-->

Sponsor Alanı

Slider

İlgi Çeken Videolar

Sağlık

Teknoloji

Sinema

Televizyon

Ne Nedir?

En5 Konular

Ads1

Akılalmaz ( Unthinkable ) filmi

sinema

Filmin Türü: Gerilim / Macera / Dram
IMDB Puanı: 7.1
Filmin Yönetmeni: Gregor Jordan
Vizyon Tarihi: 5 Ağustos 2011
Filmin Oyuncu Kadrosu: Samuel L.Jackson, Carrie-Anne Moss, Michael Sheen, Brandon Routh, Austin Nichols, Gil Bellows, Yara Shahidi, Martin Donovan, Holmes Osborne, Benito Martinez, Michael Edward Rose, Vincent Laresca, Dayo Ade, Geoff Meed, Kal Parekh, Lora Kojovic, Chris Mcgarry, Coby Seyrafi, Jakob Salvati, Jillian Bruno, Joshua Harto, Kelly Vaughn, Kirk B.r.Woller, Michael Rose, Randy Oglesby, Sasha Roiz, Sayeed Shahidi, Stephen Root, Taylor Mills

Akılalmaz Filminin Kısaca Özeti:

Dünyayı yok edecek derecede  atom bombası, bir eşkiya tarafından  gizlenmiş akıl almaz bir bomba. ABD nin en  kokulu  anlarını yaşamasına neden olur adeta kabus gibidir. Yerleri bilinmeyen bu atom bombalarının yerleştirilmesine iki gün kala, bir sorgu yargıcı ile FBI ajanı bu silahları bulmak için mücadeleye girişirler.

Akılalmaz ( Unthinkable ) filminden Bir Kaç Sahne

sinema

sinema

sinema

Maymunlar Cehennemi Filmi

Maymunlar Cehennemi: Başlangıç ( Rise of the Planet of the Apes ) filmi

sinema

Filmin Türü: Bilim Kurgu / Macera / Dram
IMDB Puanı: 7.1
Filmin Yönetmeni: Rupert Wyatt
Vizyon Tarihi: 5 Ağustos 2011
Filmin Oyuncu Kadrosu: James Franco, Tom Felton, Freida Pinto, Andy Serkis, Don Cheadle, Brian Cox, Chelah Horsdal, Tyler Labine, John Lithgow, Sonja Bennett, David Oyelowo, Jamie Harris, Richard Ridings, Adrian Hough, Christopher Gordon, Devyn Dalton, Elizabeth Weinstein, Evans Johnson, Fernando Lara, Gordon Douglas Myren, Hal Myshrall, İvan Wanis-ruiz, James Pizzinato, Jeb Beach, Johnny Otto, Karin Konoval, Kevin O.grady, Kis Yurij, Leah Gibson, Luc Roderique, Madison Bell, Mark Henriques, Matteo Mazziotti, Mattie Hawkinson, Meredith Grantier, Monica Mustelier, Panou , Robin Nielsen, Syn Narula, Terry Notary, Tracy Spiridakos, Trevor Carroll

Maymunlar Cehennemi Filminin Kısaca Özeti:


Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (Rise of the Planet of the Apes) Yönetmenliğini ingiliz, Rupert Wyatt'ın 4. uzun   film olan Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (Rise of the Planet of the Apes)'ta, Maymunlar Cehennemi  efsanesinin oluşumuna tanık olmaktayız. Fransız yazar Pierre Boulle'nin aynı adlı romanından ilki 1968'de uyarlanmaya başlayan serinin, 2011 yapımı olan filmi  olmak yerine maymunların insanoğlunu   alt etmesini ve üstün bir ırk olduğunu hakimiketini kurduğunu anlatan   durumları sinemaya taşımaktadır.

Maymunlar Cehennemi filminden Sahneler

sinema

sinema

sinema

Arabalar 2 ( Cars 2 ) filmi

sinema

Filmin Türü: Animasyon / Komedi / Macera / 3D
IMDB Puanı: 6.6
Filmin Yönetmeni: John Lasseter, Brad Lewis
Vizyon Tarihi: 19 Ağustos 2011
Filmin Oyuncu Kadrosu: Seslendirenler : Cem Yılmaz, Owen Wilson, Michael Caine, John Turturro, Michael Keaton, Thomas Kretschmann, Emily Mortimer, Tony Shalhoub, Jason Isaacs, Joe Mantegna, Bonnie Hunt, Cheech Marin, Peter Jacobson, Larry The Cable Guy, Jenifer Lewis, Guido Quaroni, John Ratzenberger

Filmin Kısaca Özeti:

Dünyanın en çok sürat yapan aracını  bulmak için  Dünya Şampiyonası'nda yarışmak için deniz aşırı bir seyahate  çıkmaktadır. Mater, çukurlar, sapaklar ve sürprizlerle dolu şampiyonluk yarışında, kendisini ilgi çeken  uluslar arası bir maceranın içinde bulur. Araba yarışında Şimşek McQueen'e yardım etmek ve gizli bir casusluk zamanında kendinden beklenenleri yapmak veya yapmamak arasında kalmaktadır. Her sahnesi maceralarla dolu aksiyonun zirvesine çıkarak muhteşem animasyon filmi izlemeden geçmeyin Mater'ı, Japonya ve Avrupa caddelerinde  yaşanan heyecan ve aksiyon dolu bir film.

sinema

sinema

sinema

Etiketler: Cars 2, Cars 2 , Cars 2 filmi, Cars 2 tanıtım, Arabalar 2, Arabalar 2 filmi, Arabalar 2 tanıtımı, sinema, aksiyon filmi, macera filmi, arabalar fimi,

Uzaylıların Şafağı ( Attack The Block ) filmi

Uzaylıların Şafağı ( Attack The Block ) filmin Tanıtımı

Filmin Türü: Bilim Kurgu / Macera
IMDB Puanı: 7.4
Filmin Yönetmeni: Joe Cornish
Vizyon Tarihi: 26 Ağustos 2011
Filmin Oyuncu Kadrosu: Nick Frost, Jodie Whittaker, Chris Wilson, Luke Treadaway, Adam Leese, Alex Esmail, Flaminia Cinque, Franz Drameh, Joey Ansah, Jumayn Hunter, Lee Nicholas Harris, Terry Notary

Filmin Kısaca Özeti:

Sam tam kaçacakken aniden gökyüzünde parlak madde belirir ve hızla yanlarındaki arabanın üzerine meteor gibi düşerek paramparça eder herşeyi ve çete gökyüzünden aniden gelen amansız misafiri haklamakta hiç geçikmez. Sopalarla öldürdükleri 1 metre boylarında, tüylerle kaplı uzaylıyı saklayacak yer ararlarken başlarına ne kadar büyük bir bela sardıklarının da farkında değildirler...

sinema

sinema

sinema

sinema

Kolombiyalı: İntikam Meleği ( Colombiana ) filmi

Kolombiyalı: İntikam Meleği ( Colombiana ) filmi Tanıtımı

Filmin Türü: Macera / Aksiyon
IMDB Puanı: 6.5
Filmin Yönetmeni: Olivier Megaton
Vizyon Tarihi: 26 Ağustos 2011
Filmin Oyuncu Kadrosu: Zoe Saldana, Cliff Curtis, Michael Vartan, Callum Blue, Amandla Stenberg

Filmin Kısaca Özeti:

Kolombiyalı: İntikam Meleği.Avatar ile ün kazanan Zoe Saldana'nın muhteşem bir filmi, tek başına aşamaları geçip geçmeyeceğini   görmeye hazırlanın. Yıl 1992. Yer Kolombiya. 9 yaşlarında olan Cataleya anne babasının acımasızca öldürüşüne  seyirci kalır ve kendisi de öldürmek isteyenlerin elinden  şans eseri kurtulur. Bir mafya olan amcası Emilio ile Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamaya başlar Bundan 15 sene sonra, bir kiralık katil olarak amcası için çalışacak ve arkasında  hep anne babasının katilleri için bir kartvizit bırakacak. Her kurbanın göğsüne çizdiği bir orkide. Sevdiği her ne varsa bu uğurda kaybetmeye hazırdır. Çünkü  anne ve babasının intikamını almak için and içmiştir.

sinema


sinema


sinema

Bilgi Bilinmeyen Bilinemez ve Bilinebilir

Bilim Felsefesi
Bilme hâdisesi, esas olarak, bilen kişi (özne), bilinen şey (bilgi) ve bilgi edinme işlemi olmak üzere üç unsurdan oluşur. Bilgi, tabiatı gereği sınıflandırıldığında, nesnel (objektif veya müşahhas) ve soyut (mücerret), fizik" ve metafizik", madd" ve ruh" gibi çeşitli alt gruplara ayrılabilmektedir. Her bir bilgi çeşidinin kendine has öğrenilme yolları vardır. Bu noktadan, hangi bilgi çeşidine talipseniz onun metotlarını kullanarak o bilgiyi öğrenebilirsiniz. Meselâ, "bilimsel bilgi"yi arayan kişi, kendini objektif, fizik" bilgiyle sınırlamıştır ve illiyet (sebep-netice) mekanizmalarını çözmek zorundadır. Ayrıca edindiği bilgileri, şüphe süzgecinden geçirmelidir. Aynı şekilde din" bilgileri kazanmaya talip olan kimse, inancının temel özelliklerini taklitten ziyade tahk"ke (araştırmaya) dayalı olarak akıl ve mantığın süzgecinden geçirerek öğrenmeli ve birinci derecedeki kaynakları inceleyerek bilginin doğruluğunu kontrol etmelidir. Din" bilgi; müşahede ve tecrübeden ziyade, inanmaya, aklın ve mantığın prensipleriyle tartmaya dayalı olarak öğrenilen bilgidir, fakat bu husus, gözlem ve deney yapmaya da engel değildir.
Başka bir açıdan bilgi, bilinmeyen, bilinemez ve bilinebilir olmak üzere üç alt grup altında incelenebilir. Bu sınıflamada esas alınan kriter, insanın sahip olduğu bilgi edinme ve öğrenme vasıtaları ile kazanılmak istenen bilgi çeşididir. Bir de insana ait olmayan, Allah'ın sahip olduğu bilgi vardır ki, insanoğlu bu bilgiden ancak, peygamberler ve semav" kitaplar vasıtasıyla nasiplenebilmektedir. Bu bilgilerin bir çoğunun anlamı mutlak olduğundan, bunların doğru anlaşılabilmesi de ancak belli bir eğitim ve öğretim neticesinde mümkün olmaktadır.

"Bilgi çağı" dediğimiz günümüzde, farklı düşünceye sahip kişiler arasında sağlıklı bir iletişim ancak; hangi bilgi çeşidinden bahsedildiği ve o bilginin uygun usullerle nasıl kazanıldığının farkında olunmasıyla mümkün olacaktır. Bilhassa son birkaç asırdır, ideolojik gruplar, "bilimsel bilgi" ile "din" ve ahlâk" bilgi"yi karşı karşıya getirmeye çalışmışlar ve birbirlerine zıt oldukları intibaını vermişlerdir. Bu grupların, bilimin metotlarıyla bilinmeyen, ama başka metotlarla bilinebilir olan, veya asla bilinemez olan bilgi çeşitleri arasındaki farkı ve sınırları kavramaları gerekmektedir. Bilgideki çeşitlilik, gerçekte biri diğerinin tamamlayıcısı iken, çatışmacı bir bakış açısıyla birbirlerinin düşmanı gibi algılanmaktadır. Aslında, tabiattaki çeşitlilik de, "farklılıkların bütünlüğü ve birliği" prensibini bizlere öğretmektedir. Sadece bu anlayış sayesinde, farklı bilgilere sahip kesimler arasında anlaşma ve barış sağlanabilecektir. Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak, "bilimsel bilgi" ile din" (inanç) bilgi, farklı bilgi çeşitleri olup bunlar farklı metotlarla elde edilebilirler ve bu iki bilgi, insan hayatında anlamlı bir bütün oluşturur. Burada kritik olan husus, farklı iki metotla elde edilen bu bilgilerin günlük hayatta sağlıklı bir sentezinin yapılabilmesidir.

Bilinemez şeylerin neler olduğu ve sınırları, gerçekte felsefe ve epistemolojinin konusu olup, bu konularda filozoflar kendi aralarında tartışmaktadırlar.

"Bilinmeyen" ve "Bilinemez" Problemi
Modern bilimdeki*, bilinmeyen ve bilinemez kavramlarının mânâsı nedir? Ve bunlar arasındaki sınırı belirleyebilir miyiz? Mantık bilimiyle uğraşan Kurt Godel'in 1931 yılında, bilimin iletişim dili olan temel matematikle asla ispatlanamayacak veya çürütülemeyecek önerme ve kabullenmelerin (belirsizlik teoremi) var olduğunu göstermesi, bilim dünyasında şok etkisi yapmıştı. 1980'li yıllarda İngiliz matematikçi Turing ise, Turing makinesi olarak bilinen bir bilgisayarda, belli bir soyut problemin doğru cevabının önceden verilemeyeceğini ispatlamıştı. Acaba bu iki tespit, bize bilimde bilinemezlerin yeri ve derecesi konusunda birşeyler söylemekte midir?

Matematikten yola çıkarak onun tespitlerini bütün bilimlere uygulamak ne ölçüde doğrudur? Amerika'daki Alfred P. Sloan Foundation isimli kuruluşun başkanı Ralph Gomory, bilimi üç alt parçaya bölerek daha iyi anlayabileceğimizi belirtir. Bilim dünyasında bilinenler, bilinmeyenler ve bilinemezler vardır. Okullarda ve üniversitelerde öğretilenler, bilimin bilinenler kısmını oluşturur. Bunlar aynı zamanda bilim müzelerinde ve sergilerinde gösterilen bilgiler olup, nelerin başarıldığının bir özetidir. Bilim adamları ve araştırmacılar ise bilinmeyeni araştırıp, onu bilinebilir kılmanın heyecanını duyarlar. Gomory'e göre bir gün bilimde şu an için bilinmeyen şeylerin bir kısmı, bilinebilir hâle gelebilir. Ancak bilinemez olanlar ise asla hiçbir zaman bilinemeyecektir. İşte bilimin sınırını, bilinmeyen ile bilinemez arasındaki ince çizgiler belirler. Bazılarına göre, bu sınırlar çok katı olup, önceden belirlenmiştir ve asla değişemez. Bazılarına göre ise, bilim ve dinin sınırları gibi, bu sınırlar izaf" olup, değişebilir ve genişleyebilir. Bu konuda açık ve esnek görüşlü olup, bilinmeyen ve bilinemez arasında veya bilim ile din arasında çok kesin ve katı sınırlar oluşturmamak lâzımdır. Bugün cevabı bilinmeyen ama gelecekte bilinebilir olan sorular vardır.

Yeryüzü sisteminin dinamik işleyişi modellenebilir ve bu meyanda zelzelelerin tahmin edilemez yapısı anlaşılabilir mi? İnsanlığın yaptığı üretim ve tüketim faaliyetlerinin yerkürede yapabileceği cidd" değişiklikler neler olabilir ve bu nasıl önlenebilir? Başka gezegenlerde akıllı yaratıklar var mıdır? Varsa onlarla nasıl ve ne şekilde irtibat kurulabilir? İnsanda şuur gelişimi nasıl ortaya çıkmaktadır ve hür iradenin beyindeki fizik"-kimyev" hâdiselerle münasebeti nedir? Ekonomiyi, kaosa götürmeden belli bir nizam ve sistem içinde sürdürülebilir kılmanın kaideleri nelerdir? Bu soruların hangilerinin cevabının bilinemez olduğunu önceden ispatlayabilir miyiz?

Joseph Traub'a göre, Godel'in teoremi, matematiğin gücünü sınırlar. Belli bilimsel soruların cevaplanamaz olduğu konusunda herhangi bir şey söylemez. Ayrıca bilimde belli soruların cevaplanamaz olmasını belirleyen bazı hususların var olduğuna inanır.

Birincisi: Arkeolojide, tarihte ve dillerin ortaya çıkışında, verilerin yetersiz olması.

İkincisi: Bazı hâdiselerin birlikte, eş zamanlı olarak ortaya çıkması veya bulunması sonucunda bunları ayırt edemeyişimiz, belli olayları açıklamayı zorlaştırmaktadır. Örnek olarak, hayatın ilk ortaya çıkışında bir çok hâdisenin birlikte eş zamanlı olarak ortaya çıkması ve bunlar arasında sebep sonuç münasebetinin ayrıştırılamaması verilebilir.

Üçüncüsü: Kaynakların ve metotların yetersizliği. Meselâ bugün var olan çeşitli teorilerin hangisinin doğru ve geçerli olduğuna dair yapılacak deneyler için, enerji ve kaynak yetersizliği veya metot, deney hazırlamanın yetersizliği örnek olarak gösterilebilir. Bu noktadan bir şeyin bilinemez olduğunu belirtirken çok dikkatli olmalıyız. En azından gerekçelerini doğru şekilde ortaya koymadan bir şeyin bilinemez ve cevaplanamaz olduğunu iddia etmek bilimsel gelişmelerin ve ilerlemenin önünü tıkamak olabilir. Öte yandan bir çok bilim adamı ise bunun tam tersine, bilimin cevaplayamayacağı, bilinemezler âleminin varlığını reddetme eğiliminde olup, bilimin gerçekte bilinebilir olan âlemi anlama ve çözümleme gayreti olduğunu kabul eder.

Bilimdeki Gerçeğin Farklı Boyutları
Amerika'daki seçkin dâhilerin istihdam edildiği ve 21. yüzyıl üniversite modelinin prototipinin şekillendirildiği Santa Fe Enstitüsü'nde değişik branşlardan bilim adamları, kendi alanlarında bilinmeyen ve bilinemezler arasındaki sınırları çizebilmek için belli aralıklarla toplantılar yapmaktadırlar. Bu kişiler bilimde gerçeğin veya realitenin beş ayrı boyutu olduğunu vurgulamaktadırlar. Bunlar fizik" ve objektif âlemin gerçekliği, bu gerçekliğin matematik modellerine dayalı gerçeklik, bu modellere dayalı olarak üretilen bilimsel bilgilerin ve yorumların tasvirine dayalı olarak üretilmiş ve yorumlanmış gerçeklik, bilgisayar ortamında üretilen siber (sanal) gerçeklik, bilgisayar ortamında yapılan simulasyonlara (taklit benzetmelere) dayalı olarak üretilen gerçeklik. Bu, bize gerçek ile gerçeğin modellerinin farklı olduğunu söyler. Bazı araştırmacılar ise birisi fizik" dünya veya tabiat, diğeri de bilgisayar olmak üzere sadece iki gerçek dünyanın olduğunu kabul ederek, her iki dünyanın da ayrı ayrı modellenmesinin söz konusu olduğunu belirtirler. Bu noktadan bilimde bilinmeyen ve bilinemez arasındaki sınırı oluştururken, hangi gerçekliği veya modeli kullanacağımız önemli olmaktadır.

Bu ayırımları aşağıdaki örnek üzerinde akla yakınlaştıralım. Bütün canlılar, proteinlerden yapılmıştır. Bu proteinlerin, fonksiyonel olabilmeleri için üç boyutlu yapı şeklinde katlanmaları gerekir. Bu katlanmanın muhtemel şekillerinden bir veya bir kaçı fonksiyonel iken diğerleri mânâsız katlanmalar kümesini oluşturur. Canlı sistemlerde sentezlenen bir proteinin doğru şekilde katlanması milisaniyeler içinde gerçekleşir. Bugün en süper bilgisayarları kullansak da protein katlanması olayını bilgisayar ortamında taklit edemiyoruz. Bilgisayar ortamında kullanılan teori ve algoritmalar yetersiz olduğundan, model ve gerçek arasında uyumsuzluk söz konusudur.

Bunun temel sebebi ise, canlı sistemde, aminoasitlerin sırasının, doğru katlanmayı kolayca gerçekleştirebilecek şekilde seçilmiş olmalarıdır. Bilgisayar ortamında ise biz bu seçimi nasıl modelleyebileceğimiz konusunda yetersiz bilgiye sahibiz. Çünkü gerçek ile gerçeği algılama ve zihinde oluşturma olayı bire bir örtüşmemektedir. Bu konuda geçmişte Niels Bohr, felsef" tartışmalara bir açılım kazandırabilmek için "ben gerçeği anlayamam ancak onu tahmin edebilecek bir matematik" model geliştirebilirim" diyerek, yapılabilecek olanı özetlemiştir. A. Einstein ise, matematik modellere dayalı teorilerin tanımlayabileceği bir gerçeklik olduğuna inanmıştır. Bugün ise benzer" tartışma bilim dünyasında Bohr'un görüşlerini savunan Stephen Hawking ile Einstein'ın fikirlerini savunan Roger Penrose arasında devam etmektedir.

Bilimin Sonu mu?
Bilimin sonu geldi diyenlerin temel dayanakları, kâinatın fizik" gerçekliğine dair temel keşiflerin yapıldığı iddiasıdır. Onlara göre, bundan sonra geriye onun muhtevasını doldurmak kaldı. Meselâ atom altı parçacıklar bulundu. Canlılığı kodlayan moleküller bulundu ve bununla genler tespit edilmeye başlandı. Uzay teknolojisini mümkün kılan temel teoriler geliştirildi. Belki bundan sonra temel buluşlar yerine daha çok teknolojik ürünler geliştirilecektir. Ayrıca bilime bu kadar para ve destek olunmasına rağmen bilim tek başına insanlığın problemlerini çözemedi ve kan dökülmesine mâni olamadı. O hâlde bundan sonra paralar daha çok, insanı tanımaya ve onun refah ve huzurunu sağlayabilecek bilimlere (sosyal bilimler, din" ve ahlâk" bilimler) yatırılmalıdır. Ayrıca tek başına bilimsel bilgi her şey demek değildir. Bilimin bulgularının insan" ölçüler içinde insanlığın yararı doğrultusunda kullanılabilmesi için ahlâk" ve din" bilgi çeşitlerine de ihtiyacımız olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün Batı'da etik dersleri, üniversitelerde mecburi dersler hâline gelmiş bulunmaktadır. Daha müşahhas, cevaplanabilir ve fayda değeri yüksek sorular üzerine araştırmaların yoğunlaştırılmasının gerekli olduğuna inanan bilim adamları da vardır.

Diğer yandan ise, "hayır, bilimin sonuna gelinmedi, daha yapılacak ve bulunacak çok şey var" diyenler de var. Bu kişiler ise, bilimin kabul ettiği metotlar aracılığıyla keşfettiklerinin henüz çok az olduğunu, bilimlerin kendi aralarında ve sosyal bilimlerle çaprazlanmasıyla yeni interdisipliner araştırma alanlarının ortaya çıktığına dikkat çekmektedirler. Ayrıca, şimdiye kadar yapılan keşiflerin temelde indirgemeci bilim anlayışıyla gerçekleştiğini bundan sonra bilimde hâkim paradigmanın, sistemci düşünme olacağını ve her şeyin bir bütün hâlinde ağ tabanlı etkileşimlerinin araştırılacağını ve bunun bizim kâinat ve bilim anlayışımızda çok farklı pencereler açacağını vurgulamaktadırlar. Şimdiye kadar, parçaların bilgisi üzerine yoğunlaşan bilim dallarının bundan sonra sistemlerin ve karşılıklı münasebetlerin tabiatını anlama üzerine yoğunlaşacağı belirtilmektedir.

Burada bahsedilen modern bilim; gözlem, deney matematik" modelleme ve açıklama yoluyla kâinattan elde edilebilen bilimsel bilgi anlamında olup, din" ilimleri ve bilgileri içine almamaktadır.

Dr. Selim AYDIN

Çöl Tozu İle Yağmur Yağdırmak

teknoloji

Hacettepe Üniversitesinin buluşu, Çöl Tozu  Yağmur Yağdırmak

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümü tarafınca, çöl tozu ile yağmurun yağmasını yağmasına olanak sağlayan yeni bir icatla  dikkatleri üzerine çekti. Çevre Mühendisliği bölümünün öğretim üyesi olan Profesör Doktor Cemal Saydam, açıklama yaptı. Ekosistemi  dünya çapında  ilgilendiren bu buluşun çok önemli bir yeri vardır. Kar ve yağmur'un yağmasının sağlanabileceğini vurgulamıştı, çöl toz tanelerinin bulutlara serpiştirilmesi sonucu  ile   yağışın olması  gereken bölgede yağışın olabileceğini  bildirmişti.

Bu yeni buluşun çöl tozları ile  yağışa imkan vereceği konusunda patentinin alındığını açıklandı. Hiç bir şekilde kimyasal birleşim sonucu olmadan  meydana getirilen  yağmur damlacıkları, sadece doğal yollar ile oluşturulmaktadır.

Samsung Galaxy S4 Zoom

teknoloji

Samsung bugün gerçekleştirmiş olduğu açıklama  ile Galaxy S4 Zoom yeni akıllı telefonunun  tanıtımını gerçekleştirdi. Geçen sene Galaxy Camera modelinin tanıtımını yapan Samsung’un bu cihazı ile aynı zamanda  telefon ve  fotoğraf makinesi olarak kullanıma sundu. Hem telefon hemde fotopraf makinesi olarak kullanılıyor. Özellik yönünden orta segmentli olan yeni cihaz Galaxy S4 Zoom’un Galaxy Serisi telefonlarına nazaran biraz daha geniş  yapıda tasarlanmış  olması dikkatleri çekmektedir.. 4.3-inç büyüklüğünde ve 960 x 540 piksel çözünürlüğe sahip  Super AMOLED ekranı ile yeni model 1.5 GHz hızında çalışmaktadır. İşlemcisi çift çekirdekli, Exynos. Android 4.2.2 işletim sistemi ile bu model  1.5 GB RAM bellek bulunmaktadır.


teknoloji

16 MP çözünürlükte olan ve  arka kamera bulunan S4 Zoom genel  olarak 16:9 görüntü kalitesinde 12 MP video kaydı yapabilmektedir. 26 farklı kamera modu ile gelen akıllı fotoğraf çekimi ve video kaydı için kullanıcılarına oldukça  fazla  sayıda ince ayar özelliği sunuyor. Arka kısım kamerasının  yanı sıra 1.5 MP ön kamera bulunmaktadır. Bu modelde  microSD kart yuvasınada yer verilmiştir.

LTE, Wi-Fi, Bluetooth 4.0 ve NFC gibi teknoloji ile üretilmiş olan  Galaxy S4 Zoom, 2.330 mAh büyüklüğe sahip bir  batarya ile kullanıcısına geliyor. 20 Haziran’da Londra’da gerçekleşmesi beklenen Samsung konferansında  tutkunlarının kolaylıkla  inceleyebileceği bu telefonun şu sıralar hangi tarihte  satışa sunulacağı bilgisine yer verilmemiştir.