-->

Slider

İlgi Çeken Videolar

Sağlık

Teknoloji

Sinema

Televizyon

Ne Nedir?

En5 Konular

Dört yanım dilsiz duvarlar

Dört yanım dilsiz duvarlar

Karşımda kör bir pencere
Dört yanım dilsiz duvarlar
Hayalim uzanmış gibi yere
Tavanı izlerken kelimelerim susarlar
Yağmur damlaları düştü kaç kere
Gezindigim dapdar, simsiyah sokaklar
Adını koymadım bendeki sebepsiz ürpermelere
Gerçeklerimi çaldı içimdeki sancılar
Çaresini bulamadım içimdeki titremelere
Belli ki sonu yine bitmeyen acılar.

(DENİZ TAŞKAN)


Yazarımızın bir önceki  yazısını  okumak isterseniz  aşağıdaki  bağlantıyı  ziyaret  etmenizi  öneriririz.


Bazen insan yazmak ister

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Bazen insan yazmak ister (Deniz Taşkan)

Bazen insan yazmak ister. Neyi, nasıl bilmez ama yine de yazmak ister. Kimi insan dilini kalem kılar diliyle yazar; kimi insan kalemini dil kılar söyleyerek yazar. Ruhunun sonsuzluğunda ki fırtınalarını başkasının denizinde koparmak ister, onu arzu eder. Amacı karşısındakine zarar vermek vermek değil,.sadece paylaşmaktır, anlaşılmaktır. Ruhunun dostunu bulanlara ne mutlu. Bulamayanlar ise cehennemi şimdiden yaşamaya başlar. Vay ona vaylar ona. Sen var dostunu bulmaya bak. Cenneti şimdiden yaşamaya bak ey gönül.

Bazen insan yazmak ister  (Deniz  Taşkan)


Dostunu bul karanlığın girdabından çık kurtul. Dostunu bul yanlızlığın bataklığında çırpınma. Dostunu bul mânâ denizinin dalgalarında savrulma. Hasretini çektiğin özlemleri muradın bil dualarına ekle. O dostuda duana âmin bil. O dostu avuçlarının içinde kader, O dostu alnında yazı bil. O dostu gündüzünde şems, O dostu gecende kamer bil. O dostu gözlerini kapayınca hâyal, O dostu gözlerini açınca hakikat bil. Yeter ki O dostu bil. Zaten bulmak, bilmekten geçmez mı? Kim ki bilmek ister o zaman bulmalı, aramalı. peki kime kendini buldurmak ister? Tabi ki kendini bilmek isteyene. O zaman kendini kime bildirie? Hiç şüphesiz sevdiğine. Eğer o dost birine kendini bildirmek, buldurmak istiyorsa demek ki ona muhabbeti vardır. Dolayısıyla kendini ona arattırır.

Onu arayanlara ve Ona arama payesine erişenlere ne mutlu. Dostu bulmak temennisiyle dostla kalın...

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Geceler..

Geceler kendinle buluşmanın mekânıdır. Kendini bulduğun adrestir. Kendini okuduğun kitap, yazdığın defterdir. Sırrını paylaştığın sırdaş, elinden tutan dosttur. Gökyüzünün ardındaki yıldızları görmen için açılan bir penceredir geceler. Gündüzün üzerine örtülen geceler; varmak istediğin menzil, masallarda ki ulaşılması imkansız olan kaf dağıdır. Ne zaman konuşmak istesem beni dinler geceler. Kulun rabbiyle başbaşa kalmasına halvethanedir geceler. Maşukun aşığının aklına düşüpte bir türlü çıkamadığı girdaptır. Gözlerimdeki yaş, yüreğïmde bir sızı, aklımda hasrettir geceler.
Yani benim için herşeydir geceler.

Geceler..



GECELER

HERŞEY İÇİNE ÇEKİLİR YİTİRİR ANLAMINI

ARTIK HERŞEY GİZLİDİR BULAMAZSIN ZAMANINI

SEN GECELERE AYNISIN GECELER SANA AYNI

SESSİZ BİR ÇIĞLIK GİBİ HAYKIRIR geceler.


ŞEHİR GİRER KABUĞUNA BÜRÜNÜR SESSİZLİĞE

O AN`DA HERKES MAHKUMDUR YANLIZLIĞA

DURMADAN GİDİYORSUN UÇSUZ BUCAKSIZ KARANLIĞA

UZAYAN BİR HAL BİTMEZ geceler.


SİMSİYAH GÖZLERLE DURMADAN İZLER BİRİ

YAŞAMAZ O AN'DA NE ÖLÜ NEDE DİRİ

NEFES ALMAZ NE GÖĞÜ NEDE YERİ

ATMAYAN BİR NABIZ GİBİ YAŞAMAZ geceler


DENİZ TAŞKAN

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami, şiirler ve genel konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Beklenen

Her ne kadar yalnız doğup yalnız ölsek de insan hayatta kalbine mukabil bir kalp ister. İnsan ne kadar nefsine düşkün bencil bir olsa da yine de bir şeyler paylaşacağı bir eş, bir yoldaş, bir sırdaş ister. Onunla ne zaman karşılaşacağını onunla ne zaman tanışacağını merak eder durur. Başını yastığa koyduğu an onun hayalini kurarak uykuya dalar ya da hiç uyku tutmaz. Beklemek zordur sabır ister ama bir o kadar da insanı mutlu eden ruhuna lezzet katan bir haldir. Bir de neyi beklediğini bilirsen lezzet kat ve kat daha artar. Çünkü beklediğin insan bir anda hayatına merkez olur, yarım hayatına bütün olur. Hayatının yap bozuna parça olur eksiğini tamamlar, gündüzüne güneş olur aydınlatır gecene ay olur parlatır yani sadece sen iken o gelir ve biz olur çıkarsın. Boş bir beden iken ruh olur sana, can bulursun. Sen kelime iken o sana mânâ olur. Artık bundan sonra iki kişilik bir hayat yaşamaya başlarsın. Belki de hiç gelmeyecektir bilemezsin ama yine de beklemek güzeldir o ümit ile yaşamak hayata anlam katar.

Beklenen


İnsan hep bir bekleyiştedir zaten. En büyük bekleyiş bu olsa gerek. Hayat boyu beraber olabileceği bir yoldaşı. Bu bekleyiş zordur lakin. Sevgi ister, emek ister, muhabbet ister ve en önemlisi sadakat ister. Beklediğinin nasıl olmasını istiyorsan sende beklerken öyle olmak zorundasın. Eğer bunlar olursa bunun adı bekleyiş olur. Ne güzel demiş Üstad Necip Fazıl;

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar.

‎Ne kadar uzun beklerseniz bekleyin ama asla vazgeçmeyin vazgeçerseniz artık hayat sizin için bitmiş demektir. Yaradanın emanetini bekleyin, unutmayın HAYAT BEKLEMKTİR.

Allah'ım bir bekleyiş içinde olanlara beklediklerini nasip et.
Hz. Yakub (a.s.)


https://mobile.twitter.com/dnztsk_89

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

İnsan Nasıl Sevmeli (Deniz Taşkan)

İnsan sevmeli.

Sevmenin hakkını vererek sevmeli. Harama düşmeden sevmeli. Bir sevgiliyi razı edicem derken diğer sevgilinin rızasından uzaklaşmadan sevmeli. Gecenin bir vakti güzelliği apaçık ortada olan bir ay gibi sevmeli. Zifiri bir karanlıkta parlayan bir yıldız gibi sevmeli. Göğü ötelerin ardına kadar kaplayan bulutların ardından yağan yağmur gibi sevmeli. Bir neyzenin ney'ine olan muhabbeti gibi sevmeli. Sokakların lambaları, masalların kaf dağını, karıncaların rızkını arayışı gibi sevmeli.

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar,
demişti üstad Necip Fazıl Kısakürek.

İşte böyle sevmeliydik. Şu dünyada hangi şeyi düzgün yaptık ki sevmeyi yapalım. O da elimizde perişan oldu, heba oldu gitti. Kıymet bilmezliklerimizin içine birde sevgiyi koyduk. Ziyan ettiklerimizin haddi hesabı yokken birde sevgiyi ziyan ettik.


İnsan Nasıl Sevmeli (Deniz Taşkan)


İnsan sevecek, hep sevecek, daima sevecek. Sevmeyi bıraktığımız gün insanlığıda bıraktığımız gündür. Sevmeyenden ümit beklenmez. Siz siz olun hep sevin. Bilirim insanın sevmesi uçurumdan düşmekten farksızdır. Sonuna kadar düşmeliyiz o uçurumdan. Korkmayın o uçurumun sonu bir gönüle çıkacaktır.

Korkma gönül, korkma sen
Her gece sabah olur
Her doğan gün kocayıp
Koca bir ziyan olur
Al ki dizginlerini
Eline küheylanın
Yoksa yollar dönülmez
Koca bir Serab olur.


Ahmet Günbay Yıldız


Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

İnanmak İnsana Ne Kaybettirir? (Deniz Taşkan)

Bir gece otururken aklıma şöyle bir soru geldi. Yeryüzünde her dinden insanlar var. Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, güneşe tapanlar,aya tapanlar, yıldıza tapanlar, putperest, zerdüşt vs. Hepsi kendi inancı gereği bir şeylere inanıyorlar.

Aklıma gelen soru şu. "İnanmak insana ne kaybettirir?"


Bu soru şu sebeple geldi. İnanmayan insanlar özellikle İslam dinindekiler başta olmak üzere inanan insanlarla çok uğraşırlar( genelleme değil, inanmayanların içinde insaniyetini kaybetmeyenler de var), onların inançlarındaki kutsal değerleriyle alay edip hatta hakarate, küfüre kadar götürenler oluyor. Maalesef bu dünya genelinde olan bir sorun. Açıkçası cevabını tek başıma bulabileceğim bir soru değil. Belki aranızda fikri olanlar vardır. 


İnanmak İnsana Ne Kaybettirir? (Deniz Taşkan)


Acaba bazı şeyleri daha rahat yapabilmek için kendilerini mi kandırıyorlar, yoksa inanan insanlara kıskançlık gibi bir duygu mu besliyorlar? Yoksa inançların bazı yükümlülükler getirmesinden mi korkuyorlar? Ya da bizim bilmediğimiz başka bir sebep mi var?

Ne diyelim Rabbim hepsine ve hepimize hidayet nasip eylesin. İnanmayanlara İslam'a girmesine sebepler nasip etsin. Yanlış inançta olanlarada doğru yolu göstersin inşaAllah.

SELAM VE DUA İLE


Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Bakmak ile Görmek Arasındaki Fark (Deniz Taşkan)

Bakmak ile görmek arasında fark varmı sizce?

Bence var.

Risale-i Nur ile tanıştıktan sonra anladım ben bunu. Hakikaten bakmak ile görmek arasında dağlar arasında fark varmış. İlk zamanlar okuyordum lakin anlamıyordum. Uzun süre meşgul olanlardan öğrenmiştim. İlk başlarda anlayamazsın. Sen onu samimi, ihlaslı bir şekilde okuduğunda o kendini sana açacaktır, dediler. Gerçektende okudukça anladığımı farkettim. Anlamadığım yerler muhakkak var ama anladığım kısımlarda oldu ve ben bazı hakikatlerin farkına vardım. Ama ondan önce insanoğlunun yaratılış gayesini, dünyadaki vazifesini, aslında bu dünyada başıboş olmadığını, Allah'ın, ahiretin, peygamberlerin, meleklerin, kitapların, hesap gününün kesinliğini sana ispat ediyor. Biz bunları zaten biliyoruz, iman ediyoruz diyorsunuz ama Risale-nur'u okudukça imanınızdaki kuvvetlenmenin farkına varacaksınız. İnsanın sadece Kuran'i Kerim'i değil, kainatın ve insanında okunacağının farkına vardırıyor. Rabbimizin kainattaki esmalarının tecellilerini kör gözlere gösteriyor.

Bakmak ile Görmek Arasındaki Fark (Deniz Taşkan)


Mesela; bir ağaçtan meyve aldığımızda Rabbimizin "Er- rezzak, El-kerim" isimlerinin tecellilerini farkediyorsunuz. Keza yine topraktan meyve- sebze almamız, bir annenin bebeğini emzirmesi, hayvanat aleminde annelerin yavrularını beslemesi bize yine aynı isimleri gösteriyor. Gündüz güneşte, gece ay ve yıldızlarda "En-nur" ismini gösteriyor. İnsanların birbirine ya da insanların hayvanlara zulmettiğinde hemen cezalandırmayıp sabretmesi bize "Es-sabur" ismini gösteriyor. Yeryüzünde oluşan doğal afetler rabbimizin "El-celal" isminin farkına vardık.

İşte bunlar ve bunlara benzer benzer daha çok farkına vardığımız hakikatler oldu elhamdulillah.
İslam'a ve ümmete hakiki hizmet böyle olur. Hayatını Allah için, peygamber-i zişan için, İslam ve ümmet için hapisten hapise, sürgünden sürgüne geçirmiş bir İslam kahramanıdır BEDİÜZZAMAN hazretleri.

Rabbim ondan ebeden razı olsun.

Amin.

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Ölümü Hatırlamak (Deniz Taşkan)

Her nefesin sonu ölüm. Her saltanatın sonu ölüm. Her acının yada mutluluğun sonu ölüm. Her sorunun cevabı, her cevabın sonu ölüm. Şu fani hayatta neyle meşgul olursan ol nihayeti ölümdür. Kelime aynı olsada manası herkese göre farklıdır. Kimine göre sonsuz bir azab, kimine göre ebedi bir mutluluk.

Ölümü Hatırlamak (Deniz Taşkan)


Ve insan aldandı. Her gün ölümü gördüğü halde kendini ebedi zannetti. Oysa ki herşey fani ve bir gün elinden çıkıp gidecek. Ah o doymak bilmeyen nefis, gerçekten büyük bir düşman. Devletlerin başında durupta koltuğunu vermemek için insanları katledenler. Hiç geçmişe bakmazlarmı? Nice firavunlar, nemrutlar, karunlar geldi geçtide hiçbirşeyleri onları ebedi kılmadı ya da buradan hiçbirşey götüremediler.

Ve insan aldandı. Hergün televizyonlarda, gazetelerde boy boy çıkanla; ben şöyleyim, ben böyleyim diye böbürleneneler ölüm sizede geldi ve gelecek. O şan, şöhret, şeref, nam, mal, mülk sizide ebedi yapamayacak. Üstad Bediüzzaman ne güzel buyurmuş. "Dünyevi dostlar ve rütbeler ancak kabir kapısına kadardır."

Bu dünyanın herşeyi insanı aldatır. Sende ebedi kalacağını zannedersin. Sen sen ol sakın aldanma. Gaflete düşme, kibirlenme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Yaratılışını unutma bir zamanlar bir damla suydun. Kendinden haberin yoktu. Rahman seni yokluk aleminden aldı ve varlık alemine koydu. Şimdi bu kendini beğenmişlik niye. Bu caka atmalar, bu tepeden bakmalar niye. Ölümü hiçbir zaman unutma. Kibir tepesinden düşersen dönüşü olmaz bu düşüşün.

Her daim Yunus gibi olmaya bak.

"Sular hep aktı geçti
Kurudu vakti geçti
Nice han, nice sultan
Tahtı bıraktı geçti
Bu dünya bir penceredir
Her gelen baktı geçti."

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Bükülmeyen El Öpülür (Deniz Taşkan)

Çok fazla siyasetle meşgul olan biri değilim ama küçükte olsa bir şeyler yazacağım. Bu yazdıklarım tamamen kendi fikrimdir. Malum son seçimde Ak Parti yüzde elliye yakın bir oy aldı, hakeza geri kalan yüzde ellide diğer partiler arasında dağılıyor. Aslında Ak Partinin başarısının çoğunluğu muhalefet partilerinin başarısızlığındandır. Siz çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda başörtüsü yasak, siyer dersine yasak, Arapça dersine yasak din dersine yasak vb. politikalar koymaya çalışırsanız eliniz havada kalır.



Siz Kürt'üyle, Türküyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Boşnak'ı, Arapıyla zengin bir ırk çeşitliliğine sahip bir toplumda Türk ırkçılığı yada Kürt ırkçılığı yaparsanız eliniz havada kalır. Hemen hemen her şeyi ile dışarıya karşı bağlı bir ülke iken, baştaki hükümetin çoğu alanlarda yerli ürünler çıkarmasına tepki değilde destek olup tebrik etseydiniz belki her şey farklı olacaktı. En azından siz kazanacaktınız. Yaptığı yanlışları daha güzel bir üslup ile eleştirşeydiniz siz kazanacaktınız. Siz halkın yüzde 52 sinin destekleyerek seçtiği bir Cumhurbaşkanını tanımadınız ve bu demek oluyor ki, biz bu halkın yüzde 52 sini tanımıyoruz demektir. Bu da sizin başarısızlığınızın en büyük sebeplerinden biridir. Siz iç işlerinizde ki problemleri dışarıya yanı bizim en büyük düşmanlarımız olan, Avrupa şikayet ederseniz bu millet size her seçim tokadını vurmaktan çekinmeyecektir. Siz ülkeye yapılan hava limanları, üniversiteler, hastahaneler, yollar için millet adına teşekkür etseydiniz, siz kazanacaktınız. Ama siz seçimlere girmeyi vatana , millete hizmetten çok benim partim kazansın düsturuyla yaptığınız için bu millette size hiçbir zaman istediğinizi vermeyecektir.

İşte bu sebeple Ak Partinin başarısı, sizin başarısızlığınızdandır.

SELAM VE DUA İLE

Deniz Taşkan'a Ait olan bir önceki yazıyı okumak için >>  Hayatın Anlamı

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Hayatın Anlamı (Deniz Taşkan)

Ve güneş yeniden doğar. Yarı ölümden uyanırsın, ve aksini yaşamaya başlarsın.
Yani HAYATI...

Bir güneşin doğuşunu izlemek, yağan yağmurda kollarını bütün dünyayı saracakmış gibi açıp damlaların yüzüne vuruşu, balkondan dışarıyı izlerken kuşların masmavi gökyüzünde uçuşları sana hayatın tadını verir. Bir kelebeğin etrafında uçması, bir arının bal yapma görevini yerine getirmesi için bir çiçekten diğerine konması, kedilerin birbirlerine bakıp "mır mır" lamaları sana hayatın tadını verir. İnsanların "Bismillah" diyerek dükkan kepenklerini kaldırmaları ve diğer komşu esnaflara " -Hayırlı işler, bol kazançlar" demesi sana hayatın tadını verir. Annelerin evlatlarını okula götürmesi, sabah namazını camii cemaatiyle kılan amcaların, dedelerin kıraathanelerde birbirleriyle ettikleri muhabbet sana hayatın tadını verir.

Hayatın Anlamı (Deniz Taşkan)


Bir kaldırım taşının arasından çıkan bir oy ya da çiçek sana hayatın tadını ve o tadını aldığın hayatın başka bir alemde de devam edeceğini bilmenin tadını verir. Masmavi bir gökyüzü, kıpkırmızı bir güneş ve parçalanıp dağıtılmış bulutlar, sana sanatkârını ve ve o sanatkârı bilmenin tadını verir. Kendini bilmeyen, seni bilmeyen ağaçların "-Haydi alın ve yiyin" diyerek elleriyle(dallarıyla) ikram ettiği nimetlerin aslında kimin ikram ettiğini bilmek, sana hayatın tadını verir. Hiç yoktun ve var edildin ve bu kainat zerreden şemse kadar senin emrine, hizmetine verildi. İşte bu nimetin farkında olmak sana hayatın tadını verir. Kainattaki herşey Allah'ın ayetleridir, 'O' nun esmasından cüz-i ler taşırlar.

Onlardan Allah'a giden yolu keşfetmeye bak. Sanatlarda sanatkârı gör, görmeye çalış. Yoksa bu hayatın başka türlü tadını alamazsın. Dünyanın en iyi siyasetçisi olur siyasetini de yapsan, dünyanın en iyi yazarı olup kitabını da yazsan, dünyanın en zengin insanı olup en iyi dünya mallarını da kullansan, bunlardan ancak zahiri ve geçici tatlar alabilirsin. Eğer Allah'ı bulma yoluna ve onun verdiği tadı almaya çalışmıyorsan, sen hayatın asıl tadının, hakiki baki lezzetinin farkına varamamışsın kardeşim.

Geçmiş olsun, Rabbim şifa versin.

Amin.

SELAM VE DUA İLE

Bir önceki yazıyı okumak için "Aşk" isimli yazıya göz atabilirsiniz.

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - Aşk

Deniz Taşkan - Aşk
AŞK, ne kadar bilindik bir kelime dimi. Şuan zamanımızda dudaklarımızdan en çok çıkan kelimelerden biridir AŞK. Oysa anlamından o kadar uzaklaştı ki yada uzaklaştırıldı ki değerinden ne bir eser kaldı nede bir kalıntı. Yerinde yeller esiyor dersek tabiri caizse çok doğru bir tanım olur.

Aslında göreceli bir kavramdır; herkese göre değişebilir. Kimine göre doğadır, kimine göre yasadığı şehir. Kimine göre daha farklı olabilir. Oysa şu yaşadığımız zamanda bu kelime dahada aşağılara çekildi iğrençliklerin içine sürüklendi, kirletildi. Şehvetin adını AŞK diye koydular ve gençlerimize böyle öğretmeye çalışıyorlar. Oysaki AŞK çok farklıydı. Mesela;
AŞK, Vefaydı. Efendimiz hira nur dağına çıktığında, dünyada vefanın eşsiz örneği Hz. Hatice annemiz o yaşlı haliyle o dağa tırmanıp yemek götürdü.

AŞK, Hayranlıktı. Hz. Aişe annemiz evinden çıkan eşi peygamber efendimizin ardından hayran hayran bakardı.

AŞK, Hasretti. Efendimizin vefatından sonra Hz. Bilal(r.a.) ezan-ı muhammediyeyi okumaya kalksa "Eşhedü enne Muhammed en resulullah" kısmına geldiğinde o kısmı söyleyemeyip diz üstüne çökerdi.
AŞK, Candan vazgecmektir. Müşrikler ilk müslümanlara zulmetmeye başladıklarında Yasir ve Sümeyye(İslam'ın ilk şehitleri) canlarından vazgeçtiler.

AŞK, Doğrulamaktı. Efendimizin miraç olayı meydana geldiğinde müşrikler Hz. Ebubekir (r.a.)'in yanına gelip "Peygamberiniz bir gecede Mescid-i Aksa ya gittiğini söylüyor,.sen bu duruma ne dersin" diye sorduklarında, Hz. Ebubekir(r.a.) "Eğer Hz. Muhammed(s.a.v.) diyorsa doğrudur" diye tasdik ediyordu.

İşte kardeşlerim AŞK kelimesinin anlamı aslında bunlardır ve bunun gibi daha nice AŞK'lardır. Bizde gerçek AŞK'ı onlardan öğrenelim.
SELAM VE DUA İLE.


Bir önceki yazımız >>  ARINMAK

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - ARINMAK

Deniz Taşkan - ARINMAK
Ey Allah'ın yarattığı en güzel mahluk. Ey Allah'ın HALİFEM dediği varlık. Kendine gel. Başını
ellerinin arsına al ve düşün. Bu gidiş nereye? diye.

Bir kez düşün ve tam düşün her şeyi düşün. Kendini anlamaya bak, Rabb'ini dinle, doğruyu bul.
Sonunda mutluluğa eriş. Hem ne mutluluk. Ebedi bir saadet. Sonsuza kadar mutluluk.Canının istediği herşey
var  orada. Değermi fani hayata karşı baki olan hayatı mahvetmeyi. Sonsuza kadar mutsuz olmaya değermi. Koy elini kalbine dinle kendini. Sadece dinle. Dinle. Dinle.

Aç gözlerini hakikate ve gör gerçeği.
Aç kulaklarını dinle ve işit hakikati.
Al hakikati eline ve tut hakikatin elinden.
Koy hakikati kalbine sev hakikati.

Sonrasında ilahi bir rıza. cennete açılan kapılar ve sonuna kadar kapana cehennem kapıları.
Anla kardeşim artık anla. Gittiğin yol azaba giden yol, mutsuzluğa giden yol.

Ne diyor şair cahit sıtkı tarancı.

'NEYLERSİN ÖLÜM HERKESİN BAŞINDA
UYUDUN UYANAMADIN OLACAK
KİMBİLİR NEREDE, NASIL, KAÇ YAŞINDA.
BİR NAMAZLIK SALTANATIN OLACAK
TAHT MİSALİ O MUSALLA TAŞINDA.'

İşte o tahta çıkmadan gel tövbe et. Rabbine tertemiz git.
Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım.
Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.(BAKARA/160)

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - SENİN HERŞEYİN ELLERİNDE


Deniz Taşkan -  SENİN HERŞEYİN ELLERİNDE
Ümitsiz olma kardeşim herdaim umutla yaşa. Hiçbir gece yoktur ki ardından güneş doğmasın. Sen yeter ki pişmanlığında samimi ol.

Pişmalığının hamurunu gözyaşlarınla yoğur, içine Rabbine olan sevgini kat ve bunu ruhuna yedir.

Nasıl yediricem diye mi düşünüyorsun. Söyleyeyim sana. Tevbe ile,namazın ile, yalvarışların ve yakarışların ile, gözyaşların ile.

Ellerini aç ve bak, gözlerinle bakarsan birşey göremezsin ama gönül gözünle bakarsan aslında ne kadar zengin olduğunu anlayacaksın.

Çünkü insanın herşeyi avuçlarında gizlidir.
Sade dar zamanında değil geniş zamanında da Rabbine yönel.
O buyurmuyormu ki,'Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.KAF/16' diye.
Hiçbir günah Rabbinin rahmetinden daha büyük değildir.
O kulunu affetmek için bahaneler ararken sen sakın ümitsiz olma. Aç ellerini yönel O'na iste ne istiyorsan. O'nun hazinesinde hiçbirşey azalmaz.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri ne diyor bak, oku.'O'NU TANIYAN VE İTAAT EDEN ZİNDANDA DAHİ OLSA SARAYLARDADIR. O'NU UNUTAN SARAYLARDA DAHİ OLSA ZİNDANDADIR,BEDBAHTIR.'

Sen O'nu bulmaya bak gerisi önemli değil.
Sen HZ. VAHŞİ'nin nasıl tevbe ettiğini bilmiyormusun. O Peygamber efendimizin en sevdiği amcası HZ. HAMZA' yı uhud savaşında şehit etmişti. 


Fırlattığı o mızrak istemeye istemeye aplanmıştı O'na.Ve şehit etmişti HZ.HAMZA'yı.Vahşî, Hazreti Hamza’yı şehit ettikten sonra Mekke’ye döndü.

Mekke fethedilince de Taif’e kaçtı. Taifliler de, İslâm’a girmek için Resûlullah’ın yanına gidiyorlardı. Artık Vahşî’nin kaçacak yeri kalmamıştı.

Kâinatın Efendisi, Vahşî’yi İslâm’a davet için haber gönderdi.
Vahşî ise Resûlullah’a şu cevabı iletti: “Ya Muhammed beni nasıl İslâm’a çağırırsın?! Allah’a şirk koşanlar, Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler, zina edenler günahlarının cezasını çekerler. Kıyamette, o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur, azap ve zillet içinde ebedî kalır. Hâlbuki ben bunların hepsini yaptım. Daha benim bir kurtuluşum olur mu?”
Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: “Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.” (Furkan, 25/70)

Bunun üzerine Vahşî: “Ya Muhammed, ‘Dönüş yapıp iman etme, güzel ve makbul işler işleme’ çok çetin bir şarttır. Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam.''

Hemen ardından şu âyet nazil oldu: “Şurası muhakkak ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder.” (Nisa, 4/48)

Yine Vahşî; “Yâ Muhammed, bu konuda görüşün nedir? Affetmek, Allah’ın hikmet ve iradesine bağlıdır. Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?” diye sordu.
Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: “Ey Şanlı Nebî, sen şunu tebliğ et: ‘Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah, dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O, gafur ve rahimdir, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur.” (Zümer, 39/53)

Vahşî, tam istediği cevabı almıştı. Derhal Müslüman oldu. Bazı insanlar dediler ki: “Yâ Resûlallah! Biz de Vahşî’nin yaptığı gibi yapmıştık. Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?” Fahr-i Kâinat, “Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir.” buyurdular. (Taberani, Mu’cemu’l-Kebir, 11/197)
İşte kardeşim hiçbir ümitsiz olma sen ne yaparsan yap yinede gel.
Ne diyor HZ.MEVLANA.Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

SELAM VE DUA İLE.


Bir önceki yazıyı okumak için >>  Gel ey kardeşim

Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - Gel ey kardeşim

Gel ey kardeşim.

Günahlarından sıyrılda gel. Nefsini hapsette gel. Dünyaya olan sevgini öldürde gel. Seni yaptığın her günahına rağmen seven, nimetini sayısızca veren, seni yoktan var edene gel. Rabbine gel. O ki kuluna şah damarından da yakın. Bir bırak bak hayat günahsız ne kadar güzel.

Gel ey kardeşim
Birazcık düşünsen göreceksin günahların çirkinliklerini. Ne kadar iğrenç olduklarını. Rabbinin hoşnutsuzluğunu kazandığını bir düşün. Mesela her türlü iyilik yaptığın ve istediği herseyi verdiğin birinin senin hoşlanmadığın, yapmasını istemediğin bir fiili yaptığını düşün. Ne kadar üzülürsün dimi. İşte kardeşim sen de günahlarınla Rabbini üzmüş olursun.
Yaptığın her günah kalbinde bir siyah leke bırakır kardeşim. Rabbin ki o nu sana tertemiz vermemişmiydi. Emanete böylemi sahip çıkıyorsun. Halbu ki emanet aldığın herşeyden hesaba çekileceksin.Yemek yemek için girdiğini bir lokantada bile hesap vermeden çıkamıyorsun. Şu koca kainatta herşey senin hizmetine sunulmuşken ve de sen onu kullanmışken hesap vermeyecekmi sanıyorsun kendini. Bilakis kardeşim en her zerresine kadar hesaba cekileceksin. Ama sen, sen ol, kendini ölmeden önce hesaba çek. Çünkü ölüm ölmüyor kardeşim. Sana diyorum kardeşim.
Günahlarından sıyrılda gel. Nefsini hapsette gel. Dünyaya olan sevgini öldürde gel. Şüphesiz Rabbin merhamet lilerin en merhametlisidir.
NOT: YAZDIKALARIMI ÖNCE NEFSİME YAZIYORUM

Bir Önceki Yazıyı Okumak İçin >> Ey kalbim



Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - Ey kalbim

Deniz Taşkan - Ey kalbim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarmış her iş. Ey kalbim sende Rabbini bil ve O'nun ismiyle başla her işe ki işlerin her daim bereketli olsun. Ne zaman daralırsan O'nu an. Kendini kötümü hissediyorsan O'na sığın. Şimdi size gerçek bir anı'mı anlatayım.

Bir vakit kendimi çok kötü hissediyordum. Çok fena daralmıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ama hiçbir zaman namazlarını sıkıntıyı bahane edip te terk etmedim.Vardiyalı çalıştığım için gece işe gidiyordum. Otobüse binip işe gidiyordum. Otobüs biraz ilerledikten sonra yanımda başından beri oturan genç bir kardeşim kalktı ve otobüsten indi. Daha sonra yanıma 45 yaşlarında yüzü resmen nur'a boyanmış bir abi oturdu. Ben telefonla kısa sureleri ve ilahiler dinlerken yanımdaki abi kendi telefonunu bana doğru uzatıp notlar bölümündeki ayetleri göstererek bunları yaz ve sabah akşam oku dedi.

Bütün dünya bir araya gelse sana zarar veremez dedi. Sıkıntıların gider dedi. Tabi ben çok heyecanlandım. Benim ineceğim yerde o da indi ve dedi ki; "Hic endişelenme Allah seni seviyor" dedi. Allah'ım bu neydi şimdi derken bile kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. Ve anladım ki Rab kulunu bu sıkıntıdan kurtarmak için bir vesile yolladı. Tabi bu ayetlerin hangileri olduğunu yazacağım size.

Yani kardeşlerim nerede, ne zaman nasıl olursa olsun içinizde sıkıntımı var Rabbimize yönelelim. O her yerde hazır ne nazırdır. O kuluna pek merhametlidir.O kuluna pek şefkatlidir. O nun rızasından başka hiçbir şeyi kendinize amaç edinmeyin. Zaten siz O'nun rızasını arayın gerisini O size verir.

SELAM VE DUA İLE...

De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler" (Tevbe-51)

Ve eğer Allah, sana bir zarar (bir darlık) dokundurursa, artık onu, O'ndan (Allah'tan) başka giderecek kimse yoktur. Ve eğer sana (senin için) bir hayır isterse, o taktirde O'nun fazlını geri çevirecek kimse yoktur. O'nu kullarından dilediği kimseye isabet ettirir. Ve O; Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (rahmet nurunun sahibi). (Yunus-107)

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. (Hud-6)

“İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” (Hud-56)

Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Ankebut-60)

Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fatır-2)

And olsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” (Zümer-38)



Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - İMTİHAN

islam
Allah'a abd olan insan dünyaya nasıl geldiğini,niye geldiğini ve ne yapması gerektiğini bilmelidir. Aklını kullanarak tefekkür etmelidir. Benim bu dünya hayatında ki konumum nedir, Rabbimin beni yaratmasındaki amacı nedir öğrenmeli.Sadece yiyerek, içerek bir takım ihtiyaçlarını gidererek hayatta verilen mühleti boşa harcamamalıdır.Aklını az bişey kullansa benim bu yaptığımı aklı olmayan mahlukatta yapıyor demek ki benim başka bir vazifem var diyebilmeli.

Rabbimiz ayeti kerimede;Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (İNSAN/2) buyurarak bizleri imtihan için yarattığını bildiriyor. Demek ki insanın diğer mahlukattan farklı bir görevi var bu da kulluk bilinci.İşte biz aklımızı bu kulluk bilinci için kullanmalıyız.Yine başka bir ayeti kerimede O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (MÜLK/2) buyurmuştur.Evet biz insanlar imtihana tabii tutuluyoruz.Yani bu sınavın sonunda ya güzel bir mükafat var ya da ağır bir ceza.

Ey insanoğlu bu dünyaya niye geldiğini hiçbir zaman unutma. Biz bir imtihandayız ve bu son nefese kadar devam edecek. Kimimiz; anne-babamızla, kimimiz; eşimizle, kimimiz; mal-mülk, kimimiz de ;sağlığımızla imtihan olacağız. Bizim yapmamız gereken bu imtihanı geçmektir.Yoksa sonumuz hüsran olur.Rabbimiz bizleri bu imtihanlardan geçenlerden eylesin, bizleri cenneti ve cemaliyle müşerref eylesin.



Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan - Dönülmez Yol

makale
Hayatın acı bir gerçeği. Konuşması bile insanın içinde bir korku yaratıyor. Birisiyle konuşunca bile başka birşey konuşalım diyip sıyrılmaya çalışıyor.Ama boşa bir uğraş.Ölüm er ya da geç kendini bizede gösterecek.Şüphesiz Rabbimiz Kur'an-i Kerim de "Her nefis ölümü tadacaktır"(Ankebut-57) buyurarak ölümden kaçışın olmadığını bildiriyor.Her yeni eskir, her doğan muhakkak ölecektir; ama önemli olan bu ölümlü hayatta nasıl yaşadığımızdır.İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür,nasıl ölürsede öyle haşrolunur buyuruyor efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.Ölümümüzü güzelleştirmek için her daim Rabbimizin emir ve yasaklarına uymak zorundayız...


Emir ve yasaklara uyan insan için ölüm vuslattır. Hz. Mevlana gibi sevgiliye kavuşmak olarak dillendiriyor ölümünü. Kimiside Rabbine savaş açmıştır ve ölümü feci olur. Firavun gibi denizin ortasında ölüp gelecek insanlara ibret olsun diye Allah'ü Teala tarafından himaye edilir. İnşaAllah bizler hayatımızı onun rızası doğrultusunda yaşayanlardan eylesin ve ölümümüz de o doğrultuda olur inşaAllah.Son noktayı üstad Necip Fazıl koysun.

"Ölüm güzel şey budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber."

Selam ve Dua ile...







Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan | Tebessüm Etmek

İslam
Tebessüm etmek en çok 'O' nda güzel duruyordu. Yaptığı her davranışta ölçülü olduğu gibi gülerken de ölçülüydü efendimiz. Çünkü hiçbir şeyin aşırısını sevmezdi.'O ' bize hep ölçü olmuştu. Uyurken de, iş yaparken de, yemek yerken de,konuşurken de ağlarken de ve de gülerken de.Efendimiz, "Güler yüzle insanlara selam vermen sadakadır (camiü's-Sağir 4\1513)" buyuruyor. İşte güler yüz bu kadar güzel bir davranıştır. Karşındaki insanın tüm dertlerini vakum gibi çekersin. Ne gam bırakırsın ne de keder. Zira Hz. HATİCE annemiz efendimiz her eve geldiğinde onu güler yüzüyle karşılardı bu da efendimizin çok memnun ederdi.

"Allah yumuşak ve güleryüzlü kimseyi sever (camiü's-Sağir 2/503)" buyurarak Allah'ü Teala'nın da güler yüzlü insanları sevdiğini müjdeliyordu efendimiz.Tabi bu konunun birde diğer yönü var ki o da aşırı gülmektir. Kahkaha atmak bir müslümana asla yakışmaz ve olmaması gereken bir davranıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Gülmeyi çoğaltmayınız! Çünkü gülmenin çokluğu kalbi öldürür.”

İbni Mace 4193, Albânî Es-Silsiletu’s-Sahiha 506
Bununla ilgili başımdan bir olayda geçmiştir.İşten gelirken otobüste iki kız aralarında konuşup kahkaha atarak gülüyorlardı. Bütün otobüsteki insanlar onlara acayip acayip bakıyorlardı.Ama kimse birşey demiyordu.Kızlar tam benim arkamda oldukları için ben kızlara efendimizin çok gülmek kalbi öldürür hadisini hatırlatmak maksadıyla

-Kızlar kalbinizi öldürmeyin dedim.Kızlar belli ki hadisten hiç haberi yok olacaklar ki bana anlamadık anlamında

-Efendim, dediler. Ben tekrar aynısını söyledim ama yine anlamadılar ve tekrar birbirlerine bakıp gülmeye başladılar.Ben görevimi yapmaya çalıştım elimin yettiği dilimin döndüğünce.

İşin kısası bu dünyada akıbetimiz belli değil bu yüzden kahkaha atarak gülmek yerine efendimiz gibi tebessüm edelim. Efendimiz“ Siz benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Yüksek dağlara çıkar, sızlanarak Allah’a yalvarırdınız. Çünkü kurtulup kurtulamayacağınızı bilemiyorsunuz.” (Câmiü’s-Sağîr, 4/1427) diyerek konu hakkında bu hadisi söylemiştir.

Rabbim kendisine layık bir kul ve Efendiler efendisine layık bir ümmet olabilme şuuru nasip etsin önce nefsime ve de sonra sizlere.

Selam ve Dua ile...


Bir önceki yazımızı okumak için >> Namazın Önemi





Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan | Namazın Önemi

Üstad Necip Fazıl;

"Namaz, sancıma ilaç, yanık yerime merhem;

Onsuz, ebedi hayat benim olsa istemem! diyerek namaza verdiği değeri şiiriyle göstermiştir. Namaz gerçekten manevi anlamda insanı huzura kavuşturan bir ibadettir.Siz yere fısıldarsını cevabı göklerden gelir.

Rabbimiz ayeti kerimede "Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. (Bakara45)"buyurarak namazı emretmiştir. O bize en büyük güzellik olan namazı hediye etti.Efendimize miraç ta hediye ettiği namazı Efendimiz de bize miraç kıldı. Namaz kılmak o kadar güzel bir ibadet ki insan kendini bu kadar mutlu başka hiçbir yerde hissedemez. Yıllar önce samanyolu tv de Reha Yeprem bir programda güzel bir söz söyledi. Sözün sahibine gelince biraz şaşıracaksınız.İsmini unuttum ama sözün sahibi bir hristiyan rahip. Rahip diyor ki:' Allah'a karşı başı secdeye gitmeyen insanlar karşısında dik duramaz. Ne kadar güzel bir söz. Bir rahib'in namazı böyle idrak etmesi çok güzel birşey. Ama bizim müslüman olarak namazı böyle anlayamıyor ve gereken değeri vermiyor olmamız çok üzücü bi durum.

Efendimizin 'Namaz dinin direğidir,her kim namazı terkederse dinini yıkmış olur' hadisi namazın önemini belirtmektedir. Çağımızın en büyük hastalıği nedir deseler hiç şüphesiz cevabım 'Namazsızlık' olur.
Eskiden insanlar namaz kılmayanları parmakla gösterirdi şimdi namaz kılanları gösterir oldular, buda gereken değeri vermediğimizi gösterir. Rabbim bizleri hakiki anlamda Namazı ikame edenlerden eylesin ve sizlerinde çevresindeki namaz kılmayan kardeşlerimize namazı anlatmasını kendilerinize görev bilmesi gerek.

Ve yazının sonunu efendimizin hadisiyle bitirelim."Namaz, Cennetin Anahtarıdır" (Hadis-i Şerif | Feyzu'l- Kadir 3/ 550) #Hadis"

Bir önceki yazımızı okumak için >> VEFANIN EŞSİZ ÖRNEĞİ




Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır. 

Deniz Taşkan | VEFANIN EŞSİZ ÖRNEĞİ

islam
Selamun aleykum arkadaşlar.

Aslında bu sitedeki ilk yazımın konusu "NAMAZ"dı. Ama yeni bi kitap bitirdim ve etkisinden kurtulamadım, zaten kurtulmakta istemiyorum. Kitabin yazarı NURDAN DAMLA kitabın ismi ise "AŞK'A ADANMIŞ BİR ÖMÜR/ HAZRETİ HATİCE". Efendimizin ilk eşi, ilk yoldaşı, ilk hayat arkadaşı, ilk sırdaşı. Tertemiz bir aşk'ın başrolü. Sadakatın, eş'e vefanın zirve noktası. Mekke'nin en güzel, en zengin, en soylu kadını.Hatice'tül Kübra. Allah'ın kendisine bu kadar nimeti bir arada vermesine rağmen, o hiçbir zaman taşlara tapmamış, bir olan Allah'tan başka hiçbir şeyi rab edinmemiştir.

Hatice annemiz kendisine verilen nimeti hep Rabbinin ve peygamberinin yolunda harcamıştır. Hiçbir zaman bundan bir an bile geride kalmamıştır. O eşine karşı hep vefalı olmuş ona karşı şefkat kanatlarını germiştir.. Efendimiz dertlendiği zaman hemen anlardı ve o derdi ondan vakum gibi çekerdi. Zaten efendimiz ömrü boyunca Hatice'sini hep anacaktı hep hatırlayacaktı. Bu eş daha yaşarken Allah'ın ve cebrail'in selamına mazhar olacak ve cennetle müjdelenecekti. Çünkü Allah böyle bir aşk'ın, böyle bir sadakatin, böyle bir vefanın karşılığını daha dünyadayken vermek istedi. Efendimiz,"Ben Hatice'nin sevgisiyle rızıklandırıldım" diyerek onun hayatındaki önemini dile getirmiştir. Çocuklarının ölümü bile onu Rabbine karşı isyana sürüklememiş aksine sabrederek daha da yakınlaştırmıştır. Böyle bir vefayı dünya hiçbir zaman göremeyecekti.

O kendisini hep eşine adamıştı, ilk vahiy olayında efendimizin korkusunu almıştı,ona hep destek olmuştu. Benim efendime malıyla ve canıyla destek olan, vefalı eş ve dost olan Hatice annem Rabbim sana rahmet etsin ve bizleride şefaatine nail etsin.Her İslam adına kurulan yuvalarda sizin muhabbetinizle süslensin evler. Sizin aşkınızla bezensin yuvalar.Rabbim bu ümmete yeni HATİCE'ler versin inşaallah.
Selam ve Dua ile...




Yazar Hakkında: Deniz Taşkan İslami konular hakkında kendine  özgü yazılar yazmaktadır. Kendine ait birçok makalesi bulunmaktadır.