Bonzai ve Zararları Nedir? sinema

Sabetaycılık Nedir?

ibrahim fırat | Çarşamba, Ağustos 19, 2015 | 4 yorum

Türk tarihi "Bülbülderesi"nde yatıyor.


Sabetaycılığın ne olduğunu biliyor musunuz? Bilmiyorsanız merak ediyor musunuz?

Sabetaycılık, Yahudiliğe dayanır. İzmir'de, Türkler arasında Karamenteş lakabıyla anılan, İspanyalı muhacir bir Yahudinin oğlu olan Sabetay Sevi tarafından 1666'da kuruldu.

Sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, İzmir Yahudileri arasında türlü türlü fitne ve kargaşalara sebep olan bu hahamı İstanbul'a getirip hapsetti. Burada da rahat durmayınca, Çanakkale'deki Kumkale'de hapsettirdi.


Sabetay Nedir?


Kumkale'ye de bu hahamı Avrupa'nın çeşitli yerlerinden ziyaretçiler gelmeye başlayınca, Edirne'ye getirildi. 

Sabatay, hakkında ileri sürülen ithamları reddetti. Görünüşte müslüman oldu ve Mehmed efendi  adını aldı.

Ancak, eski kanaatlerinden hiçbir zaman da vazgeçmedi.  Ama rahat da durmadı. Bunun üzerine Arnavutluk'ta Berat şehrine sürüldü. Orada beş sene yaşadığı bu şehirde, bir rivayete göre hava değişimi için gittiği Ülkün'de 30 Eylül 1675'te öldü.

Onu mesih kabul eden ve onun attığı aslı  Yahudiliğe dayanan gizli inancı kabul edenlere Türkiye'de "dönmeler" denilir.

17. asırdan itibaren, Müslüman adı ve kıyafetiyle dolaşan, kendilerine göre gizli inanç ve ibadetleri olan, bu kimselere o zamandan beri "avdeti/dönme" denildiği gibi "Sabetaycılar" da denilir.


Sabetaycılar iki Gruptur.


Müslüman gibi yaşayan dönmeler, Hristiyan gibi yaşayan dönmeler. Her iki grup da, hizli musevi yani gizli yahudidirler. 

Gizliliğe o kadar dikkat ederler ki, müslümanlar arasında yaşayan sahte Müslümanların çocukları bile kendilerini Müslüman zannederler. Çünkü kendi çocuklarına bile sabetaycı bir aile olduklarını ancak onlar evlendikten sonra bildiriler. Genç bir sabetaist bile kendisinin sabetaycı bir aileden geldiğini evlenmeden önce bilemez.

Evliliklerini, düğünlerini aynı topluluk arasında yaparlar. Sabetaycılar, çocuklarına Türk ve Müslüman ismi koyarlar. Dünyada sabetaycıların en yoğun yerleştiği şehir İzmir ve Selanik'tir. 

Onun için Türkiye'de "Selanik dönmesi" sözü meşhurdur. Zamanla sabetaycılar dünya üzerinde o kadar yayılmışlardır ki, Nijeryadan Kanada'ya, Avustralya'dan, Belçika'ya kadar pek çok yerde gruplanmışlardır.

Sabetay Sevi'ye inanlar, ona açıkça tapmaya cesaret edemeyerek, asırlardır Müslüman kisvesine bürünmeyi uygun gördüler. 

Zaten Sabetay'ın "18 emrinden" 16.'sında; "göz boyamak için müslüman gibi görünmek" taviye edilmişti.


Sabetaycılara ait olan Bülbülderesi mezarlığındaki mezar taşlarının çoğunda şu itirafları görürsünüz. 

"Sakladım, söylemedim derdimi, gizli tuttum. Uyuttum..!"

İsterseniz, araştırmacı yazar Salim Meriç'in bu konudaki makalesinden istifadeyle Bülbülderesi mezarlığını daha yakından tanıyalım.

Sabetaycılar, ölülerini ekseriyetle Bülbülderesi mezarlığına gömerler. 

Onun için Bülbülderesi Mezarlığı özellikle dönme mezarlığı kripto/ gizli Yahudi mezarlığı olarak bilinir.  Bülbülderesi, İstanbul Üsküdar'dadır. Üsküdar'dan Fıstıkağacı'na doğru giderken, yolun yokuşa doğru tırmandığı yerde, sağdaki Fevziye Hatun Cami'sinin arkasındadır. 

Cami avlusundan başlayarak taa Fıstıkağacı'na kadar tırmanan yokuşun sağında özel bir mezarlıktır.

Dönmelerin yedi ceddi bu mezarlıktadır. 

Daha doğrusu bu mezarlıkta Türk tarihi yatmaktadır. Mezarlığa girip mezar taşlarını okuyunca göreceksiniz ki, nice meşhur kimselerin ve geçmişimize  yön vermiş nice yöneticilerin mezarları buradadır. 

Hiç  ummadığınız o isimleri okuyunca hayretler içinde kalacak "Vay be! Bizi hep dönmeler mi yönetmiş?" diyeceksiniz.

Çünkü bilhassa yakın tarihte yüksek makamlarda bulunan nice meşhurların mezarları buradadır. Yani, Türk tarihi Bülbülderesi'nde yatmaktadır. 

Buradaki mezar kitabeleri yani mezar taşlarındaki yazlar bile farklıdır. Diğer mezarlıklarda görmeye alışık olduğumuz mezar başlarındaki "Ruhuna El-Fatiha" yazısı bu mezarlarda yoktur.

Çünkü bu mezarlar, Fatiha istemeyen, şekli şemaili aynı olmayan, fotoğraflı, simgeli, manası sadece bilenlerce malum olan motiflerin işlendiği kripto/Yahudilerin dönmelerin mezarıdır.


Peki buradaki mezarların hepsi mi böyle?

Hayır. Bazı mezar taşları İslami simgeler taşır ve üzerlerinde Ruhuna el-Fatifa yazısı bulunur. Ama ne garip ki çoğu kıbleye bakmaz.  Zaten, Sabetaist / dönme mezarlarının müslüman mezarlarından ayıran en önemli özelliği, bir çoğunun kıbleye bakmayışıdr. 

Bir diğer özellikleri de aynen Yahudi mezarlarında olduğu üzerlerinin kapalı olmasıdır.

Mezarlığın altından yukarı doğru tırmanan yokuşun adı da enteresan: Selanikliler Sokağı. Hatırlayınız, sabetaistlere de Selanik dönmesi deniliyordu. 

Sabetaist mezarlığı olarak bilinen Bülbülderesi mezarlığı hakkında bugüne kadar çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi. Fakat buradaki mezar taşlarının üzerindeki işlemelerin ne manalar taşıdığını yazan ve söyleyen pek olmadı.

Buradaki mezarların üzerlerindeki mezar taşlarında şiirler, ağıtlar, manalı sözler bulunmakta ve bu mezarlar  fotoğraflarla süslenmektedir.
Mezarlarda çerçeveli resimler,  Yahudilerce Süleyman tapınağının iki girişini sembolize eden sütunlar, üç başlıklı mermer sütunlar, mermer kabartmalı yüksek sütunlar, akasya motifleri ve birbiri ile tokalaşan el sembolleri yer almaktadır. 

Mezarlık, Selanikliler bölümünde şiirlerle, manalı sözlerle, kitabeler sergisi haline getirilmiş, mermer sütunlu ihtişamlı yapılarla üzerleri kapatılmıştır. 

Bu mezarlıkta, müslüman mezarlığında bulunmayan birçok unsur yer almaktadır.

Mezar taşlarının üzerinde gizli manalar taşıyan semboller ve motifler mevcuttur. Müslüman kabirlerinin baş tarafı batıya, ayak tarafı doğuya gelmek suretiyle, cenazenin yüzü kıbleye getirilir.

Bülbülderesi'ndeki Karakaşlara ve Kapancılara ait mezarlrın çoğu Kıbleye'de bakmamaktadır.

Karakaşlar ve Kapancılar ölülerini Bülbülderesi'ne, dönmelerin diğer bir kolu olan Yakubiler ise Maçka mezarlığına gömerler.

Burada, sanat camiasından, bürokrasiden, bilim dünyasından ve siyasetçilerden birçok önemli isme rastlayabilirsiniz.

Buradaki aileler hem birbirleri ile akraba hem de sabetaistler içinde cemaatin en önde gelen aileleridir.

Bülbülderesi mezarlığına gömülme hakkı öncelikle Sabetay Sevi ve yirmi altı halifesinin soyundan gelenlere aittir.

Onlardan olmayan diğer sabetaycı aileler, Feriköy, Aşiyan, Zincirlikuyu, Karacaahmet, Edirnekapı, Nakkaştepe gibi mezarlıklarda, cemaate ait adalara ve  bölümlere gömülmektedirler.

Dönmeler zinhar Türk-Müslüman mezarlığına gömülmek istemezler. Kendi mezarlıkları birinci sırada Bülbülderesi mezarlığıdır. Sabetaycıların masonlukla paralelliklerinden birisi de simgelere ve sembollere önem vermeleridir.  Bülbülderesi'ndeki mezar taşlarındaki sembollerin Yahudilikte olduğu gibi masonlukta da anlamları vardır.

Sabetaistlerin mezar taşlarındaki gizli şifreleri, Bülbülderesi'nin dışındaki Yahudi mezarlıklarında da sıkça görebilirsiniz. Bülbülderesi'ndeki mezarlarda iki elin tokalaşması sembolü görülür. Bu iki elin sıkışması işareti, Tanrı ile anlaşmayı sembolize etmektedir. Nitekim Tevrat'ta deniliyor:

"Rab yukarıdan elini uzatıp tuttu, çıkardı beni derin sulardan. Beni zorlu düşmanımdan. Benden nefret edenlerden kurtardı. Çünkü onlar benden daha güçlüydü." (Tevrat - Samuel Bap 22/16,17,18)

Ellerin sağdan ve soldan birbirine sarılarak birleştirilmesi masonlukta masonik kardeşliği ifade eder.

Birbirine kenetlenmiş havada başın üstünde duran iki el işareti ise Tevrat kaynaklı bir semboldür. Genellikle Yahudi hahamları bu işareti şabat / cumartesi  günü yaparlar.

Akasya dalı masonlukta ve Kabala'da manevi bir semboldür. Akasya masonlukta sonsuzluğu sembolize eder. Akasya dalı bir anlamda da Masonların ilk üstadı Hiram usta'yı hatırlatır. Çünkü Hiram'ın gömüldüğü yere Akasya ağacı dikilmiştir.

Böylece akasya, Masonlar için kutsal bir anlam, Üstad derecesinin önemli sembollerinden birisi olarak kabul edilmiştir.



Kaynak >>   Lalegül (aylık, ilim ve fikir dergisi) y/3 s/27 Mayıs 2015 - Ali Ereen

Bir önceki konumuzda "kalibre nedir?" adlı yazımızı yazdık. Kalibre hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz.



İçeriği Sosyal Ağlarda Paylaşmak için Alttaki Butonları Kullanabilirsiniz


Kategori: , , , , ,

Yazar Hakkında:
!BR@H!M F!R@T Blogumuzda paylaşılan her şey tanıtım amaçlıdır. Telif ihlali olan paylaşımları iletişim kutusundan veya ibo.firat@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

4 yorum:

  1. inançlarını saklamak zorunda mı kaldıkları yoksa zorunda mı bırakıldıkları bugün hala tartışılan musevi asıllı gruplar.

    YanıtlaSil
  2. Inanın ilk defa duydum ve siteniz sayesinde öğrenmiş oldum merakla yeni yazılarınızı bekliyorum

    YanıtlaSil
  3. Cok önemli bir konu asıl ülkemizin asıl sorunudur araştırın bakın çok sağolun hocam
    Alican

    YanıtlaSil
  4. bu olaya mensup insanların sabetaycı olduğunu bu zamanda saklamalarını bir türlü anlayamıyorum

    YanıtlaSil

Lütfen konuyla alakasız yorumlardan kaçının. Sadece link almak amaçlı ( spam ) yorumlar yazmayınız. ( anında silinir ). Argo, küfür, siyasi vb. içerik barındıran yorumlar yazmayınız.

Not: Yorum yapabilmek için (yorumlama biçiminden) Anonim ( isimsiz olarak ) veya Adı/URL'yi ( Adı ( gerekli ) / URL ( kısmını boş bırakınız ), fonksiyonlarından seçim yaparak yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Ancak Google + profili ile yapılan yorumları onaylamıyorum bilginize. Yorum yaparken Adı/URL kısmından yaparsanız sadece isim yazmanız yeterli. Site adresi, URL eklerseniz yorumunuz onaylanmaz.

if