerine Arap denilen kimselerin yanlışlıkları ve sapıklıkları yüzünden Arap kelimesine hakaret etmek yanlış olur. Seyyidler Arap’tır. Genelde, İslamiyet’i kötülemek için Arap kötülenmektedir. İslamiyet’i kötülemek için, dinin emirlerine irtica denmesi gibidir. Bu oyuna gelmemelidir. Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Ama bazı milletler diğerlerinden daha faziletli olabilir. Bunun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Müslüman Arabı sevmek imandandır.) [İ.Neccar]

Ebu cehil gibi dinsiz Arabı sevmemek de, imandandır....

Kâfir olayım demek

Sual: İnandırmak için, (Kâfir olayım veya şerefsizim ki, Ali beyin arabası yok) deniyor. Bu yemin olur mu?
CEVAP
Bu hususta iki kavil var:

1- (Ali beyin arabası yoktur, varsa kâfir olayım) dense, Ali beyin arabası olsa da, olmasa da, öyle diyen kimse, kâfir olur. Niyetine bakılmaz, yani niyeti geçersizdir.

2- Küfre sebep olan şeyleri, yemin niyeti ile söylerse, kâfir olmaz, yemin etmiş olur. Ama böyle yemin, Müslüman yemini değildir.

Şerefsizim veya şerefsiz olayım demek de çok çirkindir. Müslüman kendine veya başka Müslümana böyle dememelidir. Şerefsiz demek; ahlaksız, namussuz ve haysiyetsiz demektir. Halbuki Müslüman, Allah indinde muhterem, aziz, mübarek, kıymetli insan demektir......

Küfür ve küfür bulaşığı

Sual: Küfür bulaşığı ne demek, küfür işleri yapan kâfir olmuyor mu?
CEVAP
Bu hususta, hicrî ikinci bin yılın müceddidi olan, büyük müctehid âlim İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Cehennemde sonsuz olarak yanmak, küfrün karşılığıdır. Bir kimse, imanı varken, kâfirlerin ibadetlerine, bayramlarına kıymet verirse, âlimlerimiz, bu kimsenin imanının gideceğini bildiriyor. Zamanımız Müslümanlarının çoğu, bu belaya yakalanmıştır. Hâlbuki Peygamberimiz, (Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde sonsuz olarak kalmayacak, Cehennemden çıkarılacaktır) buyuruyor. Bunun açıklaması şöyledir:
Bir kimse, dinde inanılması lazım olan şeylerden, bir tanesine bile inanmamış, şüphe etmiş veya beğenmemişse imanı gider, kâfir olur. Bu kimse Cehennemde ebedî yanacaktır. Bir kimse de, Kelime-i tevhid söyleyip, bunun mânâsını kabul eder, (Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın peygamberidir, her sözü doğrudur, güzeldir, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür) diye inanırsa ve son nefesinde de öyle ölüp, âhirete, bu imanla giderse, onun durumu farklıdır. Bu kimse, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa veya bir günahı hafif görerek, önem vermeden işlerse, bunlara küfür bulaşığı denir. Bu kimse de Cehenneme girer, ama kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz.

Küfürden kaçınanlar
İmanı olanlardan, büyük günah işleyenlere [ve tevbe etmeden ölenlere] gelince, Allahü teâlâ, bu günahları isterse affeder, isterse günahı temizleninceye kadar Cehennemde azap eder. Cehennem azabı, ister sonsuz olsun, ister belli bir zaman olsun, küfür için, küfür sıfatları ve bulaşıklıkları içindir. Küfürden kaçınan iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, Cenab-ı Hakk’ın merhametiyle veya kalble tevbe, dille istigfar ederek ve bedenle hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile affedilir. Günahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek de lazımdır. Böyle affedilmeyenler, dünya sıkıntıları ve dertleriyle veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetlerle temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur.

Bunlardan bazıları ise, dünya sıkıntıları, kabir azabı ve sıkıntıları ve Kıyamet gününün şiddetleriyle affedilip günahları biter ve Cehennem azabıyla temizlenmeye lüzum kalmaz. Enam suresinin (İman edip de imanlarını şirkle bulaştırmayanlar, Cehennemde ebedî kalmaktan emindirler. Onlar için, bu korku yoktur) mealindeki âyet-i kerime, sözümüzün doğru olduğunu göstermektedir, çünkü buradaki zulüm, şirk demektir.

Bir gün, bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm hâlindeydi. Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmıştı. O zulmetin temizlenmesi için çok uğraştım, fayda vermedi. Uzun zaman yokladıktan sonra, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu, kâfirlerle ve küfürle olan bağlılığından, beraberliğinden olduğu anlaşıldı. O kadar uğraştığım hâlde, o zulmetler temizlenemedi. Bunların ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşiyle temizleneceği anlaşıldı, fakat kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun sayesinde Cehennemden çıkarılacaktır. Hastayı bu hâlde görünce, cenaze namazını kılayım mı, diye düşünceye daldım. Kalbimi uzun zaman yokladıktan sonra, kılmak lazım olduğunu anladım. Demek ki, kalbinde iman varken, [zaruret yokken de] kâfirlerle düşüp kalkan, onların bayramlarına, paskalyalarına uyanların cenaze namazlarını kılmalı, bunları kâfir bilmemeli. Bunların, imanları sayesinde Cehennemden çıkacaklarına inanmalı, fakat hiç imanı olmayanlara, [Muhammed aleyhisselamın bir sözünü veya âdetini bile beğenmeyenlere] af ve mağfiret yoktur. Bunlar, küfürlerinin karşılığı olarak Cehennem azabında sonsuz kalacaklardır. (Mektubat-ı Rabbânî Tercümesi 1/266)

Küfür bulaşıklığı
Sual: Küfür bulaşıklığı olan işleri işleyen, mesela üzülmeden gıybet eden veya başka günah işlemiş olan salih bir müslüman, sonsuz olarak Cehennemde kalır mı?
CEVAP
Kâfirler gibi sonsuz Cehennemde kalmaz. Gıybet eden hangi kimse, gıybet ederken üzülür? Hâlbuki günahı üzülmeden işlemek küfürdür. Küfür alameti olan söz ve işleri yapan, hükmen kâfir olur. Gıybet eden kimseye kâfir denir mi? Sorulduğunda, gıybetin haram olduğuna inanıyorsa ona kâfir denmez. Kâfir denirse yeryüzünde Müslüman kalmaz. Hâlbuki küfür bulaşıklarını işleyenlerin, kâfirler gibi sonsuz cehennemde kalmayacağını âlimlerimiz bildirmiştir...

Dört mezhepte de haramdır

Sual: S. Ebediyye’de, dört mezhepte de haram olan bir şeye helâl diyenin kâfir olacağı bildiriliyor. Helâl veya farz olan şeye haram demek de aynı şekilde küfür müdür? Bunlara birkaç örnek verilebilir mi?
CEVAP
Evet, küfürdür.

Haram olanlara örnek:
1- Hayzlı ve nifaslı iken namaz kılmak, oruç tutmak, camiye girmek, dört mezhepte de haramdır. (S. Ebediyye)

2- Erkeklerin yabancı kadının yüzünden ve avuçlarının içinden ve dışından başka yerine bakmaları, dört mezhepte de haramdır. (Redd-ül-muhtar)

3- Cünüp olan erkeğin ve kadının, gusletmeden, abdestsiz yapılması caiz olmayan, ibadetlerden birini yapması, dört mezhepte de haramdır. (El-fıkh-ü alel-mezahib-il-erbea)

4- Müta nikâhı ve geçici nikâh dört mezhepte de haramdır, bâtıldır. (Mizan)

5- Dürr-ül-muhtar’ın, (Kur’an-ı kerim okurken, harf eklemeyecek, kelimeyi bozmayacak şekilde teganni etmek caiz ve güzeldir. Aksi takdirde haramdır. Böyle teganni edene, “Ne güzel okudun” demekte küfür korkusu vardır) ifadesini İbni Abidin hazretleri şerh ederken buyuruyor ki: Teganni eden hafıza, “Ne güzel okudun” diyen kimse kâfir olur demişlerdir, çünkü dört mezhepte de haram olan bir şeye güzel diyen kâfir olur.(Redd-ül-muhtar)

6- Sarhoş eden içkiler, dört mezhepte de şarap gibi galiz necasettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)

7- Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de caiz değildir. (Mevahib-i ledünniyye)

Farz olanlara örnek:
1- Dört mezhebin icma’ına inanmak farzdır, inanmayan kâfir olur. (Redd-ül-muhtar)

2- Namaza başlarken, tekbir getirmek, dört mezhepte de farzdır. (İslam Ahlakı)

3- Yayılan bid’atin kötülüğünü Müslümanlara duyurmak dört mezhepte de farzdır. Bu konuda icma-i ümmet vardır. (Mektubat-i Masumiyye)

Dört mezhepte de haram olan bir şeyi severek, beğenerek, helal sayarak yapan, söyleyen kâfir olur. Âdete ve nefsine uyarak veya istemeyerek, üzülerek yapan, günah işlemiş olursa da, kâfir olmaz...

Mürted müslüman olsa

Sual: Mürted, tekrar Müslüman olunca, mürted olmadan önce kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir mi?
CEVAP
Müslüman iken dinden çıkana mürted denir. Mürted, Müslüman olunca, Müslüman iken terk ettiği ibadetleri kaza etmesi gerekir, çünkü namaz ve orucu terk etmek günahtır ve tekrar Müslüman olduktan sonra günah baki kalır. (Dürer ve gurer)

Mürtedin, mürted olmadan önceki ibadetleri ve sevabları yok olur. Tekrar imana gelirse, zenginse, yeniden hacca gitmesi gerekir. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza gerekmez. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi lazımdır. Çünkü mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. (İslam Ahlakı)

Mürtedin dinsizlik zamanında kılmadığı namazları kaza etmesi gerekmez. (Hindiyye)

Hindiyye’de sadece, mürted iken kılmadığı namazları kaza etmez deniyor. Mürtedlikten önce kılmadığı namazları kaza edeceği anlaşılmaktadır.

Dininden dönen bir kimse, mürtedliği zamanındaki namazlarını kaza etmediği gibi, daha önce kıldığı namazlarını da kaza etmez. Bundan yalnız hac müstesnadır. (Dürr-ül-muhtar)

Burayı açıklayan İbni Abidin hazretleri, (Daha önce kıldıklarını iade etmez) buyuruyor. Buradan da, kılmadıklarını kaza etmesi gerektiği anlaşılmaktadır, çünkü Dürer ve gurer’de bu husus açıkça bildirilmiştir.

Mürted iman edebilir
Sual: (Bir âyette, bir Müslüman mürted olsa, sonra tevbe edip Müslüman olsa, sonra tekrar mürted olsa, bundan sonra tevbe etse bile, artık o affedilmez) deniyormuş. Bu doğru mu?
CEVAP
Doğru değildir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir: (İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları, Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.) [Nisa 137]

Burada, (İnkârdan sonra tevbe edenler affedilmez) denmiyor, (İnkârlarını arttıranlar yani kâfir olarak devam edenler affedilmez) deniyor. Bir kimse kaç kere mürted olursa olsun, sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini bozsa da, sonunda tevbe etmişse, son durumu geçerli olur. Hüküm, neticeye göre verilir. İmam-ı Kurtubi hazretleri de buyurdu ki: Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman edip, sonra Üzeyir aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanları, sonra Üzeyir aleyhisselama iman edip de, daha sonra İsa aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanları, sonra da Muhammed aleyhisselamı inkâr ederek küfürlerini artırmış olanları Allah mağfiret etmez. (Sonra da küfürlerini artırmış olanlar) sözünün anlamı, (Küfür üzere ısrar edenler) demektir. (Kurtubi Tefsiri)....

Maksudun mabudundur

Sual: Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun mabudun olur) sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?
CEVAP
Bu hususta İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Bir insanın arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şeyse, [onu elde etmek, ona kavuşmak için, harama helâle dikkat etmiyorsa, yani haram da olsa çekinmiyorsa] bu onun mabudu olur, yani arzusuna ibadet etmiş olur; çünkü ibadet, zilletin, son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için, Ondan başka murat olmamak lazımdır. Bunun için de, (La ilahe illallah) derken, Ondan başka maksat olmadığını bilmek lazımdır. Bu mânâyla, bu kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, başka hiçbir arzuları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabudumuz yoktur sözleri doğru olur ve çeşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka arzu bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud bırakmamaya kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabutlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez. İslam dininin esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır; çünkü insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır.

Maksada kavuşmak için
Bunun için, İslamiyet diyor ki: Bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin İslamiyet’in dışına çıkarsa, [bir farzı bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içerse], bu işi onun mabudu olur, ilahı olur. Arzusu için İslamiyet’in dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, İslamiyet, o arzuyu reddetmez, yasaklamaz. Onun arzusunun yine yalnız Allahü teâlâ ve Onun dinini gözetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet’e olan arzusunun miktarına yetişememiştir. (c.3, m.3)

Demek ki bir şeyi yaparken Allahü teâlânın rızası için yapıyorsak, o şey mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan kurtulmak, dinini daha iyi yaşayabilmek için evlenen ve ev alan kimsenin bu işleri onun mabudu olmaz...

Efendim demek

Sual: Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?
CEVAP
Tazim [hürmet] edilmesi emredileni tahkir [aşağılamak] ve tahkir edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)

Hadis-i şerifte, (Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken, efendim demeyin) buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)

Saygı için efendim demek küfürse de, âdet olan kelimelerle hitap etmek küfür olmaz. Telefonda bir gayrimüslime, buyurun efendim demek küfür olmaz, çünkü âdet böyledir. Gayrimüslime selam vermek de küfürdür, çünkü kâfire dua edilmez. Selam da duadır, ancak iş düşünce âdet olarak selam verilebilir. Onlar zaten selamı bilmez. Onlar gibi söylemekte, mesela Bonjour, Good morning, Guten morgen, Günaydın, İyi günler veya İyi akşamlar demekte mahzur yoktur.

Mister, Miss, Mösyö, Madam, Matmazel gibi kelimeler de böyledir. Mailin, mektubun sonuna, Sincerely yazılıyor. Sayın anlamında dear deniyor. Bunlar saygı için değil, âdet olduğu için söyleniyor. Bir de, gayrimüslimi üzmemek için de, bu kelimelerin kullanılması caizdir...


Tekfircinin tekfirleri

Sual: Küfürle ilgili birkaç kitaptan aldığım sözler doğru mudur?
CEVAP
Bu sözler tamamen şahsi görüşle yazılmıştır. Bir insana kâfir diyebilmek için nakli esas almak gerekirdi. Şahsi görüşle bir insan tekfir edilemez. Bir şey haramsa veya küfürse kitaplarda yazılıdır. Harama, küfre delil aranır, ama mubaha delil aranmaz. Mesela, (Muz yemek haramdır, kivi yemek küfürdür) diyen kimseye, (Delilini göster) denir. Mubah diyene delil sorulmaz. Yani, (Hangi kitapta mubah olduğu yazılı?) diye sorulmaz. Biz, bu birkaç tekfircinin aşağıya aldığımız sözlerinin küfür olmadığını söylüyoruz. Küfür diye iddia eden çıkarsa, delilini onun göstermesi lazımdır. Küfür değildir diyene delil sorulmaz. Ananas yemek küfür değil dersek, hiç kimse, (Delilini göster) diyemez.

Şahısların yanında âlimler ve evliya zatlar da tekfir ediliyor, yani onlara kâfir deniliyor. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yalanlar yazılır, âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatılırsa, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, doğruyu bilip de, gücü yettiği hâlde bildirmeyene olsun! Allah, böyle âlimlerin, ne farzlarını, ne de başka ibadetlerini kabul eder.) [Deylemi, Ebu Nuaym]

Bu hadis-i şerifte bildirilen lanete uğramamak için, bu tekfirciye cevap yazmak zorunda kaldık. Maddeler hâlinde cevap veriyoruz:
1- Tekfirci, (Allah'a mekân ittihaz etmek küfürdür. Mesela, “Allah'a bir karış yaklaşana, Allah bir arşın yaklaşır” veya “Allah, Evliya zatların kalbine girer” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu yaklaşma manevi yaklaşmadır. Allahü teâlâya yaklaşmak demek, O’nun sevgisini ve rızasını kazanmak demektir. Birine, yakın dostum demek, evimiz yakın, beraber yaşıyoruz demek değil, dostluğumuz iyi demektir. Allahü teâlânın yakınlığını da böyle anlamalıdır. Kâbe veya camiler Allah'ın evi demek de, Allah'a mekân tayin etmek değildir. Kâbe'nin ve camilerin önemini belirtmek, kıymetli yer olduğunu göstermek içindir. Evliyanın kalbi elbette kıymetlidir.

(Yere göğe sığmam, mümin kulların kalbine sığarım) hadis-i kudsisi de böyledir. İmam-ı Rabbani hazretleri, bu hadis-i kudsiyi şöyle açıklamaktadır:
Yer ve gök çok geniş olmakla beraber maddedir. Mekânlıdır. Bir şeye benzetilebilir. Nasıl oldukları anlaşılır. Mekânsız olan, nasıl olduğu bilinmeyen mukaddes varlık, bunlarda yerleşemez. Mekânsız olan, mekânda yerleşmez. Benzeri olmayan, benzeri olanla bir arada bulunmaz. Mümin kulun kalbi ise, mekânsızdır. Nasıl olduğu anlaşılamaz. Bunun için, burada yerleşir. (Mektubat-ı Rabbani)

Görüldüğü gibi Tekfirci, imam-ı Buhari’yi, dört hak mezhepten birinin reisi olan imamı Ahmed’i, muhaddis âlim imam-ı Beyheki’yi ve ikinci bin yılın müceddidi imam-ı Rabbani hazretlerini küfürle suçlamaktadır. Tekfir etmek, geri tepmeli topa benzer, geri teperse sahibini parçalar. Yani Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.

2- Tekfirci, (“Allah, bu kâfire iman nasip etmesin” demek, küfre rıza olduğundan küfürdür) diyor.
CEVAP
Küfre rıza, bir Müslüman’ın, kâfir olmasını veya kâfir olarak ölmesini istemektir, küfürdür, fakat kâfirin, küfür üzere kalmasını istemek küfre rıza değildir. (Fetavel-Haremeyn)

Bir insan bir kâfire niye öyle desin ki? Belki o kâfir, Müslümanlara zulmetmiştir. Zulmü yanına kalmasın diye böyle denmiş olabilir. Durup dururken bir kâfire öyle beddua edilmez. Edilmişse haklı bir sebebi vardır.

Görüldüğü gibi kâfirin küfür üzere kalmasını istemek, Allah ona iman nasip etmesin demek küfre rıza değildir. Tekfirciler şöyle düşünüyor:
(Bir kâfiri savaşta öldürmekle onun Cehenneme gitmesi istenmiş olacağı için caiz olmaz, çünkü kâfirin Müslüman olma ihtimali vardır.)

Bu yanlış bir düşüncedir. Peygamber efendimiz kâfirlerle savaştı. Belki o kâfirler zamanla imana gelebilirdi. Ama kâfirken öldürüp Cehenneme göndermek küfür olsaydı, Peygamber efendimiz kâfirlerle savaşmaz, onların canını Cehenneme yollamazdı.

3- Tekfirci, (Allahsız veya Allahsızlar demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bir dinsize, Allahsız demek, onu Allah yaratmadı demek değildir. Onun dinsiz, imansız, merhametsiz olduğunu söylemektir, küfür değildir. Hiçbir Müslüman, bir dinsize, Allahsız dediği zaman, seni Allah yaratmadı anlamında söylemez. Her Müslüman, Allah'tan başka yaratıcı olmadığını gayet iyi bilir. Tekfircinin adamı küfre sokmak için zoraki mâna yakıştırmaya çalışması çok yanlıştır.

4- Tekfirci, (Allah büyüktür demek küfürdür. Çünkü onu insana benzetmiş olur) diyor.
CEVAP
Hiç kimse o manada söylemez. Allah'ı dağ gibi kocaman bir varlık gibi düşünmez. İnsanları küfre sokmak için zoraki yakıştırma bu. Her namazda Allahü ekber diyoruz. Allah büyüktür demektir. Hattâ en büyük, çok büyük demektir. Her şeye küfür demek ne kadar yanlıştır. Bir başka tekfirci de, (En büyük Fenerbahçe demek küfürdür, çünkü en büyük Allah’tır) diyor. Spor kulüpleri içinde en büyüğü şudur demek küfür olmaz.

5- Tekfirci, (“Allah, Âdeme ruhundan üfledi” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu durum, âyet-i kerime ile sabittir. Ancak mümin, Allah’ın cisim olmadığını, hayâl ettiği her şeyin Allah olmadığını bilir. Ruhumdan üfledim demekle ona ruh verdiğini anlar. Anlamayan çıkarsa o da anlayana sorar. İşte o âyet-i kerimenin meali:
(Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.) [Hicr 28, 29]

Biz onun için, hiç kimse âyete mâna vermeye kalkmasın, müfessirlerin açıklamasını esas alsın diyoruz. Din meallerden öğrenilmez diyoruz. Âyetleri anlamak öyle kolay değil. Yanlış anlamalarından dolayı 72 sapık fırka meydana gelmiştir.

6- Tekfirci, (“Allah nurdur” veya “Allah Muhammed'i kendi nurundan yarattı” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Tekfirci ya çok cahil veya İslam âlimlerini tekfir etmek için bahaneler arıyor. Nur suresinin 35. âyetinde, (Allah, göklerin ve yerin nurudur) buyuruluyor. Ancak bu, mahlûk olan ışık olarak kabul edilmez. Kimse hâşâ Allah'ı, mahlûk olan bir ışığa benzetmez. Çünkü mümin, Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini bilir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Her şeyden önce benim nurumu, Allah kendi nurundan yarattı.) [İmam-ı Kurtubi]

Tekfirci galiba, nuru maddî bir şey sanıyor da, Allah'ın nurundan alınıp peygambere veriliyor gibi görüyor. Yoksa Peygamber efendimizi yalanlamaya kalkmaz.

7- Tekfirci, (Kader utansın demek küfürdür) diyor.
CEVAP
(Kaderim kötü imiş, yazıklar olsun bu kötü kaderime) demek küfür olmaz, çünkü günahlarımız yüzünden kaderimiz kötü olmuştur. Yani kaderimizin kötü olmasına kendimiz sebep olduk. Kader, kendi arzumuzla yapacağımız iyi veya kötü işlerin kaderimiz olarak belirlenmesidir. Günahlarımızın durumuna göre, bu kötü de olabilir, iyi de olabilir. Bu manada, (Kaderim utansın, kaderim kötüymüş) demek küfür olmaz. Ama (Allah, kötü işlerimizi kötü olarak yazmamalıydı, yanlış yaptı) diyerek, amellerimize göre kaderimizi belirleyen Rabbimizi suçlamak küfür olursa da, böyle bir sözü de bir Müslüman asla söylemez. Söylüyorsa o zaten Müslüman değildir.

8- Tekfirci, (“Güzel Allah’ım” veya “Allah güzeldir, güzeli sever” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Hep maddî açıdan bakıyor, sanki kadına, erkeğe, maddî bir şeye güzel denmiş sanıyor. Hiç öyle söyleyen Müslüman olur mu? Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever.) [Müslim]

Bu hadis-i şerifin Türkçe söylenişi, (Allah güzeldir, güzeli sever) şeklindedir. Allahü teâlânın bütün yarattıkları bir nizam dâhilindedir, güzel bir düzen içindedir, kul da, işlerini böyle bir düzen içinde yaparsa, Allah böyle kulu da sever demektir. Kelime üzerinde durmak, insanları küfre sokmak için zoraki yakıştırma yapmak normal bir şey değildir. Müslümanı küfre sokmaya değil, küfürden kurtarmaya çalışmalıdır.

9- Tekfirci, (“Yürü Allah’ım yürü, dön Allah dön, ye Allah’ım ye” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
İnsan uzak bir yere giderken, yorulup, (Ne uzakmış, yürü Allah’ım yürü bir türlü bitmiyor) der. Diğerleri de böyle. Yoksa, (Allah’ım sen yürü) demek değildir. Öyle bir şeyi ne Müslüman, ne de gâvur söyler. Bu bir deyimdir. Yorgunluğun, dönmenin ve yemenin çok olduğunu göstermek için söylenir. Yoksa Allah'ı yürüyen bir varlığa benzetmek olmaz. Bu, insanları küfre sokmak için zoraki yakıştırmadan ibarettir.

10- Tekfirci, (“Allah sana da zulmetsin” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Her Müslüman bilir ki Allah zulmetmez. Zulmedene zalim denir. Hiçbir Müslüman Allah'a zalim demez. Bana zulmedene, Allah da zulmetsin demesi, Allah senden bunun intikamını alsın demektir. Hemen insanları küfre sokmak için sen Allah'a zalim diyorsun dememeli, onu kurtarmaya çalışmalı.

11- Tekfirci, (“Canımı sıkmayın, üstüme fazla gelmeyin, yoksa imandan çıkarım” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
(Canımı sıkarsanız, üstüme fazla gelirseniz, yanlış bir şey söyler dinden çıkabilirim) demek istiyor. Bu manayı değil de, imandan çıktım mânasını vermek, insanları küfre sokmak için gayret etmekten başka şey değildir.

12- Tekfirci, (Kâfire “Allah senden razı olsun” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Kâfire dua edilmez, selam verilmez, ama ihtiyaç hâlinde Allah razı olsun denirse bu, Allah seni razı olacağı hâle getirsin demektir. Kâfirin hidayeti için dua edilir. İhtiyaç hâlinde selam da verilir. Selam da bir duadır. Allah razı olsun anlamına da gelir. Kâfirin hidayeti için dua eden Müslümana, kâfir oldun demek çok çirkindir.

13- Tekfirci, (“Yunan bizim ezeli düşmanımız” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Tekfirci, ezeli kelimesi Allah'tan başkası için kullanılmaz zannediyor galiba. Ezeli kelimesi çok eski anlamında da kullanılır. Her sözün altında bir küfür aramak yanlıştır.

14- Tekfirci, (“İbrahim aleyhisselam hayatında üç kere yalan söyledi” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Muteber tarih kitaplarında bu açıkça anlatılıyor. Bunlar zaruret hâlinde söylenmiştir. Yalanın üç yerde caiz olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Uyun-ül besair ve Hadika’da savaşta, din düşmanlarından korunmak veya Müslümanları korumak için yalanın caiz olduğu açıklanıyor. Caiz demek, günah değil demektir. İbrahim aleyhisselam din düşmanlarına karşı, günah olmayan yalanı söylemiştir. Günah olmayan bir yalan için küfür demek çok yanlış olur.

15- Tekfirci, (Hazreti Eyyûb’ün cesedine kurt düştü demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Peygamberlerin beş veya yedi sıfatı vardır:
Sıdk [her işleri doğrudur, yalan söylemezler],
Tebliğ [Dini eksiksiz bildirirler],
Adalet [her işte hakkı gözetirler],
İsmet [günah işlemezler],
Emanet [emindirler],
Fetanet [çok akıllı, anlayışlı, zekidirler],
Emnül-azl [peygamberlikten azledilmezler yani peygamberlik onlardan geri alınmaz.]

Hastalanmak, yaralarının kurtlanması, peygamberlik sıfatlarına aykırı değildir. Yukarıdaki yedi sıfattan hangisine aykırıdır? Dinde nakil esastır. Aklen din olmaz.

Eyyüb aleyhisselamın yaralarının kurtlandığını büyük âlim Alâaddin-i Attar hazretleri de bildirmektedir. (S. Ebediyye)

Eyyüb aleyhisselamın yarasına kurtlar düştü diyen kâfir olursa, bu büyük evliya zat da tekfir edilmiş olur. Onun için tekfirden çok sakınmalıdır. Kâfir dediğimiz kimse, kâfir değilse, kendimiz küfre gireriz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bir Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]

16- Tekfirci, (Hazreti Yusuf için, “Bir an, içinden günah işleme düşüncesi geçti” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Günah işlemek ayrı, düşüncesinin geçmesi ayrıdır. Gönülden geçip de yapılmayan ve söylenmeyen şeyler günah değildir. Yusuf aleyhisselamla ilgili husus Kur'anı kerimde şu mealde bildiriliyor:
(Hazret-i Yusuf dedi ki: Ben nefsimi temize çıkarmam, benim nefsim kötü şeyler istemez demiyorum, çünkü nefs, Rabbim acıyıp korumadıkça, hep kötülüğü emreder.) [Yusuf 53]

Tekfirci iftirasını ispatlamak için bu âyet-i kerimeyi mi yalanlayacaktır? Yusuf aleyhisselam günah işlememiştir. Kalbinden bir şey geçmişse bu günah değildir.

17- Tekfirci, (“Peygamberimiz Kur’an okurken müşriklerin putlarını anlatan âyet-i kerimeye gelince, şeytan putları öven birkaç sözü, araya sokuşturdu” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Ehl-i sünnet âlimlerinin en büyüklerinden biri olan, imam-ı Rabbani müceddidi elfi sani Ahmed Faruki hazretleri faydalı ilimler hazinesi Mektubat’ında buyuruyor ki:
Çok kimsenin bildiği gibi, bir gün Resulullah efendimiz Eshabı ile oturuyordu. Kureyşin ileri gelenleri ve kâfirlerin şefleri orada idiler. Seyyid-ül-beşer Necm suresini okudu. Onların putlarını anlatan âyet-i kerimeye gelince, mel’un şeytan putları öven birkaç sözü, o Server’in sözüne ekledi. Dinleyenler, bunları da Resulullah'ın sözü sandılar. Orada bulunan kâfirler, “Muhammed bizimle barış yaptı, putlarımızı övdü” dediler. Oradaki Müslümanlar da, buna şaşırıp kaldılar. O Server (Ne oluyorsunuz?) diye sordu. Eshab-ı kiram, (Siz okurken bu sözler de araya karıştı) dediler. Hemen Cebrail-i emin vahy getirdi. O sözleri şeytanın karıştırdığını, bütün Peygamberlerin sözlerine de karıştırmış olduğunu bildirdi. Allahü teâlâ, o sözleri âyet-i kerime arasından çıkardı. Kendi kelamını sapasağlam yaptı. (1/273)

Bu yazıdan anlaşıldığı gibi, böyle bir olayın olması Kur'an-ı kerime gölge düşürmez. Allahü teâlâ, şerefli sözüne leke sürdürür mü hiç?

18- Tekfirci, (“La mevcude illallah” demek küfürdür) diyor.
CEVAP
La mevcûde illallah = Allah’tan başka varlık yok demektir. Bu ifade Ehl-i sünnete aykırı değildir. İbni Arabi hazretlerini tenkit eden İmam-ı Rabbani hazretleri de aynısını çeşitli mektuplarında uzun uzun bildiriyor. Yalnız Allah vardır, âlem hayal mertebesinde yaratılmıştır buyuruyor. Şu sual, âlimler tarafından İmam-ı Rabbani hazretlerine soruluyor:
Sual: Âlimler diyor ki, Allahü teâlâ, bu âlemin içinde ve dışında değildir. Âleme bitişik de değildir. Ayrı da değildir. Bunun açıklanması nasıl olur?
İmam-ı Rabbani hazretleri buna şöyle cevap veriyor:
İçinde, dışında olmak, bitişik ve ayrı olmak gibi şeyler, var olan iki şey arasında düşünülebilir. Hâlbuki sualde, iki şey mevcut değildir ki, bunlar düşünülebilsin. Çünkü Allahü teâlâ vardır. Âlem, yani Ondan başka her şey vehim ve hayaldir. Âlemin var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile devamlı olup, vehim ve hayalin kalkması ile yok olmuyor. Ahiretteki sonsuz nimetler ve azaplar bunlara oluyor. Fakat âlemin varlığı vehim ve hayaldedir. [Yani dışarıda var olmayıp, vehme ve hayale var görünmektedir.] Vehim ve hayalin dışında bir varlık değildir. Allahü teâlânın kudreti, vehim olunan, hayal olan bu görünüşleri devam ettirmektedir. Var gibi göstermektedir.

Hayalde bulunan bir şey, dışarıda var olan bir şeyle bitişiktir, onun içindedir denemez. Fakat var olan, mevcut olan bir şey, hayalde olan şeyin içinde de, dışında da ve ayrı da değildir, bitişik de değildir. [Bunu nokta-i cevvale ile açıklıyor. Merak eden, mektubun aslına bakabilir.] (2/98)

Görüldüğü gibi, Muhyiddin Arabi gibi zatların La mevcude illallah demeleri, tekfircinin sandığı gibi kâinatta gördüğümüz her şey Allah demek değildir. Onlar hayâl mertebesinde yaratılmıştır demektir.

19- Tekfirci, (Hazret-i Ebu Bekr’in veya başkalarının vücudunun, Cehennemin kapısını kapatacak kadar büyütülmesi için dua ettiğini söylemek küfürdür) diyor.
CEVAP
Hazret-i Ebu Bekir dedi ki:
Ya Habiballah! Hak teâlâ iki ev halk etti. Birinin adı Cennet ve birinin adı Cehennemdir. Elbette takdir yerini bulup, ikisini de dolduracaktır. Birini yaramaz kulları ile, birini salih kulları ile. Dedim ki, (Ya Rabbi! Bu zayıf kulunun bedenini büyültüp, Cehenneme koy ki, benim bedenimle Cehennem dolsun. Senin emrin yerini bulsun. Bütün âlem, Cehennem korkusundan kurtulsun.) Ondan sonra Eshab-ı güzin hazret-i Ebu Bekrin böyle duasına ve yüksek himmetlerine hayran olup, cümlesi hayır dua ettiler. (Menakıb-i Çihar Yar-ı Güzin, 28. M.)

Abdullah ibni Ömer hazretleri, bir gün Resulullah'ın şerefli huzuruna gelmişti. Buna çok iltifat buyurup, (Kıyamet günü herkesin beratı, yani kurtuluş vesikası, her işi ölçüldükten sonra verilir. Abdullah’ın beratı ise, dünyada verilmiştir) hadis-i şerifi ile bunu medh ve sena buyurdu. Sebebi sorulunca, (Kendisi vera ve takva sahibi olduğu gibi, dua ederken “Ya Rabbi! Benim vücudumu, kıyamet günü o kadar büyük eyle ki, Cehennemi yalnız ben doldurayım. Cehennemi insanla dolduracağım diye verdiğin sözün böylece yerine gelmiş olsun da, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden hiç kimse Cehennemde yanmasın” diyerek din kardeşlerini kendi canından daha çok sevdiğini göstermiştir) buyurdu. Ebu Bekr-i Sıddık’ın da böyle dua ettiği (Menakıb-i Çihar Yar-ı Güzin) kitabında yazılıdır. (Hak Sözün Vesikaları)

Görüldüğü gibi böyle dua etmenin çok faziletli olduğunu bizzat Resulullah efendimiz haber veriyor. Kaynak vermeden öyle dua küfür, böyle söylemek küfürdür diyerek, elindeki tekfir damgası ile her yeri damgalamak çok yanlıştır.

Ancak Resulullah'ın ümmetini bu derece seven, şefkatli olan bir kimse böyle bir dua edebilir. Böyle dua etmek faziletliymiş diye içinden gelmeden, laf olsun diye böyle dua etmek kıymetsizdir.

20- Tekfirci, (Allah yazdıysa, bozsun demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu bir duadır. Tekfirci kaderin değişip değişmeyeceğini bilmediği için buna hemen küfür damgasını basmış. Kaderin değişen ve değişmeyen kısmı vardır. Değişmez sandığı için küfür dediği anlaşılıyor. Bazı tekfirciler de, (Ya Rabbi bana şunu ver demek, emir olduğu için, Allah'a emir vermek küfür olur) diyor. Bunlar hep aynı kafadan. Dua ederken verir misin denmez ver denir. Ver demek emir değil, rica ve arzudur.

Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez, fakat kabul olan dua, o belâ gelirken insanı korur.) [Taberani]

(Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız ihsan, iyilik artırır.) [Hâkim]

(Sıla-i rahim ömrü uzatır.) [Taberani]

Demek ki dua ile değişebilen kaderimiz vardır. (Ya Rabbi o iş kaderimde varsa, [kaza-i muallak ise] onu değiştir) anlamında, Allah yazdıysa bozsun demek küfür değil, duadır.

21- Tekfirci, (Allah’ın gücüne gitmesin demek küfürdür) diyor.
CEVAP
Güce gitmek ne demek? Gücenmek, darılmak, üzülmek gibi manalara gelir. (Allah’ın gücüne gitmesin) demek, (Ya Rabbi yanlış bir şey söylemişsek, günaha girmişsek bizi affet) anlamında bir duadır.

Konuşma arasında çirkin bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için (Sözüm meclisten dışarı) diye bir deyim vardır. Bu da öyledir. (Çirkin bir şey söylersek, ya Rabbi bizi affet) demektir. Bir Müslümana bir sözünden dolayı hemen kâfir oldun denmez, onu kurtaracak yollar aranır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan doksan dokuzu küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. (3/38)

Bütün âlimler küfür dese, sadece biri küfür değil dese Allahü teâlâ o sözü küfür saymıyor. Tekfircinin dediği şeylerin bazıları dört mezhepte de, küfür değildir. Üzerinde ittifak olmayan sözlerden dolayı hemen bir Müslümanı tekfir etmekten sakınmalıdır.

22- Tekfirci, (Küfür sözden dolayı tevbe istigfar etmekle iman kazanılmış olmaz, kelime-i şehadet getirmek şarttır) diyor.
CEVAP
Müslüman zaten kelime-i şehadet getiriyor, namaz kılıyor, namazda da kelime-i şehadet getiriyor. Söylediği veya işlediği küfründe ısrar ediyorsa, kelime-i şehadet getirmesi onu küfürden kurtarmaz. Mesela bir kimse, Cehennem yok dese, bu düşüncesinde ısrar ettiği sürece bin kere kelime-i şehadet getirse Müslümanlığa giremeyeceğini İmamı a'zam hazretleri bildirmektedir. (Ne söyleyerek veya ne yaparak küfre girmişse, onu terk etmedikçe imana gelmiş olmaz) buyuruyor. Tekfirci muteber bir kitaba dayanmadan, kafasına göre konuştuğu için, ne çamlar devirdiğini, az çok dini bilen herkes açıkça görür.

23- Tekfirci, (Çalgı çalarak Kur'an okumak küfürdür) diyor.
CEVAP
Bu sözü doğrudur. Muteber kitaplar da öyle yazıyor. Hattâ ilahileri çalgıyla, müzikle söylemenin de küfür olduğu muteber kitaplarda yazılıdır.

Şu kadar var ki, meşhur olmayan küfür bir söz veya iş için, bir Müslüman, (Ya Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediğim küfürler için tevbe ettim) derse, Allahü teâlânın onu affettiğini âlimlerimiz bildiriyor.

Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine [haramlara] uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya ehemmiyet vermeyenin imanı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabirde azap çeker, âhirette Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Affedilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimal yoktur. Her sözde, her işte kâfir olmak ihtimali çoktur. Kâfir olmak çok kolay olduğu gibi, küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahi, her gün bir kere istigfar etse, yani (Estagfirullah) dese, muhakkak affolur, yani, (Ya Rabbi! Bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söylediysem veya iş yaptıysam, pişman oldum, beni affet!) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, her gün muhakkak tevbe ve istigfar etmelidir. (S. Ebediyye)

Allah'ın ve yaratılmışların sıfatları farklıdır
Sual: Bilindiği gibi Allah'ın hayat, ilim, sem’i, basar, kelam, irade gibi sıfatları vardır. Bir tekfirci, (Allah insan gibi vardır, insan gibi bilir, insan gibi konuşur, insan gibi görür, insan gibi işitir, insan gibi diler demek küfürdür) diyor. Böyle söylemesi doğru mudur?
CEVAP
Sanki öyle inanan varmış gibi, böyle bir şey söylemek yersiz olur. Çünkü Müslümanlar, (Allah bilir, işitir, görür) der. (Allah, insan gibi gözle görür, kulakla işitir, dille söyler) demez. Yani insan denilen âciz yaratığın sıfatını Yaratıcı’ya vermez. Yaratıcı’nın sıfatları da, yaratılanlarda aynı olmaz. İnsanın işitmesi, görmesi, bilmesi sınırlıdır. Allahü teâlânın sıfatlarıyla mukayese edilemez.

Müslümanın söylemediği şeyleri söyletip, onu küfre sokmaya çalışmak yanlıştır. Küfrü gerektiren söz söyleyenler olur da, onları ikaz için söylenebilir, ama Müslümanların söylemedikleri şeyleri söyleyip ortalığı bulandırmaya çalışmak doğru değildir.

Yine bir tekfirci, (“Dön Allah’ım dön” diye Allah'a hitap etmek küfür olur) diyor. Bu sözün Allahü teâlâ ile ilgisi yoktur. Hangi Müslüman Allah'a (Dön yâ Rabbi!) diye hitap eder ki? Kişi kendi döndüğünü kastedip, (Hep aynı yerde dönüp duruyorum) demek istiyor...

Kaynak: dinimizislam



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori:

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

0 yorum

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if