-->

Sponsor Alanı

Slider

İlgi Çeken Videolar

Sağlık

Teknoloji

Sinema

Televizyon

Ne Nedir?

En5 Konular

Ads1

At kuyruğu

bitkiler

At kuyruğunun Türkiye'de 7 çeşit türü yetişmektedir. Genel olarak dere kıyılarda, tarlalarda,bataklıklarda, nehirlerde ve deptem bölgelerinde yetiştiği görülmektedir. Özellikle yol kenarı ve çukurlar gibi verimsiz alanlarda da bulunabilmektedir. Yoğun neme karşı duyarlı olup, kurak koşullarda yeni filizlerin oluşumunda azalma görülmektedir. Özellikle balçıklı toprakta yetişen at kuyruğu bitkelieri en şifalı olanlardır.

Çoğu insan at kuyruğu bitkisini kırkilitotu. çamotu, zemberekotu, katırkuyruğu olarak da tanımaktadır. İlkbahar aylarının başlangıçlarına doğru kök salmaktadır at kuyruğu bitkisi. Küçük çam ağlaçlarını andıran bu bitki ortalama 40-50 cm boylarındadır. Otsu bir bitki olup çiçeği bulunmamaktadır. Gövdeleri silindir biçiminde bulunan dallı veya dalsız, yeşil veya koyu yeşil renkte olup içi sert ve boştur. Üzerindeki yaprakları çok küçük olup pul biçiminde ve sivri uçludur.

Yetişme özellikleri ise, yetiştiğin yerin hava durumuna göre dayanıklı biçimde oynak eklemli dalları bulunmaktadır. İki farklı şekilde olup, birincisi ilkbaharın başında bilya yatağını andıran, verimsiz bir saptır. İkinci dalında ise ince halkalar şeklinde bulunan yaprakları bulunmaktadır. ve yeşil eklemlidir. Kökleri, rhizomatous ve yumru kökten ibarettir.

Eski göçmenler at kuyruğu otundan çap yapıp, idrar sökücü olarak kullanırlardı. Çayır at kuyruğu otu, atlar içinde bir öksürük ilacı olarka görmekteydiler.

At kuyruğundan elde edilen çekilmiş silis ile tekrardan mineralleştirerek idrar sökücü için kullanılmak üzere ilaçlar üretilmiştir.

Saponin , %60-70 silisilik asit , potasyum tuzları , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Buna bağlı olarak yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmamasına özen gösterilmelidir.

At kuyruğu bitkisinden çayı yapılacak ise tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Çay için toplanacak bitkiler , 25-50 cm yükseklikte ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran aylarında, henüz canlı şekilde yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilerek, demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılmalıdır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış almaktadır. Yapraklar el ile ovuşturularak saptan ayrılır ve bir beze serilerek yaklaşık 2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanılmalıdır.

Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve böbrek hastalıkların da göstediği başarılar sayesinde geçmiş çağlardan beri bilinmekteydi. At kuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitki olarak kendini göstermektedir.

Atkuyruğu oturma banyoları, dıştan yaptığı etki ile böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırır. Böylece onların gözler üstündeki basınçların azalmasını ve görme bozukluklarının giderek düzelmesini sağlamaktadır. Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, at kuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar büyük yardım sağlamaktadır. Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar, bacaktaki açık yaralara, çıbanlara, kıl dibi iltihaplarına karşı başarılı olduğu tespit edilmiştir. Dinmeyen burun kanamalarında, kaynama suyu soğutulduktan sonra, kompres biçiminde buruna uygulanarak olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

At kuyruğundan çay hazırlanması ise;
Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış at kuyruğu (ince saplı 3-6 mm, 25-50 cm yükseklikte olan), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanarak, üstü kapalı olarak 15-20 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün aralarında soğutulmadan içilir.

Oturma banyolarının hazırlanması ise;
Bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen, kalın saplı ve uzun boylu at kuyruğunu (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, yaklaşık 5litrelik bir kova dolusu at kuyruğu gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakika olmalıdır. Banyodan sonra asla kurulanılmaz ve bornoza veya havluya sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak, kıyafetler giyilmelidir. Oturma banyosu suyu, sonradan ısıtılarak, 2 kez daha kullanılabilir.
4-5 litrelik bir kova dolusu taze at kuyruğu otu veya 100 g kurutulmuş at kuyruğu otu, akşamdan ortalama 3 litre suya yatırılmalıdır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresini olarak yine 20 dakikayı geçirmemeye dikkat edilmelidir.

Yazar:  srcncan

WordPress Sağlık Protalı Teması

wordpress

HealthWp Portal Teması  -  WordPress Sağlık Teması

Bugünkü konumuzda  çok şık bir temanın  tanıtımını yapacağız. Temanın adı "HealthWp Sağlık Portal" Teması.     Şık tasarımlı   sağlık siteleri  için    tasarlanmış kaliteli ürcretsiz sunulan tema.  Özel slayt alanı  ve  adsense vb. reklam alanları ile kullanışlı en çok tercih edilen  bir temadır. 

Özellikleri

Özel admin yönetim paneli,
Slider özel resim alanı,
125×125 banner reklam bölümü,
Son WordPress sürümlerine uyumluluk sağlar,
Hazır Widgets alanları,
SEO dostu,
Sabit genişlik,
Yorum Gravatar,
Tüm tarayıcılarda uyumluluk IE, FF, Safari

DEMO & İNDİR   linkler aktifliğini yitirmiştir.

Uyuyan İnsanın Ruhu Nereye Gider?

islam
Parlak bir nur  gibi  ruhlar alemde gezerler. Bu yolculuk sırasında  gezdiği yerlerde gördüklerinin bazılarını beyinlere aktarmaktadır.  Bu sırada ise rüya adı veridiğimiz durum meydana gelir. Rüyâlar görülmeyen alemlerin kapısını aralayan şifreler gibidir.

Rüya ölümün yarısı gibidir, adete kardeş gibidirler rüya ve ölüm. Allah (c.c.)  tarafından bir "istirahat" olarak bizlere sunulmuştur uyku. Uyurken , gün içinde iş vesilesiyle  emek  bütün uzuvların yorulmasından sonra  çalışan bütün âzalarımız dinlenir. Başta göz, kulak, el, ayak, kemikler, kaslar, sinirler, damarlar, kalb, ruh olmak üzere, bütün zahirî ve bâtınî duygular, hasseler ve organlar uykuya girer.  Bu istirahat  sırasında, insanın uyuması sırasında ruhun cesetle irtibatı kısmen kesilmektedir.

Rüya kelimesi Arapça kökenlidir ve kökü "rü'yet"tir. Ekseriyet gözle görmek "rü'yet" kelimesiyle söylenmektedir.Rüya ise beyinin görmesidir. Daha açık tabiri ile, ruhun bazı hadiseleri beyine aktarmasından kalan bir  takım  durumların hatırlanmasıdır.İnsan  vücudu  dünyaya göre yaratılmış ve bazı özellikleri sınırlıdır. Bunlardan biri ise gözdür ve sınırlı şeyleri görebilir  Ama ruh ve kalb aracı ile  şu madde gözüyle göremediği âlemleri de görebilme imkanı  vardır.

Sonuç olarak; rüyâlar da  dünya gözüyle göremediğimiz  "alemlerin kapısını aralayan şifreler misalidir.

The Job Areas of the Metropolis Podiatrist

The Metropolis Specialist specializes in the field of the discourse of the organ and the limbs and these fill are the prizewinning when it comes to the walk treatment surrendered in this expanse. The Podiatrist is the person eudaemonia authority who can refrain in the avoidance, reasoning and the help and the therapy of the add and the alter body parts similar limbs. The Medicine is the set of the surgery and the examination conjugation which is consanguine to the designation, prevention and the scrutiny discourse of the measure disorders, problems correlated to the ankle, and the junior embody parts. The walk problems often can be caused when group does not know anything intemperate exercises in the gymnasiums and the output out areas. This benevolent of ignorance can rattling be really mortal and it can move to the whiteness disorders and the cigarette disorders and the diseases much as the softening paper and the arthritis as a prove from this can occur in the body. The muscular pathologies, neurological disorders and the added circulatory problems too can become due to this. The Podiatrists can easily canvass all of these problems and the disorders, complications at rank reach and after the tests and the examinations and after that starts the handling for that.

Communication for all

The Specialist can somebody the discourse for any gentle of the complications, complexities of the cadence and the subaltern branch same the corns, arrest disorders, toenails and numerous author. The measure injuries and the infections, coiled ankles and many many issues are arising because of the sports and the outdoor games and these kinds of the problems can be diagnosed and healed by the podiatrists rattling fine. This is the offset of the scrutiny surgery which deals with the job and the alter of the ankle, add and the lessen limbs. These group are specially drilled so that they can impact up the biomechanical problems which can grounds the harm or the bad show.

Specialists of beat problem
The podiatrists are reasoned as the specialists of the meter problems which can let the problems and the injuries of the muscles, ligaments, nails, strip problems, cooperative problems, blisters, hardening, the fungal actions and more opposite disorders and the diseases.

Rowdy untune or clannish injuries

The City Specialist can also care out for the strength hurting and the butt injuries line from all otherwise surgeries.

This article tells us near the excavation areas of the Huntsville Specialist and how he activity upon them.

Benq MS 513P Projector

The superior worth deciding for small-medium location Featuring an smartness of 2700 ANSI lumens, ultra-sharp counterpoint ratio of 13000:1 and a SVGA closure, the cost-effective and eco-friendly MS513P offers a stunning full-screen presentment with the finest info regardless of the ambient floaty point. Humanity - Directing SmartEco Bailiwick for a Greener EnvironmentAs the firstly DLP firewood to comprise Philips' ImageCare profession into its projector lamp group, BenQ has embezzled a promote jumping, processing its own SmartEco Field to perfect what DLP can do for vigor saving in the 21st century classroom. Shapely with this call new conception, the MS513P brings together uncompromised cleverness Norm, which helps cartridge the cover and conserve lamp force by up to 70% when the projector is not actively in use. By blanking the projection covering, presenters get to redirect audiences' center approve on them spell holding the Object lookin' high. The SmartEco Norm, which cleverly adjusts the lamp index to maximize index protection by delivering the superior contrast and luminousness action using exclusive as untold sunstruck as requisite. Drawn CaptioningDisplay subtitles in video thing without the script is desired. Projector interfaces Computer in (D-sub 15pin) x 2 Defender out (D-sub 15pin) x 1 HDMI (v1.3) x 1 Flower Recording in (RCA) x 1 S-Video in (Mini DIN 4pin) x 1 Frequence in (Mini Jackass) x 2 Oftenness L/R in (RCA) x 1 Audio out (Mini Hunt) x 1 Verbalizer 2W x 1 USB (Typewrite Mini B) x 1 RS232 (DB-9pin) x 1
The Fast Preserve article gives teachers a 90-second window point to transform the projector gage on now when it has been switched off by occurrence - no waiting indispensable.Mechanism example itself has been low by over 60%, saving your instant and minimizing the venture of passion casualty to sore intrinsical components.Ism TemplateTo achieve your teaching job easier, BenQ has other the philosophy guide use to the MS513Pbenq. Now, with digit diverse finish itinerary designs to select from - Award Manufacture, Play Staff, Worksheet and surface as blackboards without the demand of art lines or charts.ecoFACTS Declare ecoFACTS can request you how eco-friendly BenQ products are!

Utilisation of eco-friendly products, BenQ doesn't retributory want to comply with conservationist regulations passively, but also to actively learn eco-friendly products!ecoFACTS declares BenQ's maximal efforts on the substitution of unsafe substances, matter pick, packaging ornamentation, energy-saving plan and otherwise aspects of the products.

Blogger HTML Kod Yapısında Yenilikler

blogger

Blogger HTML  Düzenleme Yeni Özellikleri

Blogger HTML editörü   şablonunuzda  gerekli düzenlemeleri, tasarım ve değişiklikle beraber bir çok gerekli kodlamaları   yapmamızı  sağlayan bölümdür. Blogger bildiğiniz  gibi geçtiğimiz günlerde  HMTL editör bölümünü  değiştirerek daha  profesyonel   bir yapı haline getirilmiştir. 

Bununla birlikte her geçen gün blogger, özelliklerine özellik ekleyerek kendini yenilemektedir.  Bu bazı yeni özelliklerinden bahsedeceğiz:


Bloggerın HTML bölümünde yapılan en belirgin farklılıklar ile kodları daha rahat ayarlayabilmemiz  için menüye eklediği butonlar ve bu butonlar yardımıyşa  değişiklik yapabileceğimiz bir bölüm ve widgetları daha rahat bulabilmemizi sağlamaktadır.

bir widget üzerinde  değişiklik yapmak isteyeceğini varsayarak "Widgeta atla" diye yazan açılır butona tıkladıktan sonra düzenleme yapmak istediğiniz widgetın başlığına tıkladığınızda widgetın kodlarını hemen görebiliyorsunuz.

Numaralandırılmış satırların yanında yer '►' yeni kat işaretlerinede tıklayarak widgetın kodları genişletip kapatmanızda mümkün..

Eklediğiniz  yeni satır numaralandırma özelliği hata verebilecek  kodlarıda rahatlıkla bulabilmenizi sağlıyor.

Sıkıntılarınızdan Kurtulmanın Yolları

iF
sıkıntılardan kurtulmak
Toplum olarak genelde sıkıntı her insanın büyük sorunudur. Fakat bu durumu  getirende kişinin kendisidir. İstemeyerek'de  olsa bu duruma neden olan  kişidir.  Sürekli olumsuz düşünerek, şu sorunum var, şu işim var vb.   tekrarladıkça duygu durumunuz bu şekilde yükselmiş olur. Olumsuz  enerji üretmeye başlar. Ve sonrasında kişi   tamamen sorun olur  çıkar.  

Bunun nedeni düşünce sistemidir.   Sürekli  sıkıntılı yönden düşünmek,  sorun yapmak her şeyi kendine, zamanla bu düşünceler sizin düşündüğünüz  gibi olmaya karar vererek, tıpkı aynısı olurlar. Yani bir bakıma siz istediğiniz düşünceleriniz haline gelmişsinizdir.

Sıkıntıları  atlatmanın en iyi  yolu sorunları ,  kafanızda büyüterek değil de, sorunları çözmeye yönelik düşüncelerle herhangi bir işi kolayca halledebilmek.  Olumsuzluğun aksine olumlu  sinyaller vererek beyninize, sıkıntısız bir günün tadını çıkarın.


Darwin'in Evrim Teorisi Hakkında

iF
Yıllarca insanlığın kafasını karıştıran ‘Evrim teorisi’nin bugün açıklamakta aciz kaldığı noktalar nelerdir?
-Darwin, teorisini çok basit bilgiler üzerine mi temellendirmiştir, Darwinizm’in hayatın kompleksliği karşısındaki çıkmazları nelerdir?...
-”Evrim” neden çok sathi bir nazariyedir?
-Bugün ilmî bir teori olmaktan çıkarak ‘ideolojik bir kabul’ hâline gelen Darwinizm sahneden çekilme yolunda mı? “Akıllı dizayn” teorisinin sahibi Prof. Behe kendisiyle yapılan röportajda bunları nasıl açıklıyor?...


Charles Darwin'in 1859'da yayımlanan Türlerin Menşei adlı kitabıyla gündeme gelen tabiî seleksiyona dayalı evrim teorisi, o zamandan bu yana tartışılıyor. Teori, dünya üzerindeki hayatın rastlantılarla doğup geliştiğini ve bütün canlıların ortak bir atadan türediğini ileri sürüyor. Aynı teoriye göre, insanların en yakın akrabası da maymunlardır.

Teoriyi savunan nispeten insaflı bilim adamları, bunun bir teori olduğunu itiraf etseler de, bu teori, kitlelere takdim edilirken ilmî bir hakikat gibi gösterilmektedir. Halbuki bunun aksini gösteren ve sayıları her geçen gün artan pek çok ilmî delil vardır. Son olarak, insanlarla maymunlar arasında büyük bir genetik benzerlik bulunduğu iddiası çürütüldü. Ünlü bilim dergisi Nature'un son sayısında yayımlanan "Şempanze Kromozomu Şaşkınlığa Sebep Oldu" başlıklı makalede, insan ve şempanze genlerinin bugüne dek sanılandan çok daha farklı olduğu açıklandı.1

Bu konuyu, ABD'nin biyo-kimya alanındaki ünlü isimlerinden biri olan Prof. Michael J. Behe'ye sorduk. Evrim teorisini eleştiren kitap ve makaleleriyle tanınan Prof. Behe, kendisiyle görüşmemizde hayatın gerçekte nasıl var olduğu sorusuna ışık tutan önemli açıklamalarda bulundu:

- Sayın Prof. Behe, Nature dergisinde bu yıl yayımlanan ve insanlarla şempanze genlerinin gerçekte çok farklı olduğunu gösteren son ilmî bulgu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu araştırmayı Tokyo Üniversitesi'nden bir araştırmacı grubu, insan ve şempanzelerin 22 ve 21. kromozomlarının genetik alfabesindeki bütün harfleri karşılaştırarak yaptı. Buldukları sonuç ise, son derece önemli; çünkü iki canlı türü arasında daha önceden kabul edilenden çok daha büyük bir fark olduğu gösterildi. Bu sonuç, en azından insanın menşei açısından, Darwin'in teorisini büyük bir açmaza sokuyor.

Aslında genel olarak biyoloji hakkında ne kadar şey öğrenirsek, Darwinizm'in problemleri de o kadar artıyor. Darwinizm, canlılar hakkında ne kadar az bilgiye sahip olursak, o kadar ikna edici olabilen bir teoridir. Çünkü canlıları ne kadar az tanırsak, onu o kadar basit zannederiz ve Darwinizm de bu basit sandığımız sistemleri küçük tesadüfî değişimlerle açıklar. Ama son 30 yılda, hayatın daha önceden hayal bile edemeyeceğimiz kadar karmaşık olduğunu öğrendik. Meselâ; en evrimci taksonomide en basit canlı olarak görülen bakterilerde, hareket etmelerini sağlayan minik ama çok kompleks ve mükemmel biyo-kimyevî motorlar var. Bu detaylı mekanizmaların nasıl oluştuğu sorusuna verilebilecek tek cevap, tabiatüstü bir yaratmadır.

-Peki canlıların farklı organlarının, genlerinin veya proteinlerinin birbirine benzer olması ne anlama geliyor? Bunlar, bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini savunan Darwinizm için bir delil sayılabilir mi?

Hayır. Farklı canlılardaki benzerlikler, öncelikle biyolojinin temel sorusunu cevaplamıyor. Bu soru, farklı canlıların kendilerine has ve son derece kompleks olan organ ve sistemlerin nasıl ortaya çıktığıdır. Darwinizm'in buna verebildiği bir cevap yok.

Öte yandan birbirine en uzak olarak kabul edilen organizmalar arasında bile şaşırtıcı benzerlikler var. Meselâ, insanla bakteriler arasında... Soru şu: Bu benzerlikler, Darwin'in teorisine uygun bir tablo oluşturuyor mu? Aslında oluşturmuyor; çünkü evrim teorisine göre birbirine çok yakın akraba olması gereken canlılar, kimi zaman genetik olarak daha farklı çıkıyor. Veya birbiriyle tamamen ilgisiz olması gereken canlılarda çok benzer organ veya genler var. Meselâ insan gözü ile ahtapot gözü neredeyse birbirinin aynısı. Ama bu elbette ahtapotlarla akraba olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu iki göz yapısının 'ortak ata'dan değil, 'tek bir Yaratıcı'nın ilminden' kaynaklanan bir dizayn olduğunu kabul etmek, daha mantıklı.

-Bu dizayn kavramı, sizin de savunucuları arasında bulunduğunuz 'akıllı dizayn' (intelligent design) teorisinden geliyor sanırım. Sizce bu teori, canlılar arasındaki benzerlikleri daha mı iyi açıklıyor?

Evet, bu benzerlikleri dizaynla da açıklayabilirsiniz. Biliyoruz ki pek çok dizayncı veya mucit, farklı sistemlerde pek çok benzer parça kullanır. Meselâ somunlar, vidalar veya kablolar, pek çok farklı cihazda yer alır. Çünkü bunlar, söz konusu mekanik sistemleri yaparken kullanılabilecek en ideal parçalardır. Elbette her ikisi de kablo bulunduran iki makineden biri, diğerinden evrimleşerek ortaya çıkmamıştır. Ayrı ayrı tasarlanmışlardır. Biyolojideki benzerlikleri açıklamak için ortak dizayn kavramını kullanmak da son derece tutarlıdır.
Michael Behe Kimdir?

ABD'nin itibarlı Lehigh Üniversitesi'nde biyo-kimya profesörü olan Michael J. Behe, 1997 yılında yayımlanan "Darwin'in Kara Kutusu: Evrime Biyo-Kimyasal Meydan Okuyuş" adlı kitabıyla bilim dünyasını sarstı. Ünlü National Review dergisi, Behe'nin eserini "20. yüzyılın en müessir yüz kitabından biri" olarak tanımladı. Prof. Behe, Türkçeye de çevrilen kitabında hayatın menşeini açıklamak için "akıllı dizayn" (intelligent design) adlı yeni bir teori öne sürdü.
Bugün ABD'de akıllı dizayn teorisini savunan yüzlerce bilim adamı, pek çok enstitü ve ilmî vakıf var. Bu kuruluşların itirazları sonucunda, ABD'nin Georgia, Ohio ve New Mexico gibi eyatlerinde ders kitaplarındaki Darwinizm yanlısı açıklamalar düzeltildi. Diğer eyaletlerde çalışmalar sürüyor. Akıllı dizayn hareketinin liderliğini yürüten Discovery Institute adlı kuruluşun başkanlığını ise, ABD'nin eski başkanlarından Ronald Regan'ın yardımcılığını yapan Bruce Chapman yürütüyor.

-Söz konusu dizayn teorisi Darwinizm'i savunanlar tarafından kimi zaman şiddetli bir biçimde eleştiriliyor ve tartışma dışı bırakılmak isteniyor. Darwinizm'i biyolojinin reddedilemez bir parçası gibi göstermeye yönelik bir eğilim var. Bunun sebebi sizce nedir?

Bu sebep ilmî değil, felsefî ve ideolojik bir mahiyete sahiptir. Bazı bilim adamları, kâinatı ve hayatı, sadece tabiî faktörlere dayanarak açıklamak gerektiğe inanıyorlar. Bu inancın temelinde ise, kâinatın ve hayatın zaten sadece fizikî güçlerin ürünü olduğu ön kabulü yatıyor. Peki ama böyle değilse? Bir gözlük gördüğümüzde bile, bunun sadece fizikî güçlerin ürünü olmadığına, akıllı ve sanatkâr bir gözlükçü tarafından yapıldığına hükmedebiliyoruz. Hayat ise, bundan binlerce kere daha kompleks. Dolayısıyla hayatın da yaratılmış olması gerektiği neticesine varıyoruz. Burada önemli olan, ilmî delilleri mümkün olduğunca önyargı olmaksızın değerlendirebilmek.
İnsan ve şempanze genlerinin çok farklı olduğu ortaya çıktı.

İnsanlarla şempanzelerin genetik yapısını karşılaştırmak için yapılan son ilmî araştırma, iki canlı arasında bugüne kadar sanılandan çok daha büyük bir fark olduğunu ortaya çıkardı. Japonya'nın Yokohoma şehrindeki Riken Genom Bilimi Enstitüsü'nde görevli Dr. Todd Taylor başkanlığında bir ekip tarafından yürütülen çalışmada, insan ve şempanze genleri ilk defa birebir karşılaştırma metoduyla incelendi. Varılan netice, yüksek bir benzerlik bulmayı ümit eden bilim adamlarını şaşırttı.
Dr. Taylor ve ekibi, elde ettikleri neticeyi ünlü bilim dergisi Nature'un Mayıs 2004 sayısında yayımlanan makalelerinde duyurdular. 'Şempanze Kromozomu Şaşırttı' başlıklı makalede, yapılan ilk detaylı karşılaştırma, 'Şempanze ve insan genlerini beklenmedik şekilde farklı çıkardı.' yorumuna sebep oldu.
Daha önceden yapılan bazı sınırlı karşılaştırmalar sonucunda, insan ve şempanze genlerinin % 98 oranında benzer olduğu iddia edilmiş ve bu rakam sürekli tekrarlanan bir 'evrim delili' haline gelmişti. Dr. Fujiyama ve ekibi ise, konu hakkında ilk defa detaylı bir inceleme yaptı. Şempanzenin 22. kromozomunu, onun insandaki karşılığı olarak kabul edilen 21. kromozom ile birebir karşılaştıran ekip, toplam 68.000 DNA biriminin tamamen farklı olduğunu buldu. Araştırmacılar, Nature'daki makalelerinde, inceledikleri 231 gen içinde, % 83 gibi son derece büyük bir farklılık nispeti belirlediklerini, inceledikleri genlerin % 20'sinin ise tamamen farklı olduğunu belirttiler.
Avustralya'da yayımlanan Sydney Morning Herald gazetesi, bu neticeye "Şempanzeler bize sanıldığı kadar yakın değil." diyerek yorum getirdi. Fransa'daki Genoscope adlı genetik araştırma kuruluşunun başkanı Dr. Jean Weissenbach da bu belirlemeyi doğrulayarak, şempanzelerin bizden son derece farklı olan binlerce geni bulunduğuna işaret etti.

Darwinistler, bilimin, madde ötesi bir gücü kabul edemeyeceği iddiasındalar. Oysa 19. yüzyılın ortalarına kadar bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu bir yaratıcı gücü, yani Allah'ı kabul ediyordu. Bilimin materyalist olması gerektiği iddiası, Darwin sonrasında yaygınlaşmış bir görüştür; ancak bu iddia ilmî delillerle giderek daha fazla çelişmektedir. Bilim, hayatın materyalist bir açıklamasını yapmak için değil, doğru açıklamasını yapmak için çalışmalı. Bazı insanların felsefî kabulleri rahatsız edilse de, verilerin peşinden gidilmeli.

-’Darwin'in Kara Kutusu’ adlı kitabınız, National Review dergisi tarafından 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri olarak gösterildi. Bu kitabı bu kadar önemli kılan husus sizce neydi?

Bunun sebebi kitapta yer alan yeni ve orijinal bilgiler değil aslında. Sadece okuyucuya, hayatın moleküler seviyesinde çok hassas ve kompleks sistemler bulunduğunu ve bunun da şuurlu bir plânlama ve organizasyona delil oluşturduğunu gösterdim. Çoğu insan hayata sathî bir nazarla baktığında, bitkileri, hayvanları, kuşları veya balıkları müşahede ettiğinde, bunlarda bir plân ve program olduğunu hissedebiliyor. Ama okullarda öğretilen Darwin'in evrim teorisi, tabiattaki bu nizâm ve sistemin, bir Sanatkâr olmadan açıklanabileceğini söylüyor. Kitabımın sanırım en büyük tesiri; Darwinist açıklamanın çok sathî ve yanıltıcı olduğunu göstermek oldu.

- Sizce Darwinizm'in karşılaştığı en büyük mesele nedir?

Darwinizm'in en büyük problemi, yeni biyolojik yapıların, yeni canlıların nasıl ortaya çıktığını açıklamaktır. Darwinizm, zaten var olan biyolojik yapıların küçük değişmelere nasıl uğrayabileceği konusuna ışık tutabilir. Meselâ Galapagos adalarındaki ispinozların gagalarında küçük farklar doğmasına dair bir açıklama sunabilir. Ama kuşlar ilk başta nasıl ortaya çıktı? Kuş tüyü veya kanadı gibi kompleks organlar nasıl oluştu? Beyin, göz, akan kandaki pıhtılaşma gibi çok fazla parçanın uyum içinde işlemesiyle çalışan hassas organ ve sistemler nasıl var oldu? Darwinizm'in bunları açıklaması imkânsız; çünkü bunların her biri, ancak eksiksiz olduklarında vazife görebilen son derece karmaşık yapılar. Bunların menşeini açıklamanın en tutarlı yolu, şuurlu ve sonsuz kudret sahibi, tabiatüstü bir Yaratıcı'nın müdahalesini kabul etmektir.

Darwin’e karşı yeni bir delil.

İnsan ile şempanze arasında büyük bir genetik benzerlik olduğu iddiası, 19. yüzyılda İngiliz tabiat bilimci Charles Darwin tarafından ortaya atılan evrim teorisine dayanıyor. Darwin, bütün canlıların ortak bir atadan rastlantılarla evrimleştiğini iddia ederken, insanın en yakın akrabasının da maymunlar olduğunu ileri sürmüştü. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında elde edilen çeşitli ilmî deliller, Darwin'in iddiaları ile çelişiyor. Bu yüzden evrim teorisi, başta ABD'de olmak üzere Batılı ülkelerde pek çok bilim adamı ve ilmî kurum tarafından sorgulanıyor. Bu ilmî kurumların çalışmaları sonucunda, ABD'nin Georgia, Ohio ve New Mexico gibi eyatlerinde ders kitaplarındaki Darwinizm yanlısı açıklamalar geçtiğimiz yıllarda düzeltilmişti. Diğer eyaletlerde de aynı konuda tartışmalar devam ediyor.

- Darwinizm’in geleceğine dair bir beklentiniz var mı? Darwinizm yaşayacak mı?

İnanıyorum ki, Darwinizm sahneden çekilme yolunda. Hayatın açıklamasının bu teoriyle mümkün olmadığı görülecek ve teori terk edilecek. Bu sonuca giden süreç başlamış durumda zaten. Bunun sebebi de benim tarafımdan veya başka bilim adamları tarafından yapılanlar değil. Hayat hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, onun ne kadar kompleks olduğunu o kadar iyi anlıyoruz. Bilim adamları, bu kadar kompleks yapıların Darwin'in öngördüğü gibi gâyesiz, tesadüfî mekanizmaların ürünü olamayacağını görmeye başlıyorlar.

- Bilindiği gibi Darwinizm'i savunanlar genellikle kendilerinin ilmî bir zeminde düşündüklerini, kendilerine karşı çıkanların ise sadece dinî inançlara dayandıklarını söylerler. Sizin tarif ettiğiniz tablo ise bunun doğru olmadığını gösteriyor gibi. Ne dersiniz?

Evet, tam da o şekilde. Darwinizm'e karşı geçmişte pek çok insan sadece dinî kaynaklara dayanan itirazlar öne sürerdi. Teorinin savunucuları ise, bugüne kadar bilimin kendi taraflarında olduğunu iddia ettiler. Oysa 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren elde edilen şaşırtıcı ilmî bulgular, tabloyu tersine çeviriyor. Bugün Darwin'e karşı itirazımız, bilmediklerimizden değil, bildiklerimizden kaynaklanıyor. Dogmatik düşünce yolunu seçenler ise artık Darwinistler. Biz onlara, canlılığın plânlı ve programlı yaratıldığını gösteren ilmî deliller sunuyoruz, onlar ise bunları, sadece felsefî ve ideolojik dünya görüşleri sebebiyle reddediyorlar.

Zaten ilmî devrimlerin öncesinde, eski teorileri bu şekilde ısrarla savunan bağnazlar olur. Ama sonra bilim, yanlış teoriye karşı galip gelir. Darwinizm'in de yakında başına bu gelecek.


Kaynak
- The International Chimpanzee Chromosome 22 Consortium, Nature, Sayı:429, Sayfa:382-388 (2004).

Mustafa AKYOL